Renklerin içinden geçen hayaletler: Harun İsmail Çırak'tan 'Tazı'

Harun İsmail Çırak’ın ilk romanı "Tazı", Türkiye’de suç edebiyatının uzun süredir dolaştığı tanıdık sokaklara giriyor gibi görünse de kısa sürede okuru bambaşka bir algı düzlemine taşıyor. İlk bakışta bir “emekli tetikçinin son işi” anlatısı olarak okunabilecek bu hikaye, ilerledikçe sert bir noir kurguya dönüşüyor. Ana karakter Bahtiyar’ın psikolojik gelgitleri ve sıra dışı yaşamıysa romana yeni bir katman ekliyor.
Renklerin içinden geçen hayaletler: Harun İsmail Çırak'tan 'Tazı'

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yazı: Ömer Çeşit

Harun İsmail Çırak’ın ilk romanı Tazı, Türkiye’de suç edebiyatının uzun süredir dolaştığı tanıdık sokaklara giriyor gibi görünse de kısa sürede okuru bambaşka bir algı düzlemine taşıyor. İlk bakışta bir “emekli tetikçinin son işi” anlatısı olarak okunabilecek bu hikaye, ilerledikçe sert bir noir kurguya dönüşüyor. Ana karakter Bahtiyar’ın psikolojik gelgitleri ve sıra dışı yaşamıysa romana yeni bir katman ekliyor.

Tazı’nın ayırt edici yönü, ana karakterinin dünyayı algılayış biçiminde yatıyor. Bahtiyar insanları, duyguları, yalanları renkler ve aura'lar hâlinde görebilen bir “algı avcısı”; sezgileri ve duygularıyla düşünen daha önce hiç tahayyül etmediğimiz bir karakter. Lakabınıysa sanıldığı gibi koku algısından değil, bu sinestezik yetisinden alıyor. Örneğin korku duygusunu mat görüyor. İhanet onun için bulanıklaşıyor; kötülük karanlıklaşıyor. Aşk ise ruhunun en derin parçalarına tesir ediyor.

Bu özellik metni diğer noir edebiyat anlatılarından keskin sınırlarla ayırıyor. Örneğin şiddet, bu romanda sadece fiziksellik içeren bir eylem olmaktan çok algısal bir işkenceye dönüşüyor. Bahtiyar’ın gördüğü renkler, okurun da maruz kaldığı derin vicdan muhasebesinin kapısını açıyor. Okurlar, suçun pisliğini yalnızca olaylar üzerinden değil hissedilen ve ruha işleyen algılar üzerinden anlamlandırabiliyor.

Metinde geçen unsurlar noir edebiyatın klasikleşmiş taraflarını kullanıyor. Emekli tetikçinin son işine çağrılması ve temizlemek istediği hayatından uzaklaşmak zorunda kalması. Deli ve huysuz usta ile çırağının ilişkileri, ölüme yaklaşan eski dünyayla şimdiyi birleştiren mafya babası, sadakatsiz bir örgüt üyesi bunlardan bazıları... 

Ancak yazar Harun İsmail Çırak bu klasik anlatı unsurlarını derinleştirerek ters yüz ediyor. Örneğin Emin karakterinin trajik sonu Bahtiyar’ın masumiyetinin kaybını temsil ediyor. Yine Bahtiyar’ın baba olabilme ihtimalinin elinden alınması bütün bu klasik anlatıların tamamen dışına çıkmamızı sağlayan güçlü bir dramatik etki yaratıyor. Bahtiyar’ın Canan’a aşkı ise onun karakterinde sonsuzlaşan parçaların en güçlü tarafını temsil ediyor.

İstanbul’dan taşraya, oradan İzmir’e uzanan takip hattı, Tazı’da yalnızca mekansal bir yolculuk değil. Bu rota aynı zamanda Bahtiyar’ın geçmişine doğru yapılan bir iç dünya yolculuğu. O, bu rotayı izledikçe eski bağları ve anıları saklandıkları yerden gün yüzüne çıkmaya başlıyor. Ayrıca yolculuğun rotası Bahtiyar’ın Canan'a duyduğu ebedi aşka da kırılıyor. Roman aksiyon sahneleriyle beraber karakterin iç dünyasındaki çalkantıları da farklı katmanlarda anlatıyor. Bu üslupsa bizi dış dünya ile iç dünya arasındaki çelişkilere götürüyor.

Hikayenin merkezindeki diğer çatışma ise Cemal Baba ile Bahtiyar arasındaki çarpık baba-oğul ilişkinde ortaya çıkıyor. Cemal, yalnızca bir mafya lideri değil; Bahtiyar’ın kaderini biçimlendirirken onu hem hayatta tutan hem de darmadağın eden bir baba figürü olarak karşımıza çıkıyor. Bu ilişki korumacı babanın aynı zamanda çocuğunu borçlu hissettirerek kendisini oğluna her şeyi yapabilme yetkisinde gören tipik iktidar biçimlerinin yansımasını temsil ediyor. Cemal’in, Bahtiyar’ın annesinin ölümüne yaklaşımı ise olayların akışını değiştiriyor. Bahtiyar’ın sadakatinin sınırları bu olay sonrasında nefrete dönüşüyor. Artık Bahtiyar kaderiyle de hesaplaşmak zorunda kalıyor.

Babanın öldürülmesi aslında gecikmiş bir yas döneminin karmaşasını da ortaya çıkarıyor. Çünkü sevgi duyduğu, onu kollayan ebeveyni aynı zamanda hayatını mahveden insanın ta kendisi hâline geliyor. Psikanalitik çerçevede de bu tarz ruhsal çatışmaların insanın karakterinde çok önemli bir yer tuttuğunu biliyoruz. Oedipius kompleksi bu içsel çatışmanın ilk simgesini yaratıyor. Babamız bizi sevip kollayan hayata adapte olmamızı sağlayan ve aynı zamanda toplumla uyumlanmamızı sağlayan imgesel figür olduğu gibi aynı zamanda insana yasak getirip onun içgüdülerini ve duygularını özgürce yaşayabilmesini engelleyen ana imge olabiliyor. Bu da aslında hissettiğimiz çelişkili duyguların özümüze de tesir edebildiği anlamına gelebilir. 

Bu roman yalnızca bir tetikçinin değil geçmişindeki duygularla ve renklerle yüzleşme cesaretini gösterebilecek bütün okurların romanı.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende

HİKAYE

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?

Korku komedisi "Widow’s Bay"in 14 ödülle rekor kırdığı 78. Primetime Emmy Ödülleri’nde Apple TV, HBO ve Netflix’i geride bıraktı; drama kategorilerinde "The Pitt", mini-dizi kategorilerinde "DTF St. Louis" öne çıktı.

Emre Eminoğlu

·

18 Eyl 2026

78. Primetime Emmy Ödülleri: Apple TV’nin tahttaki yeri kalıcı mı?
DuendeDuende

HİKAYE

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'

“Artık ‘Berlinli Sercan’ oldum” diyen Ezhel için Türkiye’den Almanya'ya gelmesinin üzerinden geçen yıllar, onun için yalnızca başka bir ülkede yaşamaya başlamak anlamına gelmemiş; müziğini, dinleyicisini ve kendisini de değiştirmiş. Almanya’daki diaspora, Gastarbeiter kuşağının hikayeleri, dil öğrenmenin zorlukları, Türkiye’ye dönememenin yarattığı gurbet duygusu ve Yunanistan’da bulduğu memleket izleri üzerine konuştuğumuz Ezhel, “Türkiye kadar Almanya da benim bir gerçekliğim” diyor.

Vartan Estukyan

·

18 Eyl 2026

Ezhel ile sohbet: 'Gurbet memlekete dönemeyince gurbet oluyor'
DuendeDuende

HİKAYE

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?

Renata Salecl, birçok kitabında neden sonuç bağlamında gündeminde tuttuğu neoliberalizm değişmezini, yeni kitabı "Kabalık Çağı"nda da pergelin sabit ayağı olarak kullanıyor. Bireyselden toplumsala yeni liberal düzenin yarattığı sosyal erozyonu incelerken deyim yerindeyse çuvaldızı hem dayatılmış neoliberal düzene hem de onun heveslisi, faili, sürdürücüsü ve kurbanı durumundaki günümüzün şaşkın bireyine batırıyor.

Soner Can

·

14 Eyl 2026

Renata Salecl'ten 'Kabalık Çağı': Nezaketsizlik bu çağın yeni normali mi?
DuendeDuende

HİKAYE

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine

Virtüöz davulcu Jojo Mayer, “ME/MACHINE” projesi ile geçen Cuma akşamı Terminal Kadıköy’ün içinde bulunan Komünite’de sahne aldı ve akustik davul ile yapay zekayı aynı sahnede gerçek zamanlı bir diyaloğa soktuğu canlı bir performans sundu. Mayer ile insan-makine etkileşimli benzersiz müzik deneyimi konuştuk. Sanatçı, teknolojiden korkmak yerine onu müziğine nasıl adapte ettiğini anlattı.

Eda Solmaz

·

14 Eyl 2026

Makinelere karşı değil onunla aynı sahnede: Jojo Mayer ile ME/MACHINE üzerine
DuendeDuende

HİKAYE

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları

Dying for Sex’te (2025) yaralı, öfkeli ve arzularıyla var olabilen bir kadın yaratan Elizabeth Meriwether, Furious’ta da kadın öfkesinin başka bir yüzüne bakıyor. Dizinin üç kadın karakterinin öfkeleri aynı yerden doğmuyor, aynı biçimde dışarı vurulmuyor ve onları aynı yola götürmüyor. Fakat üçü de kendilerinden önce başka kadınların taşıdığı öfkeden bir parça devralıyor. İlk sezon sona erdiğinde geriye tek bir kadının intikamından çok daha fazlası kalıyor: Kuşaktan kuşağa, bedenden bedene dolaşan ve kendisine başka başka yollar arayan bir kadın öfkesi.

Tuba Büdüş

·

14 Eyl 2026

Furious: Öfkenin kadından kadına aktarılan kanatları