Mısır’ın New Jersey yöresinden sevgilerle: Ramy

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Müslüman bir aileden gelen New Jerseyli Ramy, hiçbir ilişkisinde başarılı olamadığını fark edince arkadaşlarının tavsiyelerine uyar ve Müslüman bir kadınla çıkmaya karar verir. Köklerini daha iyi anlayan, onunkiyle benzer bir aileden gelen, “onun gibi olan” bu genç kadına, pek de iyi gitmeyen bir ilk buluşmanın ardından otomobiline kadar eşlik eder. Omzuna dokunarak veda eder. “Ne yani,” der genç kadın, “bir güle güle öpücüğü yok mu?”. Her ilişkisinde olduğu gibi kendinden ve kendi beklentilerinden başka bir şey düşünmeyen Ramy’nin cevabı, “Senin öyle şeyler yaptığını düşünmemiştim.” olur.

Bir dizi düşünün ki adını aldığı ana karakterinin her eyleminde başkası adına utanma duygusunu iliklerinizde hissettirsin, onun dışındaki her karakter ondan daha çok sevilsin. Bağımsız sinema ve bağımsız televizyon yapımcılığı denince akla gelen ilk dağıtım şirketlerinden A24’ün imzasını taşıyan Hulu orijinal dizisi Ramy, işte böylesi başarısız, düşüncesiz ve bencil bir karaktere odaklanıyor. Tüm bunlara rağmen sürmekte olan en başarılı televizyon yapımları arasında kendine yer bulmasını ise aslında yine tüm bunlara borçlu: Geride bıraktığınız, içinde bulunduğunuz ya da sizi bekleyen yirmili yaşlardaki kaybolmuşluk duygusunu, suçu başka birine ya da başka bir şeye atma güdüsünü çok iyi kavrıyor. Güvenli bir liman olarak köklerine sığınma ihtiyacını da…
Mevzu nedir? Dizinin ana karakteri, Mısır göçmeni Müslüman bir ailenin oğlu olarak Amerika Birleşik Devletleri’nde, New Jersey’de büyümüş Ramy. Ailesi, geleneklerini yaşatan, çocuklarını görece daha fazla sahiplenen bir aile ama asla baskıcı ya da muhafazakar değiller. Tıp eğitimini yarıda bırakmış ve bir startup’ta çalışmaya başlamış Ramy, özel hayatında, iş hayatında ve sosyal yaşamında başarısızlık üzerine başarısızlıkla karşılaştıktan sonra gün geliyor, başarısızlığının kaynağını araştırmak ve kendini geliştirmek yerine kolaya kaçıyor. Sorununun, köklerinden, geleneklerinden ve dininden uzaklaşmış olmak olduğuna karar veriyor ve hayatını bu doğrultuda yeniden şekillendiriyor. Hatasıysa her şeyi kendi çıkarlarına uygun, işine geldiği şekilde yorumlamak ve kendi kültürüne neredeyse oryantalist bir bakışla yaklaşmak oluyor.

Ramy Youssef ve diğerleri: Dizinin yaratıcısı ve başrol oyuncusu Ramy Youssef, canlandırdığı karakter gibi Mısır göçmeni bir ailenin çocuğu olarak New York’ta dünyaya gelmiş ve New Jersey’de büyümüş. ABD’nin ikinci nesil göçmen komedyenleri arasında yükselen isimlerden biri olan Youssef, canlandırdığı Ramy’e duyacağınız antipati bir yana; oyunculuk, yazarlık ve yönetmenlik başarısını dizi boyunca her an hissettiriyor. Diğer yandan dizi, Ramy Youssef’ten ve Ramy karakterinden ibaret değil. Hatta 10'ar bölümden oluşan her iki sezonda da annesine (Hiam Abbass), kız kardeşine (May Calamway), babasına (Amr Waked) ve dayısına (Laith Nakli) odaklanan bölümler mevcut. Üstelik ABD'de bir kadın, bir göçmen, bir Müslüman olmanın farklı zorluklarını ele alan bu bölümler, muhtemelen dizinin en beğendiğiniz bölümleri olacak. Ramy’nin en başarılı yanlarından birinin de geleneksel ve modern Arap ezgilerini hiphop ve R&B türleriyle bir arada sunan soundtrack’i olduğunu eklemeliyim - dizinin iki sezonundan müziklerden oluşan bu çalma listesini dinleyebilirsiniz.
Türkiye’de BluTV’de gösterilen Ramy, ilk sezonuyla Ramy Youssef’e En İyi Erkek Oyuncu - Komedi/Müzikal dalında Altın Küre kazandırdı, ikinci sezonuyla üç dalda Primetime Emmy ödülüne aday gösterildi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Renkli rüyalara dalıyoruz: Sıradaki konseri beklerken kulağımızda Duval Timothy, televizyonda Ramy, rafta Sanatın Kuralları
09 Eki 2020

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




