Kelebekler, iklim ısındıkça beneklerini kaybedebilir


Bu sayı Yapı Kredi Sürdürülebilir Tercih Programı ile birlikte ulaşıyor.
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Exeter Üniversitesi’nde yapılan yeni bir araştırma, daha sıcak havalarda gelişen dişi çayır esmeri kelebeklerinin daha az benekli olduğunu gösteriyor.
Bulgular: Bilim insanları, 11°C’de gelişen dişi kelebeklerin ortalama 6 benek taşıdığını, 15°C’de gelişenlerin ise sadece 3 benek taşıdığını buldu. Bu keşif, kelebeklerin benek sayılarının değişkenlik göstermesinin nedenlerine dair uzun süredir değişmeyen bilimsel görüşleri sorguluyor.
Çıktıları: Araştırmacılar, daha sıcak koşullarda gelişen dişi kelebeklerin azalan benek sayısıyla kamuflajlarını iklim koşullarına adapte ettiğini öne sürüyor. Erkeklerde ise cinsel seçilim (dişileri çekme) nedeniyle benekler üzerinde bu kadar güçlü bir etki gözlemlenmemiş.
Ne anlama geliyor? Bu bulgular, çayır esmerlerindeki benek varyasyonunun, genetik polimorfizm (tek bir popülasyonda birden fazla genetik formun varlığı) yerine termal plastisiteden (sıcaklık değişikliklerine tepki verme yeteneği) kaynaklandığını gösteriyor.
Sonuç olarak: Araştırmacılar, sıcaklıklar arttıkça benek sayısının da azalacağını öngörüyorlar. Bu durum, iklim değişikliğinin beklenmedik bir sonucu olarak değerlendiriliyor ve türlerin kuzeye doğru hareket etmesinin yanında görünüşlerinin de değişeceğini gösteriyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Sektördeki yeşil dönüşüm, çevresel sürdürülebilirlik için yeni yollar açıyor: Bu süreçte dijital ve yeşil geçişin dengelenmesi mümkün mü?
20 Oca 2024

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
Bir zamanlar hayatın akışı içinde kendiliğinden gerçekleşen karşılaşmalar giderek programlanan, paketlenen ve satın alınan hizmetlere dönüşüyor. Kiminle, nerede ve nasıl karşılaşacağımızı belirleyen sosyal altyapılar artık teknoloji şirketleri, hospitality sektörü ve üyelik sistemleri tarafından şekillendiriliyor. Peki daha pürüzsüz bir sosyal yaşam uğruna farklı olanla karşılaşma ihtimalinden tümden vazgeçiyor olabilir miyiz?

Bir zamanlar birbirimizin sesini duymak için telefon açıyorduk; şimdi aramadan önce mesaj atıyor, sesli mesajlarımızı telefona dikte ettiriyor, mesajı anlamayınca yapay zekaya soruyor, cevabı da ona yazdırıyoruz. İletişim hiç olmadığı kadar hızlı ve kolay hâle gelirken birbirimizi dinlemek külfete dönüşüyor; arada da makineler bizi dinliyormuş gibi yapmayı öğreniyor.

Akıllı saatler ve uyku takip cihazları, dinlenmeyi puanlanması, optimize edilmesi ve başarılı olunması gereken bir projeye dönüştürdü. Oysa ki uyku, insanın kontrolü elinden bırakmadan yapamadığı az sayıdaki şeyden biri: Kovaladıkça kaçıyor, ölçtükçe bozuluyor, üzerine titredikçe nevroza dönüşüyor.

Akdeniz bölgesi ağırlıklı olmak üzere Türkiye’de her geçen yıl plastik atık ithalatı sorunu büyüyor. Başta Birleşik Krallık olmak üzere Avrupa’dan ithal edilen plastik atık miktarı 500 bin tona ulaşırken sahillerdeki mikro plastik sorunu büyüyor. İlk kez 1989’da gündeme gelen ancak son yıllarda yaygın kullanılan “atık sömürgeciliği” kavramı The Guardian’da yer alan bir haberde Türkiye için kullanıldı.

Arkasında ailesinin beklentileri, sınıfsal konumu, yaşadığı yer, aldığı eğitim, aile sermayesi, geleceğe ilişkin endişeleri olan, tercih formunun üzerinde adı yazan kişiyi düşünelim. Tercihi yapan el onun olabilir; peki o eli yönlendiren hayal, arzunun ne kadarı ona ait? Hayallerimiz, tercihlerimiz, arzularımız ne kadar bizim? Soruyu daha kökensel bir yerden soralım: İçimizde tercih yapan o “kişi” kim?



