

Sinemayla ilgilenenlerin evi: House of Yapımlab Profesyonel hayatta bağlantılar kurmak ve çeşitli ağlara dâhil olmak, o disiplin ya da endüstrideki görünürlüğünü artırmaya yardımcı oluyor. Küçük bir selamlaşmayla başlayan iletişimler dahi profesyonel iş birliklerine, ortak üretimlere aracı olabiliyor; iletişimin taraflarının konuya baktığı açıyı genişletiyor. Tayfun Pirselimoğlu, Kutluğ Ataman, Nuri Bilge Ceylan gibi ünlü yönetmenlerin filmlerinin yapımcılığını üstlenen ve 1987’den bu yana sinema sektöründe profesyonel çalışmalar sürdüren Zeynep Atakan’ın kurduğu Yapımlab, bu konuda önemli bir adım atıyor. Sinema ilgilileri arasında iş birliklerine zemin yaratmak ve yolu Yapımlab'la kesişmiş herkesin iletişimini daim kılmak için House of Yapımlab'ı hayata geçiriyor. • House of Yapımlab: 10 yıldır sinema alanında çok sayıda eğitim veren ve danışmanlık süreci yürüten Yapımlab’ın hayata geçirdiği House of Yapımlab; sinemayla farklı düzeylerde ilgilenen herkesin ortaklık kurabileceği diğer insanlarla tanışabileceği, Yapımlab Network avantajlarından ve eğitimlerinden özel indirimlerle faydalanabileceği, Yapımlab’ın akredite olduğu etkinliklere gözlemci olarak katılma hakkı bulabileceği ve Türkiye’nin en önemli sinema profesyonellerini de içeren bir ağ ile bağlantı kurabilecekleri bir topluluk olarak öne çıkıyor. House of Yapımlab; bu çağın en genç sanatlarından biri olan ve neredeyse her gün yenilenen sinemayla ilgilenenlerin; disiplinin temel prensipleri içinde kalarak yeni teknikleri, yeni formatları, yeni anlatım biçimlerini ve yeni metotları konuşabilecekleri ve böylece meslekî gelişimlerini sürekli hâle getirebilecekleri bir alan yaratmayı hedefliyor. • Üyelik modelleri: Turuncu, Gri ve Mor olarak üç farklı modelle sunulan House of Yapımlab üyelikleri; Yapımlab network'ün avantajlarının yanı sıra önemli sinemacılarla tanışma imkânı, Yapımlab eğitimlerinde indirim fırsatları ve ücretsiz atölye gibi avantajlar sunuyor. Sinema dünyasında neler olup bittiğini merak edenler için geliştirilen Turuncu Üyelik modelinde üyeler ayda 1 kez buluşma, haftalık bülten ve kısa film önerileri, ayda 2 film önerisi gibi hizmetlerden yararlanırken Yapımlab’ın anlaşmalı olduğu etkinliklere gözlemci olarak katılabilme olacağı da buluyor. Gri Üyelik modeli; yıl boyunca, dördü Zeynep Atakan tarafından, kalan sekizi ise Türkiye’nin önemli film profesyonelleri tarafından gerçekleştirilecek 12 vaka analizi çalışmasına katılabiliyor. Ayrıca Gri üyeler sinema dünyasının önemli isimleriyle network olanağı da buluyor. Her iki çalışmaya da katılabilme olacağı olan ve Yapımlab bünyesinde seçtikleri 1 adet 21*21 çalışmasına ücretsiz katılabilen Mor Üyelik sahipleri de Yapımlab’ın tüm eğitim çalışmalarında %10 indirim hakkına, Yapımlab Network etkinliklerinden yararlanma şansına ve Yapımlab’ın akredite olduğu festival ve etkinliklerde gözlemci olarak katılmaya öncelikli olarak yer alma hakkına sahip oluyor. Yapımlab’ı daha yakından keşfetmek ve Yapımlab Network’ün bir parçası olmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
1960'ların sonları ve 1970'ler feminist sanat hareketinin doğuşuna tanıklık etti ve bununla birlikte kadınlık ve kadın bedeni hakkındaki beklentileri sorgulamaktan çekinmeyen çok sayıda kadın sanatçı oldu. Judy Chicago, Miriam Schapiro ve Yayoi Kusama gibi savunucular, sanat dünyasında ve onun ötesinde kadınların özgürlüğü etrafında konuşmalar için alan yaratarak stereotipleri dönüştürmeye çalıştılar. Ne üzücü ki bu araştırma ve üretimlerin kadın bedeni üzerindeki normları ortadan kaldırmak için tek başına yeterli olması mümkün değil. Bugün bile kadınların genellikle ince, tüysüz, pürüzsüz, yumuşak, güzellik kraliçesi tanımları çerçevesinde görünümlere sahip olması, erkek bakışları lehine idealleri somutlaştırması bekleniyor. Bu nedenle, bu katı standartlara isyan eden sanatçıların çalışmaları daha uzun bir süre önemini koruyacak gibi görünüyor.
My Body, My Rules: Bu konu, Miami Peréz Sanat Müzesi'ndeki (PAMM) Eylül 2021'e kadar ziyaret edilebilecek olan My Body, My Rules sergisinin de temasını oluşturuyor. Küratör Jennifer Inacio tarafından düzenlenen grup sergisinde 20'den fazla kadın yer alıyor. Dünyanın dört bir yanından sanatçılar "kadın bedeninin tartışmalı imajına empoze edilen basmakalıplar, şiddet, sınırlamalar ve ideallerle yüzleşen akımda kadın tasvirini" incelemeyi hedefliyor.
Frances Goodman bir kadının ağzının içinde yanıp sönen ve sonra dışarı atılan sıvı bir formu tasvir eden çarpıcı neon ışık çalışması Spit/Swallow ile sergiye katılıyor. Bu eser aslında Goodman'ın bir otoportresi. Spit/Swallow, toplumsal normları kabul eden ve sözlerini yutan kadınlarla toplumsal beklentileri reddeden ve düşüncelerini tüküren kadınlara cinsel imalar üzerinden selam veriyor.

Hayv Kahraman çalışmalarında sanatıyla kadın ve göçmen kimliği arasındaki ayrılmaz ilişkiyi irdeliyor. Kahraman’ın sergide yer alan 6 Bends adlı eseri, vücutlarını izleyiciye doğru büken altı kadın figürün resmedildiği bir yağlı boya tablo. Eser, sanatçının sözleriyle "Kadınların/azınlıkların ve göçmenlerin normatif yaşam tarzlarına uydukları çeşitli yolları düşünmeyi" amaçlayan bir serisinin parçası.
Ana Mendieta yerinden edilme, maneviyat, kadın bedeni ve dönüşüm gibi konuları keşfettiği toprak-vücut performanslarıyla tanınan, kendini doğal ve antik manzaralarda dönüştürerek fotoğraf ve video olarak kaydeden bir sanatçı. Mendieta’nın sergi kapsamındaki Silueta Works in Mexico adlı çalışması da Meksika’nın Oaxaca Vadisi’nde gerçekleştirdiği, vücudunun silüetlerini tasvir eden çarpıcı kromojenik baskı serisinin bir parçası olarak izleyiciyle buluşturuyor.

Hem kendi fotoğrafları için poz veren hem de arkadaşlarını model olarak alan Lee Materazzi, gündelik mekânları ve nesneleri tuhaf, esprili sahnelere dönüştürüyor. Sanatçının sergide yer alan Untitled, Clothes on Head adlı çalışması kanepenin kenarında rahat bir şekilde oturan, kafasını bir yığın elbiseyle saran bir kadının portresi. Bu portre, Materazzi'nin ev ortamında başları çamaşırlara sarılı olarak poz veren kadın ve erkeklerin yer aldığı serisinin bir parçası.

İçselleştirilen erkek bakışları: Küratör Inacio, özellikle sergide yer alan fotoğraf çalışmalarının küratörlüğünü yaparken önemli bir şeyi fark ettiğini söylüyor. Kadın sanatçılar tarafından tasvir edilen bedenleri göstermek istediğini ancak daha yakından bakmaya başladığında, erkek bakışının bir kadın sanatçının içinde de olabileceğini fark ettiğine değiniyor. Bu yüzden gerçekten düşünmesi ve bu fotoğrafları keşfedip, süreçlerini ve kendisini sorgulaması gerektiğinden bahsediyor ve ekliyor: "Hatta kendime sormak zorunda kaldım, erkek bakışlarını içselleştiriyor muyum?" Birçoğumuzun bunu istemeden veya fark etmeden yaptığına eminim. Peki ya siz? Bir erkek bakışından bağımsızca, nesneleştirmeden kadın bedenini algılayabiliyor musunuz?
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
İçindekiler: Kalıpların dışında bir anne-kız hikâyesi, tarafsız bölgenin güvenli suları, caz standartları, kadın gözünden kadın portreleri, hayalperestler ve dahası.
19 Şub 2021

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.
13 Tem 2026

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.



