Para politikasında zorlu dönemeç


Girişimci kadın liderler aranıyor: EY Girişimci Kadın Liderler Programı Uluslararası danışmanlık şirketi EY ’ın kadın girişimcilere stratejik konularda yeni bakış açıları sunmayı amaçladığı Girişimci Kadın Liderler Programı için başvurular 31 Ağustos’a kadar devam edecek. Nedir? İşlerini büyütme hedefi ve gelişim potansiyeli olan girişimci kadınları bir araya getirerek uluslararası pazarlara açılma, rekabet avantajı sağlama ve uzun vadeli değer yaratma gibi konularda desteklemeye devam eden EY Girişimci Kadın Liderler Programı , Türkiye’de sekizinci yılına girerken bugüne kadar toplam 70 kadın girişimciye destek verdi. Katılımcıları neler bekliyor? Bu yıl da EMEIA bölgesi (Avrupa, Orta Doğu, Hindistan ve Afrika) genelinde düzenlenecek programa katılacak kadın girişimcilerin, iş dünyasının başarılı liderlerinin bilgi ve deneyimlerinden yararlanabilecekleri bir ağa katılmalarına, geniş ve kapsamlı EY kaynaklarına erişmelerine, şirketlerini sürdürülebilir bir şekilde büyütmelerine ve uluslararası pazarlarda rekabet edebilmelerine imkân sağlanıyor. Programda eğitim, iş geliştirme, mentorluk ve networking (ağ oluşturma) alanlarında tamamen ücretsiz destek sunuluyor. Kimler katılabilir? Katılımcıların şirketinde en az %25 hisse sahibi olması, ana karar vericilerden birisi olması, işlerini büyütmeyi ve uluslararası pazarlarda rekabet etmeyi hedeflemesi bekleniyor. Son olarak, şirketin Türkiye merkezli olması, en az 3 yıldır faaliyet göstermesi ve son iki yıl içerisinde yıllık 10 milyon TL’nin üzerinde ciro elde etmiş olması şartı aranıyor. İdeallerini gerçekleştirmek ve vizyonlarını gerçeğe dönüştürmek isteyen kadın girişimciler programa 31 Ağustos’a kadar EY Türkiye web sitesi üzerinden başvuru yapabilir.
Daha fazlasını öğren →
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
Merkez bankamız Ağustos ayında faiz oranlarında herhangi bir değişikliğe gitmeyerek para politikası faizini %50’de sabit tuttu. Bunun ötesinde, piyasaların acaba faiz indirimi ne zaman başlar sorusuna da bunun çok yakında olmayacağına dair bir sinyal de verdi.
TCMB para politikasının mevcut durumda üç ana bileşeni bulunuyor. Bunları, yurtiçi talepte dengelenme, Türk Lirasında reel değerlenme ve enflasyon beklentilerinin Merkez Bankası’nın tahmin ve hedefleri ile uyumlu bir yakınsamada olması şeklinde özetleyebiliriz. Yakın bir süre öncesine kadar bu üç unsurdan en somut olanı Türk Lirasında reel değerlenmeydi. Bu değerlenme şu anda da devam ediyor.
İç talepte yavaşlama netleşiyor
İç talepte yavaşlama sinyalleri çok yavaş geliyordu. Fakat son iki aydır talepteki yavaşlama sinyalleri güçlenmeye başladı. Dün gelen Merkez Bankası kararında da iç talebin yavaşladığına dair inancın arttığını görüyoruz. Dolayısıyla, Merkez Bankası’nın enflasyon tahminlerini tutturabilmek açısından çıpa aldığı üç unsurdan ikincisini de devreye sokmaya başladığını ve bu konuda kendine güveninin arttırdığını söylemek mümkün görünüyor.
Hizmet sektörü fiyatları ve enflasyon beklentilerinde katılık sürüyor
Üçüncü konu olan, beklentilerin Merkez Bankası tahmin ve hedefleri ile yakınsaması ise pek gerçekleşmiş görünmüyor. Profesyonel ekonomistlerin tahminini yansıtan piyasa katılımcıları anketindeki enflasyon beklentileri Merkez Bankası tahminlerine yakın seyrederken, hanehalkı ve reel sektörün tahminleri bu beklentilerin çok üzerinde bulunuyor. Son dönemlerde Merkez Bankası’nın farklı vesilelerle vurgulamaya çalıştığı beklentilerin Merkez Bankası tahminlerine yakınsamasının enflasyonla mücadelede son derece önemli olduğuna dair vurgu, son para politikası basın duyurusuna da net bir şekilde yansımış durumda.
Merkez Bankası “Mal enflasyonu düşerken hizmet enflasyonundaki iyileşmenin gecikmeli olacağı değerlendirilmektedir. Hizmet enflasyonundaki yüksek seyir ve katılık, enflasyon beklentileri ve jeopolitik gelişmeler enflasyonist riskleri canlı tutmaktadır. Kurul, enflasyon beklentileri ve fiyatlama davranışlarının öngörüler ile uyumunun dezenflasyon süreci açısından göreli öneminin arttığını vurgulamıştır” şeklinde bir açıklamayla geldi. Bu açıklama, önceki toplantı kararlarına göre Merkez Bankası’nın hizmet sektöründeki fiyat katılığı ve beklentilerin yakınsamamasına dair kaygılarının arttığını gösteriyor. Bu kaygının haklı olduğu ve enflasyonla mücadelede ciddi bir risk oluşturduğu görüşüne kesinlikle katılıyoruz.
Beklentiler sadece para politikası ile yönetilemez
Para politikasının gücünün en yüksek olduğu yer, talebi sınırlayarak enflasyonu geriletebilmesidir. İç talepteki yavaşlamanın para politikasını bu amaca ulaşmada daha güçlü bir noktaya getirdiğini, hem baz etkisi hem de bu yavaşlamayla dezenflasyonun önümüzdeki süreçte izleneceğini düşünüyoruz.
Bununla birlikte, hizmet fiyatları ve genel olarak enflasyon beklentilerindeki katılıkla mücadelede para politikasının yapabilecekleri sınırlıdır. Bu mücadelede para politikası mutlaka gerekli ve önemli bir araç olmaya devam edecektir.
Beklentilerin kırılması hususunda, kamunun yönettiği-yönlendirdiği fiyatların enflasyon hedef ve tahminleri ile uyumlu olmasından, maliye politikasında kayıt dışı ile mücadeleye, yapısal reformlardan, politikaların sürdürülebilirliğine olan inanç ve güvenin artmasına kadar bir çok unsurun destekleyici bir çerçevede ilerlemesi gerekiyor. İç talep koşullarındaki yavaşlama bir dezenflasyon getirecek fakat bunun ne boyutta ve hedeflerle ne kadar uyumlu olacağı para politikası dışında unsurlara da bağlı olacak.
Kasım ayından önce faiz indirimi zor görünüyor
Bu çerçevede para politikasında daha zorlu bir dönemece doğru ilerlediğimizi vurgulamak gerekiyor. Burada bir diğer zorluğun da, TL’nin reel olarak değerlenmesinin ihracat ve sanayiye verdiği artan zararlar nedeniyle uzun süre sürdürülemeyeceği olduğu düşüncesindeyiz. Beklentilerin yeterince kırılamadığı bir noktada TL’nin reel olarak değerlenmesi de sürdürülemez ise enflasyonla mücadelede zorluk daha da artacaktır.
Tüm bu faktörlere bağlı olarak, TCMB’nin yakında bir faiz indirimine gitme olasılığı azalmış görünüyor. Tahminimiz en erken Kasım ayında ve çok ufak adımlarla bu sürecin başlayacağı yönünde. Merkez Bankası’nın belirlediği çerçeve oluşmadıkça ekonomide hissedilir bir faiz indirim süreci görmek kolay olmayacaktır.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
EXANTEFinans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası, Ağustos toplantısında politika faizini beklentilere paralel olarak %50,0 seviyesinde sabit bırakma kararı aldı. Merkez kararın ardından yayımlanan metinde ise şahin duruşunu korudu.
21 Ağu 2024

YAZARLAR

Erhan Aslanoğlu
İstanbul Topkapı Üniversitesi rektör yardımcısı, akademisyen ve ekonomist. Makroekonomi, Türkiye ve dünya ekonomisi alanlarıyla ilgilenen Aslanoğlu’nun yayımlanmış bir kitabı, kitap bölümleri, çok sayıda makalesi ve tebliğleri bulunuyor. Genel ekonomi, makroekonomik göstergelerin yorumlanması, Türkiye ve dünya ekonomisi, göstergeler ve gelişmeler üzerine seminer ve eğitimler veriyor.

EXANTE
Finans dünyasındaki tüm önemli gelişmeler ve makro-iktisadi meseleler, derinlemesine bir perspektif ve sebep-sonuç ilişkileriyle her pazartesi ve cuma e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Türkiye ekonomisinde son dönemde birbiriyle çelişiyor gibi görünen iki tablo aynı anda oluştu. İhracat her yıl yeni bir rekor kırarken sanayicilerin finansman, maliyet ve rekabet gücü konusunda verdiği uyarılar giderek sertleşiyor. İlk bakışta aynı anda doğru olamayacakmış gibi görünen bu iki tablo, aslında Türkiye’nin üretim yapısında yaşanan değişimin farklı sonuçlarını yansıtıyor.

Bu hafta takvim yurt içinde kalabalıklaşırken, yurt dışında bir miktar sakinliyor. Yurt içi piyasalarda TCMB kararı ve Moody’s Türkiye değerlendirmesi ön plana çıkarken, yurt dışında gözler ECB kararında olacak.
20 Tem 2026

Piyasalardaki iştah ve enerji, yoğun sermaye harcaması, bol sermaye ve rekabetçi büyüme arzusuyla öne çıkan Reagan dönemi 1980'ler, 1998-99 ve 2004-06 yıllarını andırıyor.

Ortaya çıkan tablo, daha az konuşan ancak şeffaflıktan ödün vermeyen, iletişimini daha sade metinlerle kuran, piyasaya daha az yönlendirme yapan fakat hedefleri konusunda daha kararlı ve kurumsal açıdan daha disiplinli bir merkez bankası modeline işaret ediyor.

Türkiye'nin en büyük dış ticaret fazlası veren sanayi kollarından tekstil ve hazır giyim sektörü, 2025 yılını 26,2 milyar dolarlık ihracatla kapattı. Doğrudan 845 bin, dolaylı etkileriyle birlikte yaklaşık 2 milyon kişiye istihdam sağlayan sektör, 2022'de ulaştığı zirveden bu yana tarihinin en sert daralmalarından birini yaşıyor. Konuyla ilgili sunum yapan TGSD yönetimi, Sanayi ve Teknoloji Bakanlığı'na sunulan üç aşamalı strateji haritasının ayrıntılarını paylaştı.




