Kulübeye tıklatan kıyamet

- Kim o? - Mahşerin Dört Atlısı
Kulübeye tıklatan kıyamet

25 Şubat - Dört Ayaklı Şehir
Dört Ayaklı Şehir ile birlikte

Depremden etkilenen tüm canlar için: Dört Ayaklı Şehir

6 Şubat’ta gerçekleşen Kahramanmaraş merkezli depremlerden sonra hayvan arama kurtarma için bölgeye ulaşan Dört Ayaklı Şehir , ağır hasarlı ve yıkılmak üzere olan binalardaki hayvanların kurtarılmaları için halen çalışmaya devam ediyor.…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Film: Knock at the Cabin

Yönetmen: M. Night Shyamalan

Süre: 100 dakika

Yapım yılı: 2023

Jenerik: Sürpriz sonlu gerilim filmleriyle özdeşleşmiş M. Night Shyamalan’ın yeni filmi, 2023 yılına girdiğimizden beri Avatar: The Way of Water’ı hafta sonu gişesinde yenmeyi başaran ilk filmdi. Kuşkusuz ki beklenenin üzerindeki bu gişe başarısında filmin Ant-Man and the Wasp: Quantumania ile çakışan gösterim tarihinin öne alınmasının katkısı da büyük. Fakat bu durum gerilim filmleri dendiğinde Shyamalan imzasının hâlen güçlü bir etkisi olduğunu da kanıtlıyor. Paul Tremblay’ın 2018 tarihli korku romanı The Cabin at the End of the World’ün bir uyarlaması olan Knock at the Cabin, 2013’ten bu yana Shyamalan’ın senaryosuna da katkıda bulunduğu ilk film aynı zamanda. Film, göl evinde tatil yapan bir ailenin silahlı dört yabancı tarafından rehin alındığı ve kıyameti önlemek adına zor bir seçim yapmak zorunda bırakılmasını konu alıyor.  

Neden izleyelim? Küçük Wen ve iki babası, bir göl kıyısındaki tatil evlerinde huzurlu bir tatildeler. Wen, açık havada oynarken uzaktan gelen bir yabancının varlığıyla irkiliyor. Yabancılarla konuşması yasak ama korkutucu fiziksel görünümünün aksine şefkatli ve yol gösterici bir adam olan Leonard onunla iletişim kurmayı başarıyor. Wen birkaç dakika sonra Leonard’a katılan üç silahlı yabancıyı gördüğü anda tehdidin ve tehlikenin farkına varıyor ve babalarının yanına kaçıyor. Kapılar ve pencereler kitleniyor. Kubrick’ten Peele’e, Haneke’den Fincher’a birçok yönetmenin kapısını çaldığı, korku ve gerilim sinemasının “ev istilası” alttürünün bu örneği, alışılmışın aksine aydınlık ve huzurlu bir tonla başlıyor. Filmin ilk sahnesinde dünyayı ve insanlığı temsil eden bir çocukla ve Mahşerin Dört Atlısı’nda rehberlik ve yol göstericilik görevlerini simgeleyen o adamla tanışıyoruz.

Knock at the Cabin, ev istilası filmlerinden birçok özelliğiyle ayrışıyor: İstilacıların saygılı bir şekilde kendilerini tanıttığı, motivasyonlarını (her ne kadar mantıksız gözükse de) net bir şekilde açıkladığı ve rehin aldıkları üç kişiyi evde tutmayı sağladıktan sonra onlara fiziksel şiddet uygulamadığı bir gerilimi tercih ediyor. İki ana karakteri tanıtıcı roldeki açılış sahnesi ve hem izleyicinin hem de rehin alınan ailenin Mahşerin Dört Atlısı’yla tanıştığı giriş bölümü, iyi bir film izleyeceğimizin habercisi oluyor, yanıltıyor. Öte yandan Shyamalan bu etkileyici girişi biçimsel olarak da destekliyor. Kendisinin de The Sixth Sense ile dâhil olduğu başarılı 90’lar gerilimlerinin estetiğini yakalamayı amaçladığını söyleyen yönetmen, filmografisinin alışıldık işbirlikçileri yerine görüntü yönetmeni Jarin Blascke ve film müziği bestecisi Herdís Stefánsdóttir’le çalışmış. Biçimsel olarak bu yeniliğin hissedildiğini ve amaca ulaşıldığını söylemek mümkün olsa da uzun süredir izleyicisinin zekasını azımsayan Shyamalan ne yazık ki 90’lardaki zekice senaryolarına geri dönüş yapamıyor. 

Yazının buradan sonrası izleme deneyiminizi olumsuz etkileyecek bilgiler içeriyor olabilir.

Kötülük, yetiştirme, iyileştirme, rehberlik etme. “Mahşerin Dört Atlısı”, dünyayı bekleyen kıyamete dair görüler aracılığıyla uyarıldıklarını ve böylece bir araya geldiklerini ve bu kulübeyi seçtiklerini söylüyorlar. Ailenin iki babası Eric ve Andrew’a kıyameti engellemek için üçünden birinin kurban edilmesi gerektiğini, kurbanın kim olacağına dair kararı verecek ve infazı yapacak olanın da yine onlar olduğunu söylüyorlar. Ailenin iki babası Eric ve Andrew’dan biri bilimi ve mantığı, diğeri duyguları ve inancı ön planda tutarken, her ikisi de bu dört yabancının motivasyonlarının gerçekçiliğini sorguluyor. Karar vermemekte direndikleri müddetçe önce kötüyle, sonra yetiştiriciyle, sonra iyileştiriciyle en son da rehberle yüzleşiyorlar. Asıl gerilimi yaratan ise işgalcilerin motivasyonu ya da mağdurların akıbeti değil, motivasyonun gerçek olup olmayışı ve mağdurların buna inanıp inanmadığı oluyor. 

Knock at the Cabin düğüm noktasına ulaşırken şunu düşünüyorum: Shyamalan’ın sürpriz sonu, hiçbir sürprizi olmayışı mı? Salgın hastalıklar, doğal afetler, iklim aciliyeti, kaynak tükenişi derken insanlık olarak içinde yaşadığımız kıyametin bu kadar görünür olduğu bir dönemde, kıyameti bir gerilim ve şüphe unsuru olarak seçen bir filmin sadece bunu düşündürmesi, kariyerine zekice gerilimler ve sürpriz sonlarla çıkmış bir yönetmenin bu hâle gelmesi ne acı.

Nerede izleyebilirsin? 3 Şubat Cuma günü gösterime giren Knock at the Cabin bazı sinema salonlarında hâlen gösterimde.

Benzer işler:

  • The Invitation (2015, Karyn Kusama)
  • Us (2019, Jordan Peele)
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🫂 Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi: Müzik

Birlikteliğimizin şahidi, eşlikçisi ve eylemcisi olan müzik, Gorillaz'ın jenerik synthpop albümü Cracker Island, M. Night Shyamalan'ın "kulübeye tıklatan kıyamet filmi" Knock at the Cabin ve müzik dünyasından deprem dayanışmaları.

03 Mar 2023

Tasarım: Esra Yapar

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar