İnsandan büyük doğa var: Rúnar Rúnarsson

"Kusursuz bir filmde, gördüğünüz ya da duyduğunuz her şeyin bir işlevi olmalıdır.” Rúnar Rúnarsson
İnsandan büyük doğa var: Rúnar Rúnarsson

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

2012’nin Ocak ayı. Yılın heyecanla beklediğim üç döneminden biri gelip çatmış. Bilgisayar ekranımda yine bir film festivalinin seçkisi, masamda cetvelle çizerek hazırladığım boş bir çizelge, festival programı yapmaya çalışıyorum. Nordik sinemaya duyduğum özel ilgi, seçkideki filmlerin hangi ülkeden olduğuna bakmamı özellikle gerektiriyor. Eldfjall. İzlandik bir isme, hatta şu iki yıl önce patlayıp hayatı felç eden yanardağın (Eyjafjallajökull) adına benziyor. Gerçekten İzlanda filmi, hem de bir ilk film, üstelik yanardağ demekmiş. Listeme ekliyorum ve Rúnar Rúnarsson ile böyle tanışıyorum. İzlerken, izlediğim tüm İzlandik filmlerde olduğu, ülkenin doğasının sineması için ne kadar büyük bir nimet olduğunu düşünüyorum. Ve insanların da doğa kadar değişken olduğunu. Ama doğanın aksine ne kadar güçsüz, ne kadar kısa ömürlü olduğunu. Aylar sonra Haneke’nin benzer temadaki Amour’u çıkageldiğinde, Rúnarsson’un filminin değerini daha iyi anlıyorum.

Volcano
Volcano

Sıfır noktası: 1977, İzlanda doğumlu Rúnar Rúnarsson’un ilk uzun metrajlı filmi Eldfjall / Volcano (2011) olsa da bu kez bir istisna yapıp, sıfır noktasını daha geriden, bir kısa filminden almak isterim. Yönetmenin ikinci kurmaca kısa filmi olan Síðasti bærinn / The Last Farm (2004), tıpkı Volcano gibi, yaşlı bir çift ve aralarındaki bağ uğruna göze aldıklarıyla ilgili. Dokunaklı ve sürprizli film, İzlanda kırsalındaki bir çiftlikte yaşayan Hrafn’ın, çocuklarının ısrarı üzerine eşi Gróa ile bir bakımevine emanet edilmeden önce, çiftlikteki son görevlerini yerine getirmesini anlatıyor. Akademi Ödülleri'nde En İyi Kısa Film kategorisinde aday gösterilen bu filmin, uzun metrajlı filmleri için yönetmenin kariyerine iyi bir ivme kazandırdığını söylemeye bile gerek yok. 

Rúnar Rúnarsson  Fotoğraf: Karlovy Vary IFF
Rúnar Rúnarsson 
Fotoğraf: Karlovy Vary IFF

Hannes, Ari ve tüm İzlanda: Rúnarsson, kısa filmlerinin başarısının ardından gelen ilk uzun metrajlı filmi Eldfjall / Volcano’da emekliliğinin ardından büyük bir değişim geçiren ve hayatı boyunca kötü davrandığı çocuklarını şaşırtarak hasta eşinin bakımını üstlenen, aralarındaki aşkı yeniden keşfeden Hannes’e çeviriyor kamerasını. Büyüme hikâyesi Þrestir / Sparrows (2015), annesi tarafından şehirden koparılıp küçük bir balıkçı kasabasına, babasının yanına yollanan Ari'nin sancılarıyla ilgileniyor. İzlanda’nın muhteşem doğası, her ikisinin de duygularını yansıtmakta büyük işlev görüyor, bir yandan da doğanın insan karşısındaki büyüklüğünü hatırlatıyor. Son olarak 56 kesitten oluşan Bergmál / Echo (2019) ile İzlanda halkının kısa ya da uzun, gerçek ya da kurmaca anlarını birbiri altına sıralıyor yönetmen. Geçtiğimiz günlerde İstanbul Film Festivali’nin Uluslararası Yarışma seçkisinde yer alan film, Noel sonrası dönemde başlayıp yeni yılın ilk günlerine kadar bir hikâyeden diğerine atlıyor. Tam 56 kere...

Echo
Echo

Sırada ne var? Rúnarsson, sıradaki projesinin ne olduğunu bilmediğini fakat büyük ihtimalle bir sonraki filminde geleneksel anlatım biçimlerine geri döneceğini söylüyor. "Bu film" diyor Echo için, "tedavi ediciydi."

Diyor ki…“Doğa, İzlanda'da yaşamanın bir parçası: Pencereden dışarı bakın, dağlar orada! Doğa güzeldir. Ancak yalnızca dekorasyon veya üretim değeri için kullanılmamalıdır. Bunu bir anlatım aracı olarak kullanmalısınız. Kusursuz bir filmde, gördüğünüz ya da duyduğunuz her şeyin bir işlevi olmalıdır.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

İçindekiler: Elektronik müziği dönüştüren plak şirketi, İzlanda'da doğanın yüceliğini kabul eden bir yönetmen, sanat tarihinde sosyal mesafe

06 Kas 2020

İzlanda'dan, New York'tan ve Londra'dan sevgilerle

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?