Karbon Ayak İzi

Doğadan aldıklarımızla doğaya geri verdiklerimiz arasındaki farka dikkat etmek zorundayız.
Karbon Ayak İzi

18 / 25 Şubat - BMW - Dunyahali
BMW ile birlikte

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .

Daha fazlasını öğren

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

Canlı ve cansız, tüm varlıkların, Dünya üzerinde yaptıkları her şey küçük de olsa bir değişikliğe yol açar. Bir aslanın yemek için bir gazeli avlaması bu tür değişikliklerden biridir. Gazeli aslan ve çevredeki tüm diğer canlılar yiyip tükettikten sonra sindirirler. Sindirim sistemi çıktıları doğadaki diğer bitkiler için besleyici madde haline döner, bitkiler büyür ve bir başka gazeli besler. Doğa genel anlamıyla bir denge içindedir. Arada yanardağ patlamaları veya meteor çarpması gibi büyük felaketler de olsa da doğa bu felaketlerin ardından yeni bir denge noktasına ulaşır. Doğadaki sürdürülebilirliğin temeli bu denge anlayışıdır.

İnsanlar, ilk ortaya çıkışlarından bu yana doğadaki bu dengeyi bozmaya gayret ettiler. Bazı canlıların soylarını tükettiler, ormanları yaktılar, bataklıkları kuruttular ve yeryüzünün her noktasına yayıldılar. Eski çağlarda elimizde fazla güç bulunmadığından bu dengenin bozulması da ancak sınırlı bir biçimde gerçekleşiyordu. Oysa Sanayi Devrimi ile birlikte doğanın dengesini kolay düzeltilemeyecek biçimde bozabilecek bir güce sahip olduk ve bu güç her geçen gün daha da artıyor. Geniş bir bölgeye sahip olan aslan gibi doğadan aldığımızı doğaya geri vermiyoruz artık.

Bundan dolayı, artık doğadan aldıklarımızla doğaya geri verdiklerimiz arasındaki farka da dikkat etmek zorundayız. Çoğu olguda aldıklarımızla verdiklerimiz arasındaki makas açıldığında doğaya geri dönülemez zararlar da verebiliyoruz. Örneğin, bugün atmosferde kömür yakmaya henüz başlamadığımız döneme kıyasla yüzde 50 daha fazla karbondioksit gazı var. Bu gazın iklim krizinin baş sorumlusu olduğunu biliyoruz. Ama doğa açısından daha da önemlisi, insanlık bugün ortadan yok olacak olsa, doğanın bu fazla karbondioksidi emip eski denge noktasına dönebilmesi binlerce yıl sürecek. Bu yüzden, doğadaki ayak izimizin ne derece büyük olduğunun ötesinde doğanın eski denge noktasına ne sürede dönebileceği de önemli. Bu açıdan bakıldığında atmosfere saldığımız karbondioksit en büyük zararlardan biri.

Modern yaşamda attığımız her adım bir karbon ayak izi bırakıyor. 

Evimizi ısıttığımız zaman yaktığımız doğalgaz doğrudan karbondiokside dönüşüyor. Aynı şey kullandığımız araba için de geçerli. Elektriğin ise önemli bir kısmı kömür ve doğal gaz yakan termik santrallerde üretildiği için, evdeki ışıkları bir saat yanık tutmak yaklaşık 400 gram karbondioksit salınmasına yol açıyor. Bunun da ötesinde, kolayca göremediğimiz epey farklı karbondioksit kaynağı var. Bu kaynakları göremiyor olmamız, onları hesaba katmak gerekmediği anlamına gelmiyor elbette.

Örneğin, soframıza koyduğumuz her yemeğin bir karbon ayak izi var. Yemeği pişirmek için kullandığımız enerjinin ötesinde, buzdolabında saklamak için, marketten eve taşımak için, market rafında durması için, üreticiden markete gelmesi için, üreticinin tarladan hasat etmesi için, ürünü tarlaya ekebilmesi için de enerji harcanıyor. Dolayısıyla, tükettiğimiz veya kullandığımız her nesnenin üretiminde ve nakliyesinde sera gazı salınıyor ve tümünün bir karbon ayak izi var. Balkonda yetiştirdiğiniz domatesin bile minik de olsa bir ayak izi olabilir.

Bu bağlamda dikkat etmemiz gereken önemli bir nokta var: Bugün için insanlık, doğada çok büyük bir ayak izi bırakıyor. Karbon ayak izi, bu büyük izin sadece bir kısmını oluşturuyor. Biz aynı zamanda, 

  • çok yüksek miktarda gübre ve tarım ilacı kullanıyoruz, 
  • günlük hayatımızda fazla ilaç alıyoruz, 
  • ozon tabakasına zarar veriyoruz, 
  • doğada kolay çözünmeyen maddeler üretiyoruz, 
  • belki de hepsinden önemlisi aşırı su kullanıyoruz.

Aldığımız kararlarda karbon ayak izine dikkat etmek çok kıymetli ama karbon ayak izinin daha büyük bir paketin parçası olduğunu da aklımızdan çıkarmamamız gerekir. “Karbon ayak izi” daha küçük ama “su ayak izi” ya da “kimyasal ayak izi” çok daha büyük olan ürünlerde biraz daha kafa yormak ve bilgi sahibi olmak faydalı olacaktır. 

Unutmamakta fayda var: iklim krizi, diğer problemlerin çoğundan daha acil bir sorundur.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Dünyahali

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

NEREDE YAYIMLANDI?

DünyahaliDünyahali

BÜLTEN SAYISI

54: Attığımız Adımlar

Sürdürülebilir Seyahat, Ozon Tabakası, Karbon Ayak İzi

25 Şub 2022

BMW ile birlikte
Gregoire Bertaud

YAZARLAR

Dünyahali

Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!

İLGİLİ OKUMALAR

DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fısıldayan ağaçlar

Ağaçların Görünmez İletişim Ağı ve Doğanın Dili

01 Tem 2026

Fısıldayan ağaçlar
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek

Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj

01 Tem 2026

Merceği Ormanın Kalbine İndirmek
DünyahaliDünyahali

HİKAYE

Fıstık Ağacı

Bir Coğrafyanın Hafızası: Fıstık Ağaçları

01 Tem 2026

Fıstık Ağacı