Her Şey Konuşacak: Kıyafetlerin anlattığı hikayeyi duyuyor muyuz?

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Yazı: Ömer Çeşit
Melida Tüzünoğlu, beşinci romanı Her Şey Konuşacak ile edebiyat dünyasında bir kez daha ezberleri bozdu. Daha önce de Ambulansla Dünya Turu, Annem Bir Robot Doğurdu ve Size Müthiş Bir Yemek Hazırladım gibi yaratıcı eserleriyle tanıdığımız yazar, okurları bu kez de kıyafetlerin hafızasına doğru bir yolculuğa çıkarıyor. Roman, bir hikaye anlatıcısı olarak giysileri merkeze alırken aslında çok daha büyük bir meseleyi de tartışmaya açıyor: Tüketim çılgınlığı, sömürgeciliğin kumaş dokusuna işlenmiş tarihi ve insanın giderek daha fazla nesneleştiği bir dünya...
Romanın en ilginç yönlerinden biri, olayları giysilerin gözünden görmemiz. Yüzlerce yıl önce Aral Gölü kıyısında yetişen pamuk, Avrupa’daki lüks modaevlerine doğru yolculuğunda hangi hikayeleri taşıyor? Bir prensesin bedeninde zarafeti simgeleyen bir kumaş, kimlerin alın teriyle yıkanmış? Naylon çoraplardan Baltalimanı Anlaşması’na, Angora keçisinden Gazze bezine uzanan bu anlatı, küresel tarih ve modanın kesişim noktasında dev bir tablo çiziyor; üretim süreçlerinin bir eleştirisini sunuyor.
Bunun yanı sıra Tüzünoğlu, modern insanın en büyük yanılgılarından birine de ayna tutuyor: Kıyafetlerimizi seçerken yalnızca nasıl göründüğümüze odaklanıyoruz ancak onları kimlerin ürettiğini, nasıl bir sistemin içinde var olduklarını görmezden geliyoruz. Kendi geçmişini bilmeyen, ürettiğini sorgulamayan bir toplum, giydiği kumaşın tarihiyle de yüzleşmiyor. İnsan yedikleriyle ve tükettikleriyle aslında gerçek bir bağ kuramıyor. Bu roman, nesnelere yabancılaşmamızın nedenlerini de araştırıyor.

Roman, kıyafetlerin ve modanın yalnızca bir zevk meselesi olmadığını gösteriyor. Statü baskısı, ekonomi, göç ve toplumsal sınıflar gibi devasa meseleler, giysilerin ipliklerinde düğümlenmiş durumda. İnsanlık neden örtünmeye başladı? Neden bazı kumaşlar zenginliği, bazıları fakirliği simgeliyor? Moda devleri nasıl oluyor da hem lüksü hem de ucuz işgücünü aynı kumaşta birleştirebiliyor? Roman bütün bu soruların peşine düşerken okura güçlü bir farkındalık kazandırıyor: Giysilerimizi üreten makinelerden daha duyarsız olabilir miyiz? Tüketirken aslında neyi yok ettiğimizi, modanın ne zaman gerçek ihtiyaçtan kopup bir gösteriş aracına dönüştüğünü ve içinde yaşadığımız çağın çelişkilerini katman katman irdeliyor.
Tüzünoğlu, Her Şey Konuşacak ile yalnızca bir roman değil, aynı zamanda bir bilinç sıçraması öneriyor. Modanın ihtişamı ile tarihsel adaletsizlikler arasındaki keskin çelişkiyi anlatırken okura şunu hatırlatıyor: Hâlâ bir şansımız var. Daha az üreterek daha zengin, daha az tüketerek daha görkemli olmayı seçebiliriz.
Bu roman, sadece edebi bir macera değil, aynı zamanda yaşadığımız çağın kör noktalarına ışık tutan güçlü bir manifesto. Kıyafetlerin sesi var. Peki, biz onları dinlemeye hazır mıyız?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.



