MODANIN B PLANI

Modayı kurtarmak üzere: Siparişe yönelik üretim.
MODANIN B PLANI

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

Merve Odabaş

Dünyanın birçok yerinde depolarda "satılamayan" tekstil yığınları birikiyor. Stok fazlası ürünler, endüstrinin en büyük problemlerinden biri hâline geldi. Sadece bir ürün için harcanan enerji kaynaklarını, ham maddeyi ve insan iç gücünü düşünün. Ardından tüm bunların çöpe gittiğini… 

Tüketimi durdurmanın mümkün veya gerçekçi bir yaklaşım olmadığını uzun zamandır konuşuyoruz. Sistemi durdurmak değil, sistemin içindeyken sisteme çözümler üretmekten sık sık bahsetmişizdir. Bu yüzden Bilinçli Tüketici Rehberi bugün, geçmişe dönüyor. Bir romantizm için değil, olası bir çözüm için. 

Seri üretim, henüz sistemi ele geçirmeden önce terzilik oldukça yaygındı. Belki büyüklerimizden duymuşuzdur; istedikleri kıyafetleri, tercih ettikleri kumaşları satın alarak terzilere diktirmek onlar için olağan bir durumdu. Terziliğin bu kadar kıymetli olmasının sebebi neydi peki? Harcanan emeğe duyulan saygı mıydı? Veya tamamen bizim isteklerimize uygun bir ürün ortaya çıkması mıydı? Muhtemelen bunların hepsi terziliğin kıymetini ve anlamını artıran etkenlerdi. Sonra, dünya nüfusunu ve hayatlarımızın hızını düşündüğümüzde bu kültürün devam etmesine imkân kalmadığına inandık veya inandırıldık. Fakat tam bu noktada ve tam da yukarıdaki sebeplerden dolayı bulunduğumuz konumda geçmişten birtakım örnekleri sisteme adapte etmemiz gerekebilir. 

SİPARİŞE YÖNELİK ÜRETİM

McKinsey'nin 2019 Moda Durumu raporunda, siparişe yönelik üretimin 2025 yılına kadar moda endüstrisinde ana akım hâline geleceği; çünkü markaların fazla stoklarını azaltmalarına ve tüketici talebine daha hızlı uyum sağlamalarına imkân sunacak bir yaklaşım olabileceği tahmin ediliyordu. Son birkaç yıldır bu yaklaşıma artan bir ilgi olmasına rağmen, moda endüstrisinde talep üzerine üretim pek yaygın değil. Peki ne yapılıyor? Çoğu marka, bir sezonun tamamına yetecek kıyafetleri tek seferde üretiyor ve hangi ürünlerin popüler olacağına veya öne çıkacağına dair araştırmalara dayalı tahminler yapıyor. Tüm süreçlerin sonunda kalan ve satılmayan mal, yakılmak veya depolanmak üzere bir kenara atılıyor. Normal bir yılda moda endüstrisi için üretilen malların tahmini %30’u satılmıyor.

MÜMKÜN MÜ? 

Bu süreçte pandemi de moda sektörünün ne kadar zayıf ve kırılgan hâle geldiğini gözler önüne serdi. Neiman Marcus ve Lord & Taylor gibi meşhur mağazalar iflaslarını ilan etti. Brooks Brothers ve J.Crew dâhil, alışveriş merkezi markalarının sonu gelmeye başladı. Bir zamanlar niş görünen ve tam olarak ölçeklenebilir olmayan yaratıcı iş modelleri, artık moda endüstrisi için çok daha umut verici bir yaşam çizgisi hâline geldi. 

Bu noktada tekrar aynı soru gündeme geldi: Talep/sipariş üzerine üretim, moda şirketlerinin 2021 ve sonrasında hayatta kalmasına yardımcı olacak ve aynı zamananda daha az tüketimi teşvik edecek bir strateji olabilir mi? 

SENARYOLAR

Evet, hatta hızlı moda markaları için bile, ürünleri talep üzerine üretmek çekici olabilir. Neden mi? Çünkü bu, son trendlere hızlı bir şekilde yanıt verirken, envanterin boşa harcanmasını ve indirimleri önleyecek bir model olarak görülüyor. Bir endüstri raporuna göre , Zara ve H&M gibi markalar, küçük gruplar hâlinde tasarım yapmalarına olanak sağlayacak üretim modellerini araştırıyor. 

Tabii bu yaklaşım sonucunda tüketicilerin modaya uygun görünümlere olan ilgisini kaybetmeye başlaması mümkün. Pek tabii de bu durum, uzun ömürlü tasarımların gereken değeri görmesine de yardımcı olabilir. Tüm bu faktörler göz önüne alındığında siparişe yönelik üretimin daha az tüketimle sonuçlanacak bir model olduğunu görülüyor. Bu durumda da "Hızlı moda markaları nasıl bir satış stratejisi edinecek?", "Yeni üretim sistemi için nasıl formüller geliştirilmeli?" gibi soruların cevaplanması gerekiyor.  

Tabii sistemin kolay bir şekilde dönüşmeyeceğinin farkındayız; bu sorulara ve daha fazlasına en iyi cevapları bulmanın kolay olmadığını da. Her markanın kendi ürün kategorilerinde kendi stratejilerini geliştirmesi elbet zaman alacak. Fakat sonuçta, hem stok fazlası gibi bir sorun ortada kalmayacak hem de üretici tam anlamıyla kendi isteğine yönelik ürüne ulaşacağı için uzun yıllar kullanabilecek. Her ne kadar kulağa "ütopik" gelse de içinde bulunduğumuz sistemin işlemediği de özellikle hızlı moda markalarının acilen bir B planına ihtiyaç duydukları da ortada. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Angst

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

NEREDE YAYIMLANDI?

AngstAngst
∙

BÜLTEN SAYISI

ANGST 28: EN TREND PİJAMA KİMİN?

Ne kadar saçma bir soru değil mi? Zaten mesele de bu. Bu hafta pandemiyle birlikte değişen hızlı moda trendi; ev giyimi ve arkasındakilere bakıyoruz. Ardından modanın B planı olabilecek siparişe yönelik üretim modelini tartışmaya açıyoruz.

16 May 2021

ANGST 28: EN TREND PİJAMA KİMİN?

YAZARLAR

Angst

Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.

İLGİLİ OKUMALAR

AngstAngst
∙

HİKAYE

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?

Sinem Çelik

·

22 Eki 2026

Geleceğe hazırlıklı liderlik modeli: Değişimi anlatmaktan değişimin parçası olmaya uzanan yol haritası
AngstAngst
∙

HİKAYE

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?

İnsanların hikayelerini çoğu zaman başarıları, kazandıkları ödüller ve kariyerlerindeki dönüm noktaları üzerinden anlatıyoruz. Peki sahip oldukları imkanlarla başkalarının hayatında neyi değiştirdiler? "Etki Alanı" yazı dizisinin ilk bölümünde doğduğu bölgede binlerce insana geçim kapısı açan ve milyonlarca çocuğa kitap ulaştıran bir program başlatan country müziğin en tanınmış isimlerinden Dolly Parton var.

Zeynep Erdoğan

·

18 Eki 2026

Etki Alanı #1 | Dolly Parton nasıl 'Book Lady' oldu?
AngstAngst
∙

HİKAYE

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?

İstanbul’da dere yatakları yıllar içinde beton, yol, sanayi tesisleri ve konutlarla kuşatılırken kentin doğal su yolları giderek daraldı. İmar kararları, plansız yapılaşma ve altyapı yetersizlikleri, şiddetli yağışları sel felaketine dönüştüren riskleri büyüttü. İstanbul’un kayıp dereleri, kentin doğayla kurduğu ilişkinin nasıl değiştiğini ve yağmur suyunun önündeki engellerin nasıl biriktiğini gözler önüne seriyor…

Pelin Cengiz

·

15 Eki 2026

İstanbul'un kayıp dereleri: Kent suyun yolunu nasıl kapattı?
AngstAngst
∙

HİKAYE

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine

Deniz kabuğunun derinliklerinde yankısını dinleyen özne, kendi sesiyle birlikte dışarıdaki dünyanın çok sesli çağrısını da işitmeye başladığında, artık ne tamamen içeridedir ne de tamamen dışarıda... Kabuk, hapishanesi olmaktan çıkar, bir köprü hâline gelir. Ve bu köprüden geçenler, içeride biriktirdikleri yankıyı yanlarında götürerek, onu müşterek bir dünyanın inşasında kullanmayı öğrenirler.

Eda Öztürk

·

14 Eki 2026

Kabuk ile deniz arasında: Müşterekleşerek varolmak üzerine
AngstAngst
∙

HİKAYE

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?

Yıllar geçtikçe sorumluluklar, kariyer, statü ve güvenlik uğruna bir zamanlar karşı çıktığımız düzenin parçası olurken verdiğimiz tavizler giderek alışkanlıklara, alışkanlıklar da karakterimize dönüşebiliyor. Gündüz Vassaf’tan Étienne de La Boétie’ye, Žižek’ten Byung-Chul Han’a uzanan düşünsel bir hat üzerinden, düzenin dışına çıkamasak bile ona bütünüyle teslim olmadan kendimize ait özgürlük alanları yaratmanın önemi üzerine...

Cem Arıdağ

·

14 Eki 2026

Eleştirdiğimiz düzenin içinde kendimiz olarak kalabilmek: 24 yaşındaki hâlimiz bugün bizi görse ne derdi?