🎷 İstanbul cazının üç kuşağı, İstanbul Caz Festivali'nin 30. edisyonunda buluşacak


İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi Miniatürk’te
İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi Nedir? Sergi . İBB Kültür AŞ ve ModelPort iş birliğinde hazırlanan İstanbul Tarihî Yarımada model Sergisi , on bini aşkın tarihî figürün 1/87 oranında küçültülmüş hâliyle ziyaretçilerini bekliyor.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
Temmuz ayında müzikseverlerle buluşacak 30. İstanbul Caz Festivali; İmer Demirer, Can Kozlu, Ali Perret, Selen Gülün Blue Band ve İpek Göztepe Quintet gibi farklı kuşaklardan müzisyenlerin sahne aldığı bir konserle kapanış yapacak. Selen Gülün’ün müzik direktörlüğünde gerçekleşecek konser, 19 Temmuz Çarşamba günü Cemal Reşit Rey Konser Salonu’nda saat 20.00’de başlayacak. Kapanış gecesinde pek çok farklı kuşağı yetiştiren Can Kozlu’ya İstanbul Caz Festivali’nin Yaşam Boyu Başarı Ödülü verilecek.

İpek Göztepe Quintet | Kaynak: İKSV
Gecenin açılışını Nardis Genç Caz Vokal Yarışması ve Genç Caz gibi etkinliklerde kendini gösteren İpek Göztepe’nin beşlisi yapacak. 1997 doğumlu caz vokalistine yine genç kuşaktan Engin Özşahin, Eren Turgut ve Mehmet Ali Şimaylı eşlik edecek. Gecenin devamında Selen Gülün Blue Band sahnede olacak. Besteci ve piyanist Selen Gülün’ün orkestra için yazdığı müzikleri birlikte seslendireceği kadroda Engin Recepoğulları, Serhan Erkol, Barış Ertürk, Bulut Gülen, Halil İbrahim Işık, Barış Doğukan Yazıcı, Ozan Musluoğlu ve Berke Özgümüş olacak. Gecenin kapanışında İmer Demirer Trio sahne alacak. Trompetçi Demirer’e davulda festivalin bu yılki Yaşam Boyu Başarı Ödülü’nün sahibi Can Kozlu ve bazı parçalarda caz piyanisti Ali Perret de eşlik edecek. Konser için yerini şimdiden ayırmak isteyenleri şöyle alalım.

Ali Perret | Fotoğraf: obpphotography
7 - 19 Temmuz tarihleri arasında gerçekleşecek festivalin programında yer alan 40’a yakın konserde 200’ü aşkın yerli ve yabancı sanatçı olacak. Şehrin iki yakasına ve çeşitli bölgelerine yayılan 30. İstanbul Caz Festivali’nde Americana/indie folk ikilisi The Lumineers, Batı Afrika folk müziği Wassoulou'nun yaşayan efsanevi vokallerinden Fatoumata Diawara, trip-hop'un öncülerinden Morcheeba, Riff Cohen ve Türk caz devlerinden Okay Temiz'in projesi The Ritual müzikseverlerle buluşacak.
İKSV’nin İstanbul'un çeşitli yerlerini mesken tutacak ve iki ay boyunca şehri binbir sesle yankılatacak müzik festivallerini incelemek istersen buraya bakabilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
30.
İstanbul Caz Festivali
İmer Demirer
Can Kozlu
Ali Perret
Selen Gülün Blue Band
İpek Göztepe Quintet
Selen Gülün
Cemal Reşit Rey Konser Salonu
İpek Göztepe
Nardis
Engin Özşahin
Eren Turgut
Mehmet Ali Şimaylı
Engin Recepoğulları
Serhan Erkol
Barış Ertürk
Bulut Gülen
Halil İbrahim Işık
Barış Doğukan Yazıcı
Ozan Musluoğlu
Berke Özgümüş
İmer Demirer Trio
Americana
The Lumineers
Batı Afrika
Wassoulou
Fatoumata Diawara
Morcheeba
Riff Cohen
caz
Okay Temiz
İstanbul
NEREDE YAYIMLANDI?
Şehri selamlayanlar, selamlayacaklar, duyuru panomuza iliştirdiklerimiz ve dahası.
23 Nis 2023

YAZARLAR

Dilara Kaya
Aposto - Dilara Kaya

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.




