İklime Uyum Sadece İnsan İçin Olmaz

Doğa temelli çözümler
İklime Uyum Sadece İnsan İçin Olmaz

147 - bmw i - Dünyahali hep
BMW i ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle hazırlanmaktadır.

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Dr. Çağla Kettner

İklim krizi büyüdükçe şehirlerde ve kırsalda kendimizi korumak için daha çok çözüm arıyoruz. Ağaç dikmek, dere yataklarını onarmak, sulak alanları korumak, parkları çoğaltmak, yeşil çatılar yapmak gibi uygulamalara “doğa temelli çözümler” deniyor. Bu çözümler sıcaklığı düşürebilir, sel riskini azaltabilir, havayı iyileştirebilir ve yaşam kalitesini artırabilir. Ancak yeni bir bilimsel çalışma önemli bir uyarı yapıyor: Eğer bu çözümler sadece insanın rahatını düşünerek tasarlanırsa, eksik kalır. Çünkü doğa yalnızca bize hizmet eden bir araç değildir; kuşlar, böcekler, ağaçlar, balıklar ve başka birçok canlı da bu yaşamın parçasıdır.

Nature dergisinde yayımlanan yeni bir makale, Avrupa’nın beş bölgesinde politika yapıcılar ve uygulayıcılarla yapılan odak grup görüşmelerine dayanıyor. Çalışmanın vardığı sonuç şu: İklime uyum için yapılan doğa temelli projeler, doğayı sadece “insan için kullanılan bir araç” gibi görmekten çıkmalı; “insanla birlikte yaşayan bir ortak” gibi ele almalı. Yani mesele sadece daha fazla ağaç dikmek değil. Hangi ağacın dikildiği, o ağacın kuşlara, arılara, toprağa ve su döngüsüne nasıl katkı verdiği de düşünülmeli. Araştırma, karar alma süreçlerinde bu bakışın çoğu zaman kaybolduğunu gösteriyor.

Bunu Türkiye’den örneklerle düşünmek çok kolay. Mesela yazın aşırı ısınan şehirlerde daha fazla ağaç gölgesi elbette insanları rahatlatır. Ama doğru planlama yapılmazsa, yalnızca görüntü için dikilen birkaç ağaç gerçek fayda üretmeyebilir. Oysa yerel iklime uygun ağaçlar, kuşlara yuva olan türler, arıları besleyen bitkiler ve toprağın su tutmasını artıran yeşil alanlar birlikte planlandığında aynı proje hem insanı serinletir hem de şehirdeki canlı yaşamını güçlendirir. Doğa temelli çözüm, tek bir işe yarayan “süs” değil, canlılar arasında ilişki kuran bir sistem olmalıdır.

Türkiye’nin resmi iklim uyum stratejisinde de doğa temelli çözümler ve ekosistem temelli uyum önemli başlıklar arasında yer alıyor. İzmir bu konuda dikkat çekici örneklerden biri. Avrupa Çevre Ajansı’nın uyum platformunda yer alan bilgiye göre, İzmir’de yeşil koridorlar, kent ormanları ve yenilikçi su yönetimi gibi doğa temelli çözümler, hem iklim direncini artırmak hem de kent biyoçeşitliliğini güçlendirmek için kullanılıyor. Bu yaklaşım, makalenin anlattığı fikri somutlaştırıyor: Bir park ya da yeşil koridor sadece insanların yürüyüş yaptığı yer değildir; aynı zamanda kuşlar, tozlayıcı böcekler ve diğer canlılar için de yaşam alanıdır.

Bunların yanında, sulak alanlar da çok önemli. Türkiye’de geçmişte yürütülen koruma ve sürdürülebilir kullanım çalışmaları, sulak alanların hem biyolojik çeşitlilik hem de iklim uyumu açısından kritik olduğunu gösteriyor. Sulak alanlar suyu depolar, taşkın etkisini azaltabilir, kurak dönemlerde ekosisteme destek olur ve çok sayıda canlıya yaşam alanı sağlar. Yani bir sulak alanı korumak, sadece kuşları korumak değil; aynı zamanda insan yerleşimlerini de daha dayanıklı hale getirmek anlamına gelir.

Makalenin en güçlü mesajlarından biri şu: Büyük değişimler her zaman dev projelerle başlamaz. Bazen küçük ama doğru değişiklikler daha büyük dönüşümlerin kapısını açar. Bir şehirde yol kenarındaki ağaçları sadece gölge veren nesneler gibi değil, bir ekosistemin parçası gibi görmek; parkları sadece boş vakit alanı değil, aynı zamanda yaşam koridoru olarak planlamak; dereleri beton kanallara çevirmek yerine mümkün olduğunca doğal akışına yaklaştırmak. Bunların hepsi hem iklime uyumu güçlendirir hem de diğer canlıların yaşam hakkını gözetir. Bu tür küçük ama etkili adımlar zamanla karar alma biçimini değiştirebilir.

İklim krizine karşı çözüm üretirken doğayı sadece “kullandığımız” bir şey gibi görürsek, hem eksik hem de adaletsiz davranmış oluruz. Gerçek uyum, insanı doğanın üstünde değil, içinde gören bir anlayışla mümkün. Türkiye’de artan sıcak hava dalgaları, seller, kuraklık ve su stresi düşünüldüğünde, bundan sonra sorulması gereken soru şu olabilir: Bu proje sadece insanlara mı yarıyor, yoksa birlikte yaşadığımız bütün canlılara da yaşam alanı açıyor mu? Geleceğin dayanıklı şehirleri, yalnızca insanlar için değil, tüm canlılar için daha yaşanabilir olan şehirler olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

172: El Niño Kapımızda 🌇

El Niño geliyor; sıcak hava dalgaları karşısında dayanışma, doğadan öğrenilen ruh sağlığı dersleri, çocuklar için doğa hikâyeleri, Mardin Bienali'nde arılar ve sanat, iklime uyumun doğa temelli yolları ve çok daha fazlası.

11 Haz 2026

BMW i ile birlikte
Raimond Klavins, Unsplash

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR