Modern cazın elektronikle flörtü


Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi nedeniyle; ölçeği, yöntemi ve hedefleri açısından bizi farklı bir deneyimle karşılayacak olan Bienal’i 20 Kasım’a kadar ücretsiz olarak ziyaret edebilirsiniz. Nerelerde? 17. İstanbul Bienali, bu yıl aralarında kitapçılar, sahaflar, hastaneler, huzurevleri, kafeler, metro durakları ve Açık Radyo'nun da bulunduğu şehrin pek çok farklı noktasında konumlanıyor . Dahası: Vehbi Koç Vakfı çatısı altında faaliyet gösteren kültür kurumlarından Topluluk şirketlerinin bu alanda yürüttüğü çalışmalara kadar kültür sanata desteğini hız kesmeden sürdüren Koç Holding , İstanbul Bienali sponsorluğunu 2036 yılına kadar uzatmış olmanın mutluluğunu paylaşıyor. Koç Holding’in bu yıl Bienal’i karşıladığı, “Sanatla Değiş, Dünyayı Dönüştür” söylemini sahiplenerek sanatın iyileştirici ve dönüştürücü gücüne dikkat çeken filmini buradan izleyebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: The Comet is Coming, Hyper-Dimensional Expansion Beam
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Impulse!
Yayın tarihi: 23 Eylül 2022
Kartonet: Çağdaş Londra caz sahnesinin parlak dehalarından Shabaka Hutchings’in nu caz projesi The Comet is Coming, 2019 tarihli fütüristik albümleri Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery’den sonraki ilk uzunçalarlarıyla geri döndü. İkinci albümlerinden hemen sonra The Afterlife kısaçalarlarıyla 2019 yılını kapatan üçlü, 2022 yılına kadar yayımladıkları Imminent teklileri dışında sessiz kaldı.
Yazın ortasında çıkardıkları Code teklileriyle üçüncü albümleri Hyper-Dimensional Expansion Beam’i duyuran The Comet is Coming; John Coltrane, Charles Mingus, Pharoah Sanders, Alice Coltrane ve Max Roach gibi devlerin kült albümlerinin plak şirketi Impulse! Records’la işbirliğini devam ettirdi.
Grup, üçüncü stüdyo albümleriyle çağdaş cazın modern deneyselliklerini keşfettikleri müzikal yolculuklarında yepyeni patikalar açtı. Her zaman temas ettikleri elektronik müziğin imkânlarını daha önce açılmadıkları engin bir çeşitlilikle değerlendiren The Comet is Coming, Hutchings’in saksafon virtüözlüklerinin liderlik ettiği caz motiflerini yeni bir forma soktuğunun işaretlerini verdi.

The Comet Is Coming, Hyper-Dimensional Expansion Beam
Neden dinleyelim?
The Comet is Coming, kuruluşundan bu yana fiziki olanla metafizik olan arasında dalgalanan bir estetiğe sahip oldu. Cazın; Sun Ra, Pharoah Sanders, Alice Coltrane gibi efsanelerin bestelerinde aldığı ruhani biçimler, zaman ve mekân ötesi boyutlar, içedönük keşif yolları grubun en sık temas ettiği temalar olarak öne çıktı. Öte taraftan, ruhani ve deneyimsel cazın sağladığı sık sık dingin, zaman zaman da katartik dinleme seansları; Shabaka, Betamax (davul) ve Danalogue (synthesizer) üçlüsünde nu caz janrının elektronik çeşitlemeleriyle bangırdayan galaktik bir rave müziğiyle buluştu.
Saksafon, synthesizer ve davullardan oluşan enstrümantasyonuyla trio, ilk iki albümünde somutun sınırları dışına, uzayın derinliklerine seferler düzenledi. Bunu synthesizerda cisimleşen fütüristik ses uzamlarını Hutchings’in saksafon soloları ve doğaçmalarıyla bir araya getirerek başaran The Comet is Coming, uhreviyle bilim-kurgu arasında mekik dokusa ve ışık hızında astral seyahatlere çıksa da özünde bir Shabaka Hutchings üçlüsü, yenilikçi bir caz grubu oldu.
Hyper-Dimensional Expansion Beam, trio ile özdeşleştirilen ve onları çağdaş “caz” sahnesinin öncülerinden yapan sessel kimliklerinin cesurca dönüştürüldüğü, Shabaka ve saksafonunun spot ışıklarının biraz gerisine çekildiği keşif duraklarıyla dolu. Bu, Hutchings’in Duende’ye verdiği röportajda belirttiği gibi The Comet is Coming’i kelimenin en literal anlamıyla “sesi oldukça değişik” bir maceranın kahramanlarına dönüştürdü.
Albümde bir geçiş sekansı olan TOKYO NIGHTS şarkısı, Ornette Coleman’ın free caz histerisiyle grubun caza en yalın hâliyle dokunduğu tek şarkı. Diğer taraftan, geriye kalan 10 şarkının hemen hemen hepsi de elektronik müziğin çeşitli türleriyle flört hâlinde. Her ne kadar TECHNICOLOUR, LUCID DREAMER ve THE HAMMER gibi şarkılar, alışılageldik The Comet is Coming’e saksafon rehberliğinde ulaşılan görkemli kreşendo ilerleyişiyle göz kırpsa da, bunlar albümün azınlık tarafında.
Atoms for Peace-vari IDM synth tonlarının çok daha yüksek bir tempoyla “tekno-caza” evrildiği PYRAMIDS, flüt ve gitar açılışıyla sıra dışı bir Comet şarkısı kurdelesi kesen, Tangerine Dream külliyatının horror-synth yorumu gibi çınlayan “saksafonsuz” AFTERMATH, analog bilgisayar sesleriyle Kraftwerk’in uzay çağı dijitalliğini andıran MYSTIK, The Comet is Coming’in elektronik müzikle bugüne kadar yaptığı medcezir dansının geride kaldığının göstergeleri.
Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery’e kadar cazın bir tarafta güçlü bir figür olarak yönettiği, diğer tarafta elektroniğin bir eşlikçi olarak ayak uydurduğu bu medcezir dansı, Hyper-Dimensional Expansion Beam’de koreografisini elektroniğin tasarladığı denk bir dans olarak karşımızda.
Benzer işler:
• BADBADNOTGOD, IV
• Flying Lotus, You're Dead!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Batu Akyol'la Türkiye'de Caz belgeseli söyleşisi, The Comet is Coming'in elektronik müziği yeniden keşfi, kentli bir kadın kahraman filmi Zuhal.
30 Eyl 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.




