📷 Paul McCartney’in kadrajından Beatlemania

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
1963’te Beatlemania Britanya’yı kasıp kavururken ve belki de o dönem gazete ve dergi fotoğrafçılarının lensleriyle sürekli karşı karşıya gelmelerine misilleme olarak Paul McCartney, 35 mm’lik bir Pentax kamera satın aldı. Turneye çıkarken yanında taşıyabileceği kadar küçük olan bu fotoğraf makinesiyle grup arkadaşlarını ve sahne dışındaki anları çeken McCartney, hem kişisel bir tarihe hem de bir grubun pop kültürüne yarattığı dönüşüme ışık tuttu. 2020 yılında Paul McCartney’in kişisel arşivinde unutulmaya yüz tutmuş hâlde bulunan 1000’e yakın fotoğraftan derlenen Eyes of the Storm kitabı, The Beatles’ın uluslararası bir fenomen hâline geldiği ve müzik tarihinin akışını değiştirdiği en şaşalı dönemi kadrajlıyor.
275 kareye sığan bir tarih: Aralık 1963’ten Şubat 1964’e uzanan 275 karenin yer aldığı fotoğraf kitabı, The Beatles’in ilk transatlantik turnesinden New York, Washington, DC ve Miami de dâhil olmak üzere grubun Liverpool, Londra ve Paris ziyaretlerinden kareler içeriyor. Özellikle Amerika ziyaretleri sırasında onları karşılayan Elvis miraslı histeriyi kişisel bir kadrajdan görmek çok değerli. Kitabın önsözünü kaleme alan tarihçi ve yazar Jill Lepore’nin “1964 yılında kameranızı dünyaya çevirebilirdiniz ancak hangi çılgınlığı, hangi güzelliği, hangi neşeyi ve hangi öfkeyi yakalardınız?” sözlerine katılmamak mümkün değil. Eyes of the Storm, 1960’lı yılların ortasında kristalleşen gençlik kültüründeki radikal değişimi bizzat çekim merkezinin içinden belgeliyor. Şüphesiz Paul McCartney’in fotoğrafçılığı da kocaman bir övgüyü hak ediyor.
Liveright yayın evinden 13 Haziran günü satışa çıkan 1964: Eyes of the Storm kitabı, aynı zamanda üç yıl aradan sonra Londra’da yeniden kapılarını açan National Portrait Gallery’de bir sergiye dönüştü. Paul McCartney’in fotoğrafları, aynı zamanda Rosie Broadley ve Sarah Brown’ın küratörlüğünde hazırlanan bir sergiyle 1 Ekim 2023’e kadar ziyaretçileri ağırlayacak.
Kitapta ve sergide yer alan bazı kareler şöyle:

The Beatles, ikinci Ed Sullivan TV konukluğu için Şubat 1964'te Miami'deki Deauville Hotel'e giriş yapıyor. | Fotoğraf: Paul McCartney


Miami sahilinde bir George Harrison | Fotoğraf: Paul McCartney

John Lennon Paris sokaklarında | Fotoğraf: Paul McCartney

"A Hard Day's Night filminde bizi kovalayan kalabalık, bunun gibi anlardan oluşuyordu. Bu kare Avenue of the Americas'ı geçerken arabamızın arkasından çekildi.' New York, Şubat 1964 | Fotoğraf: Paul McCartney

Paul McCartney'den bir kişisel potre
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
YAZARLAR

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
14–20 Eylül tarihleri arasında düzenlenen ve medya sponsorları arasında yer aldığımız Ayvalık Uluslararası Film Festivali’ne; değişen alışkanlıkları, süren samimiyeti ve bu yılın filmleri üzerinden baktık.

Bazen insanın ihtiyacı, acısına bir cevap bulmak değil, o acının içinde bütünüyle yalnız olmadığını bilmektir. Belki kitapların yapabileceği şey de tam burada başlıyor. Acıyı dindirmek değil, çünkü bazı acılar dindirilemeyebilir. Bir kaybı anlamlandırmak ya da ona teselli olacak birkaç güzel cümle bulmak da değil; yalnızca insanın acısının yanında sessizce bulunmak.

Arkas Sanat ve Centre Pompidou işbirliğinin ilk sergisi “Lumina: Renk ve Işık Sanatı”, 26 Eylül’de Lucien Arkas Sanat Merkezi’nde açılıyor. Beş yıllık işbirliği kapsamında düzenlenecek 10 serginin ilkini ve bu uzun soluklu buluşmayı Arkas Holding Yönetim Kurulu Başkanı Lucien Arkas, Arkas Sanat Direktörü Müjde Unustası ve Centre Pompidou Başkanı Laurent Le Bon’dan dinledik.
25 Eyl 2026

“Verilere dayalı gerçek, muhasebeciler içindir” diyen ve sadece nesnel gerçeği beyazperdeye yansıtmakla yetinen sinema anlayışını aşağılayan Werner Herzog'un çektiği tüm filmlerde, kurgu ve belgesel iç içe geçer. Her bir film projesi, lideri Herzog olan ekibin görevidir ve görev yerine getirilecektir. Görev süresince tüm ekip “dışarıdan gangsterler gibi görünüp, içlerinde papaz cübbesi giymiş azizler gibi” adanmış olacaktır.

Filozof Jonathan Barnes'ın kızı ve İngiliz yazar Julian Barnes'ın yeğeni Camilla Barnes, ilk romanı "Her Zamanki O Öldürme Arzusu"nda İngiltere'den Fransa'ya göç etmiş bir ailenin üç kuşaklık öyküsünü anlatırken zarif ve alabildiğine mizahi bir dil kullanıyor. Barnes’la, bu güçlü edebiyat ve felsefe geleneğinin içinde kendi sesini bulmayı, İngiltere’den Fransa’ya göçü, aile içindeki iktidar ilişkilerini, kuşak çatışmalarını ve yaş almayı konuştuk.



