Maffy'nin Cazı

Bir caz dâhisinin inzivada geçen son yılları.
Maffy'nin Cazı

17 Mart - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Bir İrlanda bayramı: The Irish Spirit ’le St. Patrick’s Day

Yeşilin belki de en güzel tonlarına ev sahipliği yapan İrlanda bugün daha da bir yeşil. Tahminin doğru sevgili Duende okuru: Bugün İrlanda’nın ulusal bayramı St.

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Türkiye'de Caz belgeselinin yönetmeni Batu Akyol röportajım üzerinden altı aydan uzun bir süre geçti. O belgeseli izlemem üzerine hakkında çok az bilgi sahibi olduğum Türkiye'nin caz tarihi, onlarca yıl geriye giden geçmişiyle önüme serildi; beni sayısız isimle ve eserle tanıştırdı. 

Bir müzik editörü olarak caz sahnemiz hakkındaki cahilliğimin ayıbını üstüme alıyorum. Diğer taraftan, Türkiye'nin öncül cazcıların ve caz müziklerinin unutulmaya teşne arşivlikler olarak saklanmasının da kolektif bir kafa yormayı gerektirdiğini düşünüyorum. Ancak umutluyum. 2013 yılında yayımlanan Türkiye'de Caz, yerel caz tarihinin dehlizlerinde kıymetli bir yolculuktu. Asırlık isimler, mekânlar ve müzikler gün yüzüne çıktı. Belki de benzer kadrajlı yapımlara, bu engin tarihe ışık tutacak festival programlarına ilham verdi. 

2022 yılında vizyona giren ve yönetmen koltuğunda Deniz Yüksel Abalıoğlu'nun oturduğu Maffy's Jazz (Maffy'nin Cazı) belgeseli bunlardan biri. Türkiye'de Caz belgeseli ile tanıdığım, adına (Muvaffak) dair komik bir anektodu tezcanlı anlatışıyla hafızama kazınan trompetçi Maffy Falay'ın yaşamının son yıllarına yakından bakan belgesel, yerel cazı odağına alarak kabarık görsel bir kaynak oluşturmaya çalışan bir yapım değil. Esasında, Maffy's Jazz, cazı arka plan olarak kullanan bir portre çalışması. Bir müzik dâhisinin, caz tutkunun ve o müziğe adanmış 60 yıldan daha uzun bir hayatın kutlanması; bir taraftan da ışıltılı müzik kariyerinin gölgesinde muğlak bir inzivaya çekilmiş yalnız bir adamın narin bir ağıdı. 

2022 yılının Şubat ayında hayata veda eden Maffy Falay'ın ölümünün 1. yıl dönümünü henüz geride bırakmışken, Maffy's Jazz belgeselinin yönetmeni Deniz Abalıoğlu ile buluştum. Onunla, Muvaffak abi'siyle yüz yüze tanışmasından belgeselin yapım sürecine ve Maffy'nin cenaze merasimine uzanan bir yolculuğa çıktım.

Deniz Yüksel Abalıoğlu

Deniz'in Muvaffak Abisi

Belgesel çekimlerinin başladığı sıralarda 80'li yaşlarının ortasında olan Maffy Falay'ı Türkiye'den çok uzakta, Stockholm'de bir göz evde yaşarken kadrajlamak; Türkiye caz tarihinin sisli labirentlerinden adı ve mirası unutulmaya yüz tutmuş bir ismi çekip çıkarmak onu müziğiyle yaşatmaktan öte bir motivasyondan kaynaklanıyor. Deniz'in ortak ahbaplar aracılığıyla 2000'li yılların ikinci yarısında tanıştığı Maffy'i müziğiyle takdir etmesinin yanında; ona dair hissettiği şefkatin ve gösterdiği özenin aralarındaki ilişkiyi profesyonel olanın ötesine konumlandırdığını söylemek mümkün. 20 yıla dayanan; onları Stockholm'den İstanbul'a, oradan da Kuşadası'na iyi ve kötü günlerde yolculuklara çıkaran bu yakınlık, Deniz'in belgesel boyunca aralara serpişen "Muvaffak abi" hitaplarında ortaya çıkıyor.

"Onu tanıdığımda çok ilginç biri gelmişti bana. Mizacından kaynaklanan bir farklılığı, karakter olarak çekici bir tarafı vardı benim için. [...] bir yakınlık da kurulmuştu aramızda. İzmir'de tanıştıktan sonra görüşmeye devam ettik, kardeşimde kalmıştı bir süre. Dedim ki 'böyle bir karakter var, ben de tanıyorum'. Ve bu değeri göstermek istedim açıkçası.

- Deniz Abalıoğlu

Muvaffak "Maffy" Falay klavyesinin başında. | Maffy's Jazz

Maffy'le yaşamak


Deniz, Maffy'i kadrajına almak istediğinden emindi. Odağında onun, hayatının dününün ve bugünün olacağı belgesel fikrini Maffy'ye açtı. En az onun kadar Maffy de bu projenin gerçekleşmesini; Deniz'in ifadesiyle "...hürmet ve ilgi görmek istiyordu." İki kişilik bu küçük film ekibi, birbirlerini hayatlarının doğru dönemeçlerinde yeniden keşfetti. Bir tarafta yeni başladığı yüksek lisans programının belgesel dersinin öznesinin peşinde bir yönetmen; diğer tarafta aydınlatılmayı bekleyen koca bir kişisel ve kolektif caz külliyatıyla yalnız, sağlıktan düşmekte olan, enstrümanını kaybetmenin eşiğinde bir müzisyen. Deniz'in "...bu belgeselin hem ona hem de bana bir faydası vardı" sözü, işte tam da bu birbirini tamamlayan uyumun işaretlerini taşıyor.

Maffy Falay, televizyonunun karşısında. | Maffy's Jazz

Deniz ve Muvaffak abisinin samimiyetinin belgeselin yalın, organik ve şeffaf akışındaki yeri yadsınamaz. Deniz'in herkesi evine kabul etmeyeceğini; özellikle de bir yapım ekibinin mahrem alanına girip çıkmasına karşı çıkacağını öngördüğü Maffy, evinin kapılarını sonuna kadar Deniz'e açtı. Sesten ışığa ve kameraya tüm yapım sorumluluğunu üstüne alan Deniz, Maffy's Jazz'ın sekanslarını yaratırken bir evden fazlasına; yılların yaşanmışlığını taşıyan bir adamın kalbine ve zihnine de misafir oldu. Deniz'in hayalini kurduğu da buydu. Her anlamda dışarıdan değil, içeriden bir çekim yapmak istedi. Öyle de oldu. 2016'dan 2020'ye yayılan ve çoğunluğunu Maffy'nin Stockholm'deki evinin iç çekimlerinin oluşturduğu diyalogsuz, gözlemci, uzun planlarda işle dostluk, üretimle paylaşım iç içe geçti. Deniz'in kamerasının varlığı unutuldu, ev dekorunun bir parçası hâline geldi. Her şey gündelik hayatın kapsayıcılığında taklit edilemez bir doğallığa kavuştu:

"Samimi bir havada geçen, hakikaten onunla yaşayıp evin içinden bir şey çıkarmak istiyordum. Aramızda 10 yıllık bir tanışıklık olması benim için çok iyi bir avantaj oldu."

- Deniz Abalıoğlu

Maffy Falay. | Kaynak: Arda Caboğlu

Senin evin neresi, Maffy?


Belgeseli izlerken aldığım ilk not bir soru oldu: Ev Maffy için ne demek? Daha belgeselin başından sorgulamaya başladığım bu konu, Maffy's Jazz'ının da sık sık ziyaret ettiği bir konu. Bu yüzden, sözümü hiç dolaştırmadan Deniz'e yönelttiğim soru da buna dair oldu. "Belgesel için bir evi arayış öyküsü der misiniz?" Deniz'in beklemeden verdiği "Derim" cevabı, ardından da Maffy'in son yıllarında ev konusunda girdiği açmaza dair söyledikleri; Deniz’de de yansımalarını gösterdi. Deniz ve Muvaffak abisi, yersiz-yurtsuzluğun derinden hissedildiği ve bilinmezliklerin içerisinde el yordamıyla yol aramanın yürek burkan dramında paydaş oldu:

"Maffy'nin son yıllarındaki en büyük meselesi Türkiye'de de İsveç'te de bir yer bulamamaya dairdi. Bunları ondan duydukça, söyledikleri bende de bir karşılık buldu. Nerede yaşayacağız, nasıl yaşacağız; orada da olmaz burada da olmaz çıkmazını ben de onunla birlikte yaşadım. O yüzden hikâyenin bu iskelet üstünde gitmesi gerekiyordu."

- Deniz Abalıoğlu

Maffy, uluslararası bir müzisyen kimliğine yelken açarken Deniz'in tabiriyle bir "vagabond" gibi yaşıyordu. Zira, 62 yıl önce pılısını pırtısını toplayıp Almanya'ya giden Falay, orada 5 yıl geçirdikten sonra İsveç'e yerleşti. Maffy'nin müziği vagabond olmaya devam etti belki. Ama hayatının yarısından fazlasını adadığı, her koşulda da geri döndüğü Stockholm'de Falay; son yıllarında yoksunluğunu çektiği o aidiyeti, ev hissini, yer ve yurdunu buldu.

Maffy Stockholm'de bir aile kurdu, evlendi ve çocuk sahibi oldu. Diğer taraftan, müzik kariyerinin en hareketli dönemini de orada yaşadı. Konserlerden konserlere koşarken Sevda projesiyle zamanının en sıra dışı işlerinden Jazz i Sverige '72 albümünü kaydetti, Kenny Clarke ve France Boyand'ın orkestrasında trompet çaldı. Ve bu zikrettiklerim, on yıllara yayılan engin ve eşsiz bir kişisel müzik külliyatından belgeselde yer bulan birkaç cilt yalnızca. 

Maffy Falay ve arkadaşları, Dizzy Gillespie'yi karşılıyor. 22 Nisan 1956, Ankara.

Ancak bunlar, Maffy's Jazz'da tüm açıklığıyla gösterilen ve hayatının son yıllarını yaşamakta olan bir caz dâhisinden geride kalanlardı. Kendini kanıtlarının ortasına konumlandırdığı anıları, Maffy'nin evsizliğinden kaçışında tekrar ve tekrar ziyaret ettiği geçmişin durakları olarak kaldı: Dizzy Gillespie'yi Ankara'da karşılayışı, Şükrü Sunar'ın klarnetini ABD'li cazcılara dinletişi, European All Star Band ve dahası... 

Parıltılı ve görkemli ömrünün son demlerini bir göz evde, geçmişin tozlu kalıntılarıyla geçiren Maffy; Muvaffak abi, amansız bir müzik tutkunu, ruhunu enstrümanına üflemiş trompetçi, yalnızca müziği hatırladı, gerçek evini ise asla bulamadı.

Maffy's Jazz, Deniz Abalıoğlu'nun ellerinden ve kalbinden bu asırlık ömrün ve onun trajik sona erişinin bire bir tanığı; bir müzik belgeselinden çok müziğe dair bir insanın panoraması. Hayatın keskin yol ayrımlarının, muhtemel çıkmazlarının ve kayıplarının apaçık bir sergilenişi. Onu güçlü, hatta yıkıcı kılan da bu. Maffy'nin nezdinde evrenselleşen ve hepimizin kendimize dair keşifler ve sorgulamalar yapabileceğimiz yaşama deneyimi, hem de ta kendisi.


Not: Maffy's Jazz belgeseli geçtiğimiz ay Muvaffak Falay'ın ölüm yıldönümü olan 22 Şubat'ta MUBI kataloğuna eklendi. Belgeseli MUBI üzerinden izleyebilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎤 Slowthai'ın öz sevgi çağrısı, Maffy'nin cazı

Slowthai'ın kaosun korkusundan huzurun kucağına yolculuğu, Maffy Falay'ın 1. ölüm yıldönümünde Maffy's Jazz belgeseli, Aronofsky'nin balinası.

17 Mar 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Arda Caboğlu

YAZARLAR

Koray Soylu

Editor @ Aposto

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi

Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Aslı Perker

·

23 Eki 2026

Bibliyoterapide bu hafta: Yaşlanmaktan korkanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Mehmet Sindel

·

23 Eki 2026

Sevginin kusurlu mirası: Çağdaş sinemada baba-kız ilişkisine üç farklı bakış
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Emre Eminoğlu

·

23 Eki 2026

Primetime: Reyting uğruna her şey gösteriye dönüşebilir mi?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Özge Şimşek

·

22 Eki 2026

Riace Bronzları'ndan Türkiye’ye bir müze ekosistemi: Bir müze nerede biter?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.

Yasemin Kaya

·

22 Eki 2026

Yas üzerine düşünceler: Ayakkabılarını aldılar, mesajları kaldı yadigar