

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMW'nin desteğiyle hazırlanmaktadır.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İklim krizinin gelecekten nasıl bir dünya yaratacağı henüz bilinmiyor; ancak yükselen sıcaklıkların, kuraklığın, sellerin, kontrol edilemeyen yangınların ve deniz seviyesindeki artışın dönüştürdüğü dünya artık uzak bir gelecek senaryosunun bir parçası değil. Bugün deneyimlenen bu dönüşüm insanlığın geleceğini belirsizleştirirken geçmişe ait izleri de giderek daha kırılgan hale getiriyor. Binlerce yıldır varlığını sürdüren bir mağara resmi, tarihsel bir yapı ya da arkeolojik alan, değişen çevresel koşullar karşısında geri dönüşü olmayan bir kaybın eşiğine gelebiliyor ve doğanın fiziksel dönüşümü böylece insanlığın kültürel belleğinin dönüşümüne, kimi zaman da silinmesine eşlik ediyor.
Buna rağmen iklim değişikliğinin kültürel miras üzerindeki etkileri, ekosistemler ve insan sağlığı üzerindeki etkilerine kıyasla oldukça geç tartışılmaya başlandı. Kültürel mirasın iklim değişikliğine uyum ve risk azaltma politikalarına dahil edilmesi de yakın bir geçmişe dayanıyor. Oysa bugün farklı coğrafyalarda yaşanan kayıplar, tehdidin tek bir çevresel etkiden kaynaklanmadığını gösteriyor. İklim değişikliği sıcaklık artışından aşırı yağışlara, sellerden kuraklık ve yangınlara, kıyı erozyonundan şiddetlenen fırtınalara kadar birbirini besleyen süreçlerle kültürel mirasın fiziksel varlığını değiştiriyor.
Avustralya’nın kuzeybatısındaki Burrup Yarımadası’nda bulunan ve dünyanın en eski kaya sanatı örnekleri arasında kabul edilen petroglifler bunun en çarpıcı örneklerinden biri. Yüz binlerce kaya üzerine işlenmiş ve yaklaşık 40 bin yıllık geçmişe sahip bu kültürel miras, bölgedeki endüstriyel faaliyetlerin yol açtığı hava kirliliği ve asit yağmurlarının tehdidi altında. Sülfür ve azot oksitlerin atmosferde suyla birleşmesiyle oluşan asitler, kaya yüzeylerinin kimyasal yapısını değiştirirken binlerce yıldır varlığını sürdüren kaya sanatı örneklerinin geri dönüşü olmayan biçimde aşınmasına neden oluyor.

Benzer bir kırılganlık Türkiye’deki kültürel miras alanlarında da görülüyor. UNESCO Dünya Mirası Listesi’nde yer alan Divriği Ulu Camii ve Şifahanesinin cephe bezemeleri artan termal stres nedeniyle bozulma tehdidi altındayken Efes Antik Kenti artan sıcaklıklar, yağış miktarındaki dengesizlik, nem ve aşırı rüzgarların etkilerine açık durumda. Üstelik kültürel mirasın zarar görmesi için her zaman büyük bir afetin gerçekleşmesi gerekmiyor. Sıcaklık, su, nem ve asit seviyelerindeki değişimler yapıların yüzeylerinde fiziksel, biyolojik ve kimyasal bozulmayı hızlandırırken erozyon ve çölleşme zemini, değişen tuz ve asidite dengesi ise toprak altında yüzyıllardır korunan kalıntıları etkiliyor.
Bazı durumlarda ise tehdit çok daha görünür ve hızlı ilerliyor. Sudan’daki Meroe Adası’nda bulunan iki bin yıllık El Bajrawiya piramitleri 2020’de Nil Nehri’nin taşmasıyla oluşan sel sırasında kum torbası bariyerleri ve pompalarla korunabildi. İskoçya’nın Orkney Adaları’ndaki yaklaşık beş bin yıllık Neolitik yerleşim Skara Brae, yükselen deniz seviyesi ve kıyı erozyonu nedeniyle giderek daha savunmasız hale geliyor. Kuzey Denizi kıyılarındaki Viking ve Orta Çağ yerleşimlerinde ise şiddetlenen fırtınalar, yükselen deniz seviyesi ve kıyı erozyonu arkeolojik alanların fiziksel bütünlüğünü tehdit ediyor.

The New York Times
Kuraklık ve yangınlar bu tablonun başka bir boyutunu oluşturuyor. 2021 yazında Türkiye’nin güneyinde yaşanan büyük orman yangınları sırasında Antalya’daki antik kentler ve arkeolojik alanlar da doğrudan risk altına girdi, Bodrum’daki Herakleia Antik Kenti’nin bazı bölümleri yangından etkilendi. İklim değişikliğinin yarattığı uzun süreli kuraklık, düşük nem ve yüksek sıcaklık koşulları yangınların yayılma hızını ve şiddetini artırırken kültürel miras alanlarını da doğal çevreleriyle birlikte kırılgan hale getiriyor.
Bütün bu örneklerde farklı görünen tehditler aynı iklim sisteminin değişen davranışlarından besleniyor. Bir yerde suyun fazlalığı tarihi bir yapıyı tehdit ederken, başka bir yerde suyun yokluğu yangını büyütüyor, yükselen deniz seviyesi kıyıdaki arkeolojik alanı aşındırırken sıcaklık ve nemdeki daha yavaş değişimler bir yapının taş yüzeyini zaman içinde bozuyor. Bu nedenle kültürel mirasın iklim kriziyle ilişkisi, tek tek eserlerin fiziksel olarak korunmasından daha geniş bir anlam taşıyor.
Kültürel miras, geçmişte yaşamış toplumların geride bıraktığı maddi varlıkların toplamı değildir; insanlığın geçmişle kurduğu ilişkinin ve kültürel belleğin taşıyıcısıdır. Bir yapının, arkeolojik alanın ya da binlerce yıllık bir imgenin geri dönüşü olmayacak biçimde yok olması, onun taşıdığı kültürel bilginin ve tarihsel sürekliliğin de kesintiye uğraması anlamına gelir. İklim krizinin zamansal çelişkisi de belki burada belirginleşir: Gelecek kuşaklara nasıl bir dünya bırakacağımızı tartışırken, aynı dünyanın geçmişten bugüne taşıdığı izleri de kaybetmeye başlıyoruz. Doğal yaşam alanları içindeki canlı türleriyle birlikte yok olurken kültürel miras alanları da insanlığın geçmişe dair izlerini silen çevresel değişimlerle zarar görüyor. Geleceğe ne bırakacağımız sorusu, böylece yaşanabilir bir gezegenin sınırları kadar o gezegende hangi belleğin ve hangi kültürel sürekliliğin varlığını sürdürebileceğiyle de ilişkili hale geliyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İklim krizinde yeni bir normal arayışı, teknolojinin çözüm vaadi, böceklerin şaşan takvimi, kültürel mirasın iklim karşısındaki kırılganlığı ve doğayla değişen ilişkimiz; bu sayıda ve çok daha fazlası.
15 Eki 2026

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
“Dünyanın güzelliği bir farkındalık çanıdır.” — Thich Nhat Hanh
15 Eki 2026

Geleceğe duyduğumuz güven, bugün harekete geçmemizi engelliyor olabilir mi?
15 Eki 2026

Küçük bedenlerine koca bir dünyanın düzenini sığdıran canlılar; böcekler
15 Eki 2026





