John Carroll Kirby: “Üçüncü nesil egzotik"

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bundan beş ay önce kendi kendime konuşur, aklımda dönüp duran ve sığınacak yer arayan düşüncelerime ses olurum diyerek başladığım Beni Bana Anlat isimli podcast serimde, ilk olarak hayatta tesadüflere alan açmayı konuşmuştum. Monotonluğun kıskacında alınan kararların tekrarlı deneyimlerinden kaçmaktan bahsetmiştim. Tıpkı yakın arkadaşını Sydney’deki Tamarama Plajı’nda yer alan evinde ziyarete giden John Carroll Kirby’nin okyanusa nazır çaldığı bir şarkıda yanlış bastığını düşündüğü bir akordu kayıtta değiştirmemesi gibi. O şarkının artık bir adı var: By The Sea. Tesadüflerin de yaşamımızda her zaman yeri var. Niyetim Solange ve Frank Ocean’ın kimlikleşen modern soul pop müziğinin arkasındaki isim olan John Carroll Kirby’i daha yakından tanımak ve solo çalışmalarına odaklanmak. Merak edenler bana eşlik edebilir.

Nevrotik Woody Allen karakteri: 20. yüzyılın öncü mimarından biri olan Charles Sumner Greene’e ait bir evde büyüyen John Carroll Kirby, çocukluğunu Güney Kaliforniya’daki Arroyo Seco nehrinin yanı başındaki çimlerde koşturarak geçirdi. Müzikle 13 yaşındayken tam bir nevrotik Woody Allen karakteri olarak tanımladığı piyano öğretmeni sayesinde tanışan Kirby’e, lise ve üniversite yıllarında Kaliforniya caz sahnesinin tanınmış basçılarından biri olan John Clayton mentorluk etti. Sonraları Beastie Boys grubunun turne ekibinde yer alan piyanist Mark Ramos-Nishita ile tanıştı. Nishita’dan aldığı kalıplaşmış öğretilerin dışına çıkma ve kendi ifade şeklini bulma tavsiyeleri sayesinde piyano ve synthsizer’larla samimiyetini artırdı. Kirby icin artık müziğin peşinden gitme vakti gelmişti.
Sezgilerini takip etmek: Başta Mark Ramos-Nishita olmak üzere Norah Jones ve Blood Orange ile yıllarca turneleyen John Carroll Kirby, bu sürecin ona kattıklarını "Bu kadar çok isimle çalıştıkça müzikte hiçbir kuralın olmadığını anladım. Müzisyenler sadece sezgilerini takip ediyor ki bu gerçekten yapabileceğiniz en iyi şey.” sözleriyle ifade etmiş. Zamanla arkadaş çemberine dâhil olan Frank Ocean, Bat For Lashes ve Solange gibi isimlerle ortak çalışmalarda yer alan ve onlara prodüktörlük yapan Kirby, dikkat çeken kayıtlara imza attı. Çok geçmeden çalıştığı projelerin arasına Shabazz Palaces, Connan Mockasin, Kali Uchis ve Harry Styles gibi köklü caz seslerinin peşine düşmüş sanatçıları da ekledi.
Pürüzsüz caz ve oda müziği arasında: Kendi günceliyle alan açmaya ve bu alanı müziğiyle doldurmaya karar verdiğinde John Carroll Kirby, solo kariyerini başlatmış oldu. 2017 yılında yayımladığı Travel isimli albümünü, sırasıyla Meditations in Music ve Conflict takip etti. Son olarak Kirby, Etiyopyalı piyanist Tsegué-Maryam Guèbrou’dan aldığı ilhamla pürüzsüz caz ve oda müziği arasında konumlanan My Garden adını verdiği albümünü gün yüzüne çıkardı. "Benim için önemli olan hikâyeler, yerler, insanlar ve duygular arkasındaki kavram." diyen Kirby, bir nevi anılarıyla baş başa kaldığı arka bahçesini ziyarete açtı.
Müziğini "üçüncü nesil egzotik" olarak tanımlayan John Carroll Kirby, şimdilerde meditasyon yaptığı hardal tarlasının yanı başındaki evinin çatı katı penceresinden manzarasına Washington Dağı’nı alarak dünyaya bakıyor. Ben de usulca yanına oturuyorum. Keyfim yerinde.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Ağzınıza ve zihninize takılan o şarkılar, 72. Primetime Emmy Ödülleri öncesi bilmeniz gerekenler, sanatın bonkör destekçileri ve dahası.
18 Eyl 2020

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Size kimsenin “Geçmişi bırak” demeye hakkı yok, zaten bırakılsa bırakırdınız. Ancak belki mesele geçmişi bırakmak değil, bugünün geçmişin kurallarıyla yaşanmadığını yavaş yavaş öğrenmek. Siz artık o geçmişteki, o evdeki çocuk değilsiniz. Ve yaşanmamış hayatın çok güzel bir yanı var: Yaşanmış olandan çok daha fazla olasılık barındırıyor. Kapanmaz yaralarla yaşayanlar için üç kitap...

Yıllarca Road Runner’ın peşinde koşarken başına gelmedik felaket kalmayan Wile E. Coyote, bu kez kendisini sürekli yarı yolda bırakan ürünlerin üreticisi Acme’nin peşine düşüyor. Coyote vs. Acme, çocukluk çizgi filmlerinin kovalamaca neşesini korurken, Coyote’nin azmini kazanca dönüştüren şirketin sorumluluğunu görünür kılıyor ve ona sonunda uğradığı zararların hesabını sorma hakkı tanıyor.

Olivia Wilde’ın "Booksmart" (2019) ve "Don’t Worry Darling" (2022) sonrası gelen üçüncü uzun metrajı "The Invite", 2020 yapımı "Sentimental"ın uyarlaması. Tek mekanda geçen ve başarılı senaryosuyla öne çıkan film, iki komşu çiftin bir akşam yemeğinde buluşması üzerinden evliliklerdeki iletişimsizliği ve ilişki dinamiklerini ele alıyor

Geçen yüzyılın en etkili sanatçılarından biri olan Yayoi Kusama, 97 yaşında, Tokyo’da bir hastanede hayatını kaybetti. Kusama bir zamanlar kendisini evrendeki milyarlarca noktadan biri olarak görüyordu. Fakat o tek nokta, sonunda kendi etrafında bir evren kurdu. Ve şimdi, evrenin içinde milyonlarca nokta hâla çoğalmaya devam ediyor.

Robert De Niro’nun sinemadaki büyüklüğünü, canlandırdığı şiddet dolu erkeklerde değil, o şiddetin altında yatanı gösterebilme yeteneğinde aramak gerekir. Öfkenin altındaki korkuyu, kontrolün altındaki güvensizliği, suskunluğun altındaki arzuyu, sertliğin altındaki kırılganlığı… O, bunları karakterin bedenine yerleştirdi ve seyirciye keşfetmenin alanını açtı.



