

Tüketicilerin Gözünden Karbon Ayak İzi Ipsos Türkiye ve SB Brands for Good Türkiye iş birliğiyle gerçekleştirilen Karbon Ayak İzi Tüketici Algı Araştırması 2024 Raporu ’na göre 10 kişiden 7’si günlük yaşamlarında iklim değişikliğinden bireysel olarak etkilendiklerini söylüyorlar. Bununla birlikte, hem iklim değişikliğinin önemli bir problem olduğunu , hem de önemli bir problem olmadığını söyleyenler; bireysel karbon ayak izini azaltmada ağaç dikmenin en etkili yol olduğunu düşünüyor. Dizel ve benzinli araç yerine elektrikli otomobil tercih etmenin bireysel karbon ayak izini azaltmada çok etkili olduğunu düşünenlerin oranı ise %44. Öte yandan et ve hayvansal gıdaları azaltmanın, bireysel karbon ayak izini azaltmada en az etkili yol olduğu düşünülüyor. Araştırma sonuçları, bireylerin iklim değişikliği ve karbon ayak izi konularının farkında olduklarını, ancak alınması gereken aksiyonlar konusunda bilimsel ve yeterli bilgiye sahip olmadıklarını gösteriyor. Katılımcılara son 1 yıl içerisinde ulaşım kaynaklı karbon ayak izlerini azaltmak için aldıkları aksiyonlar sorulduğunda, katılımcılarının %27’si elektrikli otomobil kiraladıklarını veya satın aldıklarını belirtiyor. Bu soru alınan genel aksiyonlar için yinelendiğinde, en üst sırada %79 oranla mutfak ve banyoda daha az su kullanmak yanıtı ortaya çıkıyor. Bu yanıt aslında ailemizden, köklerimizden öğrendiğimiz tasarruf kültürünü hatırlatıyor. Belki de çok uzağa gitmeden, tasarruf, az tüketme ve yeniden kullanma öğretilerini hatırlamaya ihtiyacımız vardır. Tüm bu verilerden hareketle, markalara bu bilinci yaratma ve tüketici davranışlarını daha iyi bir dünya için yönlendirme sorumluluğu düşüyor. Tüketiciler de bu sorumluluğu üstleniciler konusunda hemfikir. Öyle ki, araştırmaya katılanların %76’sı, şirketlerin ve markaların yarattığı karbon ayak izini azaltma konusunda aldıkları aksiyonları ve verilerini şeffafça paylaşmaları gerektiğini düşünüyor. Markaların bunu halihazırda gerçekleştirdiğini söyleyenlerin oranı ise %42. Bu rakamlar, tüketicilerin markalardan daha somut adımlar beklediğini ve daha şeffaf bir sürdürülebilirlik iletişiminin gerekliliğini hatırlatıyor.
Daha fazlasını öğren →
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
Prof. Dr. Mine Durusu Tanrıöver
Paris 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları devam ederken gözler sporcuların nefes kesen performans ve maçlarında. Sporcuların sadece fizyolojik olarak değil psikolojik olarak da sıkı bir hazırlıktan ve üst düzey dayanıklılık gerektiren bir süreçten geçtiği aşikar. Bunun yanında olimpiyat oyunları, gerek sporcuların gerek oyunları yerinde izlemek isteyen sporseverlerin bazı maruziyet risklerine karşı kendilerini korumaları açısından da bir hazırlık süreci gerektiriyor.
Öyle ki, Aedes aegypti türü sivrisineklerle bulaşan zika virüs salgınının gölgesinde gerçekleşen Rio 2016 Yaz Olimpiyat Oyunları toplumsal sorumluluk ilkesi çiğnenerek devam ettirildiği için etik olarak eleştirilmiş, hatta bazı atletler oyunlardan çekilmişti. Zika enfeksiyonun yayılımının ve anne karnındaki bebeklerde yol açtığı gelişimsel bozuklukların engellenmesi için gebelerin oyunlara gitmemesi tavsiye edilmişti. Sivrisinek ısırmalarının ve cinsel yolla bulaşın engellenmesi için tedbir alınması ve de olası bir enfeksiyonun geri dönülen ülkede yayılmaması için oyunlardan sonraki 3 hafta içinde de sivrisinek ısırıklarından korunması gerektiği önerilmişti. Neyse ki korkulan olmadı, hatta Kasım 2016’da Brezilya’daki zika salgının bittiği açıklandı. Sonrasında COVID-19 pandemisi nedeniyle 2021 yılına ertelenen Tokyo 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları ve arkasından Pekin 2022 Kış Olimpiyat Oyunları geniş çaplı güvenlik planları dahilinde alınan pek çok halk sağlığı önlemi sayesinde COVID-19 yayılımının odağı olmadan başarıyla tamamlandı.
Ne yazık ki Olimpiyat Oyunlarını tehdit eden tek risk salgın hastalıklar değil.
Kaynayan dünyamızda, yüksek sıcaklık ve nem Yaz Olimpiyat Oyunları’nda neredeyse sporcuların yaşamlarını tehdit edecek boyutta. Tokyo 2020 Yaz Olimpiyat Oyunları’nda hava koşulları nedeniyle Sapporo’ya taşınan yürüme yarışları ve maratonlarda atletlerin etkilenmesi engellenemedi. Erkekler maratonunun koşulacağı günün sabahı saat 7:00’de kaydedilen 28 derece sıcaklık ve yüzde 72 nem dolayısıyla atletlerin yüzde 28’inin yarışı bitiremediği rapor edildi. Bunun da ötesinde, sporcu sağlık istasyonuna kabul edilen 50 atletin 48’inde egzersiz kaynaklı sıcak hastalığı tespit edildi. İç vücut sıcaklığı 39,5°C'den yüksek olarak ölçülen iki sporcuya sıcak çarpması, üç sporcuya sıcak bitkinliği teşhisi konuldu. Bu sporcular, sporcu sağlık istasyonunda bulunan soğutma güvertesinde tüm vücut soğuk suya daldırma yöntemi ile soğutuldu ve neyse ki komplikasyon olmadan başarıyla iyileştirildi.
Sıcak ilişkili hastalıklar, yaz oyunlarında yoğun efor harcayan olimpiyat sporcuları için ciddi bir risk oluşturuyor.
Egzersiz ilişkili sıcak çarpması ortaya çıkmadan önceki evrelerde kramplar, bilinç bulanıklığı, istemsiz kas atımları, bulantı-kusma, baş ağrısı ve bayılma gibi belirtiler yaklaşmakta olan sıcak çarpması, organ yetmezliği ve nörolojik sorunların uyarı sinyalleri niteliğinde oluyor. Daha önceden sağlıklı atletler de bile susuz kalmış olmak, ateşli akut hastalık, enfeksiyonlar ve alkol tüketimi, sıcak ilişkili hastalık riskini artırıyor. Belki pek de farkında olunmayan bir diğer risk faktörü ise takviyeler: kafein, kreatin, anabolik steroidler. Bunun gibi pek çok takviye sıvı kaybına ve vücudun sıcakla baş etme mekanizmalarının bozulmasına yol açabiliyor.
Sportif faaliyetler gerçekleştirilirken sıcak ilişkili hastalıkları önlemek için, yarışmaların yerini değiştirmek ve saatlerini sabah erken saatlere çekmek, acil durum hazırlık planlarını yapmak ve hızlı soğutma sağlayacak tüm vücut soğutma gibi imkanların hazır bulundurmak gibi pek çok önlemin alınması gerekiyor.
Bunun yanında, sıcak havalarda yapılacak yarışmalara hazırlanmak için önemli stratejilerden birisi de ‘aklimatizasyon’. Aklimatizasyon, hedef yarışma ile karşılaştırılabilir bir sıcaklık stresi altında 7 ila 14 günlük antrenman gerektiriyor. Bu sırada değişik fizyolojik mekanizmalar devreye girerek vücudun su tutma kapasitesi ve terleyerek fazla ısıyı atma etkinliği artar. Bunun yanında bir saatten daha uzun sürecek yarışmalarda sporcuların karbonhidrat ve/veya elektrolit de içeren rehidrasyon sıvıları tüketmeleri de önerileriliyor.
Tüm Paris’i bir açık olimpiyat stadına çeviren 2024 Yaz Olimpiyat Oyunları devam ederken korkulan sıcak hava dalgası 30 Temmuz 2024’te Paris’e ulaştı. Bu elbette ki sıcak havanın etkilerinin damgasını vurduğu ne ilk ne de son olimpiyat olacak. Görünen o ki dünya değişik salgınlarla yüzleşmeye devam edecek. Bu koşullar altında ülkeler uygun risk değerlendirme, azaltım ve iletişim stratejilerini kullanarak ve hep geçmişten dersler çıkararak Olimpiyat Oyunları’nı bir halk sağlığı tehdidi yaratmadan gerçekleştirebilmek için çaba gösterecek. Bir taraftan sera gazı salımlarını azaltma mücadelesine devam ederken diğer taraftan da iklim krizinin etkilerine acilen uyum sağlamamız gereken bir dünyada spor önemli bir dönüşüm alanı olarak karşımızda duracak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
DünyahaliDünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Akdeniz kasırgaları, kritik eşikler, sağlık lensinden olimpiyatlar, Paris'in Altında film incelemesi, Yuvam Dünya Türkiye İklim Krizi Algısı Araştırması ve daha fazlası..
09 Ağu 2024

YAZARLAR

Dünyahali
Dünyahali bültenine hoşgeldiniz! Burada sadece iklim krizinden değil; havadan sudan da konuşuyoruz. Yuvamız dünyamızdan bahsediyoruz. O zaman, haydi başlıyoruz!
İLGİLİ OKUMALAR
Bir teknenin motorunu değiştirmek mi daha sürdürülebilir, yoksa denizle kurduğumuz ilişkiyi mi?
17 Eyl 2026







