Modern cazın elektronikle flörtü


Koç Holding tüm sanatseverleri Bienal ’e davet ediyor
İstanbul Kültür ve Sanat Vakfı (İKSV) tarafından düzenlenen ve 2007 yılından bu yana sponsorluğunu Koç Holding ’in üstlendiği İstanbul Bienali , 17’nci edisyonuyla başladı. Bir yıl ertelenmesi ve pandemi koşulları altında düzenlenmesi…
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
Albüm: The Comet is Coming, Hyper-Dimensional Expansion Beam
Süre: 43 dakika
Plak şirketi: Impulse!
Yayın tarihi: 23 Eylül 2022
Kartonet: Çağdaş Londra caz sahnesinin parlak dehalarından Shabaka Hutchings’in nu caz projesi The Comet is Coming, 2019 tarihli fütüristik albümleri Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery’den sonraki ilk uzunçalarlarıyla geri döndü. İkinci albümlerinden hemen sonra The Afterlife kısaçalarlarıyla 2019 yılını kapatan üçlü, 2022 yılına kadar yayımladıkları Imminent teklileri dışında sessiz kaldı.
Yazın ortasında çıkardıkları Code teklileriyle üçüncü albümleri Hyper-Dimensional Expansion Beam’i duyuran The Comet is Coming; John Coltrane, Charles Mingus, Pharoah Sanders, Alice Coltrane ve Max Roach gibi devlerin kült albümlerinin plak şirketi Impulse! Records’la işbirliğini devam ettirdi.
Grup, üçüncü stüdyo albümleriyle çağdaş cazın modern deneyselliklerini keşfettikleri müzikal yolculuklarında yepyeni patikalar açtı. Her zaman temas ettikleri elektronik müziğin imkânlarını daha önce açılmadıkları engin bir çeşitlilikle değerlendiren The Comet is Coming, Hutchings’in saksafon virtüözlüklerinin liderlik ettiği caz motiflerini yeni bir forma soktuğunun işaretlerini verdi.

The Comet Is Coming, Hyper-Dimensional Expansion Beam
Neden dinleyelim?
The Comet is Coming, kuruluşundan bu yana fiziki olanla metafizik olan arasında dalgalanan bir estetiğe sahip oldu. Cazın; Sun Ra, Pharoah Sanders, Alice Coltrane gibi efsanelerin bestelerinde aldığı ruhani biçimler, zaman ve mekân ötesi boyutlar, içedönük keşif yolları grubun en sık temas ettiği temalar olarak öne çıktı. Öte taraftan, ruhani ve deneyimsel cazın sağladığı sık sık dingin, zaman zaman da katartik dinleme seansları; Shabaka, Betamax (davul) ve Danalogue (synthesizer) üçlüsünde nu caz janrının elektronik çeşitlemeleriyle bangırdayan galaktik bir rave müziğiyle buluştu.
Saksafon, synthesizer ve davullardan oluşan enstrümantasyonuyla trio, ilk iki albümünde somutun sınırları dışına, uzayın derinliklerine seferler düzenledi. Bunu synthesizerda cisimleşen fütüristik ses uzamlarını Hutchings’in saksafon soloları ve doğaçmalarıyla bir araya getirerek başaran The Comet is Coming, uhreviyle bilim-kurgu arasında mekik dokusa ve ışık hızında astral seyahatlere çıksa da özünde bir Shabaka Hutchings üçlüsü, yenilikçi bir caz grubu oldu.
Hyper-Dimensional Expansion Beam, trio ile özdeşleştirilen ve onları çağdaş “caz” sahnesinin öncülerinden yapan sessel kimliklerinin cesurca dönüştürüldüğü, Shabaka ve saksafonunun spot ışıklarının biraz gerisine çekildiği keşif duraklarıyla dolu. Bu, Hutchings’in Duende’ye verdiği röportajda belirttiği gibi The Comet is Coming’i kelimenin en literal anlamıyla “sesi oldukça değişik” bir maceranın kahramanlarına dönüştürdü.
Albümde bir geçiş sekansı olan TOKYO NIGHTS şarkısı, Ornette Coleman’ın free caz histerisiyle grubun caza en yalın hâliyle dokunduğu tek şarkı. Diğer taraftan, geriye kalan 10 şarkının hemen hemen hepsi de elektronik müziğin çeşitli türleriyle flört hâlinde. Her ne kadar TECHNICOLOUR, LUCID DREAMER ve THE HAMMER gibi şarkılar, alışılageldik The Comet is Coming’e saksafon rehberliğinde ulaşılan görkemli kreşendo ilerleyişiyle göz kırpsa da, bunlar albümün azınlık tarafında.
Atoms for Peace-vari IDM synth tonlarının çok daha yüksek bir tempoyla “tekno-caza” evrildiği PYRAMIDS, flüt ve gitar açılışıyla sıra dışı bir Comet şarkısı kurdelesi kesen, Tangerine Dream külliyatının horror-synth yorumu gibi çınlayan “saksafonsuz” AFTERMATH, analog bilgisayar sesleriyle Kraftwerk’in uzay çağı dijitalliğini andıran MYSTIK, The Comet is Coming’in elektronik müzikle bugüne kadar yaptığı medcezir dansının geride kaldığının göstergeleri.
Trust in the Lifeforce of the Deep Mystery’e kadar cazın bir tarafta güçlü bir figür olarak yönettiği, diğer tarafta elektroniğin bir eşlikçi olarak ayak uydurduğu bu medcezir dansı, Hyper-Dimensional Expansion Beam’de koreografisini elektroniğin tasarladığı denk bir dans olarak karşımızda.
Benzer işler:
• BADBADNOTGOD, IV
• Flying Lotus, You're Dead!
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Batu Akyol'la Türkiye'de Caz belgeseli söyleşisi, The Comet is Coming'in elektronik müziği yeniden keşfi, kentli bir kadın kahraman filmi Zuhal.
30 Eyl 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Yaşlanmakla yaşlı rolünü oynamak birbirinden farklı şeyler. Yaşlanacağız. Bedenimiz değişecek. Fakat bedenimizin değişmesiyle kişiliğimizin, arzularımızın ve dünyayla kurduğumuz ilişkinin belirli bir kalıba sokulması arasında da zorunlu bir bağ yok. Yaşlanmaktan korkanlar için üç kitaplık bir reçete.

Charlotte Wells’in "Aftersun", Joachim Trier’in "Sentimental Value" ve Rodrigo Sorogoyen’in "El ser querido" filmleri, baba-kız ilişkisinin üç farklı dönemine ve üç ayrı duygusal biçimine bakıyor. Birinde geçmişe dönerek babasını anlamaya çalışan bir kız, diğerinde geçmişin yükünü bugünkü ilişkilerine taşımış iki kız kardeş, bir diğerindeyse yıllar sonra yeniden karşılaşıp eski hesapları açan bir baba-kız.

Lance Oppenheim’ın yeni filmi "Primetime" Chris Hansen’ın televizyon dünyasını güçlü oyunculuklarla yeniden kurarken reyting hırsının insani bedellerini ve gösterinin etik sınırlarını incelemekte yüzeysel kalıyor.

Kültürel mirası turizmin hizmetine sokmak başka şey; turizmi kültürel mirasın daha derin ve daha sürdürülebilir biçimde deneyimlenmesine aracılık edecek şekilde tasarlamak başka. İkisini birbirine karıştırdığımızda eser kolayca bir logoya, bir hediyelik eşyaya veya sosyal medyada tüketilen bir görsele dönüşebilir.

Ölenlerin eşyalarını dağıtıyoruz ama telefonlarımızda sesleri, mesajları, görüntüleri kalıyor. Sandra Wollner’ın "Her Defa" filminden hareketle, kapıya konan ayakkabılardan cevap beklediğimiz mesajlara uzanan yas hâlleri üzerine düşünceler.




