PERMITTED LOVE: HAZ DUYMA HAKKI


TürkTraktör 1 milyonuncu traktörünü kutluyor
Türkiye’nin otomotiv sektöründeki ilk üretici kuruluşu TürkTraktör , 68 yıllık köklü geçmişinin bir simgesi olan 1 milyonuncu traktörünü üretim bandından indirerek başarılarla dolu tarihinde bir eşiği daha atlamanın gururunu yaşıyor.…
Daha fazlasını öğren →
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
Söyleşi: Alara Demirel
Permitted Love ismi nereden geliyor?
İmge: İsmimiz henüz ortaya çıkmadan önce odaklanmak istediğiniz konu özellikle kişisel hazlarımızı açık bir şekilde konuşabileceğimiz bir alan oluşturmaktı. Genel olarak haz kavramı ve özelikle kadınların bu konulardaki hakları hâlâ pek çok toplumda tabu olarak görülüyor. Dünyanın hemen her yerinde bu deneyimler yaşanıyor ancak bunlar hakkında neredeyse hiç konuşulmuyor. Sosyal normlar da aynı şekilde bu konuların konuşulmaması üzerinde baskı kuruyor. Üstelik pek çok yerde de kadınların genel olarak haz duyması, doyum yaşaması direkt yasaklanmış durumda — kadınların sünnet edilmesi gibi.
Biz de "tabu" kelimesinin zıt anlamlısı olarak “permitted” kelimesini toplumsal olarak küçümsenen veya alay konusu şeylerin aksine seçmek istedik. Sosyal anlamda “reddetme” durumunun özgürleşme korkusuyla güçlü bir şekilde bağlantılı olduğuna inanıyoruz. Bu korkunun üzerine gitmeyi arzuladık.

Çok amaçlı bir masaj taşı, kristal dildolar
Permitted Love'ı kurma ihtiyacı nasıl oluştu? Sizi harekete geçmeye iten neydi?
Anna: Permitted Love benim açımdan birçok farklı durumun birleşmesi sayesinde hayat buldu — hem entellektüel hem de sanatsal anlamda. İmge'yle Abtira’da tanıştık. Abtira’dan önce de akademisyen olarak cinsiyet konuları üzerinde çalışıyordum. Genel olarak bedensel bütünlük, kadınların kendi bedenleri üzerinde özgürce haklarını ifade edebilmeleri ve güçlenmeleriyle ilgili konulara kalbim hep daha yakındı.
Maalesef hâlâ kadınları ve bedenlerini denetleyen, yargılayan toplumlarda yaşıyoruz; kadınlar büyük oranda mahremiyetlerinin olmamasından, haz duyma haklarının kısıtlanmasından ve cinsiyete dayalı şiddetten ciddi şekilde etkileniyorlar.
Ne yazık ki zamanla Abtira’nın güçlü bir feminist aktivizm uygulayabilmek için çok uygun bir platform olmadığını anladık ve bir gün daha özgürce var olabileceğimiz bir portal hayal etmeye başladık. Daha az yargılanabileceğimiz, inançlarımızı paylaşırken daha rahat hissedebileceğimiz, sosyal konulara değinebileceğimiz, sanatsal tutkularımızı ve bizim gibi aynı şeyleri hisseden insanların da varış noktası olarak kendilerini bulabileceği bir yer.
Ayrıca bazı haz veren objelerin özel bir seçkisini ortaya koymak, onların küratörlüğünü yapmak istedik. Aslında bu objeleri bir araya getirmek bizim için kadın bedeniyle ilişkili suçluluk ve utanç duyguları hakkında açıkça konuşabilmek için gerçekten bir bahane olabilir diye düşündük; üzerine saatlerce konuşabileceğimiz, kendimizi yeniden keşfedebileceğimiz bu ürünleri Permitted Love adı altında bir araya getirmeye karar verdik. 
Aventurine
İmge: Permitted Love’ı kurmamız bana göre karşılaştığımız ön yargılara ve suçlamalara karşı bir tepki gibi. Nasıl davranmamız gerektiğini söyleyen yazısız normlara karşı insanları cesaretlendirmek istiyoruz. Cinsel özgürlüğü, eşitliği ve özsevgiyi destekleyen bir platform olması bizim için en önemli şeylerden biriydi. Biz de içeriklerimizi ve ürünlerimizi bu kavramlar etrafında üretmeye karar verdik. Sadece bedensel değil, aynı zamanda estetik algımıza ve hislerimize de dokunan, haz veren objeleri; ürettiğimiz görselleri; sevdiğimiz müzikleri ve her çeşit sanat eserlerini insanlarla paylaşmak beni en çok heyecanlandıran tarafı diyebilirim.
Abtira’da zaman zaman deneysel içerikler üretiyor olsam da kendimi daha özgür ifade edebileceğim bir alan tam olarak yoktu. Çizimlerimi, fotoğrafçılığı ve ürün tasarımı eğitimimi harmanlayabileceğim bir yer hayal ettiğimde Permitted Love bunun için harika bir eşleşme oldu.
Yolculuk nasıl gidiyor? Geri dönüşler almaya başladınız mı?
Anna ve İmge: Daha yolumuzun çok başındayız ve ilk andan beri çok heyecanlıyız. Bize özgün bir dil oluşturma ve kendimizi özgürce ifade edebilme yolunda çok çabalıyoruz. Yeni şeyler denemek, popüler olabilecek değil de önce kendi içimize sinen işler yapmak ve bunları rahatça ifade edebilme düşüncesi çok güzel ve özgür hissettiriyor.
Çok yeni olmamıza rağmen geri dönüşlerimiz hep çok destekleyici ve gurur verici oldu. Umarız hep böyle olur ve daha çok insana ulaşabiliriz.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
AngstHer cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Rayka Kumru'yla cinsellik hakkı üzerine konuşuyoruz; haz kavramı ve kadın bedeni alanında yeni bir feminist aktivizm alanı sunan Permitted Love'la tanışıyoruz.
22 Şub 2022

YAZARLAR

Angst
Her cumartesi iklimden sağlığa, modadan psikolojiye yeni dünyanın anksiyete yaratan konularına serinkanlı bir mesafeyle çözümler sunuyoruz.
İLGİLİ OKUMALAR
COP31'e doğru 2035 için belirlenen yıllık 1,3 trilyon dolarlık iklim finansmanı hedefi tartışılırken kaynakların hangi kanallardan sağlanacağı, ülkelerin katkısının nasıl paylaşılacağı ve finansmanın ne kadarının hibe olarak aktarılacağı belirsizliğini koruyor. Bakü–Belém Yol Haritası bu hedefe ulaşmak için bir çerçeve sunarken asıl sınav, finansmanın ihtiyaç sahiplerine hangi koşullarda ulaşacağı olacak.

Pandemi günlerinde bir adım geri atıp, yaşadığımız keşmekeşi çıplak gözlerle görünce, en çok da bizden nelerin esirgendiğini fark ettik. Ertelenen kitaplar okundu, filmler, diziler izlendi. Kimimiz sahiden de mutfakta becerikli olduğunu keşfetti, hemen herkes evde kendi ekmeğini pişirmeye başladı, bir kısmımız hızını alamayıp karnabaharı bile deterjanla yıkamaya soyundu. Ama ortak duygu şuydu: Çalışırken de kendimize vakit ayırabilirmişiz. Peki böyle bir hayat için illa küresel bir felaket mi yaşamamız gerekiyordu?

Türkiye’nin ev sahipliğinde düzenleneceği için bu yıl özel bir önem atfedilen COP31’in ana gündem maddelerini, işleyiş ve iklim finansmanına ilişkin kritik konuları uluslararası iklim politikası, çevre hareketi ve iklim diplomasisi alanlarında 30 yılı aşkın deneyime sahip bir isim olan Jennifer Morgan ile birlikte değerlendirdik.

İnsanın toplulukla birlikte özneleşmesi, topluluğun içinde erimesini gerektirmez. Tersine, kendi sesini koruyabildiği, başkalarının sesini duyabildiği, ortak hayatı dönüştürmeye katılabildiği ölçüde, ben ile biz arasındaki ilişki yeni olanaklarla zenginleşerek güçlenir. Öyleyse birlikte yaşamanın sorusu, birarada kalırken birbirimizin özgürlüğünü nasıl koruyacağımızı yönelik olabilir. "Birlikte yaşamanın arkeolojisi" serisinin ikinci yazısında "kovuk, çember, eşik" kavramlarından hareketle birlikte yaşamanın sınırlarının nasıl çizildiğine odaklanıyoruz.

Ekonomik baskılar ve belirsizlik, liderliği giderek operasyonel hedeflere ve bütçe takibine indirgiyor. Oysa teknolojik dönüşümden iklim krizine uzanan çok katmanlı bir dünyada stratejik öngörüden zihniyet değişimine, insan odaklı yaklaşımlardan değişim öncülüğüne uzanan yeni liderlik anlayışı, bugünü yönetmenin ötesinde geleceği okuyabilmeyi gerektiriyor. Peki liderler bu dönüşüme nasıl hazırlanabilir?



