'Konuş Maestra': Nisan Ak ile film müzikleri üzerine

Orkestra şefi Nisan Ak ile 96. Akademi Ödülleri En İyi Özgün Müzik adayları ve Akademi’nin film müziklerine yaklaşımı üzerine bir sohbet.
'Konuş Maestra': Nisan Ak ile film müzikleri üzerine

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

96. Akademi Ödülleri töreni hızla yaklaşıyor. Yazılarımı uzun süredir okuyorsan Oscar-takipçiliğinin beni bu dünyada en çok heyecanlandıran konu başlıklarından biri olduğunu biliyorsundur artık. Resmî oylamanın başladığı bu günlerde ben de 8 büyük kategorideki adayların tümünü izleme fırsatı buldum. Diğer kategorileri derinlemesine inceleme, teknik kategorilerdeki aday filmleri “bir de o gözle” izleme, dinleme zamanı şimdi... Farklı kategorileri işin uzmanlarıyla konuşmayı ise ayrı bir seviyorum. Bu yazının konusu film müzikleri, konuğum ise bir orkestra şefi: Nisan Ak. 

Nisan’la sohbetimize tabii ki klasik müzik konuşarak başlıyoruz. En sevdiği beş besteciyi sorduğumda Amy Beach, Ludwig von Beethoven, Antonín Dvořák, Louise Farrenc ve Sergey Prokofyev’in isimlerini veriyor. Fakat bugün konumuz film müzikleri olduğundan, soruyu bir de o hâliyle soruyorum. Erich Wolfgang Korngold ve Lin-Manuel Miranda ile başlıyor. “Prokofyev’in film müzikleri de yazdığını biliyor muydun?” diyor ve ekliyor: “Alexander Nevsky filminin müzikleri çok cool’dur.” Listesini John Williams ve Hans Zimmer ile tamamlıyor. “Peki...” diyorum “Yaşayan bir yönetmenin bir sonraki filminin müziklerini besteleyecek olsan, bu hangi yönetmen olsun isterdin?” Şöyle yanıtlıyor: “Bunu tam bilemedim. Ama herhalde John Williams gibi tematik şeyler yerine biraz daha dokusal şeyler yazmak isterdim. En sevdiğim tür bilimkurgu. Sanırım Christopher Nolan demeye doğru gidiyorum.

Nisan Ak | Fotoğraf: Ogün Akgül

Carnegie Hall debut’ünü 2021’de yapan Nisan, bir yandan ABD’de şef ve eğitimci olarak kariyerine devam ederken bir yandan da sosyal medyada benim de ilgiyle ve zaman zaman kahkahayla takip ettiğim içerikler üretiyor. Klasik müziği daha geniş kitlelere tanıtmak ve kadın liderlerin görünürlüğünü artırmak için çalışmayı sürdürüyor. Bu sohbetimizde biz de 96. Akademi Ödülleri’nin En İyi Özgün Müzik adaylarına ve genel olarak Akademi’nin müziğe olan yaklaşımına bu çerçeveden baktık.


96. Akademi Ödülleri - En İyi Özgün Müzik adayları:

  • American Fiction, Laura Karpman
  • Indiana Jones and the Dial of Destiny, John Williams
  • Killers of the Flower Moon, Robbie Robertson
  • Oppenheimer, Ludwig Göransson
  • Poor Things, Jerskin Fendrix


2023 sinema yılının en sevdiğim film müziklerinden hemen hemen hiçbiri aday gösterilmedi. Daniel Pemberton (Spider-Man: Across the Spider-Verse), Michael Giacchino (Society of the Snow), Joe Hisaishi (The Boy and the Heron), Mica Levi (The Zone of Interest)... O yüzden bu yıl En İyi Özgün Müzik kategorisinde mutlak bir favorim yok. Senin adaylar arasındaki ve adaylar dışındaki favorilerin nelerdi?

Nisan Ak: Oppenheimer’ın müziklerinin nasıl kaydedildiğini hiç okudun, izledin mi? Hani şu yavaş başlayıp hızlanan temadan bahsediyorum. Teknik olarak bir nevi metrik modülasyon oluyor müzikte ama kaydını yaparlarken orkestraya aynı anda iki click vererek hızlanıyorlar. Çok iyi olmuş gerçekten de... Özgün bir fikir, özgün bir uygulama. Oppenheimer kazanırsa hiç şaşırmam o yüzden. Aday listesinin dışına çıktığımızda Maestro’yu es geçmek olmaz. Leonard Bernstein’ın hayatını anlatan bir film bu, hâliyle özgün müzikleri yok. Bernstein’ın müziklerini kullandılar. Ancak filme özel kayıtlar New York Philharmonic ile Yannick Nezet Seguin’in yönetimiyle yapıldı. Gerçekten de çok ince düşünülmüş yorumlar ve kayıtlar. Ben bu açıdan En İyi Ses kategorisinde de iddialı olduğunu düşünüyorum.

Akademi’nin John Williams, Thomas Newman, Hans Zimmer ve Alexandre Desplat’nın müziklerini özellikle sevdiğini görüyorum. Bu isimler ne yapıyor da Akademi’nin bu kadar ilgisini çekiyor sence? Ya da Oscarlık film müziği deyince senin aklına nasıl bir şey geliyor?

Nisan Ak: Aslında Hans Zimmer ve John Williams birbirlerine çok zıt yerlerden müzik yazıyorlar. John Williams temaları, melodileri, ritmi çok seviyor. John Williams dediğimizde ıslıkla çalabileceğimiz melodiler var. (Gülüyor) Tamam biraz zor ama çalabiliriz. Hans Zimmer dediğimizde ise “his” var; özel olarak da tını var, doku var. Hans Zimmer de çok ilginç stüdyo teknikleri deneyerek bu tınıları yaratıyor. Benim için Oscarlık müzik demek filmin hissini yakalayan müzik demek. Bunu ister 50 tane trombonu aynı odaya sokup kaydederek yapsın, ister Harry Potter gibi tema yazsın. Şimdi düşündüm de, acaba Hans Zimmer Harry Potter filmlerine müzik yazsaydı ortaya nasıl bir şey çıkardı...

Nisan Ak, Kutsal Motor setinde

Son birkaç yılda Mica Levi ve Jonny Greenwood gibi isimlerin adaylıklarıyla Akademi’nin müzik branşı da biraz dönüşmeye başlamış gibi hissediyorum. Ama hâlâ Mad Max: Fury Road (Junkie XL) ya da Spider-Man: Into the Spider-Verse) ya da bu yıl Spider-Man: Across the Spider-Verse) (Daniel Pemberton) gibi elektronik destekli modern müzikler göz ardı edilebiliyor. Elektronik müzikle klasik müzik ya da film müziklerinin iç içe geçmesinden hoşnut musun? Senin verebileceğin sevdiğin örnekler var mı?

Nisan Ak: Mad Max tam bir banger! Şimdi düşündüm de Spider-Man de öyle... Oscar kazanan Eminem’in Lose Yourself’inden (8 Mile, 2002) başka rap şarkı yok, değil mi? (Kontrol ediyor.) İki tane daha varmış. (Three 6 Mafia ve Frayser Boy, “It’s Hard Out Here for a Pimp”, Hustle & Flow, 2005 ile Common ve John Legend, “Glory”, Selma2014) Yani toplam üç rap müzik. Çok çılgınca, değil mi? Bu da aslında müziğin ötekileştirilmesinin gün yüzüne çıktığı yerlerden biri. Göz önünde olan kategorilerde ellerini yüzlerini düzeltmeye çalışıyorlar ama hâlâ John Williams’ta takılı kalmışız. Böyle öznel alanlar söz konusu olduğunda sanatından daha çok önemli oluyor kimliğin maalesef. Benim en özgün bulduğum film müziklerinden biri Antonio Sanchez’in Birdman’deki müzikleriydi. Vay be, sadece perküsyon kullanarak ne karakterler çıkarmış diye düşünmüştüm. Üstelik tamamen doğaçlama, biliyor muydun? Film o yıl En İyi Ses Miksajı ve En İyi Ses Kurgusu için aday gösterilmiş ama müzik tarafında aday olamamıştı. Aynı yıl Whiplash de vardı bak, 2015 perküsyoncuların yılıymış!

1930’lardan beri verilen En İyi Özgün Müzik ödülünü bugüne kadar sadece üç kadın kazandı (Rachel Portman, Anne Dudley, Hildur Guðnadóttir). Film müziği bestecisi kadınlar ve orkestra şefi kadınlar sektörde benzer sorunlarla mı karşı karşıya? Son yıllarda başarılı bulduğun film müziği bestecisi kadınlardan birkaçını söyleyebilir misin?

Nisan Ak: Vay be, sadece üç olduğunu bilmiyordum! Teşekkürler bu bilgi için, yüzümüze çarptı bir kez daha, değil mi? Ben işin şeflik tarafından ses çıkarıyorum ama bu madalyonun diğer tarafı da besteciler tabii ki... İki kariyerin de yolları birbirine benziyor aslında. İkisinde de seninle ilgili verilen kararlar senden uzakta ve kapalı kapılar ardında veriliyor, üstelik çok öznel bir şekilde. Besteci olduğunuzu düşünün mesela. Bir yarışmaya bestenizi gönderiyorsunuz. Belirli bir standart seviye var bestecilikte, tamam, örneğin orkestrasyonun düzgün olması gibi—atıyorum yaylıların mantıklı yazılması ya da dinamiklerin atlanmaması gibi... Buralarda standardı koruduktan sonra her şey öznel. Jüri için de zor. Hâliyle kimi tanıdığın, kiminle çalıştığın gibi ayrıntılara bakıyorlar CV’de. Sanırsın ki cinsiyet pozitif bir kapı açsın; açabilmesi için de jüride kadınların olması gerekiyor önce. Yavaş yavaş bir noktaya geliyoruz ama hâlâ çok yavaş. Sanırım film müziği ve kadınlardan söz ediyorsak Esin Aydıngöz ve Pınar Toprak’ın adını anmamak olmaz. Esin’in Grammy, Pınar’ın Emmy adaylıkları var. Geliyoruz, geliyorlar!

Klasik müziğin gençlere ulaşma çabası ben klasik müzik dinlemeye (ki 2 yaşıma falan tekabül ediyor sanırım) başladığımdan beri gündemden düşmeyen bir mücadele, bir sorun belki... Klasik müziğin bugünkü genç nesle, Z-kuşağına ve ötesine nasıl ulaşabileceğini düşünüyorsun? 

Nisan Ak: Belki de sorun gençlere “ulaşmak”, halka “inmek” gibi şeyler denediğimiz içindir, ne dersin? Biz kendimiz çiziyoruz bu hayalî sınırları aslında. Klasik müzik sıfatından hiç hoşlanmıyor, hatta nefret ediyorum. Klasik dediğimiz zaman sanki Beethoven’ın eserlerinin bugün yazılamayacağını ima ediyormuşuz gibi geliyor. Oysaki klasik müzik komik olabilir, ciddiyetsiz olabilir, sığ olabilir, hardcore olabilir... Aynı şekilde pop müzik analitik olabilir, ciddi olabilir, derin olabilir... Yani kısacası müzik müziktir.

Ben ne yapıyorum, kendimi “klasik” müziğin getirdiği rollerden arındırmaya çalışıyorum. Bunu da erişebildiğim her mecradan yaymaya çalışıyorum. Bunu bir süre kendi YouTube kanalımda yaptım, Barış Manço’yu ya da Beethoven’ı analiz ettim. Instagram’da daha kısa formatta videolar yayınlıyorum. TRT Müzik’te bir program yaptım. Şimdi de YouTube’da Kutsal Motor’la “Konuş Maestra” adlı bir seriye başladık. Hem bilgilendirici hem de biraz geyik bir format. Biraz klasik müzik var ama o kadar da yok. Varsa da çok ilginç bilgiler var. İzlemesi, takip etmesi, anlaması keyifli; bol bol güldüğümüz şeyler var. Film ve dizi müzikleri de var. Mesela benim en eğlendiğim bölüm soundtrack dinleyerek temaları tahmin etmeye çalıştığım bölüm oldu. Bence çok keyifli oldu, bakalım ilgi görecek mi...

Nisan Ak, Kutsal Motor setinde

Nisan Ak’ın Kutsal Motor ile işbirliği sonucu ortaya çıkan video serisi Konuş Maestra’nın 17 Şubat’ta yayınlanan ilk bölümünü buradan izleyebilir, Nisan’ı Instagram’da buradan takip edebilirsin. 96. Akademi Ödülleri ise 10 Mart gecesi sahiplerini bulacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎼 Akademi ve film müzikleri, Kleber Mendonça Filho sineması

Orkestra şefi Nisan Ak ile film müzikleri ve En İyi Özgün Müzik Oscar adayları üzerine sohbet, Kleber Mendonça Filho sinemasını keşif.

23 Şub 2024

aposto.com

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?