Maffy'nin Cazı

Bir caz dâhisinin inzivada geçen son yılları.
Maffy'nin Cazı

17 Mart - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Bir İrlanda bayramı: The Irish Spirit ’le St. Patrick’s Day Yeşilin belki de en güzel tonlarına ev sahipliği yapan İrlanda bugün daha da bir yeşil. Tahminin doğru sevgili Duende okuru: Bugün İrlanda’nın ulusal bayramı St. Patrick’s Day kutlamalarını ve geleneklerini yakın markaja alıyoruz. Nedir? İrlanda’nın koruyucu azizlerinden Aziz Patrick’in anıldığı St. Patrick’s Day , her yıl Aziz Patrick’in ölüm günü olarak kabul edilen 17 Mart ’ta büyük festivallerle kutlanıyor. İrlanda’da ve dünyanın dört bir yanında yaşayan İrlandalılar, hem eğlenmek hem de kökleriyle buluşmak için soluğu sokaklarda alıyor. St. Patrick’s Day geleneklerine bir göz atalım: Üç yapraklı yonca: İrlanda halkının Hristiyanlıkla tanışmasında önemli bir rolü bulunan Aziz Patrick, ünlü bir rivayete göre halka Kutsal Üçleme’yi anlatırken üç yapraklı yoncalar kullanırmış. Zamanla ülkenin sembolü hâline gelen yoncalar, şapkalardan içecek ambalajlarına kadar tüm St. Patrick’s Day süslemelerinde de yerini almış. Cüceler: İrlanda kültüründeki yeri Hristiyanlık öncesi döneme kadar dayanan, ayakkabıcılıkla uğraştığı ve büyük hazineler sakladığı düşünülen cüceler ( leprechaun ), St. Patrick’s Day kutlamalarının da vazgeçilmezi. Yeşil giymek: Bu bir gelenek değil, adeta bir zorunluluk. Baştan aşağı yeşil giyinip yeşil silindir şapkalarını ve yonca biçimli yeşil gözlüklerini takan İrlandalılar, tüm sokakları yeşile boyamak üzere yola koyuluyor. İrlanda ruhunu Türkiye’ye taşıyan The Irish Spirit ’i buradan takip edebilirsin. Lá Fhéile Pádraig sona duit!

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Türkiye'de Caz belgeselinin yönetmeni Batu Akyol röportajım üzerinden altı aydan uzun bir süre geçti. O belgeseli izlemem üzerine hakkında çok az bilgi sahibi olduğum Türkiye'nin caz tarihi, onlarca yıl geriye giden geçmişiyle önüme serildi; beni sayısız isimle ve eserle tanıştırdı. 

Bir müzik editörü olarak caz sahnemiz hakkındaki cahilliğimin ayıbını üstüme alıyorum. Diğer taraftan, Türkiye'nin öncül cazcıların ve caz müziklerinin unutulmaya teşne arşivlikler olarak saklanmasının da kolektif bir kafa yormayı gerektirdiğini düşünüyorum. Ancak umutluyum. 2013 yılında yayımlanan Türkiye'de Caz, yerel caz tarihinin dehlizlerinde kıymetli bir yolculuktu. Asırlık isimler, mekânlar ve müzikler gün yüzüne çıktı. Belki de benzer kadrajlı yapımlara, bu engin tarihe ışık tutacak festival programlarına ilham verdi. 

2022 yılında vizyona giren ve yönetmen koltuğunda Deniz Yüksel Abalıoğlu'nun oturduğu Maffy's Jazz (Maffy'nin Cazı) belgeseli bunlardan biri. Türkiye'de Caz belgeseli ile tanıdığım, adına (Muvaffak) dair komik bir anektodu tezcanlı anlatışıyla hafızama kazınan trompetçi Maffy Falay'ın yaşamının son yıllarına yakından bakan belgesel, yerel cazı odağına alarak kabarık görsel bir kaynak oluşturmaya çalışan bir yapım değil. Esasında, Maffy's Jazz, cazı arka plan olarak kullanan bir portre çalışması. Bir müzik dâhisinin, caz tutkunun ve o müziğe adanmış 60 yıldan daha uzun bir hayatın kutlanması; bir taraftan da ışıltılı müzik kariyerinin gölgesinde muğlak bir inzivaya çekilmiş yalnız bir adamın narin bir ağıdı. 

2022 yılının Şubat ayında hayata veda eden Maffy Falay'ın ölümünün 1. yıl dönümünü henüz geride bırakmışken, Maffy's Jazz belgeselinin yönetmeni Deniz Abalıoğlu ile buluştum. Onunla, Muvaffak abi'siyle yüz yüze tanışmasından belgeselin yapım sürecine ve Maffy'nin cenaze merasimine uzanan bir yolculuğa çıktım.

Deniz Yüksel Abalıoğlu

Deniz'in Muvaffak Abisi

Belgesel çekimlerinin başladığı sıralarda 80'li yaşlarının ortasında olan Maffy Falay'ı Türkiye'den çok uzakta, Stockholm'de bir göz evde yaşarken kadrajlamak; Türkiye caz tarihinin sisli labirentlerinden adı ve mirası unutulmaya yüz tutmuş bir ismi çekip çıkarmak onu müziğiyle yaşatmaktan öte bir motivasyondan kaynaklanıyor. Deniz'in ortak ahbaplar aracılığıyla 2000'li yılların ikinci yarısında tanıştığı Maffy'i müziğiyle takdir etmesinin yanında; ona dair hissettiği şefkatin ve gösterdiği özenin aralarındaki ilişkiyi profesyonel olanın ötesine konumlandırdığını söylemek mümkün. 20 yıla dayanan; onları Stockholm'den İstanbul'a, oradan da Kuşadası'na iyi ve kötü günlerde yolculuklara çıkaran bu yakınlık, Deniz'in belgesel boyunca aralara serpişen "Muvaffak abi" hitaplarında ortaya çıkıyor.

"Onu tanıdığımda çok ilginç biri gelmişti bana. Mizacından kaynaklanan bir farklılığı, karakter olarak çekici bir tarafı vardı benim için. [...] bir yakınlık da kurulmuştu aramızda. İzmir'de tanıştıktan sonra görüşmeye devam ettik, kardeşimde kalmıştı bir süre. Dedim ki 'böyle bir karakter var, ben de tanıyorum'. Ve bu değeri göstermek istedim açıkçası.

- Deniz Abalıoğlu

Muvaffak "Maffy" Falay klavyesinin başında. | Maffy's Jazz

Maffy'le yaşamak


Deniz, Maffy'i kadrajına almak istediğinden emindi. Odağında onun, hayatının dününün ve bugünün olacağı belgesel fikrini Maffy'ye açtı. En az onun kadar Maffy de bu projenin gerçekleşmesini; Deniz'in ifadesiyle "...hürmet ve ilgi görmek istiyordu." İki kişilik bu küçük film ekibi, birbirlerini hayatlarının doğru dönemeçlerinde yeniden keşfetti. Bir tarafta yeni başladığı yüksek lisans programının belgesel dersinin öznesinin peşinde bir yönetmen; diğer tarafta aydınlatılmayı bekleyen koca bir kişisel ve kolektif caz külliyatıyla yalnız, sağlıktan düşmekte olan, enstrümanını kaybetmenin eşiğinde bir müzisyen. Deniz'in "...bu belgeselin hem ona hem de bana bir faydası vardı" sözü, işte tam da bu birbirini tamamlayan uyumun işaretlerini taşıyor.

Maffy Falay, televizyonunun karşısında. | Maffy's Jazz

Deniz ve Muvaffak abisinin samimiyetinin belgeselin yalın, organik ve şeffaf akışındaki yeri yadsınamaz. Deniz'in herkesi evine kabul etmeyeceğini; özellikle de bir yapım ekibinin mahrem alanına girip çıkmasına karşı çıkacağını öngördüğü Maffy, evinin kapılarını sonuna kadar Deniz'e açtı. Sesten ışığa ve kameraya tüm yapım sorumluluğunu üstüne alan Deniz, Maffy's Jazz'ın sekanslarını yaratırken bir evden fazlasına; yılların yaşanmışlığını taşıyan bir adamın kalbine ve zihnine de misafir oldu. Deniz'in hayalini kurduğu da buydu. Her anlamda dışarıdan değil, içeriden bir çekim yapmak istedi. Öyle de oldu. 2016'dan 2020'ye yayılan ve çoğunluğunu Maffy'nin Stockholm'deki evinin iç çekimlerinin oluşturduğu diyalogsuz, gözlemci, uzun planlarda işle dostluk, üretimle paylaşım iç içe geçti. Deniz'in kamerasının varlığı unutuldu, ev dekorunun bir parçası hâline geldi. Her şey gündelik hayatın kapsayıcılığında taklit edilemez bir doğallığa kavuştu:

"Samimi bir havada geçen, hakikaten onunla yaşayıp evin içinden bir şey çıkarmak istiyordum. Aramızda 10 yıllık bir tanışıklık olması benim için çok iyi bir avantaj oldu."

- Deniz Abalıoğlu

Maffy Falay. | Kaynak: Arda Caboğlu

Senin evin neresi, Maffy?


Belgeseli izlerken aldığım ilk not bir soru oldu: Ev Maffy için ne demek? Daha belgeselin başından sorgulamaya başladığım bu konu, Maffy's Jazz'ının da sık sık ziyaret ettiği bir konu. Bu yüzden, sözümü hiç dolaştırmadan Deniz'e yönelttiğim soru da buna dair oldu. "Belgesel için bir evi arayış öyküsü der misiniz?" Deniz'in beklemeden verdiği "Derim" cevabı, ardından da Maffy'in son yıllarında ev konusunda girdiği açmaza dair söyledikleri; Deniz’de de yansımalarını gösterdi. Deniz ve Muvaffak abisi, yersiz-yurtsuzluğun derinden hissedildiği ve bilinmezliklerin içerisinde el yordamıyla yol aramanın yürek burkan dramında paydaş oldu:

"Maffy'nin son yıllarındaki en büyük meselesi Türkiye'de de İsveç'te de bir yer bulamamaya dairdi. Bunları ondan duydukça, söyledikleri bende de bir karşılık buldu. Nerede yaşayacağız, nasıl yaşacağız; orada da olmaz burada da olmaz çıkmazını ben de onunla birlikte yaşadım. O yüzden hikâyenin bu iskelet üstünde gitmesi gerekiyordu."

- Deniz Abalıoğlu

Maffy, uluslararası bir müzisyen kimliğine yelken açarken Deniz'in tabiriyle bir "vagabond" gibi yaşıyordu. Zira, 62 yıl önce pılısını pırtısını toplayıp Almanya'ya giden Falay, orada 5 yıl geçirdikten sonra İsveç'e yerleşti. Maffy'nin müziği vagabond olmaya devam etti belki. Ama hayatının yarısından fazlasını adadığı, her koşulda da geri döndüğü Stockholm'de Falay; son yıllarında yoksunluğunu çektiği o aidiyeti, ev hissini, yer ve yurdunu buldu.

Maffy Stockholm'de bir aile kurdu, evlendi ve çocuk sahibi oldu. Diğer taraftan, müzik kariyerinin en hareketli dönemini de orada yaşadı. Konserlerden konserlere koşarken Sevda projesiyle zamanının en sıra dışı işlerinden Jazz i Sverige '72 albümünü kaydetti, Kenny Clarke ve France Boyand'ın orkestrasında trompet çaldı. Ve bu zikrettiklerim, on yıllara yayılan engin ve eşsiz bir kişisel müzik külliyatından belgeselde yer bulan birkaç cilt yalnızca. 

Maffy Falay ve arkadaşları, Dizzy Gillespie'yi karşılıyor. 22 Nisan 1956, Ankara.

Ancak bunlar, Maffy's Jazz'da tüm açıklığıyla gösterilen ve hayatının son yıllarını yaşamakta olan bir caz dâhisinden geride kalanlardı. Kendini kanıtlarının ortasına konumlandırdığı anıları, Maffy'nin evsizliğinden kaçışında tekrar ve tekrar ziyaret ettiği geçmişin durakları olarak kaldı: Dizzy Gillespie'yi Ankara'da karşılayışı, Şükrü Sunar'ın klarnetini ABD'li cazcılara dinletişi, European All Star Band ve dahası... 

Parıltılı ve görkemli ömrünün son demlerini bir göz evde, geçmişin tozlu kalıntılarıyla geçiren Maffy; Muvaffak abi, amansız bir müzik tutkunu, ruhunu enstrümanına üflemiş trompetçi, yalnızca müziği hatırladı, gerçek evini ise asla bulamadı.

Maffy's Jazz, Deniz Abalıoğlu'nun ellerinden ve kalbinden bu asırlık ömrün ve onun trajik sona erişinin bire bir tanığı; bir müzik belgeselinden çok müziğe dair bir insanın panoraması. Hayatın keskin yol ayrımlarının, muhtemel çıkmazlarının ve kayıplarının apaçık bir sergilenişi. Onu güçlü, hatta yıkıcı kılan da bu. Maffy'nin nezdinde evrenselleşen ve hepimizin kendimize dair keşifler ve sorgulamalar yapabileceğimiz yaşama deneyimi, hem de ta kendisi.


Not: Maffy's Jazz belgeseli geçtiğimiz ay Muvaffak Falay'ın ölüm yıldönümü olan 22 Şubat'ta MUBI kataloğuna eklendi. Belgeseli MUBI üzerinden izleyebilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Slowthai'ın öz sevgi çağrısı, Maffy'nin cazı

Slowthai'ın kaosun korkusundan huzurun kucağına yolculuğu, Maffy Falay'ın 1. ölüm yıldönümünde Maffy's Jazz belgeseli, Aronofsky'nin balinası.

17 Mar 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Arda Caboğlu

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?