Kitap falıyla Molla Hüsrev

Fatih'teki Molla Hüsrev Mahallesi
Kitap falıyla Molla Hüsrev

Samsung 21 Şubat
Samsung ile birlikte

Samsung’dan anne ve babalara çağrı: İnternette kontrolü elden bırakmayın!

Samsung Dünyada ve Türkiye’de Kovid-19’un da etkisiyle internet kullanım oranları hızlı bir artış gösteriyor. Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından yayınlanan son verilere göre Türkiye’deki internet kullanımı 2020 yılında 16 - 74 yaş…

Daha fazlasını öğren →

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Mahallelerin isimleri o yerleşim bölgesiyle ilgili öne çıkan bir özelliği veya öne çıkan bir kişiliği işaret ediyor. Örneğin, ilk akla gelenlerden Fatih’teki Molla Hüsrev Mahallesi, Osmanlı İmparatorluğu âlimlerinden Molla Hüsrev’i hatırlatıyor. 

Kimdir? 15. yüzyılda yaşamış olan bir âlim ve müftü olan Molla Hüsrev, babasını erken yaşta kaybeder. Eniştesi ve kız kardeşinin eğitim hayatıyla ilgilenmesiyle, asıl adı olan Mehmed ile değil de “Hüsrev kaynı” olarak tanınır, zamanla sadece Hüsrev olarak tanıtılır. Sultan II. Murat’ın, oğlu II. Mehmed’e tahtı bırakıp geri aldığı sırada kazasker olarak görev yapar. Ardından görevini bırakarak, tahta tekrar geçen babasının Manisa’ya yolladığı şehzadeyle Manisa’ya gittiği ve şehzadeye dersler verdiği söylenir. Molla Hüsrev sonraki dönemlerde Galata ve Üsküdar kadılıkları dışında Ayasofya’nın medrese görevi gördüğü dönemde müderris olarak görev yapar. Fatih Sultan Mehmed’e kırgınlığı sebebiyle 1460’ta Bursa’ya gider, yaklaşık 13 yıl sonra müftü olarak geri döner ve 1480’de ise hayata veda eder.  

Mahalle: Birçok âlimi yetiştirmiş bir hayırsever olarak anılan Molla Hüsrev’in adının verildiği mahalle, bugün Vefa Bozacısı, İMÇ ve Unkapanı vasıtasıyla her İstanbullunun en az bir kere yolunun düştüğü bir yer. 

Tarihten ilginç bir not: İstanbul Ansiklopedisi’nde fal, falcılar maddesinde kahve falı, bakla falı, iskambille bakılan fallara ilave olarak rastgele bir sayfası açılarak bakılan kitap falıyla ilgili Molla Hüsrev’le ilgili bir not düşüldüğü görülür. Bu arada, aklınıza geleni hemen cevaplamış olayım, kitap falı için her kitap kullanılmaz: O dönemde Mevlana’nın Mesnevi’si, Sultan II. Bayezid döneminde kaleme alınan Mushaf-ı Şerif ve Hafız Şirazi’nin Divan’ı kabul görür. II. Mehmed’in Manisa’ya gönderildiği sırada çok üzgün olması sebebiyle Molla Hüsrev’in Mushaf-ı Şerif’ten bir sayfa açarak fal baktığı ve şehzadeye tekrar padişah olacağını söylediği yazar. Yine, İstanbul Ansiklopedisi yazarı Reşad Ekrem Koçu’nun aktardığına göre, şu kıta da o günkü fala özel olarak kaleme alınır: 

Cihan bağında şâdan ol hemişe, 
Melul olma bu birkaç günlük işe,
Ki azdır müddeti bu infisâlin,
Eyü geldi senin Mushafda fâlin. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul
∙

BÜLTEN SAYISI

"İstanbul uzaktan değil, vapurdan güzel."

Tabii bir de karlar altında. Bu hafta Molla Hüsrev ve Dilhayat Usta hikâyeleri eşliğinde şehirde kısa bir yürüyüşe çıkıyoruz. Sonra bir vapura atlıyor, İstanbul'a bir de vapurdan bakıyoruz.

21 Şub 2021

Samsung ile birlikte
Barkın Özdemir

YAZARLAR

Ege Dikencik

1990'da Bursa'da doğdum. Bursa Erkek Lisesi ve İTÜ Şehir ve Bölge Planlama Bölümü'nden mezun oldum. Beş sene süren profesyonel spor hayatım ve birkaç sene zorlanarak gittiğim şan dersleri hayatıma nasıl şekil vermem gerektiğiyle ilgili çok şey öğretti. İstanbul'a geldiğimden beri birçok farklı işi ucundan deneyimledim ve harika insanlarla tanıştım. Şimdilik öğretim hayatıma yüksek lisansa kadar ara verdim; 'eğitim' hayatım ise tam hızıyla devam ediyor.

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları

Ara Güler’in objektifinden kalan İstanbul’u bütünüyle geri getirmek mümkün değil. Sokaklar değişti, bazı yapılar ortadan kalktı, kıyılar başka işlevler kazandı. Ara Güler’in ölümünün 8. yılında fotoğraflarına yeniden bakmak, yalnızca eski günleri anmak için değil, yaşadığımız kenti sorgulamak için de bir fırsat.

Vartan Estukyan

·

16 Eki 2026

‘İstanbul’un Gözü’ Ara Güler'den geriye kalan kent manzaraları
Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?

Bir zamanlar iyi geldiği için adı "terapi" konan bölgelere sahip bu şehir, bugünlerde çoğumuzun psikolojisinin bozulmasının sebeplerinden biri hâline gelmiş gibi. Belki de sorun İstanbul’un yalnızca çok kalabalık olması değildir. Belki sorun, İstanbul’un bize kendimiz için giderek daha az yer bırakması. Belki mesele yalnızca trafik değil, gürültü değil, nüfus değil, beton değil. Bütün bunların arasında kendimize ait küçücük bir alan bulamamak.

Vartan Estukyan

·

04 Eki 2026

Bizi bu şehir sinirlendiriyor olabilir mi?
Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri

Dört yıllık tadilatın ardından yeniden açılan Eski Şark Eserleri Müzesi, İstanbul Arkeoloji Müzeleri’nin geniş koleksiyonundaki hikayelerin peşine düşmek için İstanbullulara bahane oldu. Dört bin yıllık bir aşk şiirinden Assur’un süslü cinlerine, Midillili bir köpeğin mezartaşından müze bahçesindeki altı Bizans, üstü Osmanlı çeşmesine, bu kez hemen akla gelen başyapıtlarla değil, ilk bakışta gözden kaçabilecek ilginç hikayeler eşliğinde geziyoruz müzeyi.

Deniz Kaynak

·

09 Ağu 2026

Eski Şark Eserleri Müzesi yeniden açıldı: İstanbul Arkeoloji Müzeleri'nin gözden kaçan hikayeleri
İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?