MUBI 15 yaşında!


O’Art’tan yılın ilk sergisi: Lorem Ipsum Odeabank ’ın günümüz sanatının tüm disiplinlerini herkes için ulaşılabilir kılmayı amaçlayan sanat platformu O’Art , Lorem Ipsum isimli yılın ilk sergisini 17 Şubat'ta fiziksel olarak sanatseverlerle buluşturdu. Nedir? Lorem Ipsum , tipografinin bir araca dönüştüğü ya da amaç edinildiği iki zıt yaklaşımı bir arada sergileyerek, günümüz sanatıyla ilişkisini nesne-imge-gösterge ilişkiselliğinde yorumluyor; bir yandan toplumun benimsediği göstergeler zincirini bozuma uğratırken bir yandan da olası tüm anlamları kucakladığı bir küratöryel yaklaşım sunuyor. Nerede? Akaretler Sıraevler No: 11. Ne zaman? 17 Mart’a kadar fiziksel olarak deneyimleyebilirsiniz. Neden gitmeli? Lorem Ipsum sergisinde eserlerini görebileceğiniz sanatçılar arasında Nancy Atakan, Emin Çelik, Leyla Emadi, Gülen Eren, Eylül Ersöz, Merve Ertufan, Huo Rf, Berkay Tuncay ve Merve Ünsal yer alıyor. Not almalı: Sergi, fiziki süresini tamamladıktan sonra odeabank.com.tr 'den online olarak deneyimlenebilecek. Odeabank'ın sanat platformu O'Art'ın sanat etkinliklerini ve daha #fazlasını takip etmek için Odeabank'ı Instagram'da takip edebilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
15. yılını kutlayan MUBI, 2007'de çıktığı sakin yolculuğu geride bırakalı epeyce zaman oluyor. Bugünlerde canlı, dinamik ve yüzünü seyirciye dönen bir yapıya sahip. Sinefilleri buluşturmaya, hikâyeler yazmaya ve bir sahnenin kamera arkasını keşfe çıkmaya devam ediyor.
Sinema aşkını, endüstriyel pratiklerin önüne koyan MUBI sinemaseverleri bir filmin heyecanında buluşturmayı borç biliyor. Her gün yeni yüzleri seyre dalıyor, bir Haneke filminin aydınlığında karşılaşıyoruz. Sinemasever olmak da böyle bir şey değil mi?
MUBI'nin 15. yılını MUBI Türkiye ekibinden editör Abbas Bozkurt'la konuşuyoruz. Katıl aramıza.

2007 yılında yola çıkan MUBI, çevrim içi bir film servisi olmaktan öte sinefilleri bir filmin heyecanında buluşturan bir dünya sunuyor. Geçtiğimiz günlerde 15. yaşınızı kutladınız. 15 yıl içinde karşılaştığınız zorluklar neler oldu? MUBI için "İşte bu!" dediğiniz bir başarı anı var mı?
MUBI'de gördüğünüz her filmin platforma gelişinin bir hikâyesi ve sebebi var. Bu filmleri seyirciyle buluşturmak için heyecan duyan ve 2007'den bu yana zorlukların üstesinden gelmek için emek veren güçlü bir ekibimiz var. Ne mutlu bize ki sabırla değerlerimizin arkasında durarak geçtiğimiz on beş yılda dünya çapında 190 ülkede 12 milyondan fazla üyeyle dünyanın en büyük sinemasever topluluğu olduk. Dünyanın her köşesinden birbirinden güzel ve heyecan verici filmlerin keşfedildiği bir film seçkisi olmanın yanında, bir yapım şirketi ve bir film dağıtımcısı olarak da heyecan duyduğumuz filmlerin kendi hikâyelerinin bir parçası olmaya devam ediyoruz.
15 yıllık süreçte büyüklü küçüklü pek çok başarı anından söz edebiliriz fakat aralarından sıyrılan bir tanesi, 2015'te MUBI izleyicilerine özel olarak sunduğumuz bir film, Paul Thomas Anderson'ın müzik belgeseli JUNUN. Bu gösterim bize sonraki yıllar için hem ilham hem cesaret veren bir başarı hikâyesine dönüştü. Bu tecrübeden sonra çok daha taze ve daha önce hiçbir yerde yayınlanmamış filmlere yöneldik, 2015'ten bugüne kadar geçen süreçte de pek çok filmi ilk defa izleyici karşısına MUBI'de çıkarabildik.
MUBI, her ülke için farklı film katalogları sunuyor. Platformda farklı demografik yapıların beslenebileceği ve talep edebileceği filmler yer alıyor. Bu seçkinin hazırlanma süreci nasıl işliyor? O ülkenin seyircisiyle filmler aracılığıyla kurmak istediğiniz bir bağ var mı?
MUBI'nin hiçbir zaman vazgeçemeyeceği temel özelliklerinden biri kürasyon, yani insan eliyle, kültürel, politik, sosyal pek çok unsuru hesaba katarak emek emek seçilen filmler. Nasıl ki bir festival ya da sinematek, hayatını sinema kültürüne adamış programcı, film eleştirmeni ve sinema profesyonelleriyle, dünyanın dört bir yanında o yıl çıkan en cesur ve ilham verici filmlerin peşine düşüyorsa, MUBI'nin farklı milletlerden gelen küratör ekibi de tüm zamanını buna adıyor. Filmleri seçen ekibimizin dünyaya bakışındaki farklılıkları seçkimize de yansıtmayı hedefliyoruz. Algoritmaların yönlendirmelerinden uzak, insani hisleri, çeşitliliği, farklı kimlikleri hesaba katan programlar oluşturmaya çalışırken en güvendiğimiz şey de bu ekibin sinemaya dair tutkusu. Farklı bölgelerde, o ülkenin nabzını tutan, sosyal ve politik iklimin ihtiyaçlarına karşılık veren seçkiler hazırlamaya çalışıyoruz ve bunu mümkün olduğunca çok ülkeye genişletmek istiyoruz.
MUBI'nin dünyanın farklı yerlerinde ofisleri var. Hindistan ve Malezya ofisinizin bulunduğu ülkelerden yalnızca ikisi. Asya pazarına da ilk adım atan servislerden birisiniz. Bu pazara açılma fikri nasıl ortaya çıktı? MUBI'nin gelecek adımlarına dair bir ipucu alabilir miyiz?
Dünyada üretilen filmlerin büyük bir kısmı Asya’dan çıkıyor. Asya’da çok güçlü ve canlı bir sinema sektörü var ve biz de burada olmamız gerektiğine inandık. Birleşik Krallık, Türkiye, ABD ve Avrupa’da pek çok ülkede hızla büyüyen ekiplerimize 2022’de yenilerini eklemeye ve büyümeye devam edeceğiz. 7-8 ülkede daha ofisler kurup yeni pazarlara açılmaya devam etmeyi planlıyoruz.
Bununla birlikte, geleceğe dair planlarımız hakkında ipuçları vermek için, The Match Factory'yle olan birleşmemizden ve Meksika'da açacağımız fiziksel sinemamızdan bahsedebiliriz. Bir streaming platformu olmakla yetinmeyeceğimizin, faaliyetlerimizi sinema kültürünün yayıldığı pek çok mecraya ve mekâna doğru genişletmeye devam edeceğimizin işaretleri olarak okuyabiliriz ikisini de.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
15. yaşını geride bırakan MUBI'nin hikâyesine ve gelecek projelerine ortak oluyor, sonra Rusya'nın Ukrayna'yı işgalinin müzik sektörüne yansımalarını inceliyoruz.
04 Mar 2022

YAZARLAR

Janset Atacan
Former editor @ Aposto

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Ölüm’ün hikayesi, İzmir’den The Strokes’un ön grubu olarak çıktıkları Red Rocks sahnesine uzanıyor. Türkçe sözlü saykodelik rock grubu Ölüm’ün arkasındaki isim olan Aykut Özen; Los Angeles’taki hayatını, 70’lerin parlatılmamış çiğ ruhunu ve ABD müzik sahnesinde ses getiren kırılma anlarını anlatıyor.

İlki 2018’de düzenlenen Bergama Tiyatro Festivali bu sene 7-8-9 Ağustos’ta yapılacak. Peki kendi kaderine terk edilmiş bir Ege kasabası nasıl tiyatroya, kolektif emeğe, yeni ihtimallere ve yerelden yükselen umudun ta kendisine dönüştü?

"İşe Yarar Bir Hayalet", daha ilk dakikalarında bütün derdini anlatıyor. Bir sanat merkezinde, Tayland toplumunun kolektif belleğini temsil eden bir rölyefin yapımını izliyoruz. Keşiş, asker, işçi, köylü, öğrenci, atlet, çocuk, keçi... Bir toplumun hafızasını oluşturan figürler tek bir yüzeyde buluşuyor. "İşe Yarar Bir Hayalet"te kabul görmenin ölçüsü kim olduğunuz değil, kimin işine yaradığınız. Filmin adındaki ironi de tam burada yatıyor.

Spider-Man’in radyoaktif örümcek ısırığından gizli kimliğine, kayıplarından kendini kabullenme mücadelesine uzanan hikayesi, farklı hisseden herkesin kendisinden bir şeyler bulabileceği bir büyüme anlatısı aynı zamanda. "Brand New Day" ise Peter Parker’ın yetişkinlikte de değişmeye, bedel ödemeye ve şu soruyla yüzleşmeye devam ettiğini gösteriyor: İnsanlar gerçek benliğiyle tanışsalar onu yine de severler miydi?

'Çizgili Pijamalı Çocuk'un yazarı John Boyne, dört kitaplık "Elementler" serisinde insan ruhunun karanlık ve fırtınalı topografyasını çıkarıyor. Boyne, her biri bir solukta okunabilecek serisinde, dijital çağın üzerimize yağdırdığı sosyal virüslerin cirit attığı ortamda travmalara ve insanlığın kurtuluş reçetelerine değiniyor. Her romanda "suç"u farklı bir yönüyle ele alıyor, birbiriyle iç içe geçmiş metinleri birbirinden özgür kılarken bir yandan da her birini ötekine sımsıkı bağlıyor.




