Halka arzların yılı: 2020

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.

2020’nin pek çok açıdan alışılagelmiş bir yıl olmadığı kesin. Görece sakin geçen ocak ve şubat aylarından sonra Covid-19’un marttan itibaren bir pandemiye dönüşerek tüm dünyaya yayılmasıyla küresel piyasalar büyük bir çalkantı yaşadı. Gerek ABD’de gerek Avrupa’da hisse piyasaları dip yaptıktan sonra hükümetlerin birbiri ardına açıkladığı ekonomik teşvik paketleri ve merkez bankalarının para politikalarını gevşetmesiyle yatırımcı güveni büyük ölçüde toparlanma gösterdi. Reel ekonomide yaşanan zorluklara rağmen ABD’de endeksler, teknoloji hisselerinin öncülüğünde tüm zamanların en yüksek seviyelerine çıktı. Böylesine kaotik bir ortamdan kazançlı çıkanlar ise hisselerini halka arz eden şirketler oldu.
- Neler oluyor? Ağustos sonu itibarıyla ABD’de hisselerini halka arz eden şirketler 70 milyar dolardan fazla sermaye elde etti. Geçtiğimiz yılın tamamında bu rakam yaklaşık 63 milyar dolardı. Yılın geri kalanında bu trend sürdüğü takdirde 2020; 2014’ten beri en faal, dot-com balonunun tüm hızıyla şişmekte olduğu 2000’den beri ikinci en faal halka arz yılı olacak. Bu yılki halka arz trendlerinde başı çeken şirketler, özel amaçlı satın alma şirketleri (special purpose acquisition companies – SPACs) oldu. Herhangi bir ticari faaliyet göstermeyen ve sadece halka arzlarından elde ettikleri sermayeyle başka bir şirketi satın almak amacıyla kurulan SPAC’ler, 2020’de şu ana kadar 80’den fazla halka arzda 31 milyar doların üzerinde sermaye elde etti.
- Fırsatlar: Halka arz piyasasının bu yılki performansının arkasında üç temel sebep yatıyor. İlk olarak hisse piyasalarının genel olarak iyi performans gösteriyor olması, hisselerini halka arz etmeyi planlayan şirketler için elverişli bir ortam oluşturuyor. İkincisi, son zamanlarda halka arzını gerçekleştiren birçok şirketin hisseleri arz sonrasında değer kazanmış durumda. ABD merkezli varlık yönetimi şirketi Renaissance Capital’ın kurucularından Kathleen Smith, bu yıl halka açılan şirketlerin %70’inin hisselerinin arz fiyatının üzerinde işlem gördüğünü; tarihî ortalamanın ise %50 civarında olduğunu söylüyor. Son olarak başta teknoloji şirketleri olmak üzere halka açılan şirketlerin gelirlerindeki güçlü artış trendi, kârlılıktan önce büyümeyi dikkate alan yatırımcılar için cazip bir görünüm sunuyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
25 Eylül Cuma sabahından herkese merhaba. Pareto'nun yeni bülteninin ikinci sayısında iki kısa hikâyeye ve iki okuma önerisine yer veriyoruz.
25 Eyl 2020

YAZARLAR

İren Can Kuyucu
İren, Koç Üniversitesi uluslararası ilişkiler ve ekonomi bölümlerinden mezun oldu. Aposto'da ağırlıklı olarak piyasalar, ekonomi ve iş dünyası alanlarında yazıyor.

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Savunma ihracatı 2002’den bu yana katlandı, yerlilik oranı %80’e ulaştı, Türk şirketleri küresel sıralamalarda yükseldi. Ancak motorlardan kritik elektronik ve optik teknolojilere uzanan kalan %20, Türkiye’nin savunma sanayiindeki asıl sınırını gösteriyor. Bu sınırı aşmak ise daha fazla silah üretmekten değil, bilim ve teknoloji üretebilmekten geçiyor.

Bir insanın “Ne iş yapıyorsun?” sorusuna iki cümleyle cevap verip daha fazlasını anlatma ihtiyacı duymamasıyla bir markanın neyi söyleyip neyi geride bırakacağını bilmesi, aynı olgunluk eşiğine işaret ediyor. Sadelik; hiçbir şey bilmemenin getirdiği bir sığlıktan değil, aksine çok şey bilip hepsinin ağırlığını tarttıktan sonra lüzumsuz olanları arkada bırakabilme cesaretinden geçiyor.

Nike’ın marka adı, onlarca yıldır “spor” kelimesiyle neredeyse eş anlamlıydı. Bu başarı, şirketi uzun yıllar borsanın favorileri arasında tuttu. Fakat son birkaç yılda ivme şaşırtıcı bir hızla tersine döndü ve şirket, yaklaşık 18 yılın ardından S&P 100 endeksine veda etmek zorunda kaldı. Peki ne oldu da dünyanın en güçlü spor markalarından biri, bu denli hızlı bir düşüşe sürüklendi?

Reklamcılık artık dikkat ekonomisinden niyet ekonomisine geçiş yapıyor. ChatGPT’nin test ettiği Sponsorlu Ajanlar, markaların tüketicinin karar verme konuşmasına doğrudan katılmasını sağlayan yeni bir katman açıyor. Kişiselleştirilmiş iknanın birim maliyeti neredeyse sıfıra inerken mesele, anlatının nerede durduğu ve kimin adına konuştuğunun her aşamada görünür olup olmamasında düğümleniyor.

Arama deneyimimizin yapısal olarak değişmeye başladığı aşikar. Artık sadece bilgi aramıyoruz, aynı zamanda alım kararlarımızı da yapay zekaya danışıyoruz. Ancak yeni denklem yalnızca GEO’dan ibaret değil: Araştırmalar, tüketicilerin yapay zeka önerilerinde hâlâ bağımsız insan deneyimine ve güvenilir üçüncü taraflara ihtiyaç duyduğunu gösteriyor. Markalar için de esas mesele, algoritmada görünmek kadar, algoritmanın güvendiği üçüncü taraf dünyasında sahici, tutarlı ve organik bir yer edinebilmekte yatıyor.




