Helikopter alanıyla yeni bir tartışmaya yol açan Büyükada

Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Yüzyıllar geçse de bir insanın yapabildikleri değişmiyor ama yöntemi gelişiyor. Büyükada’da yapılması planlanan helikopter pisti haberini gördüğümde bunu düşündüğümü hatırlıyorum. Projenin yapılmasıyla deniz ulaşımına ek olarak hava araçlarına pist sağlanacağı, dolayısıyla da ulaşım imkânının artacağı söyleniyor. Adada yaşayanlar ne düşünüyor diye bakarsak hem yerleşim bölgesinin sakinleri hem de İstanbulluları arada bırakan ayrıntılar bulunuyor. Burada orada yaşayanlar ve orayı ziyaret edenleri ayırdım çünkü projenin plaj ve Büyükada Yat Kulübü’ne (şimdiki adıyla Anadolu Kulübü) yakınlığı eskiden Adalar’da yaşayanların karşılaştığı manzaralardan epey farklısını vadediyor.
• Gerekçe: Bunun adaya ulaşım konusunda önemli bir boşluğu dolduracağı fikri “Büyükada'ya, coğrafi konum nedeniyle deniz yoluyla ulaşım sağlanabilmektedir. Olumsuz hava koşullarında deniz ulaşımı sekteye uğramaktadır. Acil durumlarda denizden adaya ulaşım zor şartlarda yapılabilmektedir. Bu kapsamda, gerek ulaşımda çeşitliliğin sağlanması gerekse de afet ve acil durumlarda kullanılmak üzere, Heliport planlanmıştır,” ifadeleriyle açıklandı. Plan notu böyle düşülse de alanın kamu kullanımına açık olmayıp bir kişi veya şirkete mahsus olduğu/olacağı görülüyor. Elbette, daha 2014 yılında bu alana yapılacak helikopter alanının reklamlanması da dikkat çekiyor.
• Rant: Devlet gelirleri söz konusu olduğunda sıklıkla duyduğumuz rant kelimesi, “emek harcamadan elde edilen kazanım” anlamına geliyor. Bu iktisatçılara göre doğanın getirisi olarak da yorumlanırken Adalar’ın yeni bir rant alanı olması söz konusu mu endişelerini de ortaya çıkarıyor.
• Nizam mahallesi: Dalgalanarak sınırlarını çizen mahalle, projenin gerçekleşmesi hâlinde kıyı çizgisinden itibaren bir dolguya sahip olacak. Aslında bu üçüncü havaalanıyla ilgili argümanları hatırlatıyor ve projenin detaylarıyla ilgili duraksatıyor. Kulağa çalınanların en yükseği de 2.331 metrekarelik helikopter alanının mahallenin sınırlarını genişletmese de yapacağı dolgulu “ek” getiriden çok götürecekleri işaret ediyor. Mahalleliler ve hatta ada sakinleri kamuya açık olmayan bu isteğin keyfi olmamasını diliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
İstanbul'un daimî dönüşümünden anekdotlar: Kararsızlıklar, yanlış kararlar, zamana karşı direnenler...
13 Eyl 2020

YAZARLAR

Ege Dikencik
1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...




