Bir milyarderin uzay yolculuğu


The Internet Computer (ICP), SOL, 1INCH ve IOST şimdi Bitpanda’da
Kripto dünyasının nabzını tutan Bitpanda , geçtiğimiz haftaya platforma taşıdığı yeniliklerle başladı. Hızlı ve kolay alım-satım yapılabilmesi için kripto dünyasına hızlı bir giriş yapan The Internet Computer’u (ICP) platformda listelemeye…
Daha fazlasını öğren →
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
Arka planda Space Oddity açın. O’nun için her şey daha yeni başlıyor.
“Gradatim Ferociter”
Jeff Bezos’un uzay şirketi Blue Origin’in mottosu olan bu sözcükler, “Adım adım, yırtıcı bir şekilde” anlamına geliyor. 5 yaşından beri uzaya gitmeyi hayal eden Bezos, adım adım ama azimle ilerleyerek bu hayalini 20 Temmuz'da kardeşiyle birlikte, kendi şirketinin ilk insanlı uçuşuna katılarak gerçekleştirmeye hazırlanıyor.
Nereden nereye?
Amazon’un kurucusu, Jeff Bezos’un uzay merakı okul yıllarında başladı. Onun hayali, uzayı merak eden diğer çocuklardan farklıydı. Astronot değil, uzay girişimcisi olmak istiyordu. “İnsanlığın geleceği bu gezegende değil” diyordu.
Dünyaya bir şey çarpması durumunda, bir uzay gemisiyle hazırlıklı olmak gerektiğini söyleyen bu çocuk, 2000 yılında uzay yolculuğunu yeniden kullanılabilir fırlatma sistemleriyle ucuz, sık ve daha erişilebilir hâle getirme amacıyla Blue Origin'i kurdu. Blue Origin, insanlık için Dünya dışında bir yerde hayat kurmak yerine, Dünya'daki kaynakların korunabilmesi için uzaydan kaynak bulmayı hedefliyor.
Şimdiye kadar 15 insansız test uçuşu gerçekleştiren New Shepard, altı kişiyi kısa yörünge altı uçuşlarla taşımak için tasarlandı ve dünyanın uzay sınırının üstüne çıktıktan sonra hızlanmak yerine inişe geçerek uçuşunu tamamlıyor.
Geçtiğimiz ay, henüz hiç "gerçek insanlı uçuş" gerçekleştirmese de güvenliğini doğrulamak için NASA ve özel bilim deneylerinde kullanılan New Shepard’ın temmuz ayında gerçekleştireceği ilk insanlı uçuşunun biletleri açık artırmayla satışa çıkarıldı. Açık artırmayı kazanan kişi, 20 Temmuz’da gerçekleşecek uçuşta, Bezos kardeşlere eşlik edecek. Roket, yaklaşık 100 kilometre yükseldikten 10 dakika sonra paraşütle iniş yapacak. Yolcular, ses hızının üç katı hızda seyahat etmeyi ve yer çekimi kuvvetinin üç katını (fazla heyecanlı bir roller coaster gibi) deneyimleyecekler.
Blue Origin'in ilk insanlı uçuşunu ücret ödeyen bir yolcuyla gerçekleştirecek olması zaten şaşırtıcı bir durumdu, artık bu uçuşun dünyanın en zengin insanlarından birini ve kardeşini de taşıyacağını biliyoruz. Blue Origin'in en büyük rakiplerinden Virgin Galactic’in; Richard Branson'la yapılacak uçuştan önce test pilotları ve astronotlarla birkaç uçuş gerçekleştirdiğini, Elon Musk’ın henüz hiçbir SpaceX aracıyla uçuşa katılmadığını göz önünde bulundurursak Jeff Bezos’un kararının oldukça cesur bir karar olduğunu söylemek gerek.
Nasıl bir his?
Dünya'yı uzaydan gözlemlemek yoğun duygulara neden olabiliyor. Bilim yazarı Frank Wight'ın "genel bakış etkisi" olarak tanımladığı bu durum, gezegenimizi yüksek noktalardan gören astronotların zihnini değiştiren uyanışları ifade ediyor.
Bir yıl önce SpaceX ile uzaya gönderilen NASA astronotu Bob Behnken, bu duyguyu şöyle anlatıyor:
"Uzaydan, gerçekten gözlemlenebilen hiçbir sınır olmadığını fark ediyorsunuz. Ortak bir atmosferi paylaşan tek bir gezegen olduğunu görüyorsunuz. O, evrendeki ortak yerimiz. Dolayısıyla, salgın veya milletimizin ve dünyamızın karşılaştığı zorlukları gördüğümüzde bunlarla hep beraber yüzleştiğimizi anlıyoruz.”
57 yaşındaki Jeff Bezos da, gelecek ay, Amazon’daki CEO görevini bıraktıktan 2 hafta sonra bu deneyimi tadacak. Bakalım, “genel bakış etkisi” onda nasıl bir etki bırakacak? Bu deneyim; vergi kaçırma, sendikaları ezme ve antitröst ihlalleri iddiaları nedeniyle eleştirilerle karşı karşıya kalan ama bunun yanında müşterilerin hayatını zenginleştirerek ve işletmelerin çalışma şeklinin kalitesinin artırarak dünyadaki muazzam yeniliklere neden olan bu adamı nasıl dönüştürecek?
Siz de Jeff Bezos’un heyecanını biraz olsun hissedebilmek ve gök bilimci Carl Sagan'ın “Soluk Mavi Nokta” adını verdiği gezegenimizin görüntüsünü ve o soluk mavi noktanın hayranlık uyandıran zamansız anlatımını izlemek isterseniz internet molanıza şuradan devam edebilirsiniz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
QuandoHer salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
Apple WWDC21 hakkında bilmeniz gerekenler, Jeff Bezos'un cesur kararı ve kelimenin tam anlamıyla internetin çöküşü...
10 Haz 2021

YAZARLAR

Elif Özçakmak
Bir çocuğun merakı ve heyecanıyla bir yetişkinin olgunluğunu içinde barındıran bir ruha sahip, araştırmayı ve paylaşmayı seven bir İşletme Mühendisi.

Quando
Her salı ve cuma girişimcilik ve teknoloji ekosistemlerinden öne çıkan gelişmeler, paradigma değişimleri, inovasyon trendleri ve dijital dönüşüm e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bugüne dek bir yazılım ürününe “başarılı” denebilmesi için ürünün mümkün olduğunca çok sayıda insana ulaşması gerekiyordu. Fakat yapay zeka, yalnızca bir kişinin, bir ailenin ya da bir arkadaş grubunun kullanacağı uygulamalar geliştirmeyi de artık anlamlı hâle getirdi. Bu sayede kodlama da yalnızca ticari bir süreç olmaktan çıkıp kişisel bir yaratıcılık aracına dönüşmeye başladı.

Bu yıl sonbahar sezonu, teknoloji arenasındaki dev isimleri konu alan bir dizi yapımın gösterime girişine sahne oluyor. Bir zamanlar Hollywood'un komedi unsuru olarak gördüğü bu liderler, bugün neredeyse bir korku filminin başrolüne yerleşiyor. Fakat bu kez korku, teknolojinin uzak bir gelecekte yaratabileceği sorunlara ilişkin kurgusal senaryolardan ziyade, bugün sahip olduğu güçten ve bu gücün yarattığı sonuçlardan besleniyor.

Yapay zekaya ne istediğimizi anlatmaya çalışırken kendi isteğimiz hakkında da bilgi ediniyoruz. Bazen söylemediğimiz bir ayrıntıyı, bazen ise hiç düşünmediğimiz bir soruyu fark ediyoruz. Peki karşımızdaki bizi anlamakta ustalaştıkça bizim de kendimizi daha iyi anlamamız mümkün mü?

Fransa'da bir siber saldırı yüzlerce marketin soğutma sistemlerini uzaktan ısıtarak tonlarca gıdanın çöpe gitmesine neden oldu. Akıllı buzdolaplarından otomobillere, yataklardan su arıtma tesislerine kadar gündelik hayatı internete bağlayan teknolojiler, verimlilik sağlarken yeni bağımlılıklar ve kırılganlıklar da yaratıyor. Peki hayatı kolaylaştırmak için her şeyi birbirine bağlarken neleri gözden kaçırıyor olabiliriz?

Kadın sesiyle konuşan, kullanıcılarının ihtiyaçlarına göre şekillenen ve hayatı kolaylaştırmayı vadeden yapay zeka, gerçek kadınlar söz konusu olduğunda bambaşka bir tablo ortaya koyuyor. Dijital şiddetten işe alım süreçlerine, toplumsal cinsiyet önyargılarından ekonomik eşitsizliklere kadar pek çok alanda mevcut sorunları yeniden üretme potansiyeli taşıyan bu teknoloji, kadınlar için nasıl bir gelecek tasarlıyor?




