

Özlenen festival deneyimi yeniden İstanbul’da: Sónar Istanbul 2021 Hayatı bir festival tadında yaşayan Duende okuyucuları, müziğin farklı deneyimlerle buluştuğu Sónar Istanbul'la bugün yeniden buluşuyor. Nedir? #yüzdeyüzmüzik katkılarıyla dört yıl boyunca Zorlu PSM’yi festival alanına dönüştüren Sónar Istanbul ; bugün ve yarın , beşinci kez binlerce müzikseveri ağırlamak; müzik, yaratıcılık ve teknolojiyi birleştirmek için hazır. Kimler var? Müziği, yaratıcılığı ve teknolojiyi bir araya getiren Barselona merkezli festivalin İstanbul ayağının bu yılki programında; Fransız-Lübnanlı illüstratör Raphaëlle Macaron’un canlı çizimleriyle hayat bulan yepyeni şovları “Climats” ile Acid Arab , duyguları harekete geçirme konusundaki maharetiyle eşi benzeri görülmemiş ses manzaraları yaratan prodüktör ve DJ Christian Löffler , hileler yerine içgüdüleri takip ederek sınırları zorlamaya devam eden elektronik müzik piyasasının benzersiz ismi John Talabot , son albümüyle müziğinin engin ve duygusal doğasını bir kez daha gösteren SOHN , güçlü synth kancaları, vurucu ritmik kalıplar ve ustalıkla yan yana yerleştirilmiş yoğunluklarla dolup taşan müziğiyle Weval ve dinlemek için sabırsızlandığımız pek çok değerli isim yer alıyor. Neden gidilmeli? Dünyaca ünlü sanatçıların yanı sıra yaratıcılık ve teknolojiyi buluşturan yan etkinlikleriyle de göz dolduran Sónar Istanbul’da; Artivism ve sanatın iklim krizi başta olmak üzere ekolojinin komplex alt başlıkları hakkında nasıl farkındalık sağlayabileceğine odaklanan Arts And Ecology paneli, hızla dijitalleşen dünyada sanatın nasıl dijitalleşebileceği ve buna kimin sahip olabileceği hakkında olasılıklar üzerine konuşulacak Cripto Art World Of Collectables paneli ve katılımcıların kendi sürdürülebilir zihin sistemlerinde gezintiye çıkaracakları Sustainable Mind paneli de müzikseverleri Zorlu PSM’de bekliyor. Dahası: Deneyim odaklı etkinliklerin başında gelen Sónar Istanbul, yerli ve yabancı sanatçılardan oluşan görsel-işitsel performansları SonarHall ve SonarLED sahnelerinde ağırlıyor. Eşsiz bir festival deneyimi yaşatacak Sónar 2021’in programını detaylı incelemek ve son dakika bileti almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Hangi sahneden geldiğini duymadığım sesler var kulağımda. Bugünlük buluşma noktamız olan kulisten, muhtemelen festival alanının en aydınlık yerinden yazıyorum. Festivalde Aposto! olarak bir kulisimiz var. Numarası 4150.
Önce Kerala Dust'ın kulisindeyim. Güney Londra'dan üç yabancı-tanıdık yüz. Websitelerinde müziklerini "parlak yeni bir araba" olarak tanımlamışlardı. Ben de "Eğer Kerala Dust vintage bir araba olsaydı ne olurdu?" diye sordum. Grubun en konuşkanı Edmund Kenny sözü aldı ve devam etti: "70'lerden beyaz Toyoto Corolla, iki kapalı ve sedan olanı." Devam ettim. "Peki Berlin'deki stüdyonuza kimi komşu istersin?" Çok düşünmeden "David Lynch," dedi ve devam etti: "Birlikte kahve içip sohbet edebileceğin, bir şeyleri "yaratmak" üzerine konuşabileceğin biri. Açıkcası sadece müzikle ilgilenen biri olmasını istemezdim. Daha farklı alanlarda da yaratımları olan biriyle komşu olmak daha ufuk açıcı olurdu."

Kerala Dust'ın gitaristi Lawrence Howarth
Son sorum da oturmalı düzende gerçekleşen festivale yönelik oldu. Grubun tüm bu sıra dışılığa pozitif taraftan bakmaya çalıştığını "Bizim için kocaman bir salonda dans eden insanlara çalmaktan çok farklı bir deneyimdi. Bu düzende müzisyen olarak deneysel olabilmek için daha fazla fırsatın var," cevabından anlamak mümkün.

DJ setinin hemen öncesinde John Talabot
Kerala Dust'ın yanından ayrıldıktan sonra sahneye çıkmadan hemen önce John Talabot'a yetiştim. Önce birazdan kalacağı DJ sette onun için özel olan şarkıyı sordum. O da biraz hiç düşünmeden Cabaret Voltaire grubundan adını hatırlamadığı bir şarkı çalacağını söyledi ve ekledi: "Gruptan Richard H. Kirk, geçtiğimiz ay hayatını kaybetti. Bu gece onun anısına Cabaret Voltaire'den bir şarkı çalacağım."

Andi Toma ve Berlin'de bir arkadaşına yaptırdığı el yapımı gözlüğü
Son olarak bu yıl yayımlanan AAI albümüyle Sónar Istanbul'a konuk olan Mouse On Mars'ın kulisine gittim. Jan St. Werner o sırada ekipmanları toplamak için sahne üstündeydi. O yüzden yanıtları Andi Toma verdi. İlk olarak distopya gibi geçen aylarda ona hayalindeki ütopyayı sordum o da "Yapay zekâyla insanlara daha çok özgürlük alanı olan, daha az kontrol edildikleri bir sistem yaratmak gerekiyor. Bence asıl ütopya bu," sözleriyle cevap verdi. Odadan ayrılmadan albümünlerinin adı olan Anarşik Yapay Zekâ'nın ne demek olduğunu merak ettiğimi söyledim. Toma, önce kendine "Yapay zekâ yaşadığımız dünyayı ve insanı mükemmelleştirmeye mi çalışıyor?" sorusunu sordu. Sonra devam etti: "Bu soruyu sormalıyız her şeyden önce. Güç, ekonomi, iş dünyası bunun üzerinden belirlenip insanın yaşam alanını kısıtlıyor hatta yok mu ediyor. Sanatçı bu sistemleri bozmakla, yeniden yapmakla görevli diye düşünüyorum."
Jan St. Werner'in "yaşanmışlıklarla" dolu ekipman çantası
Oturmalı ve performans alanından uzakta seyirci deneyimine Andi Toma'nın yorumu çok netti. "Üzücü. İnsanları hissetmeye ihtiyacımız var. Seyirciyle bir arada olmak, yaptığımız müzikle bağ kurmak demek."
Bence gecenin en özel performansı da Mouse on Mars aitti. Performanstan çıkar çıkmaz telefonumun defterine şunları not aldım: "Bugüne bir nefes aralığı, geleceğe bir başkaldırı gibi Mouse On Mars’ın performansı. Sadece zamanlar çarpışmıyor, türler bükülüyor. İlkelliğe patika bir yol açılıyor. Pikselli görsellerin içine yerleşiyor duygular. Titriyor, deliyor ve bir anda susup yeni bir evrene geçiyor. Davullar en ilkel ritüelden sesler taşıyor. Burası sadece müzikle beslendiğimiz bir evren."
Evet burası, yani Sónar Istanbul müzikle ve teknoloji merkezli görsel kompozisyonlarla beslediğimiz bir evren.

Festival sahnelerinden biri SonarClub
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Festival burada devam ediyor, sen neredesin?
02 Eki 2021

YAZARLAR

Taner Turna
grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.




