Jio'nun yükselişi
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
Yatırımcıların dikkatle izlediği denizaşırı pazarlardan Hindistan’ın Mumbai şehrinde bir telekom devi yükseliyor. Ülkede yaz ayları muson rüzgarları etkisinde oldukça yağışlı, dolayısıyla bereketli geçer. Reliance Industries bünyesinde faaliyet gösteren telekom şirketi Jio için de benzer şartlardan söz edebiliriz. Son 10 yılda yarım milyar civarında ülke vatandaşının ilk kez çevrim içi olduğu pazarda; ülkenin en zengin insanı Mukesh Ambani, 30 milyar dolarlık yatırımlarının karşılığını alıyor. En nihayetinde 1,3 milyar nüfuslu Hindistan pazarına girmek isteyen küresel aktörler bir bir Ambani’nin safına katılıyor, sonuçta Ambani’nin telekom şirketi iki aydan kısa bir sürede 12,2 milyar dolarlık yatırım topluyor…
- Jio: Forbes'a göre dünyanın en zengin 21'inci insanı Mukesh Ambani'nin şirketi, 65,95 milyar dolarlık bir değerlemeye sahip. 3,5 yıllık bir şirket için bu, büyük başarı. Ambani’nin sırrı ise hızla büyüyen Hindistan telekom pazarında 4G aboneliklerini rakiplerine nazaran daha ucuza sunmaktı. Şirket, 388 milyon abone ile ülkenin en büyük operatörü hâline geldi. Mobil hizmetlere ek olarak şirketin e-ticaret ve ödeme hizmetleri sunduğunu da belirtelim.
- Arka plan: Şirketin nisan ayında Facebook’un %9,99’luk hisse için 5,7 milyar dolarlık pay alımı ile başlayan yatırım turu; özel sermaye şirketleri Vista’dan 1,5 milyar dolar, Silver Lake’den 1,35 milyar dolar, KKR’den 1,5 milyar dolar ve General Atlantic’den 870 milyon doları kasasına koyması ile devam etti.
- Şimdi ne olacak? Abu Dabi’nin devlet yatırım fonu Mubadala, 1 milyar dolarlık yatırım için gün sayıyor. Jio Platforms ile görüşen ancak bir sonuç alamayan Google da rakibe, yani Vodafone’un Hindistan operasyonlarına yatırım yapmayı planlıyor. Yatırım furyasına katılması beklenen isimlerden Microsoft ise 2 milyar dolar civarında bir yatırım yapabilir. Sonuçta Big Tech’in milyonlarca kullanıcıya sahip Jio Platforms sevdası, Çin’i takiben dünyanın en büyük ikinci internet pazarına girmek için altın bir biletten başka bir şey değil...
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Geçtiğimiz hafta küresel piyasalarda, karantina önlemlerinin kademeli olarak kaldırılıyor olmasının pozitif etkilerini izledik. Ekonomik anlamda dipten dönüş sinyallerinin getirdiği olumlu hava, reel sektöre de yansıdı.
08 Haz 2020

YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



