

Alternatif Bank : Engelsiz bir dünya için dilimizdeki ve algımızdaki engelleri kaldıralım “ Sevgi her engeli aşar ”, “ onlar bir melek ”, “ engelli kardeşlerimiz ”, “ engeline rağmen başardı ”… Günlük yaşantımızda sıklıkla karşılaştığımız engelli bireylere yönelik bu ifadeler ne kadar doğru? Bu kalıpların engellilik hakkında birçok yanlış yargıyı barındırdığını ve engelli bireylere karşı negatif önyargıları besleyebildiğini hiç düşündünüz mü? Engelli bireyleri ‘aciz’ ve ‘yardıma muhtaç’ olarak resmeden bu ifadeler, zihnimizde engelliliğe dair bir resim ve önyargı oluştururken; bu durumun davranışlarımıza da aynı şekilde yansıdığını görüyoruz. Öyle ki aklımızda yer eden “yapamazlar, başaramazlar, muhtaçlar” gibi düşünceler “yardım temelli” davranış modeline neden oluyor. Bu noktada, engelliliğin dilimizde ve algımızda başladığını, sorunun temelde bir hak meselesi olduğunu görüyoruz. Engellerin kalktığı bir dünyada herkesin toplumsal yaşama bağımsız bir şekilde dâhil olabileceğine inanan Alternatif Bank , dönüşüm için gerekli sorumluluğu üstlenerek son 4 yıldır “Engelsiz Bankacılık” için var gücüyle çalışmalar yürütüyor . Bankacılık hizmetlerine herkesin eşit şekilde ve kolaylıkla erişebileceği “hak temelli” bir hizmet modeli doğrultusunda, çalışanlarının bu alandaki farkındalık ve yetkinliğini artırıyor, fiziksel ve dijital olmak üzere tüm hizmet kanallarının erişilebilirliğini geliştirmek üzere çalışıyor. Alternatif Bank’ın Toplumsal Haklar ve Araştırmalar Derneği iş birliğiyle doğru bilinen yanlışlara değindiği video serisine buradan ulaşabilirsiniz. Gelin, engelsiz bir dünya için önce dilimizdeki ve algımızdaki engelleri kaldıralım.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
2018 yılından yurt dışı kaynaklı kredi borçlarını eriten özel sektörde trend aynı şekilde devam ediyor. Toplam hacim zirve noktası olan 226 milyar dolardan çok uzaklarda, 162 milyar dolar seviyesinde.
Verinin detaylarında 155 milyar dolar tutarındaki uzun vadeli toplam kredi borcunun %38’inin finansal kuruluşlara, kalanının ise finansal olmayan kuruluşlara ait olduğu görülüyor. Kısa vadeli borç hacminin ise %80’i finansal kuruluşlara ait. Söz konusu uzun vadeli borç stokunun da takriben üçte ikisi dolar cinsinden.
Veri setinde dikkat çeken bir diğer detay ise bankaların kredi borcu hacminden yaklaşık 3 milyar doları tahvil ihracına kaydırmış olmaları.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Merkezi Yönetim Bütçesi, IMF tanımlı net uluslararası rezervler, özel sektörün dış borcu.
16 Eyl 2022

YAZARLAR

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
TÜSİAD Başkanı Ozan Diren, Dünya gazetesinden Recep Erçin’e verdiği söyleşide, Türkiye’nin kamu öncülüğünde hazırlanacak ve uygulaması yakından izlenecek 10-15 yıllık sanayi planlarına ihtiyaç duyduğunu söyledi. Türkiye halihazırda beş yıllık kalkınma planları hazırlıyor. Peki planlar ve destekler mevcutken neden yeniden planlamayı konuşuyoruz? Türkiye’nin geçmişte fabrikalar kurarak başladığı planlama deneyiminde ne değişti ve bugün hazırlanacak bir planın üretim kararları üzerinde nasıl bir etkisi olabilir?

Bu hafta hem yurt içi hem de yurt dışı piyasalarda yoğun bir veri takvimi izlenecek. Yurt içinde Salı günü açıklanacak merkezi yönetim bütçe dengesi ve Çarşamba günü açıklanacak Ağustos ayı Konut Fiyat Endeksi ile Perşembe günü yayımlanacak TCMB Para Politikası Kurulu toplantı özeti ön plana çıkarken, yurt dışında Çarşamba günü açıklanacak Fed faiz kararı ile Perşembe günü İngiltere Merkez Bankası ve Cuma günü Japonya Merkez Bankası tarafından açıklanacak faiz kararları takip edilecek.
14 Eyl 2026

Jeopolitik gelişmeler piyasaların en zor fiyatladığı risklerden biridir. Savaşın ne zaman sona ereceğini, bir zirveden hangi kararın çıkacağını veya seçimlerin siyasi dengeleri ne ölçüde değiştireceğini önceden bilmek mümkün değildir. Buna rağmen jeopolitik haber akışı yatırımcı açısından tamamen öngörülemez bir alan da değil.

Türkiye’de para politikasının yakın vadeli geleceğine dair soru işaretleri, jeopolitik karmaşa ve yansımalar bir yana, makro gündemin ana maddesi olmaya devam ediyor. Dezenflasyon sürecinde izlenen yatay-aşağı görünüm, şirketlerin birikimli finansman ihtiyacı ve enerji fiyatlarındaki oynaklık, Merkez Bankası’nın hareket eğilimine aynı anda ancak farklı yönlerde etkiliyor. 10 Eylül tarihli PPK kararını da bu kapsamda ve daha geniş bir çerçevede okumak gerekiyor.

Cumhurbaşkanı Yardımcısı Cevdet Yılmaz, 2027-2029 dönemini kapsayan Orta Vadeli Program'ı açıkladı. Bu programa iki ayrı soruyla yaklaşılabilir. Birincisi iç tutarlılıktır. Büyüme, enflasyon, işsizlik ve bütçe rakamları birbiriyle uyumlu mu? İkincisi dış geçerliliktir. Bu belgelerin geçmişte verdiği rakamlar, kaydedilenle karşılaştırıldığında ortaya nasıl bir sicil çıkıyor?



