Paweł Pawlikowski: 'Ben 20. yüzyıldan kalma bir sürgünüm'

Paweł Pawlikowski sineması için bir tür sıkılık ve ölçü duygusuyla kurulu diyebiliriz. Az konuşan karakterler, aşırı titizlikle düzenlenmiş kadrajlar, parlak siyah-beyaz plastik bir sinematografi ve şiddetini açıklamaktan çok kadrajın dışında bıraktıklarıyla hissettiren bir tarih duygusu…
Ida ve Soğuk Savaş’ta geçmiş sadece yeniden kurulan bir dönem değil, aynı zamanda bedenlere, manzaralara ve ilişkilerin içine sızan canlı bir güç. Ata Yurdu (Fatherland) da bu dili savaş sonrası Almanya’ya taşıyor. Film, Thomas Mann ile kızı Erika’yı, yazarın 1949’da fiziksel olarak yıkıma uğramış, politik olarak bölünmüş ve ahlaken içinde bulunması güç bir ülkeye dönüş yolculuğunda izliyor.
Hoş geldin! Aposto Premium üyelerine özel bu içeriği okumak için Premium üye olabilir ya da Premium hesabına giriş yapabilirsin.
Aposto Premium
Ayda
- Aposto'nun tüm arşivine ve güncel yayınlara sınırsız erişim.
- Yükselen endüstrilerden gelişme ve içgörüleri aktaran, entelektüel dünyanı besleyecek Premium üyelere özel makale ve bültenler.
- Gündemdeki gelişmeleri küresel bir perspektifle aktaran analizler.
- Aposto Radyo için hazırladığımız podcast ve sesli belgesellere websitemiz ve mobil uygulamamızdan erişim imkanı.

DuendeHer hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
YAZARLAR

Müge Turan
Time Out Istanbul ve Empire gibi yayınlarda yazar ve editör olarak çalıştı. 2008’den bu yana İstanbul Modern’de film küratörü olarak görev yapıyor. FIPRESCI (Uluslararası Film Eleştirmenleri Federasyonu) üyesi olarak Toronto, Dubai, Selanik ve Cannes gibi film festivallerinde jüri üyeliği yapmasının yanında hâlen sinema ve festival yazıları kaleme almaya devam ediyor.

Duende
Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
OKUMAYA DEVAM EDİN
Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Yıldız Tozu'nda bu haftaki konuğumuz tutkunun, hüznün, kırılganlığın cesur ve sıcak dili; İspanyol yönetmen Pedro Almodóvar. Yeni bir Almodóvar filmine giderken sizi neyin beklediğini hiçbir zaman tam olarak bilemezsiniz. Büyük bir filmle de karşılaşabilirsiniz, küçük bir hayal kırıklığıyla da…

İki yıllık aranın ardından geçen hafta sonu İstanbul’a dönen MUBI Fest'in atmosferine ve Cannes’dan taşıdığı dört filme yakından bakıyoruz.

Cormac McCarthy’nin 1985’te yayımlanan büyük romanı "Kan Meridyeni"ni okurken insanın aklına zaman zaman şu tuhaf düşünce geliyor: Belki "Dünya masumdu ve biz onu bozduk" anlatısı baştan beri fazla iyimserdi.




