Kaşıklar, çatallar ve diğerleri: Duyusal spekülasyonlar üzerine


Tadını doğal malzemeden alan yeni nesil lokum: Marsel Delights C.S. Lewis’in dünyaca ünlü fantastik serisi Narnia Günlükleri’nin ilk kitabı Aslan, Cadı ve Dolap’ı okuyanlar veya seriden uyarlanan filmi izleyenler hatırlayacaklardır ki Narnia’nın büyülü dünyasına giriş yapan Edmund’ın Buzlar Kraliçesi Jadis’ten istediği ilk şey Türk lokumudur. Lokum yiyebilmek üzere her şeyi göze alan Edmund’a hak veriyor ve Apéro okuyucularını yeni nesil lokum Marsel Delights’ın büyülü dünyasına davet ediyoruz. Marsel Delights Akdeniz’in çok kültürlü yapısından aldığı ilhamla Doğu ve Batı sentezini yeniden yorumlayarak alışılmışın dışında lezzetler sunmayı ve insanları şaşırtmayı amaçlayan Marsel Delights; tamamen doğal ve en kaliteli malzemelerden üretilmiş farklı tat kombinasyonlarına sahip yeni nesil lokumları tüketiciyle buluşturuyor. Rafine şeker, yapay aroma ve renklendirici içermiyor, tatlı olmaları için tek ihtiyaçları meyveden gelen şeker. Marsel Delights'ın her bir çeşidi, ağızda yumuşak ve kaygan bir deneyim yaratan, tatlar arası bir seyahat olarak tasarlandı. Gerçek meyvelerin, kuruyemişlerin ve baharatların yarattığı heyecan verici tat profillerine yer verirken her sezon yeni eşleşmeler eklenmeye devam ediyor. 2021 Yaz seçkisi “Altın oranı” bulmak için yapılan pek çok deneme sonucunda bu sezon kusursuz dengeyi yakalayan Marsel Delights çeşitleri arasında; Kavruk Antep fıstığına ekşi tadıyla kurutulmuş limon eşlik ediyor Antep Fıstıklı Lokum Mevsiminde hazırlanmış çilek ve fındığın uyumunu yakalayan Çilekli Lokum Badem, tarçın ve vişnenin eşsiz birlikteliği Vişneli Lokum Gülsuyunun ekşi böğürtlen ile birleştirilmesi Güllü Lokum İri taneli cevize organik dut pekmezi eşlik ediyor Cevizli Lokum Damla sakızının karadut tozu ile ile birleşimi Damla Sakızı Lokum Marsel Delights’ın renkli tatlarını keşfetmek için bu bağlantıyı kullanabilir veya Instagram hesabını ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
Kullandığımız çatal bıçağın -muhtemelen günlük akışta çoğunlukla kanıksadığımız- bir şekilde tadıma etkisi var. Araçların materyali, dokusu ve tasarımı, eldeki hissi, gıdanın dokusuyla tamamlayıcı bir rol oynuyor. Çelik ya da gümüşün tadını getirebiliyoruz aklımıza. Bu tat ve doku, her gün, günde birkaç kez, duyu hassasiyeti en yüksek olan noktalarımızdan birine değiyor. Farklı materyallerle (çelik, gümüş, ahşap, kağıt veya plastik) veya elle yendiğinde gıdanın tadı ve tadımın hissi değişiyor.
Sofra araçları kullanmanın ya da elle yemek yemenin, sofra araçlarını büyük-küçük ya da farklı tasarımlarda kullanmanın; ağız hissine ve ürünün tat yoğunluğa katkıda bulunduğu birçok etken var. Hiç unutmam, bir gün Karaköy Köşkeroğlu’nda ilk defa deneyeceğim kuru baklavayı çatal bıçakla kesmek üzereyken baklavayı çok seven bir arkadaşım tarafından durduruldum. O günden beri, onun izinden giderek baklavayı ters yüz etmek suretiyle ve elimle yerim. Burada alt tabanının önce üst damağa değmesi, aromalarının retronazala yakın bir yerde ağız içine salınması gibi detaylar olsa da benzer bir durum, farklı konsantrasyon ve dokulardaki yiyecekler için de geçerli. Bunun yanında, Vedic pratikte yiyeceğe bir araçla değil, çıplak elle yine oldukça hassas duyuma sahip parmak uçlarıyla dokunmanın, gıdanın dokusunu ve sıcaklığını hissetmenin sindirim fonksiyonlarını başlattığı da söyleniyor. Bu henüz bilimsel olarak kanıtlanmış bir veri olmasa da üzerine çalışmalar devam ediyor.
Artık dünyada iletişim, fine dining, sanat ve tasarım kesişimlerinde deneyime çok daha fazla ağırlık verilen, aynı nesneyi yeni keşif merceklerinin altına soktuğumuz bir yere giderken alternatif yemek sahnesinde, tasarım ve bilimi birleştiren enstitü ve stüdyolarda gıdayı; araçları, kurgusu, deneyimi ve kaynağıyla spekülatif tasarımın konusu olarak görüyoruz. Bu noktada da yemek tasarımı (eating design), ürün tasarımı ve üretim; bu spekülatif yaklaşımlarla konuşur hâle geliyor.
Dünyada pek çok tasarımcı ve araştırmacı, yemek ve yeme deneyimi üzerine derinleşiyor. Marije Vogelzang, Eindhoven Design School mezunu bir eating designer olarak hem hafıza hem araç hem sosyal bağlantılar üzerine oyunsu araştırmalar yapıyor, ritüelleri ve normları yeniden yorumluyor. Design Indaba’nın Chefify etkinliği için yaptığı Grazing City Scapes’te, neden yemeğe dudaklarımızla dokunmadığımız, sofra araçlarıyla yemeği direkt olarak ağzımızın içine yönlendirdiğimiz üzerine bir soru soruyor. Bunun üzerine katılımcılarla, yemeğe yüksek yoğunluklu sinir uçlarıyla donanmış dudaklarımızla dokunup keşfettiğimizde, bu deneyimin nasıl ihtimalleri getirdiğini keşfe çıkıyor. "Araçlarla yemek yerken tam anlamıyla tabağımızla aramızda bir mesafe yaratıyoruz. Sofra kuralları bu özel etkinlik için yeniden düzenlendiğinde ve normlardan özgürleştiğinde sadece dudaklarımızı ve ağzımızı kullandığımız bir deneyim çekici hâle geliyor." diyor Vogelzang. Bu sırada katılımcılar, ellerini meşgul etmek ve yemeğe elleriyle uzanmamak için masaların altında birbirlerine uzattıkları pırasaları tutuyor ve masadaki yemeğe sadece ağızlarıyla uzanıyor.
Bir diğer örnek, Oxford araştırmacıları Vanessa Harrar ve Charles Spence ve Michel / Fabian iş birliğinden geliyor. Yiyeceğin tadını artıran, tat tomurcuklarına hitap eden bir kaşık tasarlama fikrinden yola çıkıp bunu çokça kez prototipledikten sonra kullanıcının olabildiğince şık ve ihtiyatlı şekilde tabağı yalayabileceği bir "Spoon Plate" (Kaşık Tabak) ortaya çıkarıyorlar. Sonra bu prototip, parmak üzerine modellenen bir cam asaya dönüşüyor ve farklı prototipleri yapılıyor. Son hâlini alan araç daha sonra, Fransızca "tat", "damla", "tatmak" anlamlarını buluşturan Goûte ismiyle üretilmeye başlıyor.
35’ten fazla sanatçı ve tasarımcının katıldığı tasarım stüdyosu Steinbeisser’ın yıllık olarak düzenlediği Experimental Gastronomy’nin sofra takımları seçkisi de çizginin dışındaki örneklerden. Aralarında makaslı kaşıkların, bir metrelik kaşıkların olduğu seçkinin amacı, daha yavaş bir yemek deneyimi için kullanıcının masada daha uzun zaman geçirmesini sağlamak.
Yine Londra merkezli, çoklu duyusal tasarım stüdyosu Bompas & Parr, hem deneyim hem gıda trendlerini belirlerken 14 Şubat’ta düzenlediği viski tadım etkinliğinde, bedeni bir araç olarak kullanıyor. Bu örneklerin yanında James Shaw’un Baroque Cutlery serisi, Jinhyun Jeon’ın duyumsal algıdan yola çıkarak sinesteziye ulaştığı, sezgisel düşünme süreçleri üzerine içgörüler elde etmeye çalıştığı tasarımları alandaki güçlü örneklerden.
Tasarım stüdyoları bu alanda rezidans programları açtıkça hikâye anlatıcılığı, gıda üzerinden kendine yeni nüanslar buluyor. Meraklı ve "mindful" deneyimler, deneyimi derinleştirme yolunda birçok disipline entegre edilmeye devam ediyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Bu hafta meyhane kültürümüzün Doğu'daki iz düşümü izakaya'lara oturup hemen bir bira söylüyoruz, gıdanın tasarım dünyasına geçip duyularımızı etkileyen farklı çatal-kaşıkları deniyoruz.
23 Haz 2021

YAZARLAR

apéro
İştah ve ufuk açan yemek yayını. Her çarşamba ve cumartesi önlüğünü giyer.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye'de kahvaltı hiçbir zaman yalnızca günün ilk öğünü olmadı. Ailelerin, dostlukların ve gündelik hayatın etrafında şekillenen bu kültür, Erenköy'deki Mehmet Ali Paşa Köşkü'nde bulunan Ethem Efendi Kahvaltı'yla geçmişi ve bugünü aynı sofrada buluşturuyor.
11 Tem 2026

Londra’da Türk mutfağı artık yalnızca kebapçılar ve mahalle restoranlarından ibaret değil. Şehrin merkezinde açılan yeni nesil restoranlar, sokak lezzetlerini yeniden yorumlayan girişimler ve farklı kitlelerle kurulan yeni ilişkiler, mutfağın görünürlüğünü ve algısını değiştiriyor. Soho’dan Dalston’a uzanan bu rota, Türk mutfağının Londra gastronomi sahnesindeki yerini takip ediyor.
04 Tem 2026

Beyoğlu’nun, ahşap dokulu ve minimalist atmosferiyle öne çıkan Uzak Doğu etkili restoranı Hona'dayız. Hona, şef Ansar Kemaloğlu’nun ailesinin sürgün edildiği köyün adı. Özbekistan’da geçen çocukluk yılları, Uzak Doğu mutfaklarıyla kurulan erken temas, Türk mutfağına yöneliş ve Uygur mutfağında başlayan profesyonel deneyim, bugün Hona’yı şekillendiren fikrin temelini oluşturuyor.

Ege kıyıları ve İstanbul Boğazı boyunca uzanan beş restorana konuk olduk. Her biri denizle kurulan ilişkiyi farklı yorumlarla ele alıyor. Kimi mevsime teslim olup günlük avın peşinden gidiyor, kimi ocakbaşını esintili bir Bodrum akşamına taşıyor, kimi ise köklü aile hikayelerini aynı bahçede yaşatıyor. Ortak noktaları ise ürünün kendisine duyulan güven ve ortak kurulan sofralar.
20 Haz 2026

Punch denince akla genellikle alkollü içecekler gelse de bu tarif, narenciye, çay ve baharat notalarının öne çıktığı alkolsüz bir yorum sunuyor. İsli karakteriyle öne çıkan Lapsang Souchong çayı, limon ve portakal kabuklarından hazırlanan oleo-saccharum ile birleşirken; tonik ve soda suyu karışıma ferahlatıcı bir canlılık kazandırıyor. Önceden hazırlanan soğuk demleme çay sayesinde derin aromalara sahip bu punch, kalabalık davetler için ideal.
20 Haz 2026




