“Ne olursa olsun Sónar’sız bir yıl olmaz.”

Sónar Istanbul bir kez daha müzik, yaratıcılık ve teknolojiye alan açarak zamansız yansımalar sunacak. Heyecan verici, değil mi?
“Ne olursa olsun Sónar’sız bir yıl olmaz.”

24 Eylül - Sonar İstanbul - Duende
Zorlu PSM ile birlikte

Özlenen festival deneyimi yeniden İstanbul’da: Sónar Istanbul 2021 Hayatı bir festival tadında yaşayan Duende okuyucularını, müziğin farklı deneyimlerle buluştuğu Sónar’la yeniden buluşmak için gün sayarken, Sónar İstanbul 2021’i mercek altına almaya davet ediyoruz. Nedir? #yüzdeyüzmüzik katkılarıyla dört yıl boyunca Zorlu PSM’yi festival alanına dönüştüren Sónar Istanbul ; 2-3 Ekim'de , beşinci kez binlerce müzikseveri ağırlamak; müzik, yaratıcılık ve teknolojiyi birleştirmek için hazırlanıyor. Kimler var? Müziği, yaratıcılığı ve teknolojiyi bir araya getiren Barselona merkezli festivalin İstanbul ayağının bu yılki programında; Fransız-Lübnanlı illüstratör Raphaëlle Macaron’un canlı çizimleriyle hayat bulan yepyeni şovları “Climats” ile Acid Arab , duyguları harekete geçirme konusundaki maharetiyle eşi benzeri görülmemiş ses manzaraları yaratan prodüktör ve DJ Christian Löffler , hileler yerine içgüdüleri takip ederek sınırları zorlamaya devam eden elektronik müzik piyasasının benzersiz ismi John Talabot , son albümüyle müziğinin engin ve duygusal doğasını bir kez daha gösteren SOHN , güçlü synth kancaları, vurucu ritmik kalıplar ve ustalıkla yan yana yerleştirilmiş yoğunluklarla dolup taşan müziğiyle Weval ve dinlemek için sabırsızlandığımız pek çok değerli isim yer alıyor. Neden gidilmeli? Dünyaca ünlü sanatçıların yanı sıra yaratıcılık ve teknolojiyi buluşturan yan etkinlikleriyle de göz dolduran Sónar Istanbul’da; Artivism ve sanatın iklim krizi başta olmak üzere ekolojinin komplex alt başlıkları hakkında nasıl farkındalık sağlayabileceğine odaklanan Arts And Ecology paneli, hızla dijitalleşen dünyada sanatın nasıl dijitalleşebileceği ve buna kimin sahip olabileceği hakkında olasılıklar üzerine konuşulacak Cripto Art World Of Collectables paneli ve katılımcıların kendi sürdürülebilir zihin sistemlerinde gezintiye çıkaracakları Sustainable Mind paneli de müzikseverleri Zorlu PSM’de bekliyor olacak. Dahası: Deneyim odaklı etkinliklerin başında gelen Sónar İstanbul, yerli ve yabancı sanatçılardan oluşan görsel-işitsel performansları SonarHall ve SonarLED sahnelerinde ağırlayacak. Eşsiz bir festival deneyimi yaşatmaya hazırlanan Sónar 2021’in programını detaylı incelemek ve bilet almak için bu bağlantıyı ziyaret edebilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

6 Mart 2020 akşamı Sónar Istanbul’a katıldığımda zihnimde pandemiye dair soru işaretleri olsa da mekâna yerleştiren dezenfektanları görmek bile güvende hissetmemi sağlamıştı. O günden en çok aklımda kalan SonarScreen’de gerçekleştirilen Live Choir AV performansıydı. Koronun Gorillaz’dan Demon Days’i söylediği bölümde ortaya çıkan görsel ve işitsel içerik, zihnime dolandı, nefesim hızlandı. Buradan performansın bir bölümünü izleyebilirsin. 

Sónar’ın deneyime odaklanan, yerleştiği mekânda mimari sınırların ötesine geçen ve ziyaretçisinin bireysel bağlantılar kurmasına imkân sağlayan içerik kurgusu, festivalde olma hâlini değiştirdi. Sónar Istanbul da benzer bir organizmaya sahip. Live Choir AV, küçük bir örnek olsa da festival kimliğinin başarılı bir yansıması. Şimdi yenileri için vakit geldi. Müzik, yaratıcılık ve teknoloji bir kez daha buluşacak. 

Festivalin beşinci yılında arka tarafta olan bitenleri öğrenmek istedik ve merak ettiklerimizi Zorlu PSM Genel Müdürü Filiz Ova’ya sorduk. 

Filiz Ova, Zorlu PSM Genel Müdürü


Sónar Istanbul, Zorlu PSM'yle özdeşleşen, hem içerik hem de alan kullanımı olarak mekânın sınırlarını zorlayan bir festival. Aynı zamanda global bir festivalin en kapsamlı edisyonlarından biri. Bu festivalin Zorlu PSM olarak hem de İstanbul olarak önemi nedir? 

Zorlu PSM, açıldığı 2013 yılından bu yana yenilikçi vizyonuyla İstanbul’un ve Türkiye’nin kültür sanat hayatına canlılık katan oldukça genç ve dinamik bir kurum. İstanbul’un kalbinde dünya standartlarında bir sahne deneyimi sunuyoruz. Teknik kapasitemizin ötesinde dünyayı yeni prodüksiyonlar ve sanatçılar aracılığıyla İstanbul’a da taşıyan bir konumdayız. Bu zamana kadar farklı müzik türleri, tiyatrolar, müzikaller ve festivallerden oluşan geniş içerik yelpazemiz sayesinde farklı kitlelere ulaşarak seyircinin performans sanatları merkezinden beklentisini değiştirdik. Bu beklentinin değişiminde Sónar gibi global ve özgün bir deneyim sunmamızın da etkisi var. Tam da bu sebeple "Ne olursa olsun Sónar’sız bir yıl olmaz," dedik.

Geçtiğimiz yılki Sónar Istanbul, hemen kapanmaların öncesinde gerçekleşerek şehirdeki birçok kişinin katıldığı son büyük müzik etkinliği olmuştu. Sónar Istanbul’un devamlılığı ve sürdürülebilirliği sizin açınızdan ne ifade ediyor?

Sónar İstanbul, aynı zamanda Covid-19 öncesi dünyadaki son Sónar festivali olmuştu. Festivalin akabinde "Bir daha etkinlik yapabilecek miyiz?" ya da "Bir daha seyahat edilebilecek mi?" korkusu yaşadığımız belirsiz bir dönemden çarenin bulunduğu, aşının olduğu bir noktaya geldik. Etkinliklerin devamlılığı ve sürdürülebilirliği için aşının yaygınlaşması gerekiyor. Ülke olarak aşı oranımız arttıkça sanatçıların ve uluslararası organizasyonların takvimlerinde yer almamız kolaylaşacak. 

Sónar Istanbul programını festivale tam bir ay kala duyurmaya başladınız. Arka tarafta değişen koşullara göre hazırlıkların olduğu, program detayları açıklandıkça daha net anlaşılıyor. Programı hazırlarken temel stratejiniz neydi? 

Esnek olmak! Koşulların sürekli değiştiği ve belirsizliklerin olduğu bir dönemde festival yapmak farklı ihtimalleri aynı anda düşünebilmeyi ve ona göre operasyon planları kurmayı gerektiriyor. Sónar’ın sahip olduğu global ruhu korumak için düzenli olarak seyahat kısıtlamalarını takip ettik. Ne yazık ki yönetmeliklere göre hâlâ sadece oturmalı konser yapmak zorundayız. Sónar gibi dinamik bir festival için bu durum düşündürücü olsa da yasağın hevesimizi kırmasına izin vermeden festivali hayata geçirmeye odaklandık. Oturarak da olsa festival coşkusunu birlikte yaşamak istedik. Yeni başladığımız 9. sezonumuzda pandeminin yarattığı ruh hâlini geride bırakmak ve yeni deneyimler keşfetmek için #dünyandeğişsin diyoruz. Seyahat etmeyi özlediğimiz şu dönemde Sónar tam da buna uygun bir festival. 

Kapalı alanda bir festival yapmaya hazırlanıyorsunuz. Zorlu PSM’nin bu kapsamda hazırlıkları neler? 

Zorlu PSM olarak steril ve güvenli bir deneyim ortamı yaratmak için yönetmeliklerde yer alan kuralları harfiyen uyguluyoruz. Salonların yeni açıldığı dönemde, henüz HES kodu sorgulaması yaygın değilken PSM’ye HES koduyla giriş sektörel anlamda bir örnek olmuştu. Zorlu PSM içinde ve gösteri salonlarındaki klima santrallerinde %100 taze havayla çalışan, virüs ve bakterilere karşı korunmada en etkili yöntem olarak öne çıkan UVC (ultraviyole) teknolojisi kullanılıyor. Yönetmelikler doğrultusunda salonlarımızda bir dolu bir boş koltuk uygulaması yer alıyor. Zorlu PSM’ye girişte yeni maske veriyor, içeride o maskenin takılmasını istiyoruz. Ayrıca ateş ölçümü, fiziki mesafe kuralları, dijital bilet, temassız ödeme, ileri teknoloji hijyen ve dezenfestasyon uygulamalarımız devam ediyor. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Müzik + yaratıcılık + teknoloji = ?

Beşinci kez şehre konuk olan Sónar Istanbul, mutlu tesadüfleri adresleyen Christian Löffler ve pürüzsüz elektronik dokular yaratan Poté.

24 Eyl 2021

Zorlu PSM ile birlikte
Kaynak: sonaristanbul.com

YAZARLAR

Taner Turna

grandkid of david bowie, son of nick cave, brother of thom yorke & damon albarn

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları

Saraybosna Film Festivali’nin 32. yılında yarışmanın öne çıkanlarına, Balkan sinemasının yakın geçmişle ilişkisine ve festivalin en iyi filmlerine yakından bakıyoruz.

Emre Eminoğlu

·

24 Ağu 2026

32. Saraybosna Film Festivali: Balkanlar sineması ve Cannes’ın öne çıkanları
DuendeDuende

HİKAYE

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?

Olivia Wilde’ın "The Invite"ı, boşanmanın eşiğindeki bir çiftin evlerine misafir olan başka bir çift üzerinden arzuyu, evliliği, kadınlık deneyimlerini ve birlikte yaşamanın performatif hâllerini didikliyor. Tek mekana sıkışan film, seksin bir ilişkinin nedeni değil semptomu olduğunu söylerken asıl soruyu sonu bırakıyor: Bir ilişkiyi ayakta tutan şey arzu mu, alışkanlık mı, yoksa ilişkinin içinde kendin olabilmek midir?

Aslı Ildır

·

24 Ağu 2026

The Invite: Bir ilişkiyi ayakta tutan nedir?
DuendeDuende

HİKAYE

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine

Datça’nın doğası ve Akdeniz ruhunu cazla buluşturan DatJazz’ın ilk yılında festivaldeydik. Yunan ve Fransız kültürü arasında büyüyen genç sanatçı Melina ile buluştuk ve geleneksel ile moderni buluşturan Doğu Akdeniz müziği üzerine konuştuk.

Eda Solmaz

·

24 Ağu 2026

Caz Datça’nın ritmine karışırken: DatJazz'da Melina ile Doğu Akdeniz müziği üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?

Otobiyografik kurgu, memoir ve “dolaysızlık” estetiği çağdaş edebiyatın merkezine yerleşirken kurgu, hayal gücü ve başka dünyalar kurma iddiası giderek geri çekiliyor. Édouard Louis’den Karl Ove Knausgård’a uzanan bu yeni gerçekçilik, edebiyatı bir “otantiklik piyasası”na dönüştürürken okuru başka dünyaları tahayyül etmeye değil ona yalnızca empatiyle yaklaşmaya çağırıyor. Politik ve kültürel olarak alternatifsiz bırakılmış dünyanın edebiyattaki semptomları.

Enes Köse

·

21 Ağu 2026

Kurgunun tasfiyesi: Otobiyografik anlatı edebiyatı nasıl istila etti?
DuendeDuende

HİKAYE

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı

Kazdağları’nın ekolojik kırılganlığı ile Mehmetalan Köyü’nün Tahtacı kültürü, sözlü hafızası, mitoloji ve tarih anlatılarıyla ilişki kuran Doğaya Sanat programı ekoloji, yerel kültür ve sanat arasındaki bağı; araştırma, karşılaşma, birlikte düşünme ve üretme pratiği üzerinden ele alıyor. Programın kurucuları Barış Atağ, Oğuzhan Taflı ve program direktörü Derya Yücel ile bu uzun soluklu ilişkinin nasıl kurulduğunu konuştuk.

Melike Bayık

·

21 Ağu 2026

Kazdağları'nın geçmişine uzanan bir köprü: Doğaya Sanat programı