Oscar’ın kısaları: Geçmiş, yas ve fırsat eşitliğine dair


İşin formülünü keşfediyoruz: Reflect Studio Herkesin parçası olmak isteyeceği hikâyeleri benzersiz bir yaklaşımla üreten Reflect Studio, sadece duyulan değil, üzerinde taşımak isteyeceğiniz anlatıların peşinde. Nedir? Her detayında yüksek kalitenin izleri saklı, sürdürülebilir, işlevsel ve dayanıklı koleksiyonlarıyla dikkat çeken Reflect Studio , hem merch şirketi hem bir marka hem de alternatif oyun alanları yaratan mağazalarıyla üç alanda faaliyet gösteriyor. Reflect Studio DNA’sı: Hikâyeleri her ürüne, mağazaya ve iş birliğine serpiştiren Reflect Studio’nun gizli bileşeni elbette heyecan yaratan iş birlikleri . Hikâyeleri yankı uyandıran, daha geniş bir kitleyi ve desteği hak ettiğine inandığı kuruluşlarla bir araya gelmekten mutluluk duyarak her aşamasını incelikle yürüttüğü merch koleksiyonları yaratıyor. Socrates iş birliği keşfedilmek için raflarda. İş onun için bir araç . Üretimin her aşamasında duyarlı süreçleri benimsediğine işaret eden B Corp sertifikasın a sahip Türkiye’deki tek moda markası olan Reflect Studio, işi iyilik için bir araç olarak kullanıyor. Doğayla uyumlu bir geleceği birlikte tasarlamaya devam ettiği WWF Market , bu konuda öne çıkıyor. Tek tip olmanın yaygınlaştığı günümüzde özgünlüğü mümkün kılmayı amaçlayan Reflect Studio, mağazalarında orijinalliği ve yaratıcılığı koruyan DIY (kendin yap) kültürünü sahipleniyor. DNA’yı çözmeye reflectstudio.com ’da veya mağazalarda devam edebilir; APOSTO20 koduyla WWF Market, Socrates ve tüm Reflect Studio ürünlerini %20 indirimli keşfedebilirsiniz. Eğer kurumunuz için Reflect Studio Merch ürünleri üretmek isterseniz şu formu doldurabilirsiniz.
Daha fazlasını öğren →
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
25 yıla yakın zamandır saplantılı bir şekilde takip ettiğim Akademi Ödülleri’nin en uzak olduğum kategorileri hep üç kısa film kategorisi oldu: En İyi Kısa Film, Kısa Belgesel ve Kısa Animasyon. Bunun öncelikli sebebi kısa filmlerin kendi ülkeleri dışındaki erişilebilirlik sıkıntısıydı. ABD’deki dört yılım boyunca Oscar adayları açıklandıktan sonra üç kategorideki filmlerin üç ya da dört seçki halinde sinema salonlarında gösterime girmesi sayesinde ilk kez bu kategorilere de hakim olmaya ve kısa liste döneminden itibaren bu kategorileri de takip etmeye başladım. Şimdi Türkiye’deki imkanlarım, maalesef yine Netflix ve Disney+ gibi platformlara ve aday olduktan kısa süre sonra hakları satın alınıp erişime kapanana kadar YouTube ve Vimeo gibi servislerde izlemeye açık olan filmlerle sınırlı. Yine de 96. Akademi Ödülleri’nin kısa film kategorilerinde aday 15 filmden bazılarını çeşitli platformlarda izlemek mümkün.

The After | Kaynak: Netflix
En İyi Kısa Film
Aday filmler:
- The After (yön. Misan Harriman, Birleşik Krallık)
- Invincible (yön. Vincent René-Lortie, Kanada)
- Knight of Fortune (yön. Lasse Lyskjær, Danimarka)
- Red, White and Blue (yön. Nazrin Choudhury, ABD)
- The Wonderful Story of Henry Sugar (yön. Wes Anderson, ABD)
Adaylardan The After ve Knight of Fortune yas üzerine: Kayıplarını kabullenmekte ve yaslarıyla başa çıkmakta zorlanan erkeklerin merkezde olduğu filmlerden ilkinde oldukça travmatik bir an güçlü bir sahneyle ekrana yansıyor; diğerinde ise ifade edilmekte zorlanılan duygular farklı araçlarla açığa çıkıyor. Gerçek bir olaydan yola çıkan Invincible bir ıslahevinden kaçan 14 yaşındaki Marc-Antoine’ın umutsuzluğunu; kürtajın yasaklandığı ABD eyaletlerinden Arkansas’ta geçen Red, White and Blue ise iki çocuk annesi Rachel’ın çaresizliğini konu alıyor. Kategorinin en dikkat çekici (ve muhtemelen ödüle uzanacak) ismi ise ünlü yönetmen, senarist ve yapımcı Wes Anderson. Anderson geçen yıl uzun metrajlı Asteroid City filminin yanı sıra Netflix için Roald Dahl’ın dört kısa hikayesini uyarlamıştı. Bunlardan Ralph Fiennes, Benedict Cumberbatch ve Dev Patel’i buluşturan The Wonderful Story of Henry Sugar, iç içe geçen üç anlatı aracılığıyla seni nesnelerin içinden görme ve geleceği öngörebilme yetisine sahip Henry Sugar ile tanıştıracak. Wes Anderson’ın bu serideki dört kısasından favorim olan Poison’ı da izlemeni ayrıca öneririm.
Nerede izleyebilirsin? The After ve The Wonderful Story of Henry Sugar’ı Netflix’te, Knight of Fortune’ı The New Yorker’ın kısa film platformunda izleyebilirsin.
Aday olmalıydı: Kısa listeye kalan filmlerden The Anne Frank Gift Shop (yön. Mickey Rapkin, ABD) pazarlama dünyasını, sosyal medya çağını ve influencer’lık mesleğini ele alan bir kara komedi. Film, Amsterdam’daki Anne Frank Evi Müzesi’nin Z-kuşağını müzeye çekmek için bir sosyal medya kampanyasına ihtiyaç duyması üzerine bir ajans ve bir influencer ile yaptığı toplantı aracılığıyla önyargılar, anti-Semitizm ve kolektif travma gibi konulara değiniyor. Vimeo’da izleyebilirsin.

The Last Repair Shop | Kaynak: Disney+
En İyi Kısa Belgesel
Aday filmler:
- The ABCs of Book Banning (yön. Trish Adlesic, Nazanet Habtezghi ve Sheila Nevins, ABD)
- The Barber of Little Rock (yön. John Hoffman ve Christine Turner, ABD)
- Island In Between (yön. S. Leo Chiang, Tayvan)
- The Last Repair Shop (yön. Kris Bowers ve Ben Proudfoot, ABD)
- Năi Nai & Wài Pó (yön. Sean Wang, ABD)
Adaylardan The ABCs of Book Banning’i henüz izleyemedim. Island In Between uluslararası gündemden düşmeyen Çin-Tayvan krizine kişisel bir açıdan bakabilmesine ve Çin kıyılarına çok yakın bir Tayvan adasından haberdar etse de belgesel sinemaya dair kaliteli bir iş çıkarmadığını düşünüyorum; adaylar arasında nasıl yer aldığını anlamış değilim. Năi Nai & Wài Pó, yönetmenin birlikte yaşayan anneannesi ve babaannesini ve hem ikisinin birbiriyle hem de torunlarıyla olan ilişkilerini eğlenceli, duygusal ve çok kişisel bir şekilde ortaya koyan somutlaşmış sevgi yumağı kıvamında bir film. Mucizevi adaylığı beni çok mutlu etti.
Ödül için şanslı, ABD’deki fırsat eşitsizliğini gündeme taşıyan iki güçlü aday var ve bunu çok farklı örnekler üzerinden yapıyorlar: The Barber of Little Rock, berber Arlo Washington’ın birçok kişiye mesleki beceri kazandırdığı berber okulu ve kapitalizmin dışladığı, bankaların kredi vermediği (dolayısıyla suça, evsizliğe ya da intihara yönlendirdiği) yoksul siyahlara mikro-krediler sağladığı girişimi People Trust’ın hikayesini anlatıyor. Yaratıcıları arasında daha önce A Concerto Is a Conversation adlı kısa belgeseliyle de Oscar adayı olan besteci Kris Bowers’ın olduğu The Last Repair Shop ise Los Angeles’taki devlet okullarının çoğunluğu ırksal ve ekonomik azınlıklardan öğrencilere sağladığı müzik enstrümanlarını onaran atölyenin hikayesini mikrofonu hem hayatı değişen öğrencilere hem de oldukları yere gelene kadar birçok zorlukla yüzleşmiş atölye çalışanlarına uzatarak anlatıyor.
Nerede izleyebilirsin? The Barber of Little Rock’ı The New Yorker’ın YouTube kanalında, Island In Between'i The New York Times’ın internet sitesinde, The Last Repair Shop’u Disney+’ta izleyebilirsin.

Ninety-Five Senses | Kaynak: Documentary+
En İyi Kısa Animasyon
Aday filmler:
- Letter to a Pig (yön. Tal Kantor, İsrail)
- Ninety-Five Senses (yön. Jared ve Jerusha Hess, ABD)
- Our Uniform (yön. Yegane Moghaddam, İran)
- Pachyderme (yön. Stéphanie Clément, Fransa)
- War Is Over! Inspired by the Music of John & Yoko (yön. Dave Mullins, ABD)
Adaylar açıklandıktan sonra erişimi en zor kategori En İyi Kısa Animasyon oldu; kısa listedeki filmlerden birçoğunu izleyebilmiştik oysaki. Beş aday arasında Yahudi Soykırımı sırasında bir ahırdaki domuz sayesinde Nazi subaylarından kaçmayı başaran yaşlı bir adamın domuza taşıdığı minnet borcunu anlattığı ders sırasında kendi kimlik sorunlarıyla yüzleşen bir öğrencinin hayal dünyasını konu alan Letter to a Pig, yaşamının son saatlerinde beş duyusunu ve yaşamın güzelliklerini anımsayan bir adamın anlatıcılığındaki Ninety-Five Senses ve çocukluğundaki bir canavar ve yarattığı travmayla yüzleşen bir genç kadını merkezine alan Pachyderme benim izleme fıırsatı bulduklarımdan. İranlı kadınların çarşafla olan ilişkisi üzerine Our Uniform ve John Lennon ile Yoko Ono’dan esinlenen War Is Over!’ı ise henüz ben de izleyemedim.
Nerede izleyebilirsin? Pachyderme’i YouTube’da izleyebilirsin.
Aday olmalıydı: Kısa listeye kalan filmlerden, 1970’lerde geçen Pete (yön. Bret 'Brook' Parker, ABD) minikler beyzbol liginde oynamak isteyen trans bir çocuğun hayallerini ve hayal kırıklıklarını konu alıyor. 7 dakikada ailenin ve arkadaşların desteğinin ve kabullenmesinin LGBTİ+ bireyler için ne ifade ettiğini, toplumdaki büyük ölçekli değişimin buradan başlayacağını anlatıyor. YouTube’da izleyebilirsin.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
NEREDE YAYIMLANDI?
96. Akademi Ödülleri adaylarına ve beraberinde gelen tartışmalara dair bir değerlendirme; listeye dair sayılar, ilkler ve rekorlar, Oscar adayı kısa filmler.
26 Oca 2024

YAZARLAR

Emre Eminoğlu
Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.




