Merve Daşdemir: Artık kendi hikayemi anlatma zamanı geldi

Kuruluşundan beri Altın Gün'ün solistliğini üstlenen Merve Daşdemir, geçen yıl artık kendi hikayesini yazma zamanının geldiğini söyleyerek gruptan ayrılacağını duyurdu. İlk single’ı "Platonik"in hemen ardından "Yarınlar Güzel Olacak"ı yayımlayan Merve ile 11 yılın ardından Hollanda’dan Türkiye’ye taşınmasını ve tek başına sürdürdüğü müzikal yolculuğunu konuştuk.
Merve Daşdemir: Artık kendi hikayemi anlatma zamanı geldi

12 Mayıs - İş Bankası - Duende
Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi ile birlikte

BlackBox Mayıs ayında dopdolu Türkiye İş Bankası Resim Heykel Müzesi’nin etkinlik mekanı BlackBox , Mayıs ayında sanatseverleri dopdolu bir program ile buluşturuyor. Programda, “Arka Kapak” edebiyat sohbetleri, “Görmenin Halleri” semineri, “İstanbul Hafızası” söyleşisi, Refika Birgül ile “Türk Mutfağı Teknikleri” konuşması ve Uluslararası Müzeler Haftası’na özel konferanslar yer alıyor. Neler var? 18 Mayıs Pazar Saat 14.00’te Prof. Dr. Y. Selçuk Şener ile “Bankadan Müzeye: Füreya’nın Panolarının Hikâyesi” başlıklı etkinlikte Türkiye’de çağdaş seramik çalışmalarına öncülük eden Füreya Koral’ın eserleri konuşuluyor. 20 Mayıs Salı 17.00’de Arka Kapak sohbetlerinde Yekta Kopan’ın katılımı ve gazeteci Emrah Kolukısa’nın moderatörlüğünde Sait Faik Abasıyanık’ın yaşamı ve ilk öykü kitabı “Semaver” ele alınıyor. 21 Mayıs Çarşamba 14.00’te sanat tarihimizin önemli isimlerinden Türkan Tangör’ün eserleri ve hayatı “Seza Sinanlar Uslu ile İz Sürüyoruz” seminerinde mercek altına alınıyor. 22 Mayıs Perşembe 14.00’te Doç. Cemile Kaptan, “Resim Restorasyonunda Rötuş: Meşruiyeti ve Sınırları” adlı bir konuşma yapıyor. 27 Mayıs Salı 14.00’te gazeteci Bahar Çuhadar, oyuncu Esra Dermancıoğlu ile İstanbul’u ve sanat hayatını “İstanbul Hafızası” etkinliğinde konuşuyor. 29 Mayıs Pazar günü Saat 14.00’te aşçı ve yazar Refika Birgül yeni kitabı “Türk Mutfağı Teknikleri 1: Miras” üzerinden Türk Mutfağı’nın zenginliğini anlatıyor. 30 Mayıs Çarşamba 14.00’te Doç. Dr. Çimen Günay Erkol’un katılımıyla “Görmenin Halleri: Dönüşüm” etkinliğinde edebiyat ve görsel sanatlar arasındaki köprü tartışılıyor. Etkinlikler hakkında ayrıntılı bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Altın Gün, 2016’dan bu yana Türk şarkılarını tüm dünyaya tanıttı ve Grammy adaylığı kazandı. Grubun kuruluşundan beri solistliğini üstlenen Merve Daşdemir ise geçen yıl artık kendi hikayesini yazma zamanının geldiğini söyleyerek Altın Gün’den ayrılacağını duyurdu. Merve adıyla yayımladığı ilk single’ı Platonik’in hemen ardından Yarınlar Güzel Olacak geldi. Sanatçı, bu yıl içerisinde 10 şarkılık ilk solo albümü Platonik’i dinleyicilerle buluşturacak.

"Umut olmadan yaşanır mı? Tası tarağı toplayıp geri mi gideyim? Mümkün değil. Umudu kaybetmememiz lazım. Yoksa başka hiç tutunacak dalımız kalmaz" diyen Merve ile, 11 yılın ardından Hollanda’dan Türkiye’ye dönüşünü ve tek başına sürdürdüğü müzikal yolculuğunu konuştuk.

Kariyerine solo olarak devam etmeye karar verdiğin ana dönmek istiyorum. Altın Gün’den ayrılmak zor olsa gerek. Oradaki konfor alanından çıkıp yola tek başına devam etmeye nasıl karar verdin?

2023’ün Kasım ayındaki Altın Gün’ün son ABD turnesinin ardından bir arkadaşımın yanına gittim. İlk defa üç aylık bir boşluğum olacaktı. O sırada kendi yazdığım şarkıları bitirip kaydetmek istiyordum. Çok fazla şarkı ürettim. Açık konuşmak gerekirse gruba geri dönmek pek içimden gelmedi. Artık kendi hikayemi anlatma zamanının geldiğini düşündüm. Kırılma noktası birazcık oydu. Bu doğal bir süreç diye düşünüyorum. Altın Gün ile 8 yıl olmuştu. Artık gelişip kendi üretimlerimi yapmak istiyordum. Yeni bir ilhama ve yeni bir enerjiye ihtiyacım vardı.

11 sene Hollanda’da yaşadıktan sonra Türkiye’ye geri döndüm. Şu sıralar yaşadığımız politik iklim nedeniyle ülkeden neden gittiğimi yeniden hatırlıyorum ama her yerin kendine göre problemleri var. Benim için 11 yıldan sonra anadilimi konuşabiliyor olmak ve sosyal desteğimin olduğu bir yere dönmek çok önemliydi.

Kendi şarkılarını yazdığın o dönemde daha mı özgür hissettin yoksa kendi sesini ilk kez keşfetme hâli gibi miydi bu süreç?

Ben 18 yaşımdan beri şarkı yazıyorum. İnsan zaten kendisi için müzik yapar. Benim için bu bir terapi şeklidir. 10 yaşımdan beri de şiir yazıyorum. Konuşmaktansa yazarak kendimi daha iyi ifade edebiliyorum. O yüzden bu durum benim için bir sürpriz değildi. Birden yazmaya başlamadım, zaten hep yazıyordum.

2023’te değişen neydi? Bir topluluk olarak değil de sadece kendin için düşünmeni sağlayan... Sonuçta grup olmanın da dinamikleri çok farklı oluyor.

Müzik yaratma süreci hep yalnız yaptığım bir şeydi. Bu, Altın Gün zamanında da böyleydi. Bir demo hazırlarken aslında tek başıma yapıyordum. Sonra onu dinleyip beraber çalıyorduk. O yüzden çok yeni bir his değildi benim için. Ben Altın Gün’den kötü ayrılmadım. Beyler sahneye çıkmaya devam ediyor. Aramız gayet iyi... Hatta daha bu sabah Erdinç’le (Ecevit Yıldız) telefonda konuştum.

Albümün adı da "Platonik" ve 10 şarkı olacak

Solo çalışmalarını dinlerken Altın Gün’den daha farklı bir ses duyacağımı tahmin ediyordum. İlk çıkış şarkın Platonik’deki vokallerin blues ile caz arasında gidip geliyor, parçanın ayrıca minimal bir tarafı var...

Benden çıkan müzik buydu zaten. Dikkatli dinlerseniz Altın Gün’e kattığım sound’u duyabilirsiniz. Yapmış olduğum demolarımı şarkı hâline getirdim. Platonik albümdeki en son yazdığım şarkılardan biri. 2023 yılında yazmıştım. Platonik ve Yarınlar Güzel Olacak’ı arka arkaya, 15’er dakika gibi çok hızlı bir sürede ürettim.

Yarınlar Güzel Olacak’ı dinlerken 2000’ler etkisi hissettim. Bir yandan da bugünün Türkiyesi gibi bir şarkı, melankoli ve umudu birarada sunuyor...

Olabilir tabii. 1990’lar ve 2000’ler çocuğuyuz. O zamanlar bize ne gösterildiyse sünger gibi çektik. Dolayısıyla bu etkilerin de müziğe yansımasının doğal olduğunu düşünüyorum.

İlk olarak bu iki şarkıyı yayımlamanın sebebi neydi?

Yayımlanacak albümün adı Platonik ve konsepti de platonik. Başlangıçla bitiş arasındaki bütün süreçlerden bahseden bir albüm. Platonik, başlangıcın hevesini ve öforisini anlatıyor. Yarınlar Güzel Olacak, albümde de ikinci şarkı. O öforinin devamı aslında. Başlangıçtaki umudu ve kafanızda yarattığınız imajı hiçbir şeyin değiştiremeyeceğini düşündüğünüz ruh hâlini anlatıyor. Umutsuzca umutlu bir hâl.

Bu iki şarkıdan sonra albüm birazcık siteme bağlıyor. “Aslında tam da benim düşündüğüm gibi değil miymiş acaba?” diyor. Sonra hafiften bir kavgaya tutuşuyor, üçüncü single’ım Lokum’da. Yazın çıkaracağım o şarkıyı. Sonra kendinden yabancılaşma geliyor. Derken hiçbir şeyin düşündüğün gibi olmadığını fark etme hâli var. Kendine bunu itiraf etme hâli...

Kaç şarkı olacak albümde?

Şu an 10 şarkı var. Los Angeles’taki prodüktör yakın arkadaşım Christopher McLaughlin ile çalıştım. Albümü aslında ikimiz hazırladık fakat arada arkadaşlarımız da gelip çaldı. Rosalía ile çalışan perküsyonist Roland Gajate, 4 şarkıda yer aldı. Fakat söz ve müzik, her şey bana ait.

Bu arada kendi plak şirketini de kurdun. Buradan başka müzisyenlerin çalışmaları da çıkacak mı?

Neden olmasın? Doğup büyüdüğüm yerde kültür sanat dünyasına bir katkım olmasını çok isterim. Umarım o şekilde geliştirebilirim şirketimi.

Altın Gün başka bir şeye evrilmeyeceği için duvara toslamış gibi oldum

Eleştiriler önemli midir senin için? Altın Gün’deki vokal tarzın ile şimdikini kıyaslayanları gördüm. Bu durum yaratım sürecini etkiliyor mu?

Açıkçası etkilemiyor. Eleştiriye açığım fakat yapıcı olduğu sürece. Ama açık konuşmam gerekirse acayip tatlı tepkiler aldım. “Ne yaptın, niye gittin?” diyenler de var. Önemli olan benim kendimi gerçekten bir yaratıcı olarak nasıl hissettiğim. Şu an içinde bulunduğum mental durumdan çok mutluyum.

Altın Gün’ü birçok kez canlı izledim ama hiçbir zaman müziği ile bir bağ kuramadım. Aslında senin oradaki müzik tarzından farklı olarak neler yapabileceğini hep merak etmiştim...

O bir cover ve proje grubu. Zaten başka bir şeye evrilmeyeceği için de birazcık duvara toslamış gibi oldum. Yazdığım ve kendimi ifade ettiğim sözler o kadar farklı ki... O yüzden şimdi biraz daha kendi özüme dönmüş gibi hissediyorum. Bu da beni epey tatmin ediyor.

Senin için bu dönemde şarkı söylemek ve söz yazmak ne ifade ediyor?

Beni iyileştiren yegane şeyler her zaman bunlar olmuştur. Üretmek, müzik yapmak, yazmak, terapi gibi. İnsanın kendini ifade etmesi bence depresyonun tam zıttı bir şey. Şifadır müzik. O yüzden müzik, birçok sefer hayatımı kurtarmıştır. Müzik her zaman kaçtığım alan ve benim kurtarıcım gibidir. Herkes için birazcık da olsa öyle olduğunu düşünüyorum. Müzik, insanların kalbine dokunan, kendilerini iyi hissettiren bir şey.

Ben çok doydum o yüzden acelem yok

Merve’nin sahnesi nasıl olacak? Albümdeki 10 şarkının dışında neler söyleyeceksin?

Hiç bilmiyorum. Çünkü kendimi henüz öyle tanımıyorum. Sahnede hiç kendi materyalimi sergilemedim. Altın Gün’e yazdığım birkaç şey var ama o bence sayılmaz. Çünkü albümüm bambaşka bir atmosferde. Nasıl olacağını ben de çok merak ediyorum. Açıkçası biraz dinleniyorum. Çok ağır bir tempodan sonra hâlâ iyileşmeye çalışıyorum. Kendimi hazır hissettiğim zaman sahneye çıkacağım. Şu an kesin tarihlerim yok. Birazcık da hevesim kırık.

Neden öyle hissediyorsun?

Türkiye’de o kadar çok şeyden etkileniyorsunuz ki politik olarak. Başka bir şey düşünmeye gerçekten vakit veya enerji kalmıyor. Her gün gündem o kadar hızlı değişiyor ki... Yani hiçbir planını aslında yürütemiyorsun. Mesela Yarınlar Güzel Olacak’ı 21 Mart’ta çıkaracaktım. Bu şarkı ile baharı güzel karşılamak istiyordum. Derken ülke gündemi bir anda değişti. Tabii bu da biraz heves kıran bir şey. Bu ülkede kimsede nüans kalmamış. Bu da yaratılan sistemin insanların üzerindeki psikolojik etkisi. Çok siyah, çok beyaz, hiç gri alan yok. O yüzden biraz zor bu coğrafya.

Ama tüm bunlara rağmen İstanbul’a döndün. Burada insan mücadeleci bir ruh hâline sahip olmak zorunda...

Evet. Hep artı ve eksileri düşündüm. Ama Hollanda’dayken ben, kendim olmaktan çıkıyordum. Gerçekten çok zor, yalnız ve uzakta olmak. Senelerce yanında başarılarını paylaşacak pek kimsenin olmaması…

Türkiye’de müzik sektörü de bence fazlaca zorlu bir alan. Burada kendi plak şirketini kurup yola koyulunca neler fark ettin?

Tamamen bağımsız müzisyen olarak burada olmak çok çok riskli. Ölü çocuk doğuruyor gibi oluyorsun. Fakat bilmiyorum, göreceğiz. Ben birazcık zaman verdim. Çok acelem yok. Acayip hedeflerim yok. Açık konuşmak gerekirse ben çok doydum. Bunu ukalalık olarak söylemiyorum ama bu güzel dünyada o kadar acayip yerlerde çaldım ki... O yüzden acelem yok.

Şu an kendi keyfin için müzik yaptığın bir dönemde olduğunu söyleyebilir miyiz?

Keyif gibi hafif bir kelime kullanamam ama özüme dönmüş gibi hissediyorum.

Yas dönemi de yaşadım ama bu kararı vermem gerekiyordu

Altın Gün’le son kez sahneye çıktığında neler hissettin?

Son Altın Gün sahnesi çok güzeldi. Geçen yıl Mayıs ayında son kez Hollanda’da beraber sahneye çıktık. Aslında ayrıldığımı açıkladıktan sonraki Nisan ayında Köln’de çalmıştık. Orada sahneden indiğim an ağlamaya başladım. Çünkü çok güzel bir konserdi ve herkes bana o kadar tatlı davrandı ki... Dinleyiciler gelip sarıldı. Sonuçta yıllarca emek verdim ve bu benim bebeğim.

Grubun en başından beri içerisindeydim. O yüzden çok normal öyle hissetmem. İkili ilişkilerdeki ayrılık süreci gibi düşünün. Hakikaten yas dönemi de yaşadım. Ama bu kararı kendim için vermem gerekiyordu. Merve olarak sahneye çıkışımı da güzel hayal ediyorum. Biraz daha karanlık, biraz daha atmosferik, biraz daha gizemli…

Bir hayal sahnen var mı?

Bütün gençliğim Babylon’da geçti. Eski Babylon’un yerinde artık Blind var; o dönemler çok iyi yıllardı. 2005-2013 yılları arasında Türkiye alt kültürü çok güzeldi. Orası olabilir belki. Her şeyiyle güzel bir şov olsun istiyorum. Sahnesi, dekoru, ışığıyla…

Türk dinleyicisi sence nasıl bir müzik dinlemek istiyor?

Ben de anlamaya çalışıyorum. İnsanlar onlara kaşıkla yedirilen şeyleri mi seviyor yoksa başka şeylere de ilgi gösterecekler mi? Bu da sistemin getirdiği bir şey mi? Acaba zevkiniz size sunulana göre mi gelişiyor?

Tüm bunlara rağmen Yarınlar Güzel Olacak diyebiliyorsun.

Umut olmadan yaşanır mı? Yaşayamayız ki umut olmasa. Ne yapalım o zaman? Şimdi mesela umudumu kaybetsem ne yapayım? Tası tarağı toplayıp geri mi gideyim? Mümkün değil. Umudu kaybetmememiz lazım, kaybedemeyiz. Yoksa tutunacak hiç tutunacak dalımız kalmaz.

Vazgeçmemeni sağlayan nedir?

Bir şey üretmenin verdiği ruhsal tatmin. Müzik yapmak benim için çok doğal bir ifade biçimi. Her gün bunu yapabilirim. Boşluğumda bile yaptığım tek şey müzik.

Yakında yayımlanacak albüm harici başka projelerin var mı?

Şimdi yeniden Los Angeles’a gidiyorum. Say She She’den Piya Malik çok yakın arkadaşım. Piya ile Türkçe ve Hintçe iki şarkı kaydediyoruz. Çok heyecanlıyım bu proje için. Tarihte Türkçe ve Hintçe kadın düeti var mı bilmiyorum. Belki de bu ilk olacak. Kadın enerjisini çok seviyorum. Çok güzel bir iş olacak.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🎤 Merve Daşdemir, Eurovision tartışması

Geçen yıl Altın Gün'den ayrılacağını açıklayan ve Hollanda'dan Türkiye'ye dönen Merve Daşdemir'le ilk solo albümü "Platonik"i konuştuk. Eurovision, Filistin yanlısı protestolarla başladı; geçen yılın kazananı Nemo, eylemlere destek verdi.

12 May 2025

YAZARLAR

Eda Solmaz

Müzik yazarı

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?

Kitapların mevsimleri vardır. Ya da mevsimlerin kitapları. Yağmurlu bir sonbahar günü elimiz istemsizce hüzünlü kitaplara gider. Selim İleri’nin "Her Gece Bodrum"uyla yazlıktan döneriz, günlerimiz yavaş yavaş "Aylak Adam"ın gri gökyüzüyle boyanır. Peki yazın sıcak günlerinde ne okuruz? Bir kitabı yaz kitabı yapan nedir? Hangi kitaplar denizden gelen esintiyle yaprakları çevrilsin ister?

Şeyma Ye

·

13 Tem 2026

Sıcak günlere eşlikçi kitaplar: Bu yaz ne okumalı?
DuendeDuende

HİKAYE

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'

Pink Martini, 22 Temmuz’da bir kez daha Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Tiyatrosu’nda sahne alacak. “Üsküdar’a Gider İken” ve “Aşkım Bahardı” şarkılarına albümlerinde yer veren ve Türkiye ile güçlü bağları olan gruptan Storm Large ile biraraya geldik.

Eda Solmaz

·

13 Tem 2026

Pink Martini'den Storm Large: 'Türkiye’de çok güçlü bir müzikal hafıza var'
DuendeDuende

HİKAYE

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi

Sanat tarihçi İnci Aydın’ın hazırladığı uzun soluklu bir araştırmaya dayanan, "Renklerin Diyojen’i: Ressam Agop Arad" isimli kitap, Aras Yayıncılık tarafından Mayıs ayında yayımlandı. Kitabın editörlerinden Betül Bakırcı ile 1940’lı yılların kültürel ve politik ikliminde Agop Arad’ın hayat yolculuğu; ressam, grafiker ve gazeteci kimlikleri ve bugün onun arşiviyle karşılaşmanın anlamı üzerine konuştuk.

13 Tem 2026

Bir hayatla yeniden tanışmak: Betül Bakırcı'nın gözünden Agop Arad arşivi
DuendeDuende

HİKAYE

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'

Sepultura, Brezilya’dan çıkıp dünyada metal müziğe en büyük katkıyı yapan gruplardan biri olarak Latin Amerika’nın köklerine sadık müziğini de bizlere tanıttı. 12 Temmuz'da Pantera’dan önce sahne alacak Cavalera Kardeşler'den Max Cavalera’yla konuştuk.

Barış Akpolat

·

10 Tem 2026

Max Cavalera: 'İnsanoğlu hatalarından asla ders almadı'
DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?

25 adaylıkla "The Pitt"in öne çıktığı 78. Primetime Emmy Ödülleri aday listesinde Apple TV'nin yükselişi ve çeşitliliğin azalışı dikkat çekiyor.

Emre Eminoğlu

·

10 Tem 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Aday listesi bize ne anlatıyor?