

Dünyahali, Yuvam Dünya ve Boğaziçi Üniversitesi İklim Değişikliği ve Politikaları Araştırma Merkezi iş birliğinde, BMWi’nin desteğiyle yayınlanmaktadır. BMWi sürdürülebilir mobilite için kapsamlı çözümler sunar .
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İnsanlık yeryüzünde var olduğundan bu yana gezegenin kaynaklarını sanki hiç bitmeyecekmiş gibi kullandı. Nüfusumuz az, kaynaklar çok olduğu müddetçe bunun önemli bir sorun olduğunu düşünmedik. Ayrıca geçmişte ürettiğimiz atıklar da doğada kolayca çözülebilir nitelikteydi. Doğa bizim ardımızdan bu pisliği temizlemekte fazla güçlük çekmedi. Ancak geçen zaman içerisinde hem sayımız arttı, hem kaynaklarımız görece olarak azaldı, hem de ürettiğimiz atıklar doğada çok uzun süre çözülmeden kalır niteliğe büründü. Gene de aramızdaki çoğu kişiler nüfusumuzun çok, kaynaklarımızın azaldığı zaman bile binlerce yıldır süren bu alışkanlığı devam ettiriyorlar. Oysa bu üç problem, yani nüfus artışı, kaynak kısıtlılığı ve atıklarımızın gittikçe doğaya ciddi zarar verir niteliğe dönüşmesi, uzun süredir doğa ile sürdürdüğümüz ilişkiyi bozmuş durumda.
Bilim insanları nüfus artışı konusunda fazla konuşmak istemese de diğer iki konuda doğayla ilişkimizin doğru sınırlara oturabilmesi için çalışmalarını sürdürüyorlar. Bu konuda yapılan çalışmalar da Paris İklim Anlaşmasından, Birleşmiş Milletler Sürdürülebilir Kalkınma Amaçlarına kadar, uluslararası çabaların bilimsel temelini oluşturuyor. Kısaca, yapmamız gereken doğanın kaynaklarını, yenileyebileceğinden fazla tüketmemek ve gezegenimizi doğanın temizleyebileceğinden daha fazla kirletmemektir. Gezegenimizin sınırları denen bu kavram bizlere iklim krizinden ozon tabakasındaki incelmeye kadar çeşitli alanlarda tehlike sınırlarını çiziyor.
Bugün durduğumuz noktada, biyoçeşitlilik kaybı, aşırı suni gübre kullanımından dolayı denizlere akan azot ve fosfor ile iklim krizi gibi problemlerde tehlike seviyesinin üzerine çıkmış durumdayız. Şehirlerde yaşayan çoğumuz günlük yaşamımızda bu problemlerle fazla karşılaşmadığımız için sorunun ne boyutta olduğunu kavramakta zorluk çekiyoruz. Bir gün Marmara Denizi her zaman olduğundan farklı ve garip bir hale bürünüyor ve işte o zaman aşırı gübre kullanımı ve iklim krizinin doğada nelere yol açtığı gözümüzün önüne seriliyor. Ancak bu olaylar gerçekleştiğinde geriye dönmek ya çok zor ya da imkansız hale gelmiş olabiliyor.
Bundan dolayı büyük bir felaketle karşılaşmadan önce, günlük yaşamda attığımız her adımın doğada nelere yol açabildiğini görmemiz büyük önem taşıyor. Tarımda verim artsın ve fiyatlar ucuzlasın diye aşırı miktarda kullanılan suni gübre soframıza biraz daha ucuz domates olarak girdiği zaman, bu domatesi üretmenin doğada yarattığı zararı bilirsek, daha az domatesin buzdolabında bozulmasına fırsat veririz diye umuyoruz.
Günümüzde doğanın karşısındaki en ciddi sorun iklim krizidir. Küresel ısınma böyle devam ettiği sürece çocuklarımızın daha güzel bir dünyayı bırakalım, bizim içinde yaşadığımız bir doğada yaşayabilmeleri bile imkansız olacak. Bu nedenle de attığımız her adımın iklimi ne derece bozduğunu doğru biçimde anlamamız son derece önemli. İklim krizi konusunda konuşulduğunda genelde sorulan soru “peki ben ne yapabilirim?” oluyor. Ne yapabileceğinizi ya da hayatınızı iklime zarar vermeyecek bir şekilde değiştirebileceğinizi görmenin yolu öncelikle yaptıklarımızın sonuçlarını anlamaktan geçiyor. Mike Berners-Lee iklim krizine katkıda bulunan tüm hareketlerimizin atmosfere ne kadar sera gazı saldığını, yani karbon ayak izimizi tüm detayı ile önümüze koyuyor. Bu detayların hepsinin, kendisini kandırmaya çalışmayan okuyucu için çok faydalı olacağına eminim.
Bu kitabı okumaya girişmeden önce şunu unutmayın: Lütfen kitabı bitirdiğinizde, kendi ayak izinizi hesaplayın ve kitabı bir kez daha okuyun. Kendi ayak izinizin farkında olmadan okuyup geri dönmeyecek olursanız, önemli kabul ettiğiniz davranışların aslında o kadar da önemli olmadığının farkına varmayabiliyorsunuz. Mesela fazla karbon salmamak için gömleğinizi 60 derece yerine 30 derecede yıkayıp, sonra da o gömleği giyip ayda bir okyanus aşırı uçak seyahati yapıyorsanız gömleği yıkadığınız suyun sıcaklığı yerine hayat tarzınızı değiştirmeye daha fazla ihtiyacınız var demektir.
“Muz ne kadar kötü?” iklim krizine az etkimiz olan noktalardan başlayarak insanlık olarak en fazla etkimiz olan kusurlarımıza doğru devam ediyor. Bu nedenle, başlarında fazla takılmayın, ilerledikçe yaptıklarımızın ne ölçüde zararlı olduğunu kolayca göreceksiniz derim. Unutmayın, elinizdeki bir roman değil, bir başvuru kitabı, hem de sık sık açıp tekrar okumanız gerekecek bir kitap.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Yuvam Dünya Kitaplığı, Haberler, Çocuklar için İklim Dostu Aktiviteler
21 Tem 2021

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Warner Bros. Discovery Pazarlama Direktörü Beste Toksoy Balcı ile Röportaj
01 Tem 2026







