Küresel ticaret yatay seyrederken, doğrudan yatırımlar aşağı dönüyor

EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Öncelikle, dünya genelinde ihracat hacminin 2021 yılında 25 trilyon $’a ulaşmasından sonra bir düşüş olduğunu ve 24 trilyon dolarlar civarında seyrettiğini izliyoruz. Genel olarak baktığımızda, gelişmiş ülkelerin dış açık verdiğini, gelişmekte olan ülkelerin ise fazla verdiğini izliyoruz. Gelişmekte olan ülkelerin fazla vermesinin ana nedeninin emtia ihracatı olduğunu biliyoruz.
En büyük pazarlar Avrupa ve Asya
Ticaretin bir başka yapısal fotoğrafı bölge içi ticarette karşımıza çıkıyor. Bu çerçevede Asya ve Avrupa başı çekiyor. Avrupa’nın ticaretinin %68’i Avrupa içerisinde gerçekleşirken, Asya’da bu oran %58 olarak gerçekleşiyor. Bunun anlamı, ihracat açısından eğer hedeflenmesi ve kaybedilmemesi gereken pazarlar aranıyorsa, adres değişmez şekilde Avrupa ve Asya olarak karşımıza çıkıyor. Afrika, Kuzey Amerika, Latin Amerika gibi bölgeler ağırlıklı bölge dışı ihracata sahip. Bunun da temel nedeni, biraz önce söylediğimiz gibi emtia ihracatındaki güçlü potansiyelden kaynaklanıyor. Trump’ı kızdıracak ya da kızdıran bir başka veri bu rapora da yansıyor. Gelişmekte olan ülkelerin en büyük ihracat pazarı 1,7 trilyon dolarlık bir rakamla ABD görünüyor.
Hizmet ihracatında önde olan ülkeler arasındayız
Hizmet ihracatı rakamlarına baktığımızda, 2009 yılından bu yana oldukça güçlü bir yükselişin gerçekleştiğini izliyoruz. Bu yükseliş son yıllarda çok daha büyük bir ivme kazanıyor. Dünyanın en büyük hizmet ihracatçısı olan gelişmekte olan ülkelere baktığımızda, ülkemizle beraber Çin, Hindistan, Singapur ve Birleşik Arap Emirlikleri’ni görüyoruz. Ülkemizin hizmet ihracatındaki gücü turizm sektöründen kaynaklanıyor. Gelişmiş ülkeler arasında ise hizmet ihracatında öne çıkan ilk beş ülke Amerika, Birleşik Krallık, Almanya, İrlanda ve Fransa olarak görünüyor.
Yaratıcı hizmet ihracatında Asya öne çıkıyor
Hizmet sektörüne ilişkin verinin bir başka detayı ise dijital olarak yollanabilen hizmetlerin, diğer hizmetlere göre çok daha hızlı büyüdüğü gerçeği oluşturuyor. Yaratıcı hizmet sektörleri olarak da adlandırılan bilişim, tasarım, moda, film, video, müzik, performans sanatları, yayın, araştırma-geliştirme, bilgisayar oyunları gibi alanlarda ihracat artışı çok daha güçlü bir boyuta çıkmış durumda.
Yaratıcı hizmet sektörü ihracatında önde gelen beş gelişmekte olan ülke Hindistan, Çin, Singapur, Brezilya ve Tayvan olarak görünüyor. Toplamda payı çok daha yüksek olan gelişmiş ülkeler arasında ise yaratıcı hizmet ihracatında İrlanda, ABD, Almanya ve Hollanda ön plana çıkıyor.
Belirsizlikler doğrudan yatırımları azaltmaya devam ediyor
Doğrudan yatırımların seyrine baktığımızda, 2015 yılından bu yana düşüş eğilimi izliyoruz. Ticaret savaşları, teknolojik gelişmelerin yarattığı belirsizlik, jeopolitik riskler küresel belirsizliği yüksek noktalara çıkarmış durumda bulunuyor. Küresel belirsizlik endekslerine baktığımızda, son on yılda genelde yüksek seviyelerde bulunduğunu, inişli çıkışlı bir seyir izlese bile son dönemde çok güçlü bir artış eğiliminde olduğunu izliyoruz.
Zaman zaman büyük sıfırlama olarak da adlandırılan yaşadığımız süreçte, uluslararası firmaların yatırım kararlarında çekinceli kalmaya devam ettiği izleniyor. 2024 yılında doğrudan yatırımlar bir önceki yıla göre %8 azalarak 1,4 trilyon $ civarında gerçekleşti. Sıfırdan dediğimiz ve birçok ülkenin en çok arzu ettiği yeşil alan yatırımları da %7,1 gerileme göstermiş görünüyor. Fakat en güçlü daralma uluslararası proje finansmanı alanında gerçekleşiyor. Bu da artan bölgeselleşme eğiliminin ve korumacılığın bir yansıması olarak karşımıza çıkıyor.
Yatırımlarda aslan payı fosil yakıtların
Yeşil alan yatırımlarının dağılımına baktığımızda, ağırlığın kömür, petrol gibi fosil yakıtlarla yarı iletken ve bilişim sektörlerinde yoğunlaştığını görüyoruz. 2024 yılında gerçekleşen en büyük 10 yeşil alan yatırımdan sadece bir tanesi yenilenebilir enerji alanında Avustralya’da gerçekleşmiş, diğer dokuzu biraz önce bahsettiğimiz iki ana sektöre dağılıyor. İklim krizinin coşarak büyüdüğü bir ortamda fosil yakıt yatırımlarının bu boyutta artması hiç hayra alamet değil.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Suudi Arabistan'da bir araya gelen ABD ve Rusya heyetleri savaşı bitirme hedeflerini ortaya koyarken, Cumhurbaşkanı Erdoğan ile görüşen Volodimir Zelenski masada Ukrayna olmadan yapılan barışın barış olmayacağını söyledi.
19 Şub 2025

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
ABD Başkanı Donald Trump’ın Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ile yaptığı dizel tedarik anlaşması, ABD Kongresinde Cumhuriyetçiler ile Demokratların hükümetin kapanması sürecinde dahi yaşamadıkları ölçüde bir ortak mutabakat sağlamalarına neden oldu. Peki Trump neden böyle bir karar aldı? Rusya bu anlaşmadan ne kazanacak ve ABD’nin Ukrayna politikasında nasıl bir değişiklik yaşanıyor?

İmalat sanayiinde ilk dört ayda %1,3’e ulaşan üretim artışı, Ağustos ayında %0,2’ye geriledi. Giyim ve makine sektörlerinde daralma tüm şiddetiyle sürerken, önceki yıllarda büyüyen bazı sanayi kolları da yaz aylarında üretim kaybetmeye başladı.

Nobel Ekonomi Ödülü’nü alan Robert Hall ve Michael Woodford’un çalışmalarının ortak noktası, ekonomik istikrarın yalnızca bugün alınan kararlara değil, insanların geleceğe ilişkin beklentilerine de bağlı olduğu düşüncesi oldu. Ödülün gerekçesinde “makroekonomik istikrarın mikroekonomik temellere yaptığı katkılar” ifadesi yer alırken burada Türkiye açısından da önemli çıkarımlar var. Bu teze göre, ekonomik istikrarın toplumsal karşılığı tek başına enflasyonun düşmesi değil.

Bu hafta yurt içinde Ağustos ayı cari işlemler dengesi, Eylül ayı bütçe dengesi ve TCMB Piyasa Katılımcıları Anketi öne çıkarken, yurt dışında ABD enflasyonu ve perakende satışlar, Çin enflasyonu ve dış ticaret dengesi ile Avro Bölgesi nihai enflasyonu ön planda.
12 Eki 2026

Arjantin'de Javier Milei'nin "testere" ile başlattığı ekonomi programı üçüncü yılını tamamlamaya yaklaşırken, ilk iki yılın başarı hikayesi yerini giderek daha karmaşık bir tabloya bırakıyor.




