'Mayıs ayında zirve ve hızlı bir dezenflasyon süreci': Peki nasıl?


Geri sayım başladı: GYİAD Sürdürülebilirlik Zirvesi Nedir? Genç Yönetici ve İş İnsanları Derneği’nin (GYİAD) bu yıl ilk kez düzenleyeceği Sürdürülebilirlik Zirvesi ’nde, son yıllarda çevresel sorunlardan daha geniş bir perspektife taşınarak ekonomik ve sosyal boyutlarıyla da tartışılan sürdürülebilirlik kavramı önemli konuşmacıların katılımıyla ele alınacak. Nerede ve ne zaman? 9 Mayıs Perşembe günü DasDas ’ta. Neden gitmeli? Sürdürülebilirliğin günümüzde doğal kaynakları korumanın yanı sıra sosyal adalet, ekonomik kalkınma ve insan refahını da içeren kapsamlı bir yaklaşım olarak ele alınması gerekliliğini vurgulayan etkinlikte, genç iş dünyasının konuya nasıl yaklaşması gerektiği, gelecek yılların liderlerinin sürdürülebilirlik ilkelerini benimseyerek iş stratejilerine ve politikalarına nasıl dahil edebileceği tartışılacak. Kimler var? Açılış konuşmasını GYİAD Yönetim Kurulu Başkanı Mustafa Özer ’in yapacağı etkinliğin moderatörlüğünü GYİAD Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu Eş Başkanı Gökçen Müftüoğlu Çapa gerçekleştirecek. Mazars Türkiye CEO’su ve Kurumsal Sürdürülebilirlik Elçisi İzel Levi Coşkun ’un “Süreklilikten Sürdürülebilirliğe” , Başarı ve Yönetim Yazarı Mümin Sekman ’ın “Sürdürülebilir Başarı” adlı konuşmalarının ardından, GYİAD Sürdürülebilirlik Çalışma Grubu Eş Başkanı Melis Topal ’ın moderatörlüğünde devam edecek panelde İhtiyaç Haritası Kurucu Ortağı ve Oyuncu Mert Fırat ; Beslenme ve Sağlıklı Yaşam Uzmanı ve Formeo Doya Doya Yaşam Kurucu Ortağı Elvan Odabaşı ; Muhtaroğlu Holding Dış Ticaret Direktörü ve Sürdürülebilirlik Lideri Melis Muhtaroğlu yer alacak. Ardından program Teknoloji ve Sürdürülebilirlik İletişimcisi Sertaç Doğanay ’ın “Teknolojide Sürdürülebilirlik” konulu konuşmasıyla devam edecek. Not almalı: Sürdürülebilirlik kavramının iş dünyasından sanata, sosyal girişimcilikten gıda ve teknolojiye kadar tüm yönleriyle ele alınacağı zirve hakkında detaylı bilgi ve biletlere şuradan ulaşabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Baz etkisi kavramı temel olarak iki dönem arasındaki değişimin, ilk bacakta (baz) yaşanan aşırı bir durumun sonraki dönemde ölçülen değişimin sapmasına yol açması olarak özetlenebilir.
- Bir örnek: Bu karmaşık ifadeyi bir örnekle açmak faydalı olacaktır. Mesela bir ürünün fiyatını T-2 döneminde 100; T-1 döneminde 220, T döneminde ise 264 TL olarak kabul edelim. Buradan hareketle, ürün fiyatının T-1 döneminde yıllık bazda %120; T döneminde ise yine yıllık bazda %20 oranında arttığını göreceğiz. T döneminde yaşanan %20’lik artış, yıllık fiyat artışında sert bir düşüş yaşanmış görüntüsünü vermekle birlikte birikimli toplamda artış %144 seviyesinde oluşuyor. Söz konusu hesaplama, matematiksel olarak doğru olmakla birlikte yorumlanması için bazı dokunuşlara ihtiyaç duyuyor.
Mayıs ve baz etkisi
Yukarıda kısaca özetlenen baz etkisi kavramı yıllık değişimleri manşet değerlere taşınan endeks ölçümleri için zaman zaman gündem konusu olabiliyor. 3 Haziran Pazartesi sabahı saat 10.00’da öğreneceğimiz Mayıs ayı enflasyonu da tam olarak bu konunun odağında yer alıyor. Bunun nedenini gösterebilmek adına TÜİK tarafından yayımlanan enflasyon veri setine göz atmak yeterli olacaktır.

Yukarıdaki tabloda görüldüğü üzere 2023 Mayıs ayında açıklanan aylık enflasyon oranı %0,04 seviyesinde yer alıyor. Yani Mayıs 2023 döneminde enflasyon sepetine konu mallarda ortalama fiyat artışı sıfıra yakın olarak ölçülmüş durumda (bunda, o dönem açıklanan doğalgaz sübvansiyonunun etkisi çok büyük).
Haziran ayı başında öğreneceğimiz Mayıs 2024 enflasyon verisi ile birlikte yıllık enflasyon (manşet enflasyon) hesaplamasında %0,04’lük değere karşılık (beklentilere göre değişmekle birlikte) %3,0-%3,5 gibi bir aylık enflasyon değeri görmemiz çok olası. Bu da yıllık enflasyon hesaplamasında manşet değeri zirveye taşıyacak. Yapılan hesaplamalar, yıllık enflasyonda %70-75 aralığında bir değeri göreceğimize işaret ediyor.
Mayıs ayında olumsuz yönde çalışacak baz etkisi ilerleyen dönemlerde ise (özellikle Temmuz ve Ağustos aylarında) tam ters yönde çalışacak. Bu dönemlerde aylık %9+’luk değerlerin yerine bunların yaklaşık üçte biri kadar aylık enflasyon değerleri ile birlikte yıllık enflasyonda çok hızlı bir gerileme göreceğiz.
Çok kaba bir hesaplama ile endekse giren ve çıkan değerlerin manşet enflasyon üzerinde yaratacağı etkiyi gösterebiliriz. Yarın açıklanacak Nisan ayı enflasyonu dahil olmak üzere, önümüzdeki aylarda %2,5’lik bir aylık enflasyonla karşılaşmamız durumunda yıllık manşet enflasyonu aşağıdaki şekliyle göreceğiz:

Baz etkisinin manşet sonuçlara nasıl yansıdığını göstermek amacıyla hazırlanan ve bu sebeple geleceğe yönelik aylık enflasyon değerinin sabit bırakıldığı bu tablo aşağıdaki şekilde de görselleştirilebilir:

Sonuç olarak
Sonuç olarak, baz etkisi endeks değişimleri üzerinde büyük etkisi olan bir matematiksel gerçekliktir. Burada ortaya çıkacak sonuçlar irdelenmeden kabul edilmemeli ve yorumlar da bu çerçevede yapılmalıdır.
İçinden geçtiğimiz parasal sıkılaşma süreci ve gecikmeli etkileri uzun zamandır beklenen dezenflasyon sürecinin temellerini atmakla birlikte yaz aylarında verilerle de göreceğimiz “rahatlama” tamamen bu duruma bağlanamaz.
Öte yandan, para politikasının yeterince sıkı olmaması ve genişletici maliye politikaları sebebiyle enflasyonun sadece baz etkisi sayesinde düşeceği tezi de bütünüyle doğru kabul edilemez. Bu noktada, PPK metinlerinde de sıklıkla kendine yer bulan “politika adımlarının gecikmeli etkileri” ifadesi kesinlikle gözden kaçırılmamalı zira atılan sıkılaştırıcı adımlar ve verilen mesajlar yılın ikinci yarısından sonra beklenen soğumanın temelini oluşturuyor.
Dip toplamda, manşet enflasyonda Mayıs ayında zirveyi, yaz aylarında ise hızlı bir gerileme göreceğimiz gerçeği baki. Bu sonuçta hem baz etkisinin hem de sıkılaştırıcı adımların etkisinin olduğu da kabul edilmesi gereken başka bir gerçek. Bu iki unsurun yarattığı etkilerin ağırlıkları başka tartışma ve hesaplamaların konusu olmakla birlikte, yakın zamanda içinden geçeceğimiz süreçte bir siyah-beyaz durumunun söz konusu olmadığı temel çıpa olmalı.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Fed, faizleri piyasa beklentilerine paralel bir şekilde sabit bırakırken, toplantı sonrasında Başkan Powell'den gelen karışık mesajlar piyasalarda hareketliliğe sebep oldu.
02 May 2024

YAZARLAR

Eralp Ersoy
Sipay’da Hazine Direktörü.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.

Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.
20 Tem 2026

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.




