İlişki utancından ilişki durgunluğuna: Yeni dünyada aşk nereye gidiyor?

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Bu yaz tatilinde arkadaşlarımın kızları Defne ve Yaz, kiraladığımız evde odalar seçilirken evin en güzel odasını bana verdiler. Çünkü benim sevgilim ya da kocam olmadığı için “cool auntie” (Cool teyze) oluyormuşum ve bu yüzden en cool odada benim yatmam gerekiyormuş… Bekar olduğum için kutlandığım yegane olay sanırım buydu. Zira genelde, bekar olmak toplum nezdinde o kadar kutlanası bir şey değil. En azından bugüne kadar değildi.
- Kasım ayının başında Vogue'un Britanya edisyonunda Chanté Joseph imzasıyla yayımlanan “Erkek arkadaşlar artık utanç verici bir şey mi?” başlıklı makalenin yankıları geçmeden The Economist "İlişki Durgunluğu" kapağıyla boy gösterdi.
Vogue makalesi de, The Economist’in konuyu genişçe ele alan dosyaları da, birer sebep değil sonuç; birden fazla nedeni olan bir dönüşüm. Sadece ilişkilerle ilgili değil üstelik, kendimize bakışımız, dünyaya ne söylediğimiz, toplumsal olarak değişen her şeyi kaleydoskop misali tek mercekten çok pencere açan bir tartışma bu.
Öncelikle okumayanlar için Vogue’un büyük tartışma yaratan makalesinden söz edelim. Chanté Joseph’in makalesi temelde, kadınların sosyal medyadaki ilişki durumlarını gösterme biçimlerinin değişimi üzerinden bir teori atıyor ortaya ve özetle diyor ki: Kadınlar artık bir erkek arkadaşa sahip olmanın getirdiği “statü”den vazgeçiyorlar. Sosyal medyadaki görünürlüklerini bir erkek arkadaş üzerinden inşa etmiyor, bilakis, sevgilileri varsa da altını çizmiyor hatta paylaşırken yüzüne nazar boncuğu ya da gülen surat kondurulmuş yenidoğan bebek misali sevgililerinin bir tek elini, boynunu paylaşıyorlar. Eskiden sosyeteye büyük bir şatafatla takdim edilen erkek arkadaşların şimdi ceketleri anca görünüyor.
- Joseph, bu eğilimi görüyor ve artırıyor: Kadınlar artık sevgililerinden ya da sevgilileri olmasından utanıyorlar mı?
Sevgili duyurmanın yeni adab-ı muaşereti
Biraz geriye gidelim ve bu sevgili duyurma işleri sosyal medyada bir süredir nasıl oluyordu, hatırlayalım önce. Malumunuz olduğu üzere, pek çok insanın artık ikili bir hayatı var gibi. Herkes biraz Dr. Jekyll, biraz Mr. Hide hayatı yaşıyor. Bir dışarıdaki hayat var, bir de bu hayatın insanlar tarafından görünen hâli. “Diğer insanların görmesini istediği hayat” diyelim adına.
İlişkiler özelinde, diğer insanların görmesi istenen kısım şimdiye kadar şöyle ilerliyordu: İlişki Instagram’da “official” oluyor, (buna hard launch yani büyük lansman da deniyor, özellikle ABD sosyal medya jargonunda.) Sosyeteye, yani Instagram'a takdim edilen ilişkinin "adı konmuş" sayılıyor.
Kadınlar için bu ilişki duyurularının arkasındaki "zafer" imasının pek çok nedeni var. Erkekler, kadınlar için hiç olmadığı kadar kerametli bir türe dönüşmüş durumda. Dating dünyası bir cangıl ve neredeyse mesaili bir iş kadar yorucu. Sürekli giyinip süslenip iş görüşmeleri yaptığınız, sonunda da size iş değil stajyerlik takdim ettikleri bir düzen bu düzen.
İş deme nedenim, bunun mesaili bir işe benzemesi. “Zaten geç olgunlaşıyorlar, biraz hovardalık yapsınlar” diye erkeklere türlü çeşitli imtiyaz alanları sunulurken aynı anda kadınlara bir an önce bir koca bulmaları, yoksa geç kalacakları ima ediliyor. Bu sırada şöyle giyinirsen, böyle konuşursan, şöyle hanım hanımcık davranırsan bir erkeği kendine âşık edersin, evlenirsiniz ve sonsuza dek mutlu yaşarsınız gerçeğine inanmaları için dört koldan sarmalanıyorlar.
- Tam da bu baskı yüzünden ilişkiler "Bir ilişkim olmak zorunda" düşüncesiyle başlıyor. Mutluluk sadece hayatta evlenecek ya da seni sevecek bir insan bulup onunla bir ömür geçirmek üzerinden kurulunca ilişkilerden gelen mutluluk da bir performansa dönüşüyor.
Popüler dizileri, romanları, filmleri düşünün. Bütün popüler kültür anlatıları, her yerde sürekli olarak aşkı bulmak bizi her şeyden kurtaracakmış gibi bir yanılsama sunuyor. Sonunda mutlu son, kızla oğlanın kavuşmasıyla oluyor.
Bekarlığın önlenemez yükselişi
Randevulara çıkmayı, tanışma uygulamalarını bir bir bırakan kadınlar, bekarlığı bir bayrak gibi ellerinde dalgalandırmaya başlamıştı zaten. Bir süredir sosyal medyada dolanırken ilişki işlerinden elini eteğini çektiğini duyuran daha fazla kadın görüyorum. Galiba oyundan çıktı herkes. Oyundan çıkılınca oyunun kazananı olmak da önemsizleşti.
- Karşımızda uygulama yorgunu, vasata razı olmak zorunda hissetmeyen, erkeklerin nazından şişmiş, toplumun ayrıştırmasından yılmış, bekarlığıyla barışmış, artık bir ilişki aramayan kadınlar var.
Bu yüzden de kadınlar artık tek başlarına da gayet mutlu olabileceklerini kimseye muhtaç olmadıklarını sürekli olarak kanıtlamaya çalışırken, bu kez de bekarlığı bir performansa dönüştürüyorlar.
Aslında heteropesimizm, yani bir erkekle beraber olmaktan utanma kavramı yeni bir şey değil. Asa Seresin, The Inquiry’de yayımlanan 2019 tarihli “Heteropesimizm Üzerine” adlı denemesinde şöyle diyor:
“Heteropesimizm, heteroseksüelliğe performatif bir biçimde mesafe koymaktır; genellikle hetero deneyimle ilgili pişmanlık, utanç veya umutsuzluk şeklinde kendini gösterir.”
Aradan geçen altı yılda, erkekler kadınları daha da fazla hayal kırıklığına uğrattı, bugün geldiğimiz durumda, “Bir erkeğin geçmişinin beni rezil edip etmeyeceğinden emin olamıyorum, bu yüzden de erkek arkadaşımı kişisel hesabımda paylaşmaktan çekiniyorum” dedi yazıyı yazarken konuştuğum genç kadınlardan biri.
Heteropesimizm kavramı işte burada devreye giriyor. Kadınların artık erkeklerin düzeleceğinden pek umudu kalmadı; erkekler kadınlara giderek daha fazla düşman oluyor. Kadınları minicik jestlere muhtaç hâle getiren erkekler, sonunda yalnız kalıyorlar. Kadınlarınki bir tercihe, erkeklerinki de malum, incelliğe (involuntary celibate) evrildi. Hem Batı'da gelişmiş ülkelerde hem de Doğu'da, bekarlığın büyük yükselişi, yapay zekayla yaşanan aşklara ve manosphere’de büyük bir mizojiniye ve sonunda büyük bir yalnızlık krizine doğru gidiyor.
Doomswiping
Dünyanın her yerinde tanışma uygulamaları iflasa doğru sürükleniyor. Bumble, 2021’deki zirvesinden bu yana piyasa değerinin yüzde 90’ını kaybetti. Benzer şekilde Tinder ve Hinge’in sahibi Match Group da 2021’den bu yana piyasa değerinin yüzde 80’e yakınını kaybetti.
Leeds Üniversitesi Aşk, Cinsellik ve İlişkiler Merkezi (CLSR) araştırmacılarından, üniversitede uygulamalı etik alanında ders veren ve CLSR eş-direktörü olan Natasha McKeever şöyle diyor:
“İnsanlar flört uygulamalarını artık bireylerle konuşmak yerine, sanki bir deste kartın içindeki isimleri gözden geçiriyormuş gibi kullanıyor.”
Hakikaten düşünsenize, bugün Juliet Romeo’yu "Instagram official "ilan eder miydi? Veya Romeo, Juliet’i Tinder’da sağa kaydırır mıydı? Muhtemelen hayır.
Hayatlarımızı çok uzun zamandır telefon ekranlarımızdan sürdürüyoruz. Belirli bir amaca hizmet etmiyorsa bir yemek, bir kahve için buluşarak sosyalleşmenin ne kadar nadir olduğunu biliyoruz. Zamanın sağa sola, aşağı, yukarı kaydırarak aktığı bir dönemden geçiyoruz. Hayat akarken bir vapurda, bir arkadaş masasında, yolda yürürken bir mendil düştü diye âşık olan yok artık.
Telefonun içinde, uygulamalar ve o uygulamalar sonrası oturulan bir iki saatlik bir buluşmadan aşk zaten çıkmıyor da, artık kimse aşk aradığını kendine bile itiraf etmiyor. Yaşanılıyor ya da yaşanılamıyor.
The Materialists filmini izleyenler hatırlayacaktır. Filmde bugün açık açık söylenmeyen bir meselenin sezdirilmesi, önemliydi. Çöpçatanlık şirketine başvuran herkes, bir statü peşindeydi. Birbirine “uygun” insanların birbirinden hoşlanıp hoşlanmayacağı; bu eşleşmenin skor, yani nikahla sonuçlanıp sonuçlanmayacağı ölçülüyordu. İlişkiler, aynı filmdeki gibi sadece uygunluk, denklik saikleriyle arandığı için, sürekli bir maraton koşusu ve hedef/verim odaklılıkla flörtü, aşkı bile bir iş kalemine dönüştürdü.
- Sonrası bildiğiniz gibi, love bombing, situationship, ghosting, en sonunda kara toprak...
Üstü kapalı ya da açık şekilde, düzenli, büyük olasılıkla da evliliğe giden bir ilişkiniz olmasının bir başarı sayılması işi sahiden bitse belki bir sürü ilişki başlamazdı bile. Maalesef pek az kişi birbirine âşık oluyor zira. Bir ilişki, birileri birilerine uygun olduğu ya da uygun göründüğü için başlıyor.
Bu yazı için konuştuğum bekar kadın arkadaşlarımın her birinde benzer bir kaygı vardı. Takdim edilen sevgiliden ayrıldıktan sonra yenisini de takdim etmek, eskisinin izlerini temizleme zorunluluğu. Biri şöyle özetledi:
“Nasılsa bitecek, bari sosyal medyadan tekrar silmekle uğraşmayayım, dijital izi kalmasın diye ben de, kadın arkadaşlarım da kimseyi sosyal medyasında paylaşmıyor.”
Görünürlük grevi
Her şey için gerçek olduğu vaki olan "Kişisel olan her şey politiktir" kavramına, "Her şey ekonomiktir" diye de ekleyip ilerleyelim. Kadınlar, yıllardır alınıp satıldıkları bu dünya düzeninde bir erkeğe özellikle de ekonomik ve toplumsal olarak mecburlardı. İlişki, dating, adına ne derseniz deyin dünyası, sonunda toplumsal düzeni devam ettirmek üzere var olur. İlişkiler ekonomik ve politiktir.
- Nüfusa kayıtlı olunan il değişir, soyadı değişir, ekonomik özgürlüğü yoksa harçlık aldığı erkek değişir. Çok eskiye ya da uzağa gitmeye gerek yok “Kadınlar çalıştığı için işsizlik çoğalıyor” hepimizin duyacağı şekilde dile getirilmedi mi mesela? “Kadınlar çalıştığı için evlenmiyorlar, hepsi parayı, evliliğe tercih etti” diyen yüz binlerce insan buluruz şimdi de elimizi sallasak.
Ne kadar kariyer yapmış olursanız olun, ailelerin, devletin gözünde evlenmedikçe makbul olunmuyor. İlişkinin cool olmaması zaten, evlenmenin makbullüğünden ileri geliyor, başka bir şeyden değil. Aynı şekilde, başka bir cephede bekar bir kadının başarısız kabul edilmesi, yine evlenmenin makbullüğünden.
Düzen, sistem adına ne dersek diyelim, toplum sözleşmeleriyle zaten her an deviniyor. Kadın ile erkek arasındaki güç hiyerarşisi, ilişkiler düzleminden baktığımızda evrimin de karşı tarafına geçmiş durumda. Erkeğin kadını “seçtiği” bu dünyayı Darwin görse tekrar mezara girmek isterdi. Erkekler karpuz seçme işini bile ChatGPT’ye bıraktılar zaten, seçme işinde pek de mahir oldukları söylenemez…
Şaka bir yana, kadınların erkeklerin hizasına yerleştiği çalışma hayatı, bu güç alanında erkeklerin elinde sadece kadınların toplumca kabul görebilmek için bir eş, bir anne olma zorunluluğunun öznesi olmayı bıraktı. Artık bu da elden gidiyor. Kadınlar, artık erkeklerin yemek ısmarlamasına muhtaç değiller, çoğunlukla. Erkeğiyle böbürlenmeyen bir kadın, erkeğin iktidar alanını, bir de görünürlük üzerinden bir daha yıkıyor.
Erkekler naz ve niyazlarıyla nasılsa günün birinde bana muhtaç bir kadın bulur ve onunla evlenirim diye düşünürken kadınlar birdenbire aslında tam da bu yüzden bir ilişkiye ihtiyaçları olmadığını fark etti. Erkekler buradaki değişimin nedenlerinin kendilerinden kaynaklandığını idrak edemezken kadınları kendilerini beğenmemekle, kendilerine hizmet etmemekle, çalışmakla, dünyanın düzenini bozmakla, doğurmamakla, kadınlardan beklenen rolleri ve görevleri yerine getirmemekle, "ilk yanlışta boşanmak istemekle" suçlarken; kadınlar bu esnada kendi kendilerine yetmeyi düşündüklerinden çok daha hızlı bir şekilde öğrendiler.
Bekarlığın ekonomisi
The Economist’in 8 Kasım sayısında dünyada bekarlığın sayısal durumuna dair çarpıcı bir veri toparlanması yapmışlar. Amerika genelinde 25-34 yaş grubundaki kadınların yüzde 41’i, erkeklerin yüzde 50’si 2023’te bekarken bu oran son 50 yılda ikiye katlanmış. 2010-2022 arasında yalnız yaşayanların oranı, OECD’nin 30 üyesinin 26’sında artmış durumda.
- 14 ülkede bekarlar üzerine yapılan araştırmada bekarların yüzde 40’ı "bir ilişki içinde olmakla ilgilenmediğini" söylüyor. Ve bu 14 ülkedeki bekarların yüzde 34’ü yalnız olmak istemediklerini fakat "bir eş bulmakta zorlandıklarını"; yüzde 26’sı da kısa ilişkileri olduğunu ifade ediyorlar.
Makaleden alıntılarsam “Bekar insanların büyük bir bölümünün bir ilişki içinde olmayı tercih etmesi gerçeği, ya uyumlu insanların birbirini bulmasını engelleyen bir tür flört piyasası başarısızlığı olduğunu ya da toplumun çok sayıda bekarı uyumsuz hâle getirecek şekilde değiştiğini gösteriyor. Pratikte, ikisinden de biraz var gibi görünüyor.”
Chanté Joseph, yazısını "Aşktan utanmamamız gerekiyor” diye bitiriyor. Evet, aşka hürmet etmeye geri dönmemiz gerekiyor belki. Bir ilişki Instagram’da bir post olmadığı zaman da çok kıymetli. Aslında belki de birini tanımak, âşık olmak, kur yapmaya zaman bulmak, flört etmek kıymetli.
Doğru insanı bulduğunda hiç de utanılacak bir şey değil, diyor karşı çıkanlar. Haklı oldukları bir taraf var. Galiba doğru insan, Instagram'a post koyduk mu diye düşünülmeyenler. Bir ilişki, aslında yanında başka bir insana, bir personaya bürünmediğinizde iyi bir ilişki oluyor. Hayatımda gördüğüm iyi çiftlerin çoğu, birbirleriyle birlikte değilken de aynı insanlar olanlar. Yeni bir personası olmayanlar. Çünkü ilişkiler yanımızdaki +1’ler.
Şu en klişelerden biri aslında gerçek olduğu için klişe. Yalnız başına mutlu olmayan bir insan, biriyle birlikteyken de mutlu olmuyor. Tam da bu yüzden, bir ilişkinin, birisi birine uygun ya da birtakım kriterlere uyuyor diye başlamaması gerekiyor. Sırf toplumca kabul görüyor diye bir ilişkiye muhtaç olmadığımızı dile getirmekten başlayalım. Situationship de normal değil, Instagram’da resmileşmiş bir ilişkiyi yüceltmek de...
- Sonuçta herkesin algoritması kendine, malumunuz neye etkileşim verirseniz bulunduğunuz sosyal medya mecrasının içeriği ona göre size özel olarak şekilleniyor. Her mecranın da “yürüyen” işleri var.
Bütün ikili ilişkiler, insana iyi gelmek için var. Hayatın daha kolay akması, yokuşların daha kolay çıkılması, inerken düşersen birinin elinden tutacağını bilmek için var. Murathan Mungan’ın sözlerini yazdığı "Sevgili" şarkısındaki gibi, bir sevgili dünyanın gerçeğini değiştirebilir. Eğer değiştirmiyorsa da kimseye ilişki, evlilik borcumuz yok.
- Bekarlık pekala, arkadaşlarımın kızları Yaz ve Defne’nin de düşündüğü gibi kutlanacak bir şey olabilir ve bazen en güzel yere bekarlar oturur. Ama daha güzel göründüğü, daha cool olduğu için değil, biz öyle istediğimiz için.
Kendimize telefon ekranından bakmayı bırakmamız gerekiyor bence. Sürekli nasıl göründüğünü düşünen biri, hayatı hayat gibi yaşayamaz zaten. Bu çağa durmadan bir isim vermeye çalışıyoruz da hiçbiri oturmuyor ya aslında. Oturmuyor çünkü yer ayağımızın altında sallanıp duruyor. Bildiğimiz her şey sürekli değişiyor, ama her şey de bir çağa isim verecek kadar etkili değil.
Bu çağ olsa olsa, bir büyük konuşma çağı. New York Times’da, kur yapma devrinin sonu başlıklı bir makale yayımlandığında 2013’tü. Tanışma sitelerinin ilk ortaya çıktığı dönemdi. Ardından uygulamaları geldi. Kur yapmanın sonu gelmedi. Flörtün de. Aşkın da. Sadece eskiden her şey, bildiğimiz bir şeylere benziyordu. Birinin seni sevdiğinden emin olmak için Instagram’da görünmek gerekmiyordu. Hâlâ gerekmiyor.
Ezberler bozuluyor ama, yeni ezberler geliyor yerlerine. En iyisi ne aşktan utanalım, ne aşkı aramaktan, ne aşkı bulmaktan, ne de aşkı bulamamaktan. Aşkta utanılacak bir şey yok. Aşksızlıkta da.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Sinem Dönmez
Gazeteci ve metin yazarı. 1984’te İstanbul’da doğdu. Yazı yazmaya Cumhuriyet Hafta Sonu ve Pazar eklerinde başladı. Marie Claire Türkiye, Radikal Hayat, Cumhuriyet Sokak, Hürriyet Kitap Sanat gibi mecralarda yazdı. Okumayı, düşünmeyi, kedileri ve büyük sofraların etrafında oturmayı seviyor.

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Farklı politikaları aynı şekilde uygulayarak liseyi kendi başına değer taşıyan bir yaşam alanı olmaktan çıkarıp üniversitenin bekleme salonuna dönüştürdük. Şimdi çocuklara hangi liseye gireceklerini soruyoruz; dört yıl sonra da hangi üniversiteyi kazanacaklarını soracağız. Déjà vu! Peki üniversite, bu bekleyişin sonunda başlayan bir başka bekleme odası olmasın?

1 Temmuz’da başlayan "Depozitosu Olan Ambalajlar" uygulamasıyla iade edilen her plastik, cam ve alüminyum içecek ambalajı için vatandaşlara 1 TL ödeniyor. Ancak uygulama ile tekrar kullanılabilen ambalajlar sistem dışına itilirken tek kullanımlık ambalajlar yaygınlaşıyor. "Ambalaj tasarımından bağımsız olarak ambalaj atığı sistemi tasarlanamayacağını" belirten Prof. Dr. Sedat Gündoğdu’ya göre 1 TL iade çok düşük, üretilen ürünün yüzde 20’sine yakın bir ödeme yapılması gerekiyor.

Deniz Göktaş, bize mizahın bildiğimiz hâlinin ne olduğunu hatırlattı. Bir zamanlar prime time’da politikacılarla kıyasıya dalga geçildiğini, bunun bir halüsinasyon olmadığını Yedi Uyurlar Mağarası'ndan çıkmış gibi hatırladık. Bu açıdan da Deniz Göktaş’a "sonunu düşünmeyen kahraman" değil, hoşgörünün ve gülüp geçmenin mümkün olduğu zamanların gerçek olduğunu hatırlatan biri gibi yaklaşmak gerek belki de.

Asıl öğrenme kaybı, çocuğun bedeninden, akranlarından, oyundan, doğadan, sıkıntıdan, evin gündelik işlerinden, kendi iradesinden, hayatın beklenmedik karşılaşmalarından kopmasıdır. Çocuklar yaz tatilinde öğrenmeyi kaybetmez. Biz öğrenmeyi okul sanma yanılgımız yüzünden, çocukların hayattan öğrendiklerini görme yetimizi kaybederiz.

Keynes, teknolojik ilerleme ve otomasyon sayesinde 2030 yılına gelindiğinde insanlığın temel ekonomik sorunları çözeceğini ve haftada yalnızca ortalama 15 saat çalışacağını öngörüyordu. Oysa bu eşiğe giderek yaklaşırken manzara bu öngörüden oldukça uzak. Peki ekranlarla ilişkimize dair gelecek senaryoları neler ve markaların iletişim faaliyetleri bu senaryolara göre nasıl şekillendirilmeli?




