Popüler şarkılar, yatırım aracına dönüşüyor

Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
JKBX adlı girişim, müzik yatırımını kitlelere ulaştırmak amacıyla popüler şarkılardan elde edilen telif hakkı akışlarıyla desteklenen menkul kıymetler sunduğunu duyurdu. Jukebox (müzik kutusu) olarak telaffuz edilen JKBX, SEC'nin geçen hafta ilk arzını onaylamasının ardından platformunu kullanıma açtı. Artık bireysel yatırımcılar şirket websitesi üzerinden birçok şarkıdan elde edilen gelirin dilimlerini, yani ritimlerle desteklenen tahvilleri satın alabiliyor.
- Ayrıntı: JKBX'in ilk teklifindeki şarkıların çoğu, pop yapımcısı Ryan Tedder tarafından 2021'de satılan bir hit kataloğundan geldi. Bazı şarkılar için yapımcı kendi telif haklarını satarken sanatçılar fikre yanaşmadı. Bu yüzden Tedder'in yapımcısı olduğu Welcome to New York hiti, Taylor Swift'in platformda listelenen tek şarkısı. Diğer şarkılar arasında 2009 Beyoncé hiti Halo ve Adele'den Rumour Has It bulunuyor. Şarkıları JKBX'te listelenen diğer isimler arasında U2, Stevie Wonder ve elektronik dans müziği grubu Major Lazer yer alıyor.
- Nasıl işliyor? Bir şarkının ses kayıt haklarından hisse satın aldığınızı varsayalım. Bu hisseleri elinizde tutmanız, hak sahibine ödenen ücretlerin üç ayda bir yapılan dağıtımına hak kazanmanızı sağlıyor. Bu ücretler Spotify gibi yayın hizmetlerinden elde edilen gelir, albüm satışları, uydu radyo telifleri veya film ve TV şovlarında kullanım ücretleri gibi çeşitli kaynaklardan gelebiliyor.
- Mesela: Eski bir şarkı popüler bir TV dizisinde kullanıldığında veya TikTok'ta viral olduğunda ödemeler artabilir, bu da telif ücretlerinde ve akışlarda bir artışa yol açabilir. Esasında JKBX yatırımcıları da Kate Bush'un 1985 tarihli Running Up That Hill şarkısının Netflix'in popüler dizisi Stranger Things'te kullanılmasının ardından olduğu gibi, eski bir şarkının dinleyicilerin ilgisini yeniden çekebileceğine dair bahis oynuyor.
Tarihte: Wall Street, rock yıldızı David Bowie'nin 1997'de yaptığı Bowie Bonds anlaşmasıyla onlarca yıldır müzik haklarını finansal ürünlere dönüştürüyor. Apollo Global Management ve KKR gibi büyük kurumsal yatırımcılar da müzik telif haklarına yüz milyonlarca dolar yatırım yapanlar arasında.
- Şimdi ise: JKBX bu tür anlaşmaları yaygınlaştırmayı ve CEO Scott Cohen'e göre nihayetinde müzik telif haklarını yeni bir varlık sınıfına dönüştürmeyi planlıyor. Cohen, şirketin portföylerini çeşitlendirmek isteyen yatırımcıların yanı sıra en sevdikleri şarkılardan bir parça satın alma fikrinden hoşlanan müzik hayranlarına da hitap etmesini bekliyor.
JKBX'in bir dezavantajı henüz şarkı hisselerinin satışına izin verilmemesi. Şu anda şarkıların hisseleri satın alınabiliyor, ancak satılamıyor. Şirket, yasal engelleri aştıktan sonra bu yıl içinde hem alım hem de satımı mümkün hâle getirmeyi planladığını söylüyor.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Paretoİş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
YAZARLAR

Pareto
İş dünyasından içgörü, sektör analizleri ve gelecek öngörüleri her pazartesi ve perşembe e-posta kutunuzda.
İLGİLİ OKUMALAR
Polaroid, üst üste ikinci yaz kampanyasını da yapay zeka karşıtı hissiyata ayırdı. Markanın sahillerdeki billboardlara yerleştirdiği reklamları "Veri merkezleri hepsini içip bitirmeden gidip denize atla" diyor; "yapay zekanın parmaklarımızın arasındaki kumu üretip üretemeyeceğini" sorguluyordu. Peki teknoloji liderlerinin kendilerini "tastewashing" ile yeniden paketlemeye çalıştığı bir dönemde markaların yapay zekayla mesafesi nasıl inandırıcı olur?

Ticaret Bakanlığı, yerli üretimi desteklemek ve cari açığı azaltmak amacıyla pek çok ithal üründe ek gümrük vergisi oranlarını artırdı. Her ne kadar bu düzenlemeler iç pazarda Çin ürünlerinin oluşturduğu haksız rekabetten kaynaklanan dezavantajları gidermeye yönelik olsa da, tüketiciye etkisinin zam olarak yansıyacağı beklentisi hâkim. Kur baskısıyla ithalatın üretmeye göre daha avantajlı olduğu Türkiye’de alınan bu kararların enflasyonla mücadeleye, cari açığın düşürülmesine ve yerli üretime etkileri ne olacak?

Türkiye’de kurumsal dönüşüm yönetimi denince akla ilk gelen isimlerden biri olan Burhan Karaçam’ın "Değişim, İnsan, CEO" kitabı, yakın zamanda okuruyla buluştu. Yeni kitabı vesilesiyle Aposto editörleriyle biraraya gelen Karaçam, yöneticilik serüveninden çıkardığı en önemli dersleri ve geleceğin yöneticilerine tavsiyelerini paylaştı.

Yıllarca bir girişimin ciddiyetini ölçmenin en kestirme yolu ekip büyüklüğüydü. "Kaç kişisiniz?" sorusu aslında "Ne kadar gerçeksiniz?" demekti. Yapay zeka, bu denklemi sessizce bozdu. Bugün en hızlı büyüyen şirketlerin bazıları, bir toplantı odasına sığacak ekiplerle yönetiliyor. Peki küçük bir ekip nasıl büyük iş çıkarıyor ve bu modelin görünmeyen bedeli ne?

Bugüne kadar liderlikle ilgili binlerce kitap ve makale yazıldı; pek çok farklı liderlik tanımı yapıldı. Yapılan onca tanımın içinde sanırım çoğunluğun hemfikir olduğu bir açı var: Kurumsal hayatta liderlik “insanlardan en yüksek verimi alabilmekle” ilgili. Bu verimlilikte doğru sorulara odaklanmanın payı da büyük.



