

Salon’un Dönüşünü Mart Ayında +1 Sunar Konserleriyle Kutluyoruz! Şehrin eğlencesi bol, kültür sanat demirbaşı Salon İKSV ’yi, üst katından ayakları sarkıtmalı konserler izlemeyi sen de bizim kadar özledin değil mi sevgili Duende okuru? Özlemini paylaşıyor, seni şimdi vereceğimiz müjdenin sevincine +1 olmaya davet ediyoruz. S alon 2 yılın sonunda aramıza geri döndü – hem de ne dönmek! O uzun uzun beklediğimiz günlerin acısını çıkaracak, eğlenceyi aceleye getirmeyeceğimiz +1 Sunar konserleriyle kapılarını yeniden açtı. O hâlde seninle hangi konserlerde buluşuyoruz? Gel yakından bakalım. Neler var? +1 Sunar: Kit Sebastian buluşmasıyla özlemin sona erdiği geçtiğimiz cumartesi gününden sonra konser takviminin ikinci ismi Seafret . İstanbul’a ziyaretlerini tek değil +1 günle hem 10 Mart’ta hem de 11 Mart’ta kutlayacak olan grup en saf duyguların, umudun, hayallerin müziğini çalmaya geliyor. Takvim hızını kesmeden yönünü yerli isimlere çeviriyor ve önce 12 Mart’ta güneşli günlerin müziğini Salon’a taşıyacak olan saykedelik pop-rock grubu Palmiyeler konserinde; sonrasında 18 ve 19 Mart’ta , iki gece üst üste 80’lere doğru bir yolculuğa çıkarak yerli darkwave, synthpop elçisi Jakuzi konserinde eğlenceyi uzatıyoruz. Destansı ve huzurlu melodileri Amerika’dan Salon’a taşıyacak olan Other Lives ekibini 24 ve 25 Mart’ta +1 Sunar: Other Lives konserinde dinleme şansı yakalıyor, elektronik sesleri etnik tınılarla buluşturan Islandman’le 26 Mart’ta +1 Sunar: Islandman konserinde büyüleniyoruz. Eğlencesini uzun uzun yaşayacağımız mart ayı konserlerini bir öpücükle noktalamak üzere 31 Mart ve 1 Nisan Cuma akşamlarında Margaux Sauvé'nin rüya pop projesi Ghostly Kisses konserinde buluşuyoruz. Eğlencenin ve kültür sanat buluşmalarının favori eşlikçisi +1 ’i buradan takip ederek keyfini uzun uzun çıkaracağımız +1 Sunar konserlerinin coşkusuna yakından ortak olabilirsin.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Bir film, bir yönetmen, bir sanat eseri, bir sanatçı, bir sokak, ya da bir mekân — Beslenme Çantası’nı konuğumuza ilham veren "şey"lerle dolduruyoruz.
Müge Turan’ın beslenme çantasından Buarque, Gilliam, Leconte ve Maboul filmleri, İngilizce ve Arapça şarkılar, Art brut ve Dadaizm akımları, tüylü bir ev arkadaşı ve potasyum deposu bir meyve çıkıyor.
- Construção (Chico Buarque, 1971)
- Brazil (Terry Gilliam, 1985)
- Figures (Aksak Maboul, 2020)
- Kate Bush’tan “Running Up That Hill” şarkısı
- Patrice Leconte’un “The Hairdresser’s Husband” filminde çalan, Racheb Alame’den “Wadana Wadana” şarkısı
- Adolf Wölfli
- Man Ray
- Kedim Elvis
- Muz
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Müge Turan'la Pera sokaklarında buluşuyor, Alice Rohrwacher sinemasını keşfe çıkıyoruz. Müzik ve sinemanın kesişimine tanık oluyor, Müge'nin İstanbul Modern yolculuğa göz atıyoruz.
09 Mar 2022

YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
“Uzaklar, Kuşaklar, Bakışlar” başlıklı sergi, 212 Photography Istanbul’un 2026 edisyonunda Erbak ailesinin üç kuşağının seyahat tutkusu ve fotoğraflarını biraraya getiriyor. Nuri Z. Erbak (1914), Mehmet H. Erbak (1950) ve Ceylin Erbak Aytekin’in (1988) dünyanın farklı noktalarında çektiği kareler, 1930’ların Mısır ve Japonya’sından Tibet’e, Antarktika’ya uzanıyor. Bu arşivin nasıl oluştuğunu fotoğrafçı, yazar ve Erbak ailesinin üçüncü kuşak temsilcisi Ceylin Erbak Aytekin ile konuştuk.

Ela Lee, kendi hayatından izler taşıyan ilk romanı Ceyda’da, dışarıdan kusursuz görünen hayatı bir cinsel saldırının ardından parçalanan Türk-Koreli genç avukat Jade’in hikayesini anlatıyor. Rıza, adalet, göçmenlik, aile, başarı baskısı ve suçluluk duygusu etrafında ilerleyen roman, Jade’in başına gelenlerden çok, yaşadıklarının ardından kendisi ve kurduğu hayatla yeniden yüzleşmesine odaklanıyor.

1960’ların başında Sirkeci’den Almanya’ya giden trenlere binenler birkaç yıl çalışıp dönmeyi düşünüyordu. Ama bavullarda yalnızca eşya değil, dil ve kültür de taşındı. Bekir Yıldız’dan Aras Ören’e, ‘Emine’ Sevgi Özdamar’dan Fatma Aydemir’e uzanan 60 yılı aşkın edebiyat geleneği “misafir işçi”nin Almancayı nasıl içeriden dönüştürdüğünü ve sonunda o dili kendi evi hâline getirdiğini anlatıyor.

İsviçreli sanatçı Ugo Rondinone, İstanbul’daki ilk kişisel sergisi "the sun and the mountain"da neon renkli taş heykellerini gün doğumu ve gün batımı suluboyalarıyla buluşturuyor. Dirimart Dolapdere’de 8 Kasım’a kadar görülebilecek sergi, dağların dikeyliğiyle ufkun yataylığını karşı karşıya getirerek insanın doğayla kurduğu ilişkiyi ele alıyor.

Lukas Dhont’un Cannes’ın ana yarışmasında prömiyerini yapan üçüncü uzun metrajı "Korkak", Emmanuel Macchia ve Valentin Campagne’a En İyi Erkek Oyuncu Ödülü’nü kazandırdı. Dhont ile festivalde biraraya geldiğimizde ilk kez bir savaş filmi yapmasından, daha büyük bir ölçekte çalışmaktan ve filmin çıkış noktasındaki fikirlerden konuştuk.



