Kerem Tezcan: "İnsan unsurunu ihmal eden hiçbir piyasa kalıcı sıçrama yapamaz"

Yatırımcı ilişkileri departmanları 2020 sonrası başlayan borsa çoşkusu sürecinde nasıl bir değişim geçirdi ve iyi yatırımcı ilişkileri departmanları bu süreçleri nasıl yönetti? TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği Başkanı ve Sabancı Holding Yatırımcı İlişkileri Direktörü Kerem Tezcan, iyi bir yatırımcı ilişkileri departmanının sahip olması gereken özellikleri, departmanların geçirdiği olgunlaşma sürecini, sermaye piyasalarının geleceği için atılması gereken adımları ve TÜYİD’in bu alandaki vizyonunu Aposto için anlattı.
Kerem Tezcan: "İnsan unsurunu ihmal eden hiçbir piyasa kalıcı sıçrama yapamaz"

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

2020'li yıllar Türk sermaye piyasaları için oldukça hareketli geçti. Özellikle 2021 yılından sonra Borsa İstanbul endekslerinde yaşanan hızlı yükseliş, büyük yatırımcı kitlelerinin borsaya adeta akın etmesine yol açtı ve bu ivme ile birlikte onlarca yeni şirket halka arz olarak borsada işlem görmeye başladı. Bu süre zarfında toplam yatırımcı sayısı yaklaşık 2 milyon seviyesinden 6 milyon 431 bine yükselirken, BIST TÜM’de işlem gören şirket sayısı da 352’den 590 seviyesine kadar çıktı. 

Sermaye piyasalarındaki bu büyük değişim, yatırımcı ilişkileri departmanlarının yapısını da hızlı biçimde değiştirdi. Yatırımcı sayısının 3 kattan fazla büyümesi, yüzlerce yeni şirketin borsada işlem görmeye başlaması ve işlem hacimlerinin artması, yatırımcı ilişkileri departmanlarını halka açık şirketlerin en kritik noktalarından birine yerleştirdi. 

Peki yatırımcı ilişkileri departmanları bu süreçte nasıl bir değişim geçirdi ve iyi yatırımcı ilişkileri departmanları bu süreçleri nasıl yönetti? TÜYİD-Yatırımcı İlişkileri Derneği Başkanı ve Sabancı Holding Yatırımcı İlişkileri Direktörü Kerem Tezcan, iyi bir yatırımcı ilişkileri departmanının sahip olması gereken özellikleri, departmanların geçirdiği olgunlaşma sürecini, sermaye piyasalarının geleceği için atılması gereken adımları ve TÜYİD’in bu alandaki vizyonunu Aposto için anlattı.

İyi işleyen bir yatırımcı ilişkileri departmanı hangi özelliklere sahiptir?

Sözlerine ilk olarak, “iyi işleyen bir yatırımcı ilişkileri” tanımı yaparak başlayan Tezcan, “İyi işleyen bir yatırımcı ilişkileri yapısı, şirket ile sermaye piyasaları arasında yalnızca bilgi akışını değil, güven ve öngörülebilirliği de yöneten stratejik bir köprü görevi sağlar. Özellikle belirsizliğin yüksek olduğu küresel konjonktürde, bu köprünün sağlamlığı şirketler için kritik hale geliyor” ifadelerini kullandı. 

“Güçlü bir IR departmanı, şirketin finansal sonuçlarının ötesine geçerek; stratejik önceliklerini, risk yönetim yaklaşımını ve uzun vadeli değer yaratma hikayesini yatırımcılara tutarlı bir çerçevede aktarır. Bu sayede şirketin doğru anlaşılması ve şirket paylarının adil piyasa değerine ulaşması desteklenir. Beklenti yönetiminin etkin yapılması, volatiliteyi azaltırken uzun vadeli yatırımcı tabanının güçlenmesine katkı sağlar.

Yatırımcı tarafında ise zamanında, karşılaştırılabilir ve güvenilir bilgiye erişim, rasyonel karar alma sürecinin temelini oluşturur. Finansal, operasyonel ve sürdürülebilirlik verilerinin bütüncül biçimde sunulması, yatırımcıların şirketi yalnızca bugünüyle değil, geleceğiyle de değerlendirmesine imkân tanır.

Şeffaflık sadece hisse senedi piyasasını değil, borçlanma maliyetlerini de etkiler. Yapılan araştırmalar, kurumsal açıklama -disclosure- puanı yüksek olan şirketlerin, borç verenler tarafından daha az riskli algılandığını ve bu şirketlerin daha düşük faiz oranlarıyla kredi kullanabildiğini ortaya koymaktadır. Yatırımcı ilişkileri ile yaratılan finansal şeffaflık, piyasa oyuncularına sunulan bir teminat işlevi görür. Bu teminat sayesinde yatırımcı belirsizlik iskontosu istemekten vazgeçer ve bu da şirketin daha ucuz sermayeye erişmesini sağlar.

Özetle, güçlü bir IR departmanı şirketin sermaye piyasalarındaki görünürlüğünü artırmanın ötesinde, şirket değeri ile yatırımcı beklentileri arasında sürdürülebilir bir denge kurulmasını sağlar.”

“Türkiye’de yatırımcı ilişkileri belirgin bir olgunlaşma sürecinden geçti”

Türkiye’de yatırımcı ilişkileri departmanlarının son yıllarda belirgin bir olgunlaşma sürecinden geçtiğine işaret eden, yatırımcı ilişkilerinin yalnızca mevzuat gereği yerine getirilen bir fonksiyon değil,  şirketlerin sermaye piyasalarıyla kurduğu ilişkinin stratejik bir unsuru haline geldiğine ve bunu üç temel alanda net biçimde gördüklerine dikkat çeken Tezcan, bu alanları şu şekilde sıraladı:

“İlk olarak, sermaye piyasalarının şirketler için giderek daha önemli bir finansman kanalı haline gelmesi. Şirketlerimizin finansman ihtiyacının sermaye piyasalarından karşılanma oranının; 2023 yılı ortasındaki %12 seviyesinden, 2025 yılının ilk 9 ayında %34'e yükseldiğini görüyoruz. Bu kayda değer artışa rağmen, ABD'de şirketlerin finansman için %60 oranında sermaye piyasalarını kullandığı gerçeği, bu alandaki gelişim potansiyelimize işaret ediyor.

İkinci güçlü alan, kurumsal altyapı ve mesleki standartlar. Kamuyu aydınlatma düzenlemeleri, raporlama kalitesi ve şeffaflık seviyesi, Türkiye’yi bölgesinde ayrışan bir konuma taşıyor. Sertifikasyon programları ve sürekli eğitim faaliyetleriyle yatırımcı ilişkilerinin bir meslek olarak kurumsallaşması da bu süreci destekliyor.

Üçüncü olarak, teknolojik dönüşüme adaptasyon kapasitesini özellikle önemsiyorum. Makineler tarafından okunabilir raporlamalar, bütüncül veri yapıları ve yapay zeka destekli araçlar, IR fonksiyonunun hem hızını hem de analiz derinliğini ciddi biçimde artırıyor.”

“İlk önceliğimiz, yatırımcı ilişkileri profesyonellerinin mesleki yetkinliğini artırmak” 

“TÜYİD Başkanlığı görevini üstlendiğinizde, Türkiye sermaye piyasalarına dair kendi zihninizde koyduğunuz en kritik üç öncelik neydi?” sorumuzu da yanıtlayan Tezcan, “İlk önceliğimiz, yatırımcı ilişkileri profesyonellerinin mesleki yetkinliğini artırmak ve bu alanı daha kapsayıcı, öğrenmeye açık bir ekosisteme dönüştürmekti” yanıtını verdi ve, “Bu doğrultuda çalışma gruplarını dernek faaliyetlerinin merkezine yerleştirdik. Mevzuattan sürdürülebilirliğe, eğitimden yeni halka açılan şirketlere kadar sekiz farklı başlık altında, 31 şirketten yaklaşık 100 temsilcinin aktif katılımıyla yürütülen 35 toplantı sayesinde, üyelerimizin yalnızca izleyen değil, üreten ve yön veren bir rol üstlenmesini sağladık” diye ekledi.

“Bu sürekli diyalog ortamından aldığımız geri bildirimler, TÜYİD Gelişim Platformu'nun hayata geçirilmesine zemin hazırladı. İki haftada bir düzenlenen, sermaye piyasası mevzuatından yapay zeka uygulamalarına, e-Genel Kurul sistemlerinden şirket değerlemeye uzanan geniş içerikli seminerlerimize altı ayda 900’ün üzerinde katılımcının ilgi göstermesi, bu öncelikte önemli bir mesafe aldığımızın somut bir göstergesi oldu. Aynı şekilde, Türkiye’de alanında tek olan Yatırımcı İlişkileri Sertifika Programı’nın dördüncü döneminde mezun sayısının 100’ü aşacak olması, mesleğin kurumsallaşması açısından son derece kıymetli bir eşik.

İkinci önceliğimiz, yatırımcı ilişkilerinin şirket değeriyle doğrudan bağlantılı olduğu gerçeğinden hareketle, sürdürülebilirlik, şeffaflık ve iyi yönetişimin sermaye piyasalarımızda daha güçlü bir zemine oturmasına katkı sağlamaktı. Bu çerçevede, 2020’den bu yana sürdürdüğümüz sürdürülebilirlik çalışmalarını daha da derinleştirerek, TSRS ile dönüşen raporlama pratikleri ve karbon piyasalarındaki güncel gelişmeleri odağına alan TÜYİD Sürdürülebilirlik Buluşmaları’nı gerçekleştirdik. Ayrıca iki buçuk yıl aradan sonra düzenlediğimiz Yatırımcı İlişkileri Çalıştayı’nda, SPK, Borsa İstanbul, MKK ve SPL uzmanlarıyla birlikte 44 kurumdan 60 katılımcıyı bir araya getirerek sektörün sorunlarını ve çözüm önerilerini ortak akılla ele aldık. Çalıştay çıktılarının düzenleyici otoritelerle paylaşılacak olması, bu alandaki katkımızın kalıcı ve yapısal olmasına hizmet ediyor.

Üçüncü önceliğimiz ise Türkiye’nin yatırımcı ilişkileri alanındaki birikimini hem uluslararası platformlarda görünür kılmak hem de bölgesel ölçekte paylaşmaktı. Yıl boyunca İngiltere’den Hong Kong’a, Almanya’dan Tayvan’a uzanan geniş bir coğrafyada muadil derneklerle kurduğumuz iş birlikleri, iyi uygulama örneklerini ülkemize taşımamıza imkân sağladı. Bunun yanında, Kazakistan Borsası ile başlattığımız webinar serisiyle bilgi ve birikimimizi Türki cumhuriyetlere aktarmayı hedefleyen stratejik bir adım attık. Anadolu Buluşmaları, üniversite iş birlikleri ve gençlere yönelik etkinliklerimizle de hem coğrafi hem de kuşaklar arası kapsayıcılığı güçlendirdik.

2025 yılı önceliklerimizde; en fazla mesafeyi yatırımcı ilişkileri mesleğinin kurumsal kapasitesini güçlendirme ve üyelerimizi sürecin aktif öznesi haline getirme başlığında aldığımızı söyleyebilirim. 133 kurumsal üyesiyle Borsa İstanbul piyasa değerinin %75’ini temsil eden bir yapı olarak TÜYİD’in, eğitimden sürdürülebilirliğe, uluslararası temsilden düzenli yayınlara uzanan geniş bir etki alanı yaratmış olması, bu önceliğin doğru ve karşılık bulan bir hedef olduğunu teyit ediyor. Bu yolculukta destek veren tüm düzenleyici kurumlara, paydaşlarımıza ve üyelerimize duyduğum minnettarlık ise her geçen gün daha da artıyor.”

Sermaye piyasalarının geleceği için olmazsa olmaz yapısal adımlar neler?

İleriki on yıl için, Türk sermaye piyasalarında gerçek bir sıçrama için yapılması gereken adımlara ilişkin yorum da yapan Tezcan, önümüzdeki dönem için “olmazsa olmaz” olarak nitelendirdiği üç yapısal adımı şu şekilde sıraladı:

“Birinci adım güven, öngörülebilirlik ve veri kalitesinin kurumsal bir norm haline gelmesi. Yabancı yatırımcının geri dönüşü ve şirketlerin finansmanda sermaye piyasalarını daha fazla kullanmaya başlaması için güvenin konjonktürel değil yapısal olarak inşa edilmesi büyük önem arz ediyor. Bunun yolu; düzenleyici çerçevenin istikrarı kadar, kamuyu aydınlatma pratiklerinin nitelik kazanmasından geçiyor. Makineler tarafından okunabilir raporlama, standart veri setleri ve analistlerin doğrudan entegre edebildiği finansal bilgiler, artık bir tercih değil zorunluluk. Yatırımcı ilişkileri fonksiyonunun da burada stratejik bir rol üstlenerek, şirket–piyasa ilişkisinde güvenin taşıyıcısı haline gelmesi gerekiyor. Güvenin veriyle, şeffaflıkla ve tutarlılıkla beslenmediği bir piyasa gerçek anlamda derinleşemez.

İkinci adım sürdürülebilirlik ve uzun vadeli değer yaratma anlayışının piyasanın merkezine yerleşmesi. Önümüzdeki on yılda asıl fark yaratacak olan, bu başlıkların bir uyum yükümlülüğü olarak değil, şirket stratejisinin omurgası olarak ele alınmasıdır. Küresel sermaye artık kısa vadeli finansal performansın ötesinde; risk yönetimini, yönetişimi ve uzun vadeli dayanıklılığı fiyatlıyor. Sürdürülebilirliği yatırımcı ilişkileri diliyle doğru anlatamayan, veriyle destekleyemeyen ve stratejiyle ilişkilendiremeyen şirketler, küresel fon akımlarından kalıcı pay alamıyorlar. Dolayısıyla sürdürülebilirlik, önümüzdeki on yılın en kritik yapısal ayrıştırıcısı olarak ön plana çıkıyor.

Üçüncü adım insan kaynağı, teknoloji ve finansal okuryazarlıkta eş zamanlı sıçrama. Sermaye piyasaları yalnızca regülasyonla değil, o regülasyonu anlayan ve uygulayan insan kaynağıyla büyür. Yatırımcı ilişkileri profesyonellerinin yapay zeka, veri analitiği ve bütüncül raporlama yetkinlikleriyle donatılması; bireysel yatırımcı tabanının finansal okuryazarlık düzeyinin yükseltilmesi ve teknolojiyle desteklenen bir piyasa kültürünün oluşması, derinlik ve kaliteyi aynı anda getirir. İnsan unsurunu ihmal eden hiçbir piyasa kalıcı sıçrama yapamaz.”

“14. Yatırımcı İlişkileri Zirvesi mesleğin geldiği dönüşüm eşiğini yansıttı”

2025 yılında IR Intelligence temasıyla düzenlenen 14. TÜYİD Yatırımcı İlişkileri Zirvesi’ne ilişkin bir genel değerlendirme de yapan Tezcan, “14. TÜYİD Yatırımcı İlişkileri Zirvesi’ni genel çerçevede değerlendirdiğimde, bu buluşmanın yalnızca başarılı bir organizasyon değil; yatırımcı ilişkileri mesleğinin dünyada ve ülkemizde geldiği dönüşüm eşiğini yansıtan bir içerikte olduğunu söyleyebilirim” ifadelerini kullandı. 

“IR Intelligence teması, teknolojiyi ve yapay zekayı yüzeysel bir trend başlığı olarak ele almak yerine; veri mimarisi, raporlama standartları, analist beklentileri ve yatırımcı davranışlarıyla nasıl bütünleştiğini tartışmaya açtı. Panel ve konuşmalarda öne çıkan ortak nokta, yatırımcı ilişkilerinde artık yalnızca bilgi paylaşmanın değil, veriyi anlamlandırmanın, öngörü üretmenin ve güven inşa etmenin belirleyici hale geldiğiydi. Bu yaklaşım, yatırımcı ilişkilerinin operasyonel bir fonksiyondan öte stratejik bir akla evrilmesi gerekliliğini güçlü biçimde ortaya koydu.

Zirvenin başarısını tanımlayan ikinci önemli unsur, konuşmacıların sunduğu küresel perspektif oldu. Küresel ekonomide korumacılığın arttığı, jeopolitik risklerin ve belirsizliklerin yoğunlaştığı bir dönemde; konuşmacılar, yatırımcı beklentilerinin nasıl değiştiğini, verinin ve teknolojinin bu beklentilere yanıt üretmede nasıl kritik bir rol üstlendiğini çok boyutlu bir bakış açısıyla ele aldılar. ABD, Avrupa ve Asya piyasalarındaki uygulamalara yapılan referanslar, Türkiye’nin yatırımcı ilişkileri alanında nerede durduğunu ve hangi alanlarda ayrışabileceğini net biçimde ortaya koydu. Bu küresel çerçeve, zirveyi yalnızca bugünü anlatan değil, önümüzdeki on yıla dair yol haritası sunan bir platforma dönüştürdü.

Üçüncü ve ayırt edici unsur ise Yatırımcı İlişkileri Ödülleri’nde hayata geçirilen metodolojik yenilikler oldu. Ödül sürecinin yalnızca çıktı odaklı değil; kantitatif performans, gönüllülük, temsil gücü ve iyi uygulama projeleri gibi çok boyutlu kriterlerle ele alınması, yatırımcı ilişkilerinde kalite çıtasının yukarı taşındığını gösterdi. Değerlendirmelerin tamamen bağımsız, yerli ve yabancı uzmanlar tarafından; şirket isimleri gizli tutularak ve sınırlı proje metinleri üzerinden yapılması ise sürecin güvenilirliğini ve itibarını uluslararası standartlara taşıdı. Bu yaklaşım, ödülleri bir rekabet aracı olmaktan çıkarıp, iyi uygulamaları teşvik eden bir öğrenme mekanizmasına dönüştürdü.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

EXANTE

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

YAZARLAR

Emircan Yaman

Piyasalar ve Finans Editörü

EXANTE

Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

EXANTEEXANTE

HİKAYE

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.

Emircan Yaman

·

14 Tem 2026

Sanayisizleşme uyarısı: Hazır giyim sektörü 2050 için yeni yol haritası sundu
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda veri akışı güçlü. Yurt içinde Fitch değerlendirmesi ve cari denge, yurt dışında ise ABD TÜFE ön planda olacak.

13 Tem 2026

Haftalık takvim: Gözler Fitch ve ABD TÜFE'de
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor

Küresel ekonomide bir taraftan savaşın yarattığı belirsizliği ve bunun başta petrol ve altın fiyatları olmak üzere finansal piyasalardaki yansımalarını izlerken, diğer taraftan özellikle yapay zeka alanında yaşanan olağanüstü teknolojik gelişmelerin önümüzdeki dönemde ekonomik hayata nasıl yansıyacağını anlamaya çalışan bir piyasa dinamiğiyle karşı karşıyayız.

Erhan Aslanoğlu

·

09 Tem 2026

Küresel ekonomik performansta ülkeler ve ülkeler içerisinde ayrışma netleşiyor
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet

20.yy çeliğin yüzyılıydı; 21.yy ise elektriğin yüzyılı olacaktır. Elektrodevlet, gücünü fosil yakıtlardan değil, elektriğin kendisinden alarak bunu bir kalkınma, nüfuz ve düzen kurma aracına dönüştüren devlet tipidir.

Yaman Alp Ungan

·

09 Tem 2026

Geleceğin dünyasında yeni bir olgu: Elektriğin yüzyılı ve elektrodevlet
EXANTEEXANTE

HİKAYE

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler

Birleşmiş Milletler Kalkınma ve Ticaret Konferansı (UNCTAD), 'Çalkantılı Bir Dönemde Uluslararası Yatırım' temalı 2026 Dünya Yatırım Raporu'nu yayımladı. Raporda hem Türkiye'yi, hem de bütün gelişmekte olan ülkeleri ilgilendiren ilginç veriler mevcut.

Doğrudan yabancı yatırım tercihlerinde yapısal değişimler