Modanın ego problemi

AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Moda dünyasının "ego problemi", aslında kişisel kimliklerin pazarlanması ve ticarileştirilmesinden kaynaklanıyor. Aslında çoğu zaman satın aldığımız kıyafetler ya da aksesuarlar değil; koleksiyonların kalbinde yer alan, esin kaynaklarının özenilen hayat tarzları. Moda sektörünün, her koleksiyon için seçtiği ilham perisinin yaşam stiline romantik ve çekici bir hava katarak bu yaşamları arzu edilen ürünlere dönüştürmedeki başarısı yadsınamaz.
İlham kaynakları bazen modeller, müzisyenler bazen ise filmdeki herhangi bir karakter olabilir. Breakfast at Tiffany's’deki Holly Golightly gibi. Koleksiyondaki parçalara çekicilik katanın her zaman koleksiyona ilham olanların değil, çoğu zaman tasarımcıların kendisinin olduğunu da görebiliyoruz. Özellikle lüks markaları düşündüğümüzde aklımıza ilk gelenin tasarımcısı ve yaşam tarzı olması sürpriz olmaz. Chanel, Micheal Kors, Yves Saint Laurent, Lagerfeld… Bu markaların kimliği hâlâ ilk tasarımcılarının karakterini ve hayat tarzını yansıtıyor.
Kaynak: 1GRANARY
Modanın, kökleri geçmişe dayanan ego problemi çözülebilir mi? Bu geleneksel yaratıcılık hiyerarşisini değiştirmek kolay olmayabilir ama denemeye başlayanlar var. Alexander MCQueen çatısı altında kurulan MCQ, standart tasarım modelini birçok sanatçı ve tasarımcının iş birliği yoluyla yıkmak isteyen yeni bir marka. MCQ, tek bir kreatif direktör atamak ve markayı baş tasarımcısıyla özdeşleştirmek yerine, olabildiğince çok sesi bir araya getirmek istiyor.
Özgürlük ve yeni oyun alanları: MCQ tasarım ekibinin üyelerinden biri, "Moda endüstrisinde, koleksiyonların ortaya çıkarılması sürecinde birlikte çalışanlar genellikle bir markanın tasarım estetiği ve yaratıcı vizyonu açısından oldukça katı çerçeveler içinde çalışmak zorunda." diyor. Yani bir Chanel ceketinde yapabileceğiniz yeniliklerin sınırlı olması gibi. Ve devam ediyor, “Çalışma şeklimizi merkeziyetçilikten uzaklaştırmak, özgürce çalışmamıza imkân veriyor ve katılımcılara daha fazla kapsam sağlıyor. Yaratıcı fikirlerin hiç biri dışlanmıyor ve tüm fikirler dikkate alınıyor. "
Kaynak: SVD
GENESIS II: Yaratıcılığın bir bireyin ifadesinden çok paylaşılan bir deneyim olarak düşünülmesi de aslında beraberinde fikirlerin kime ait olduğu sorularını gündeme getiriyor. Yani tanınmayı kim hak ediyor? Sonuçta, egoların en savunmasız olduğu zaman sosyal geçerliliğin kanıtlanması aşaması değil mi? MCQ platformunda farklı tasarımcı ve sanatçıların ortaklığıyla yaratılan GENESIS II koleksiyonunun danışman sanat yönetmeni olarak çalışan David Rudnick, sistem değişikliğine olan ihtiyacı vurguluyor: “İnsanlara bencilliğe yer vermeden, fikirlerin paylaşılabildiği ve yaratıcılığın ödüllendirildiği, hayatlarında değer, özgünlük ve yaratıcılığı bulmanın daha iyi yollarını sunan yeni sistemler inşa etmeliyiz.”
Dijital platformlar egolara karşı: MCQ markası altında oluşturulan bu platformun ilginç bir özelliği ise blockchain teknolojisi kullanılarak bu teknolojik alanda girişimci şirketler arasında yer alan Everledger ortaklığıyla kurulmuş olması. MCQ tarafından sunulan her koleksiyon parçasının yaşam döngüsü, blockchain ve NFC teknolojisini kullanan ve türünün ilk örneği olduğu söylenen dijital platform MYMCQ aracılığıyla izlenebiliyor. Parçaların yeniden satışlarının takibiyle atıkları azaltmak ve sürdürülebilirliğe katkıda bulunmak istiyorlar. Ek olarak MYMCQ, yalnızca tüm arşivlerdeki geçmiş bilgileri sunmakla kalmayan, aynı zamanda kullanıcıların sanatçılar, tasarımcılar ve diğer üyeleriyle iletişime geçebilecekleri bir medya merkezi gibi görünüyor.
Daha çok ses: Moda dünyasının gündemi salgın, dijital defileler ve sürdürülebilirlik konularıyla oldukça meşgul görünüyor. Moda dünyasına bir uyarı daha! Çözmeniz gereken bir problem daha var: Egolardan sıyrılmış, bencilliği daha az değerli kılan platformlar ve yaklaşımlar yaratmak. Yıllardır devam eden kreatif direktör merkeziyetçi sistem her an yıkılabilir. Yıkılmalı da. Daha fazla insanın kreatif yönünü ortaya koyabildiği, birbirinden beslendiği ve insanlara ulaşabildiği sistemlere evrilme zamanı geldi.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Moda sektörü, gerçekleri söylemeye ve değişmeye cüret ediyor mu? Eşit temsiliyet, sürdürülebilirlik, hayvan hakları, etik üretim ve moda haftası gelişmelerine bakıyoruz.
04 Eki 2020

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
İoanna Kuçuradi'nin ardından pek çok şey söylendi: “Hocaların hocası”, bilge”, “filozof”... Onu tanıyanlara sorduğumuzda ise tek bir Kuçuradi çıkmıyor: Birinin hayatında cesaret veren iki sözcük, bir başkasında kavramların sınırlarını doğru çizme titizliği, bir diğerinde değerleri yaşama sorumluluğu... Belki insan öldüğünde geriye kalan tam da bunlardır: Kendisi artık orada olmadığı hâlde başkalarının düşünme, konuşma, davranma, anlama ve kuşkusuz bunların toplamı olan yaşama biçimlerinde yaşamaya devam etmesi.

Okullar açıldı; artık akşamlar, hafta sonları ve evler yeniden ödevle dolacak. “O ödevler yapılacak!” Peki neden? Çocuğun ilgileriyle konuşuyor mu? Ona beceri kazandırıyor mu? Kendi başına bir şeyin peşine düşmesini sağlıyor mu? Uğraş edinmesini destekliyor mu? Eğitimin öğretmeni, okulu, sınavı, müfredatı hatta okulun kendisini tartışmaya açtığımız bir dönemde, okulun en görünmez kurumlarından ödev üzerine düşünüyoruz.

Kadınların hayatının yaklaşık üçte birine yayılan menopoz, yüzyıllar boyunca doğurganlığın kaybı ve toplumsal değerin azalması üzerinden konuşuldu; sağlık boyutu ancak son yüzyılda görünür olmaya başladı. Bugün hormon tedavisinden osteoporoza, çalışma hayatından ayrımcılığa uzanan etkileri daha fazla tartışılsa da birçok kadın hâlâ ne yaşadığını anlamak, doğru teşhisi almak ve tedaviye ulaşmak için kendi başlarına bırakılıyor.

2026 Uluslararası Hrant Dink Ödülü sahibi Süheyla Doğan’a bu ödül başta Kazdağları olmak üzere pek çok yerde ekoloji mücadelesini cesaretle sürdürdüğü, doğayı ve yaşamı savunmaktan vazgeçmediği, kadın hakları için mücadele ettiği, devlet destekli ekokırım projelerine karşı ısrarla ses çıkardığı ve doğayla birlikte yaşam hakkını savunduğu için verildi. Doğan, “Yaşam için mücadele etmek benim hayattaki varlık nedenim. Baskıların da bir sonu olacak. Geleceğe dair umutlarımı da kaybetmiyorum” diyor.

Sabah dolabın karşısında “Bugün bunu mu giysem?” diye düşündüğümüzde aslında yalnızca kıyafet seçmiyoruz; kendimizi nasıl hissetmek, nasıl algılanmak ve hatta kim olmak istediğimize dair de bir karar alıyoruz. Moda bireysel görünür ama kolektif olarak öğrenilir: Kendimizi göstermek isteriz ama bazen başkalarının bakışından saklanmak da, değişmek isteriz ama aynı zamanda ait olmak da. Moda, bütün bu çelişkileri aynı anda taşıyabilen nadir alanlardan...



