İnterneti Yaş Kontrolüyle Daha Güvenli Kılamayız

n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İnterneti özel ve önemli kılan en temel özelliklerinden birisi her türlü bilgiye ulaşabilmemize imkan tanıyor olması. Elbette bu özelliği suç teşkil eden ya da her kişiye uygun olmayabilecek bilgilerin ve içeriklerin de erişilebilir olması demek. Durum böyle olunca dünyanın hemen her yerinde farklı kesimlerden insanlar farklı gerekçelerle bunun ciddi bir tehlike olduğunu ve önüne geçilmesi gerektiğini savunuyor.
Bu tür tartışmalarda sıkça öne çıkarılan argümanların başında çocukların korunması ve onlara uygun olmayan içerikleri görmelerinin engellenmesi geliyor. Her ne kadar çocukların ve gençlerin internet öncesinde de kendilerine yasaklanan her türlü medyaya ulaşmanın yolunu bir şekilde bulduğunu ve internette bir şeylere erişimi engellemenin ne kadar zor olduğunu görmüş olsak da bunun için her ülkede çeşitli yollar denenmeye devam ediyor. Son dönemde maalesef popülerlik kazanan bir yöntem de internete yaş sınırı getirmek.
Geçtiğimiz haftalarda hem Avustralya’da hem de Birleşik Krallık’ta bu konu gündemde yer buldu. Avustralya hâlâ bunu nasıl yapacağı üzerine konuşurken, Birleşik Krallık’ta yasa uygulamaya geçti ve beraberinde büyük bir kaos başladı. Birçok platform BK vatandaşlarından kimliklerini veya yaşlarını doğrulamalarını talep etti, aksi takdirde birçok şeyi kullanamayacaklarını söyledi. Fakat daha uygulamanın başladığı gün bu kısıtlamaların Death Stranding oyununun selfie moduyla veya VPN kullanarak aşılabildiği gösterildi. Yani çocukları ve gençleri “korumak” için kurulan sistemlerin çocuklar tarafından aşılması bir gün bile sürmedi.
Ancak asıl mesele bu sistemlerin işe yarayıp yaramaması değil, bu yaklaşımın çok ciddi sorunlarının olması. İnternette yaş veya kimlik onaylamayı zorunlu kılmak kişisel verilerin riske atılmasından sansürü kolaylaştırmaya kadar birçok büyük zarara sebep olabilecek bir yaklaşım.
BK’daki düzenleme ile birlikte birçok büyük platform yaş onaylayabilmek için bu tür sistemler tasarlayan üçüncü parti şirketlerle anlaştı. Bu da orada yaşayan herkesin kimlik bilgilerinin ve fotoğraflarının başka bir şirketin veritabanına girmesi demek. Her ne kadar bu şirketler verileri kullanıp imha edeceğini söylese de buna güvenmek zor. Zaten kişisel verilerin internete sızması konusunda tecrübeli bir ülkeyiz ama bu şirketlerin elindeki verilerin çalınması durumunda neler olabileceğine dair dünyanın farklı yerlerinden güncel örnekler de mevcut. Çocukları ve gençleri korumaya çalışırken onların —ve geri kalan herkesin— verilerini bu şekilde riske atmanın bir anlamı yok.
Diğer yandan bu yaş sınırlaması ile nelerin kısıtlanıp kısıtlanmayacağı başlı başına bir sorun. Her ailenin çocuklarına neyi uygun gördüğü değişebilir ya da farklı inanç veya kültürden gelen birisi için uygun olan diğeri için uygunsuz olabilir. Devletlerin bu tür yasal düzenlemeler yapması koca bir ülkeye tek tip bir kültürün ve ahlak anlayışının dayatılmasına, çocukların tektipleştirilmesini kolaylaştırır. Bu tür tartışmalarda çocukları ve gençleri korumanın tanımının genellikle tek bir ahlaki ve politik bakış açısından geldiği ve bunun bütün topluma dayatılması için bir araca dönüşmesinin çok kolay olduğunu unutmamak gerekiyor.
Bütün bunların yanı sıra bu tür korumacı ve aşırı engelleyici yaklaşımlar genellikle insanların ellerindeki araçları doğru ve sağlıklı bir şekilde kullanmayı öğrenmesini daha da zorlaştırıyor. Çocukken sürekli engellemelerle ve kısıtlamalarla interneti tecrübe eden birisinin dijital okuryazarlığı kaçınılmaz olarak çok düşük olacaktır ve bunun sonunda engellemelerden kurtulduğunda kendisini çok daha riskli bir noktada bulabilir. Sonuçta bugün dijital dolandırıcılıklara ve komplo teorilerine genellikle belirli bir yaşın üstündeki insanların daha çok kanıyor olmasının en temel sebebi bu teknolojilerle daha geç tanışmış olmaları.
Oysa bu tür sistemler ve yasalara ayrılan zaman ve para erken yaştan itibaren herkesin dijital okuryazarlık seviyesini artırmaya ve tehlikeli içeriklerden, dolandırıcılık gibi güvenlik risklerinden, yanlış bilgi yayanlardan nasıl korunacaklarını öğrenmelerini sağlamaya ayrılsa bu tür önlemlere ihtiyaç bile kalmayacak. Sonuçta hem çocukların hem de ebeveynlerin dijital okuryazarlık seviyesi yeterli olursa devletin herkese yasakçı bir baba gibi müdahale etmesine de gerek kalmaz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
n okuyoruz|Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu haftanın anahtar kelimeleri: Substack, Death Stranding, kişiselleştirme, komplo teorileri.
03 Ağu 2025

YAZARLAR

n okuyoruz|
Ahmet A. Sabancı dünyada gazetecilik ve medya alanındaki gelişmeleri ve trendleri takip ediyor ve her pazar sabahı NewsLabTurkey tarafından yayınlanan n okuyoruz| bülteninde okurları için derliyor.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir haber sitesi neden 3 dakikada 50 MB indirme yapıp 1.5 GB RAM kapasitesi kullanır?
29 Mar 2026

Gazeteciliğin durumuna romantik değil, gerçekçi bir şekilde yaklaşmalıyız.
01 Mar 2026






