Öznur Hanım

Öznur Hanım, 1941 İstanbul doğumlu. Kendini “gerçek bir İstanbullu” olarak anlatıyor.
Öznur Hanım

Samsung #n
Samsung ile birlikte

Galaxy’nin en yenisi, en güçlüsü: Samsung Galaxy S21 Serisi 5G Güney Kore merkezli Samsung'un her yıl düzenlediği Galaxy Unpacked etkinliği, teknoloji meraklıları tarafından ilgiyle takip ediliyor. Samsung'un tüketici elektroniğindeki son güncellemelerini paylaştığı, en yeni ve gelişmiş ürünlerini duyurduğu etkinlik, her yıl bir temayla düzenleniyor. Küresel pandemiyi yaşadığımız ve oldukça "sıra dışı" olarak tanımlayabileceğimiz 2020’nin ardından Samsung’un bu yılki Unpacked etkinliğinin teması da "Sıra Dışı Günler" olarak belirlendi. Şüphesiz, etkinliği takip edenler de "sıra dışı ürünlerin" tanıtımına şahitlik etti. Zira 14 Ocak’ta gerçekleşen etkinlikte Samsung’un yeni amiral gemisi S21 Serisi 5G tüm ayrıntılarıyla gün yüzüne çıktı. Galaxy ekosisteminin en iyisi: Samsung'un akıllı telefon ürün grubu Galaxy'nin amiral gemisi olarak konumlanan premium grubu S’in yeni üyesi Galaxy S21 Serisi 5G, 5G destekli performansı ve kamera canavarı olmasıyla öne çıkıyor. Galaxy S21 Ultra 5G, Galaxy S21+ 5G ve Galaxy S21 5G olmak üzere 3 farklı modelle gelen Galaxy S21 Serisi 5G’yi rakiplerinden ayıran en güçlü özelliklerden biri şüphesiz kamerası. Galaxy S21 Ultra 5G, 108MP ana kamera, 10MP Telefoto kamera ve 12MP ultra geniş açılı kamerasıyla aynı sahneyi 4 farklı açıdan, yüksek çözünürlükte çekmeyi mümkün kılıyor. 100x Space Zoom'un yanı sıra ön kamerada da 40 megapiksellik bir sensör vadeden Galaxy S21 Ultra 5G, şimdiye kadarki en dayanıklı Gorilla Glass olan Corning® Gorilla® Glass Victus™ ve estetik görünümünü tamamlayan metal çerçevesi sayesinde tasarımıyla da kullanıcı beklentilerini fazlasıyla karşılıyor. Üç farklı modelde 6.2, 6.7 ve 6.8 inç boyutlarındaki Full HD AMOLED ekranıyla gerçeğe yakın netlikte bir görüntü deneyimi sunarken güçlü bir işlemci, 8 ve 12 GB'lık RAM ve 128 - 512 GB depolama kapasitesiyle performanstan da taviz vermiyor. Harici bluetooth kalem S Pen ile kullanım deneyimini bir adım öteye taşıyan yeni Galaxy S21 Serisi 5G; Galaxy Watch3, Galaxy Buds ya da SmartThings gibi Samsung ekosisteminin diğer akıllı cihazlarıyla bağlantı kurabiliyor. Galaxy S21 Ultra 5G, Samsung'un bluetooth destekli takip aracı SmartTag’le de uyumlu çalışıyor. SmartTag'ler sayesinde anahtar, çanta gibi önemli şeylerin kaybolmasının önüne geçiliyor. Galaxy Serisi S21 5G, üç modeliyle de "daima efsanevî" söyleminin hakkını veriyor. Her anı efsanevi kılın: Efsanevi kamera kalitesine eklenen profesyonel düzeyde geliştirmeler ve video inovasyonları, her beceri düzeyinden kullanıcının iyi kareler yakalayabilmesine olanak tanıyor. Samsung S21 Serisi 5G kameraları; hareket hâlinde dahi olsa 1080p temiz görüntüler elde etmeye yarayan 60 fps Süper Dengeli Video, çekimi önceden görebilme ve en iyi kareleri seçebilme olanağı veren Yönetmen Bakışı, ön ve arka kamerayla aynı anda video kaydetmeyi mümkün kılan Vlogger Kadrajı gibi yenilikçi özellikleri bir araya getiriyor. Tek Tuşla Çoklu Çekim, Space Zoom, Zoom Kilidi ve Portre Modu da neredeyse kamerayla yapabileceklerinizin sınırlarını ortadan kaldırıyor. Samsung: 1938 yılında Güney Kore'de kurulan ve bugünün tüketici elektroniği devleri arasında yer alan Samsung, Statcounter'ın 2020 Aralık istatistiklerine göre Türkiye'deki akıllı telefon pazarının %44,58'i üzerinde hâkimiyet kuruyor. Mobil kategoride, Galaxy ürün grubunda sunduğu akıllı telefon, tablet, kulaklık, saat ürünleriyle en son teknolojiyi son kullanıcıya ulaştıran Samsung; akıllı teknolojilerini televizyon, ses sistemi, buzdolabı, çamaşır makineleri ve ev aletleri kategorilerinde de tüketicilerin hayatlarına taşıyor. Galaxy’nin en yenisi Galaxy S21 Serisi 5G’nin yeni modelleriyle tanışmak için bu bağlantıyı kullanabilirsiniz.

Daha fazlasını öğren

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

Sizi Öznur Hanım ile tanıştırmama izin verin lütfen.

Öznur Hanım, 1941 İstanbul doğumlu. Kendini “gerçek bir İstanbullu” olarak anlatıyor. Merak ediyorum ve sormadan edemiyorum. “Kimdir gerçek İstanbullu, Öznur Hanım?”

Şeftaliye kaçan açık kırmızı rujla boyadığı dudaklarını oynatıyor bir süre, konuşmaya başlamadan önce. Aynı ruju allık olarak da kullandığı yanaklarına kayıyor gözüm. 

“Gerçek İstanbullu demek İstanbul’a en önemli anlarında tanıklık etmiş, İstanbul’un “kumsallar, plajlar kenti” olarak anıldığı zamanlarını bilen ve Lozan Plajı’nda, Moda Plajı’nda, Süreyya Plajı’nda anılar biriktirmiş, Bostancı Plajı’nda yazlık sinemasına gitmiş, son tramvayın gidişine tanıklık etmiş…” Elimde olmadan heyecana kapılıp sözünü kesiyorum Öznur Hanım’ın. “Ama Öznur Hanım, ben de İstanbul’da yaşıyorum yıllardır. Evet, o dönemlere ait anılarım yok belki ama ben şimdi gerçek bir İstanbullu değil miyim?” Limon suyuyla düzleştirdiği saçlarıyla oynamaya başlıyor bu sözlerimden sonra. Sanırım istemeden de olsa gücendirdim onu. 

Öznur Hanım
Öznur Hanım

Deniz manzaralı evindeki en sevdiği köşesinde, cam kenarında otururken, yoldan geçenlere bakıyor bir süre. “Hani Albert Camus diyor ya "Çekip gidene her şey mizah, kalıp bekleyene her şey şiirdir.” diye, bence gerçek İstanbullular İstanbul’u şiir gibi yaşayanlar işte.”

Mahcubiyetimi unutturmak için yeni sorular birikiyor kafamda. Bu sefer heyecanıma yenik düşmeden büyük bir sakinlikle soruyorum: “Bana biraz gençlik yıllarınızdan bahseder misiniz? 20’li yaşlarınızdan örneğin. Nasıldı 60’lı yıllar İstanbul’u?”

Derin bir iç çekiyor Öznur Hanım ve gülümseyerek “Bitliydi." diyor. Benim şaşkın ifadem onu keyiflendirmiş olacak bir süre bu anın tadını çıkarıyor. Sonrasında elimden tutuyor ve beni 60’lı yılların İstanbul sokaklarında yürütmeye başlıyor. Kadıköy meydanından, Haydarpaşa Garı’nda çalışan kayıkçıların yanından, yazlık sinemaların önünden geçiyoruz birlikte.

Öznur Hanım
Öznur Hanım

“İstanbul’un 1960’lı zamanları anıp hippilerden bahsetmemek olmaz. 1960’larda Türkiye'de basının hippileri adlandırmak için sıklıkla başvurduğu iki sözcük vardı: biri “Beatlemania”dan hareketle “Bitliler”, diğeri ise The Beatles’ın “She Loves You” şarkısında şarkının adını taşıyan ifadeyi takip eden “yeah, yeah, yeah” sözcüklerinden esinlenen “Yeye’ciler”di. Benim en sevdiğim “Bitliler”di." (Gülmeye devam ediyor).

“1968 kuşağının Çiçek Çocukları'nın, Rolling Stones’un dediği gibi “yuvarlanan taşlar gibi evsiz olmak” istedikleri yıllardı. Şimdi bilinir mi hâlâ bilmem ancak o zamanlar “Lale Pastanesi” çok meşhur olmuştu. Hippilerin İstanbul’daki esas buluşma noktaları Sultanahmet olsa da hippilere Laleli-Sirkeci hattı boyunca rastlamak pek mümkündü o zamanlar...”

Öznur Hanım’ın anlattıklarını büyük bir keyif ve ilgiyle dinlerken hem onu dinlendirmek için hem de sohbetimizi daha da keyifli bir hâle getirmek için Türk kahvesi yapmayı öneriyorum ve büyük bir memnuniyetle kabul ediyor.

Öznur Hanım
Öznur Hanım

Çok kısa bir süre sonra geri geldiğimde Öznur Hanım’ı elinde gençlik yıllarına ait fotoğraflara dalmış hâlde buluyorum. Oldukça şık, elinde çiçekleriyle, saçları her zamanki gibi yapılı fotoğraflarına büyük bir hayranlıkla bakıyorum ben de. 

“Benim gençlik zamanlarımda Ayhan Işık çok sevilen bir aktördü. Belgin Doruk’a özenirdim o zamanlar.” diyerek geri dönüyor o zamanlara. “Ben kendimi Belgin Doruk’a özenir bulurken sağ olsun babam bana “Felix” derdi.” (Gülmeye başlıyor yeniden). Ben yeniden soru işaretleri içinde kalırken Öznur Hanım açıklamaya başlıyor. “1963 yılıydı sanıyorum. İlk kez bir kedi uzaya gönderilmişti. Felix isimli bu kedi döndükten sonra zamanın en meşhur kedisi olmuştu. Babam da ben meşhur olmak istiyorum düşüncesiyle beni meşhur ev kedisi diye Felix olarak çağırırdı.” Bir süre beraberce bu naif anıya gülüyoruz.

Kahvesinden bir yudum aldıktan sonra anlatmaya devam ediyor Öznur Hanım. “Tüm İstanbul anılarım böyle bol kahkahalı değil tabii. Zor zamanlardan geçtik, çok zor zamanlardan. Bu sade kahvenin acısından daha acı zamanlardan. Nitekim, 1960’lı yıllar tarihî açıdan birçok olayın yaşandığı yıllardı… Ama şimdi geçmişi düşününce, aklımda kalan anılar hep güzel, biliyor musunuz? Türk kahvesi gibi benim için İstanbul. Yadigâr büyüleyici bir kahve fincanı içindeki acı ama mayhoş, bağımlılık yaratan bir tat.”

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Aposto İstanbul

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

Aposto İstanbulAposto İstanbul

BÜLTEN SAYISI

Hava, su, toprak, asbest

İstanbul'da bugün kar var. Gündemimizde hava, su ve topraktaki asbest; kuraklık, kamusal alanların değişen anlamı, Balat ve 1960'lar var.

17 Oca 2021

Samsung ile birlikte
Hava, su, toprak, asbest

YAZARLAR

Aposto İstanbul

İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?

İstanbul’da gezerken bazen bir sarnıcın önünden geçeriz, bazen bir sur parçasının yanından. Bazen eski bir kilisenin, bazen bir saray kalıntısının, bazen de adını bilmediğimiz bir sütunun önünde dururuz. Çoğu zaman fark etmeyiz; fark ettiğimizde de bu kalıntıları ayrı ayrı görürüz. Ayasofya bir yerde durur, Kariye başka bir yerde. Oysa bütün bunlar aynı büyük hikayenin parçalarıdır: İstanbul’un bin yılı aşan Roma / Doğu Roma başkentliği.

Şerif Yenen

·

04 Ağu 2026

İstanbul’da neden bir Doğu Roma müzesi yok?
Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?

Kadıköy değişiyor ama bu sadece yapısal bir dönüşüm değil. Bu, bir mahallenin değişen yaşam kültürünün, aşınan kent belleğinin ve yaşadığı çevre üzerinde söz sahibi olmak isteyen sakinlerinin hikayesi aynı zamanda. Caferağa Mahallesi Muhtarı Hanife Dağıstanlı, son 15 yılda semtin geçirdiği dönüşümü kent belleği, kamusal alan ve aidiyet üzerinden değerlendiriyor.

Zeynep Sipahi

·

22 Tem 2026

Kent hakkı ve bellek: Kadıköy değişiyor, peki kimin için?
Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü

Sirkeci’de, İstanbul’un en yoğun geçiş noktalarından birinde yükselen Sanasaryan Han, bugün "lüks otel" olarak işletiliyor. Ancak binanın hikayesi bir otelden çok daha fazlası: Bir Ermeni vakfı, devletleşen bir mülkiyet, siyasi tutukluluk hafızası ve yarım asrı aşan bir hukuk mücadelesi...

Vartan Estukyan

·

17 Tem 2026

Sanasaryan Han: Vakıftan lüks otele uzanan yüz yıllık mülkiyet düğümü
Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu

Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

Ayça Örer

·

29 May 2026

Şehri yaşamanın bedeli: Bayramın ücretsiz otobüslerinde bir İstanbul turu
Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

Gözde Keskin

·

28 Nis 2026

Hafıza bahçesinde bir kent turu: İstanbul'un kokusu nasıl hatırlanır?