Jakuzi son albümünde daha aydınlık, daha parıltılı

Hafta sonu, Basel’de yaşayan bir arkadaşıma “Jakuzi konseri nasıldı, yeni albümden şarkılar çaldılar mı?” diye soruyorum. Arkadaşım, “Türk dinleyicisi yeni şarkılara hemen dahil olamadı ama yabancı arkadaşlarım bu albümün plağını almayı çok istedi, bayıldılar” diyor.
Jakuzi son albümünde daha aydınlık, daha parıltılı

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Albüm incelemesi: Jakuzi-Madalyon I
Albüm: Madalyon I
Süre: 19 dakika
Plak şirketi: Jakuzi
Yayın tarihi: 27 Eylül 2024

Jakuzi, 2016’da ilk albümü Fantezi Müzik’i yayımladığında Türkçe sözlü alternatif müzikte kırılmalar yaşanıyordu. Synth'lerin ön planda olduğu, kusursuz vokallerin dışına çıkan, oldukça dürüst ve kendini acımasızca eleştiren sözlere sahip şarkılar dinlemeye başlamıştık. Jakuzi’nin synthpop, post punk ve dark wave arasında gidip gelen müziğinin alıcısı da zor beğenen, genelde bu türlerin İngilizce sözlü parçalarına takılıp kalan bir kitleydi. Grup gerek yarattığı görsel kimlik gerekse canlı performanslarındaki gücü ile müthiş bir fırtına yarattı. Underground’da köklenerek dijital müzik dinleme platformlarının ana akım listelerine usulca giriş yaptı.

2019’daki ikinci albüm Hata Payı Jakuzi’nin müziğini bir adım öteye taşıdı. Bir öncekinden çok daha karanlık olan bu çalışma, Berlin merkezli City Slang’ten çıktı ve bu sayede grup, Avrupa’da birçok konser verdi, festivallerde sahne aldı.

Jakuzi’nin müziğinin belirleyici yanı, dinleyicinin Kutay Soyocak’ın vokalini ya çok sevmesi ya da nefret etmesidir. Şarkılarının dinlenme sayıları da benzer şekilde uçlarda. Grubun büyük hit’i Koca Bir Saçmalık Spotify’da 53 milyon dinlenme alırken hemen ardından gelen Toz’un dinlenme sayısı 4 milyon.

Madalyon I

Jakuzi, beş yıllık aranın ardından üçüncü stüdyo albümü Madalyon’un ilk bölümünü geçen hafta yayımladı. Albümün ikinci bölümü ise dinleyici ile gelecek yıl buluşacak. Grup, albüm tanıtımına yurtdışı konserleri ile başladı. Intro’lar dahil 7 şarkıdan oluşan Madalyon, Jakuzi’nin diskografisinden çok farklı bir yerde duruyor. İlk kez prodüktör koltuğunda Taner Yücel’in oturmadığı bağımsız bir çalışmaya imza atıyorlar. En önemlisi ise Jakuzi, isminin hakkını vererek müziğini çok daha aydınlık bir hâle getirmiş ve şarkıların sürelerini de kısaltmış.

Jakuzi isminin köklerini oluşturan o parıltı sound’a yansıyor

Kutay Soyocak, bu yılın başlarında Gülşah Güray ve Kanat Atkaya’ya verdiği röportajda Jakuzi adını şöyle tanımlıyordu:

"Jakuzi keyif ve lüksü temsil eden bir obje ama hiçbirimiz evimize tutup da jakuzi yaptırmayız, biraz da rüküş bir şeydir. Bir sanat eseri alma noktasında seni birçok insandan ayırabilecek bir iş varken, jakuzi almak seni hiçkimseden ayırmaz. Ve bu çaba bence kendi içerisinde çok dramatiktir. Ben jakuzi olmak istemezdim ama bir yandan da elinden geleni yapmıştır ve sana vadettiği çok şey vardır. Bu kaybetmişlikle ilgili müthiş bir parıltısı da vardır. İlk albümde bu parıltılı ve rüküşlük, Jakuzi’nin sound’una çok oturuyordu. İkinci albümde gotik ve dark wave havasına girince şöyle düşünmüştüm: ‘Jakuzi’nin bundan haberi var mı?’ Her şeyin, jakuzi gibi tekrar anlamlandırabileceğine inanıyorum. Sanat da bu yüzden var."

Madalyon’da Jakuzi’nin isminin köklerini oluşturan o parıltı sound’a yansıyor. Bir pop deneyi olarak başlayan Jakuzi’yi bu kez gerçekten pop sularında yüzerken dinliyoruz.

Soyocak’ın kendisine taktığı bir madalyon olarak metaforik bir gönderme yaptığı albüm, Kapı Açılıyor introsu ile başlıyor. Synthler, Jakuzi dinleyicisine nasıl bir sound ile karşılaşacağının sinyalini hemen veriyor. Ardından Korkuluk’u dinliyoruz. Soyocak, kaleminin çok kuvvetli olduğunu daha önce defalarca kanıtladı. Korkuluk’ta da "Bir müzede gezer gibi, maziye dalar gözüm, üzerime hayatım bulaşmış, ne yapsam çıkmıyor izi" sözleriyle çok güçlü bir ifade biçimi ortaya koyuyor. Zaten albüm boyunca Türk edebiyatından referanslar çıkıyor karşımıza. 80’lerin lo-fi estetiği ile düzenlenen şarkı, bizi geçmişteki bir lise balosuna ışınlıyor. Gözümüzü kapadığımızda Kutay Soyocak’ı eski bir mikrofonla bu ışıltılı dans ortamında hüzünlü sözlere sahip şarkısını seslendirirken görebiliyoruz. Eserde nakarattan hemen önce “hey” diyerek konserlerde eşlik edeceğiniz kısımlar da var. Fakat şarkı, güçlü sözlerine rağmen kendi içindeki müzikal patlamasını bir türlü gerçekleştiremiyor. Parça ilerledikçe Soyocak’ın vokalinin keskinleşmesini ya da müziğinin yükselmesini beklerken buluyorum kendimi ama şarkı sakince ve usulca son buluyor.

Şiir referansları

Albümün hit’i kesinlikle Sahipsiz Gölge. Uzunçaların tonunu da en net bu şarkıda algılıyorsunuz. Adını Behçet Necatigil’in Sahipsiz Gölge şiirinden alıyor. 2:55 dakika süren şarkı üç parçadan oluşuyor. Önce Jakuzi’nin bu albümün tamamına hakim olan müziğini işitiyoruz, ardından hava değişiyor ve Ezgi Daloğlu’nun harika saksafon solosu ortama giriş yapıyor. Son olarak başrolde sadece synth'lerin olduğu karanlık bir kapanış yapılıyor. Sahipsiz Gölge, Kutay Soyocak’ın bu albümü birlikte yaptığı Bahri Onur Erol’la (Soup Natsy) yazmaya başladıkları ilk eser olma özelliğini de taşıyor. Soyocak, verdiği röportajlarda eserin birçok kez değiştiğinden bahsediyor. Belki de şarkının dinleyicisini kendi içinde birçok ruh hâline sokmasının nedeni budur. İster hüzünlenin ister hafifçe dans ederek eşlik edin, şarkı dinleyicisinin moduna göre şekilleniyor.

Çürük Düş ile Jakuzi’nin aşina olduğumuz o karanlık sound’una dönüyoruz. Şarkının girişi eski bir reklam ya da reality show jingle’ını andırıyor ve yine çok iyi bildiğimiz bariton Kutay Soyocak vokallerini işitiyoruz. Birçok şarkısında da yer alan “Felaket, küçük bir kıyamet, yakışır huysuzluğuma” gibi ifadelerle bizi tanıdığımız Jakuzi’ye döndürüyor.

Brek’in yazdığı Yalnızlar Caddesi’ni sanatçı ile birlikte söylüyor. Brek, bu şarkıyı Kutay Soyocak’ın sesini ve sözlerini düşünerek yazmış. Soyocak, bantmag’e verdiği röportajda şarkıyı ilk dinlediğinde Ahmet Haşim’in Merdivenler şiirini hatırladığından bahsediyor: 

"Bu şiiri yazarken, kendini çirkin hissettiği için hep akşamları, geceleri sokağa çıkarmış Ahmet Haşim. ‘Yalnızlar Caddesi’, bunun biraz daha kalabalık bir set hâlini canlandırdı kafamda. Albümün o şairane, biraz daha grotesk dünyasının içine girebildi."

Soyocak’ın vokalinin ön planda olduğu, çok yalın sözlere sahip bu düetin son derece depresif ve naif bir ruh hâli var. Şarkıların bir mevsimi varsa eğer, bu eser tam da bu zamanlara ait. Karanlık bir günde kulaklığınızı takıp, yarattığı atmosfere dalarak yürümenize önayak oluyor adeta.

Ardından grubun geçen yıl yayımladığı ve albümün ayak seslerini ilk kez işittiğimiz Sür Beni başlıyor. Bu şarkının canlı versiyonunu stüdyo kaydından daha çok sevdiğimi itiraf etmem gerek. Eserin en güçlü kısmı ise nakaratı. Synthwave türündeki Sür Beni, kesinlikle albümün en hızlısı ve provokatif bir yanı da var. Zaten Kutay Soyocak da outro öncesi keskin bir mod geçişi yapmak istediğini belirtiyor. Sanatçı, albümü Son Süratle ile kapatırken bir önceki şarkı Sür Beni’nin nakaratını parodiyi andıran bir sesle söylüyor. Soyocak, bu kısmın Looney Tunes çizgi filmlerindeki parodik ölümleri hatırlattığını ve albümün ikinci bölümüne dair bir interlude olmasını istediğini belirtiyor.

Kutay Soyocak’ın müziğini yeniden şekillendirdiği albüm

Kutay Soyocak albümde John Maus, Ariel Pink, Phil Collins ve Echo & The Bunnymen’den ilham aldığını söylüyor. Bahri Onur Erol (Soup Natsy) ve Memet İncili’nin miksini üstlendiği uzunçaların mastering işlemleri ise Ariel Pink’in Dedicated to Bobby Jameson albümünde çalışan Dave Cooley imzalı. Soyocak’ın Büyükada’da Bahri Onur Erol ile kaydettiği çalışmanın kapağında Yasin Arıbuğa ile Jojo Cocktail’in tasarladığı 1948 Londra Olimpiyat Oyunları madalyası var.

Albüm, Kutay Soyocak’ın verdiği bir röportajındaki "Jakuzi’nin en tezat tarafı neredeyse intihar edecek bir ruhu varken başkalarıyla birlikte bu ruhu eğlenceye dönüştürebiliyor olması" sözlerini özüne alıyor sanki. Madalyon I, Soyocak’ın pandemi sonrasında müzikal kimliğini arayışını, aynı türden şarkıları tekrar etmeme arzusunu yansıtan, “Jakuzi, bir grup mu yoksa tek kişilik bir proje mi” sorusunun cevabını aradığı, yazının en başında da dediğim gibi ya çok sevilecek ya da bir köşede unutulacak lo-fi estetiği ile tasarlanmış bir uzunçalar.

Sanatçının marş haline gelen eski şarkılarının yükünden kurtulup günümüze dair bir müzikal iz bırakmaya çalıştığı kesin. Albümün sound’una tamamen zıt şiirsel şarkı sözleri ise tezatlarla dolu Jakuzi’nin yıkıntılardan iyi bir şey yaratmaya çalıştığına işaret ediyor. İlk dinleyişte çarpıcı bir etki bırakan Fantezi Müzik’in tersine, dinledikçe açılan bir Madalyon I var karşımızda.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🤴🏿Diddy'nin çöküşü, Jakuzi'den yeni albüm

Diddy'nin skandallarla dolu kirli krallığının çöküşü ile müzik dünyası #MeToo dönemine adım atıyor. Jakuzi yeni albümü Madalyon I'de daha ışıltılı bir biçimde karşımızda.

30 Eyl 2024

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?

14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Emre Eminoğlu

·

25 Eyl 2026

Ayvalık Uluslararası Film Festivali: Ayvalık’ı farklı kılan nedir?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Aslı Perker

·

25 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Büyük yaslara sessizce eşlik edecek kitaplar
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

Burcu Dimili

·

25 Eyl 2026

Arkas Sanat ve Centre Pompidou’nun beş yıllık işbirliği: Lumina: Renk ve Işık Sanatı
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Mehmet Sindel

·

24 Eyl 2026

Yıldız Tozu | Sinemanın emekçisi, filozofu ve delisi: Werner Herzog
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.

Soner Can

·

24 Eyl 2026

Camilla Barnes ile sohbet: Korkuyla başa çıkmanın zarif yoludur mizah