Performans sanatçılarıyla gelecek tahayyülleri V

Performans sanatının yeni kıyısı: Instagram filtreleri.
Performans sanatçılarıyla gelecek tahayyülleri V

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Sanatçı Meltem Şahin, Geleceğin Fısıltıları serisinin son konuğu olarak bizlerle. Şahin, üretimlerinde farklı disiplinleri kullanmayı seviyor. Biz kendisini çizim ve illüstrasyonlarıyla tanısak da son yıllarda performanslarıyla karşımıza çıkıyor. Çizimi, resimlerle düşünmenin bir yolu olarak gören sanatçı, performanslarını da çizim eylemi etrafında konumlandırıyor. Şahin'le gelecek üzerine sohbet ederken çocukluğa da bir selam verdik.

Birinin Acısı Öbürüne Geçmiyor, Stay LIVE at Home Performansı no. 83, 2020


Performans sanatının hayat ve deneyimlerle kurduğu ilişki nedir?

Bugüne kadarki bütün performanslarımda çizim vardı. Birinde seyirciler sanal bir ortamdayken gözlüğü takıp Google Tilt Brush'la çizim yapışımı izlediler; bir diğerinde canlı yayında bir şiiri üst üste dinlerken çok eski bir tekniği kullandığım çizimler yaptım. 

Çizim, bana göre, düşünmenin bir yolu olarak resimlerle etrafınızdaki dünyayı anlamanıza yardımcı oluyor — bir tür birincil araştırma, bilgi kaydetme yöntemi ve etkileyici bir çıkış noktası. John Berger'e göre çizim, otobiyografik bir aktivite gibi. Çizim sayesinde eylem ve hareketlerimizi anlıyoruz. Ben de hayatımı ve deneyimlerimi çizimlerim üzerinden anlıyorum, tuttuğum kişisel günlüklerim bile görsel günlükler. 

Yaptığım performanslar da buna bağlı olarak ister sanal ortamda ister evimin salonunda olsun, hep çizimi hareketle birlikte sunduğum işler oldu. İnsanların doğuştan gelen iki dili var: ses ve resimli dil. Resimli dil, hareket etrafındaki dile denk düşüyor. Performanslarım, çizim deneyimimin yoğunlaştığı bir hâl — mekâna düşünceyi hareketle çiziyor, çizimlerimle de duyguları işliyorum. 

Senin için en zor performansın hangisiydi, neler deneyimledin?

Performistanbul iş birliğiyle gerçekleştirdiğimiz Anıt Sayaç performansım diyebilirim. Anıt Sayaç, şairler Birhan Keskin ve Aslı Serin'in, Zeren Göktan'ın sergisindeki bir eserden ilhamla tam 2 yılda yazdıkları ve kadın cinayetlerini konu alan bir şiir. Performansın temeli o olduğu için kendi yaratım sürecimde de şairlerinki kadar derinlikli bir yaratım süreci geçirmemin gerektiğini düşündüm.

Aralarındaki diyaloğun bir parçası olmak için şairlerden şiirin ses kayıtlarını aldım. Kendi konfor alanımın dışına çıkarak performans boyunca kapalı bir alanda ve belirli bir süre boyunca tekrar tekrar şiiri dinleyerek çizimlerimi yaptım. Performans ortamımı da tam ortasında kapalı kalacağım, etrafımı saran büyük bir çember olarak seçtim. Böylece çizimlerimi, döne döne sırayla ve büyük bir sabırla, kendimi fiziksel ve mental olarak da sıkıştırarak büyük bir duygu yoğunluğunda gerçekleştirmiş oldum. 

Değinmek istediğim bir başka unsur, toplamda iki kere yaklaşık 3'er saat süren bu performansta, çizimlerimde kullandığım monoprint tekniği. Bu teknik, şiirin keskinliğine karşın oldukça hassas bir süreç gerektiriyor — yapıldığı sırada tüm vücut kontrol altında olmalı, sabır istiyor ve doğası gereği, oldukça zorlayıcı. Performans, Instagram ve Zoom üzerinden iki ayrı kanaldan canlı yayımlandı.

Daha sonrasında ortaya çıkanlar, hâlâ davası süren 12 kadının fotoğrafı üzerine yaptığım nakış, çizim ve şiirlerle birlikte bir kitapta birleşti. Bunu takiben, gerçekleştirilen arşiv taraması, görsel dünyam ve şiirin bir aradalığı, ortaya sergi fikrini çıkarttı. 6 Ağustos'a kadar ziyaret edilebilen Birinin Acısı Öbürüne Geçmiyor sergisi, İstanbul Kıraathane'de gerçekleşiyor. 

Kitap ve sergi için hazırlanırken duygularımı bastırdığımı fark ettim. Performansta yaşadığım yoğunluğu ve sıkışmayı, başta kitap ve sergi sürecine de taşımak isterken, bir anda kendi akıl sağlığımı ve mantığımı da korumak adına kendimi yabancılaştırma kararı aldım. Açılışta genç bir kadının hıçkıra hıçkıra ağladığını gördüğümde uzaklaştırmaya çalıştığım yoğunluk geri geldi. 

Daha sonra başka ziyaretçilere sergiyi anlatırken ben de ağlamaya başladım — bir zincir etkisi gibi diğer kadınların da ağladığını gördüm. Bu deneyim, sergiyi ne kadar mantığa dayalı bir süreç içinde inşa etmiş olsak da yoğunluğunun gücünü göstermiş oldu. Beni bir insan ve sanatçı olarak oldukça etkiledi.

Nakşetmek, Nakışlı Yerleştirme, 2021 | Birinin Acısı Öbürüne Geçmiyor Sergi, Kıraathane


Gelecekten bildir: Bir tarih seç, oraya git ve bize o gün performans sanatının geleceğini düşündüğün noktadan bildir. 

Son üç yıldır Instagram için artırılmış gerçeklik teknolojisini kullanan filtreler üretiyorum ve filtrelerin performans sanatının yeni kıyılarından biri olacağını düşünüyorum. AR filtreler, kullanıcılara yeni bir makyaj, kostüm veya fiziksel özellikler vererek seçilebilen yeni kişilikler sunuyor — yani yeni bir kimlik veriyor. 

Kullanıcılar, istedikleri görünüme bürünüp bir başkası gibi davranabiliyor, keşfedebiliyor ve aktif bir performans deneyimi sunabiliyorlar. AR filtreler, onları kullananlar sayesinde var oluyorlar — onlarsız bir hiç gibiler. Kullanıcının ruh hâline, kullanımına ve hareketlerine bağlı olarak değişiyorlar. Kısa süreli ve her yeni kullanıcıyla beraber yeniden doğan bir yapıları var. 

Bu sebeplerden dolayı, hem bir kullanıcının performans yapabilmesine olanak sağlayan hem de bir performans sanatçısının bir aracı olabilecek bu filtrelerle birlikte, hibrit bir kondisyonun ortaya çıktığı bir gelecek mümkün diye düşünüyorum. 

Geleceği zihninde nasıl konumlandırıyor ve tanımlıyorsun? 

Bu soruyu sanatçı hayatımın en uzak köşesinden, ilk çizimlerimden biriyle cevaplamak istiyorum. Küçüklüğümden beri gelecekte — ister yapay zekâya sahip robotlar ister başka dünyalardan varlıklar olsun — daha farklı türlerle bir arada yaşayacağımızı hayal ediyorum. 

Annemler çocuk filmleri izlemeyi sevmedikleri için birlikte bilim kurgu ve aksiyon filmlerine gidiyorduk. O filmlerin etkisiyle geceleri annemden korkmaya başlamıştım. Uzaylılar tarafından kaçırıldığına ve beni gece öpmeye gelen kadının aslında annem olmadığına inanıyordum. Aşağıdaki çizimde hem annem hem de annemin yerine geçen uzaylıyı birlikte ve yanlarında diğer uzaylılarla huzur içerisinde resmetmişim.

Uzaylı Annem, Yağlı Pastel, 1995


Gelecek deyince aklına gelen: Bir isim, bir albüm, bir performans, bir kitap, bir mekân.

Yıllardır makine öğreniminin, algoritmaların ve yapay zekânın geleceğimizi şekillendireceği konuşuluyor. En büyük tehlikelerinden birinin ön yargılı veriler olduğunu düşünüyorum — eğer yapay zekâ bu verileri içeren algoritmalarla beslenirse bütün sistemin ön yargılı veriler üretmesi endişelendirici bir ihtimal. Bunun sonucu, özgünlüğü yitirmek olacak.

Yapay zekânın çoğulcu politikasının dışına çıkma çabasıyla ilgili yapılan proje ve sanat işleri benim için çok önemli. Örnek olarak sanatçı Jake Elwes'in yapay zekâ ve drag performansının kesişimini araştıran The Zizi Show'u verebilirim. Drag cinsiyete meydan okuyup ötekiliği keşfederken yapay zekâ da gizemli bir araç görevini görerek sosyal ön yargıyı işliyor. Zizi, bu ikisini, makine öğrenimini kullanarak oluşturulan derin, sahte ve sentezlenmiş bir drag kimliği aracılığıyla birleştiriyor ve toplumu çevreleyen anlatılara meydan okumak için kabare ve müzikal tiyatroyu kullanmayı amaçlıyor.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

Gerginliği atan gitarlar

Keşif sahnesinde indie rock'tan dream pop'a evrilen müzikal yolculuğuyla IAN SWEET ve Geleceğin Fısıltıları serisinin son konuğu Meltem Şahin.

27 Tem 2021

Kafası Yanan Cadılar, Dijital İllüstrasyon, 2020

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları
DuendeDuende

HİKAYE

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi

Sadakatsizliğe uğramak insanın eğitimiyle, yaşıyla, güzelliğiyle, zekasıyla ya da ne kadar “iyi bir partner” olduğuyla açıklanabilecek bir şey değil. Yine de insan böyle bir şey yaşadığında çoğu zaman suçu kendisinde arıyor. Oysa bu soruların çoğunun sebebi kontrolümüz dışında gelişen bir olayı yeniden kontrol edilebilir hâle getirme çalışmamız. "Sadakatsizlikle nasıl başa çıkarım?" diye düşünenler için üç kitap.

Aslı Perker

·

11 Eyl 2026

Bibliyoterapi'de bu hafta: Sadakatsizlikle başa çıkmaya çalışanlar için kitap reçetesi
DuendeDuende

HİKAYE

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?

"Anatomy of a Fall"un Oscar ödüllü senaristi Arthur Harari, yeni filmi "The Unknown"da beden değiştirme motifini fotoğraf, kent hafızası ve kimlik üzerine tekinsiz bir bilmeceye dönüştürüyor.

Emre Eminoğlu

·

11 Eyl 2026

'The Unknown': Bir bedeni aynı insan yapan nedir?