Şampiyonluğa giden zorlu yol: Ada Olpak 15 yaşında serbest dalışta dünya birincisi

Geçen yıl düzenlenen LGS’de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan 15 yaşındaki Ada Olpak, CMAS Dünya Serbest Dalış Şampiyonası'nda da altın madalyanın sahibi oldu. Olpak'ın ağzından bir saatlik antrenman için gününün beş saatini yolda geçirdiği, sabah altıda havuza yetiştiği, hafta sonları şehir değiştirdiği hazırlık sürecine dair...
Şampiyonluğa giden zorlu yol: Ada Olpak 15 yaşında serbest dalışta dünya birincisi

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

Türkiye’nin futboldaki yenilgilerini konuştuğumuz bugünlerde genç bir sporcunun başarısı umut oldu. Geçen yıl düzenlenen LGS’de 500 tam puan alarak Türkiye birincisi olan Ada Olpak, bu yıl ise 9-15 Haziran 2026 tarihleri arasında Sırbistan’da düzenlenen CMAS Dünya Serbest Dalış Şampiyonası’nda Türkiye’ye altın madalya getirdi. Suyun altında 4 dakika 37 saniye boyunca nefessiz kalan Ada, hem kendi rekorunu kırdı hem de dünya şampiyonu oldu. 

Eğitimci bir anne-babanın kızı olan Ada’nın başarı öyküsü, anne Yasemin Olpak’a göre disiplin, azim ve kararlılığa dayanıyor. Ada’ya göreyse başarının kaynağı sevmek ve inanmak. Bu başarı öyküsünün ardındaki emeği ve fedakarlığı anlamak için Türk Dili ve Edebiyatı öğretmeni, anne Yasemin Olpak’a kulak veriyoruz. 

  • Ada’nın küçük yaşlardan itibaren denizi çok sevdiğini belirten Yasemin Olpak, çocuklarının kendi başına 10 metreye kadar daldığını fark edince profesyonel destek almak istediklerinden bahsediyor.

O dönem Balıkesir’de ailesiyle yaşayan Ada, millî sporcu Serkan Toprak’tan ders almaya başlıyor. Ancak Ada, 1 yılın sonunda antrenörünü bir kalp krizi sonucu kaybediyor. 


Serbest dalış alanında antrenör sayısının az olması, aileyi Edremit’ten Tekirdağ’a gidip gelmeye mecbur bırakıyor. Ada, iki haftada bir antrenman yapabilmek için 300 kilometre yol gitmeye başlıyor. Bu arada hem LGS hazırlığı sürüyor hem de havuz yarışlarında 4 defa üçüncülük elde ediyor.


1 saatlik antrenman için 5 saat yol 

Aile, LGS’deki başarısının ardından Robert Kolej’e kabul edilmesi sonrası Ada’nın antrenmanlar konusunda biraz daha rahatlayacağını düşünürken işler umdukları gibi gitmiyor. Anne Yasemin Olpak bu süreci şu sözlerle anlatıyor: 

“İstanbul büyükşehir. Havuz, antrenör, kulüp imkanı daha çoktur diye düşündük ama hiç ulaşamadık. Ne havuzu rahat kullanabilecek saatlerimiz oldu ne de bir antrenör bulabildik. Sonrasında da yine Tekirdağ’a gidip gelmeye başladı. Ama bu sefer bu işi tek başına çözmesi gerekti, o da çok ağır oldu, hem maddi hem manevi olarak.”

Ada’nın 1 saatlik antrenman için 5 saat yol gitmesini gerektiğini belirten Yasemin Olpak, çok sancılı bir süreç olduğunu ve bu şekilde devam edemeyeceklerini anlayınca serbest dalış sporcusu Yağmur Ergün’le iletişime geçtiklerini söylüyor. Yağmur Ergün’le yaptıkları çalışmalar sonrası geçen Nisan ayında millî takım seçmelerine katılan Ada, barajı geçerek millî takım sporcusu oldu. 

  • Bu tarihten sadece iki ay sonraysa 9-15 Haziran tarihleri arasında Sırbistan’ın Novi San kentinde düzenlenen CMAS Dünya Serbest Dalış Şampiyonası’nda Türkiye’yi temsil etti. 

Statik apnea yani su altında nefesi olabildiğince uzun süre tutma dalında, Türkiye’ye altın madalya getiren Ada Olpak, 4 dakika 37 saniye boyunca nefesini tuttu.  

Sabah 6.00 antremanından koşarak derse

Türkiye’ye dünya şampiyonluğu getiren süreç ise hiç de kolay olmuyor. Yasemin Olpak’a “Ada’yı destekleyen birileri oldu mu?” diye sorduğumuzda şu yanıtı veriyor:

“İki üç yakınımız dışında Ada’nın ne malzeme desteğini ne havuz desteğini ne antrenör desteğini sağlayan oldu. Havuza ayrı para veriyorsunuz, antrenöre ayrı. Bir de Ada sabah 6 antrenmanına gidip sonra derse yetişmek zorunda olduğu için taksi kullanmak zorunda kalıyor, ulaşıma da ayrı para veriyorsunuz. Bir destek yok, çok acı ama futbolculara verilen bir tane villayla kaç tane genç yetiştirilir diye düşünmeden edemiyorum.”

Kendilerinin de herhangi bir destek talebinde bulunmadıklarını belirten Yasemin Olpak, sözlerini şöyle sürdürüyor:

“Biz iki öğretmeniz, bu süreci hiç bilmiyoruz. Muhtaç da olmadığımız için biz bunu döndürebiliyoruz. Ama nasıl döndürüyoruz? Dışarda daha az yiyoruz, iki kez tatile gideceksek bir kez gidiyoruz. Sanki hep ihtiyaç sahiplerine destek olunurmuş gibi düşünüp hep kendi yağımızda kavrulmaya çalışıyoruz. Ama Ada bu sporu profesyonel yapacaksa diyetisyeninden fizyoterapistine, psikoloğundan antrenörüne daha sağlam bir şekilde ilerlemesi lazım. Çünkü dünyadaki rakipleri güçlü.” 

‘Ada tutkularının peşinden gitsin istedik’

Ada’nın gelecek yıl da kürsüde olmak istediğini belirten Yasemin Olpak, “Kendine hedefler koydu, çünkü hep hedef üstüne çalışan bir çocuk. Hedefiniz olur ve düzenli çalışırsanız olur. Ada diğerlerinden çok üstün olduğu için, çok yetenekli olduğu için değil. Disiplinli, azimli, kararlı, hedefi olduğu için bence başarıyor” diyor. 

Öte yandan Ada’nın LGS’ye hazırlandığı süreçte “Çocuk Tekirdağ’a mı götürülür? LGS hayatı bitecek, niye zorluyorsunuz şartları?” gibi eleştirilerle karşılaştıklarını belirten Yasemin Olpak, “Ada tutkularının peşinden gitsin istedim, eşim de öyle. Hayat sadece sınavdan ibaret değil. Çocuğun tutunacağı bir dal olmalı, kafasını dağıtabileceği bir alan olmalı” diye konuşuyor. 

‘Soranlara yüzme deyip geçiyorum’

Ada’yla konuştuğumuzda ise söze futbolla başlıyoruz. Dünya şampiyonu olduğu sporun ve daha pek çok spor dalının futbolun gölgesinde kaldığından dert yanan Ada Olpak, statik apneanın çoğu insanın bilmediği bir spor olduğunu ve bazen anlatmaktan yorulduğu için “yüzme” deyip geçtiğini belirtiyor. 

  • Yağmur Ergün’den övgüyle söz eden Ada Olpak, “Türkiye rekortmeni. Şu an bütün rekorlar onda ve onunla antrenman yapıyorum” diyor. 

Statik apnea, fiziksel zorluğunun yanı sıra zihinsel de bir spor. Ada’yla daha çok ilgilendiği spor üzerine sohbet ediyoruz. 

Yaptığın sporu tehlikeli buluyor musun?

Çoğu insan bunu tehlikeli ya da zor bir spor olarak görüyor. “Suyun altından nasıl çıkacaksın, nefesini nasıl tutuyorsun?” Kimsenin pek anlamadığı ve tehlikeli bulduğu bir spor. Elbette tehlikeleri var ama sadece tek başına yaptığında. Ama zaten çoğu sporcu tek başına yapmaz. Yanında bir "body" olduğu sürece tamamen güvenli ve en az futbol kadar güvenli bir spor. 

Sporu okulla birlikte yürütmek zor oldu mu?

Şu an ben hazırlık sınıfındayım, derslerim çok yoğun değil ama yine de zor. Çünkü yurtta yaşıyorum ve beni götürecek herhangi biri ya da alıp beni oradan akşam getirecek biri yok. O yüzden olabildiğince kendim taksiyle ya da otobüsle gidip geliyorum. Haftanın 3-4 günü havuza gidiyordum, o yüzden biraz zordu. 

Gelecekte ne yapmak istiyorsun?

Gelecekte ne olmak istediğimle ilgili bir düşüncem yok ama sevdiğim bir işi yapmak istiyorum. 7/24, hayattan bezmiş bir şekilde çalışmayı istemiyorum ve yine zaten sporuma devam edeceğim.  

Diğer gençlere neler söylemek istersin?

Seviyorsa ve inanıyorsa insanın yapamayacağı bir şey yok. Çünkü senenin başında ben millî takıma girmek için bile yüksek ihtimal olmaz gibi bakıyordum, her antrenman iyi geçmiyordu ve moralim bozluyordu ama morali yüksek tutmak önemli.  

Suyun altında olmak nasıl bir his, o an neler düşünüyorsun?

Sevmeden yapılacak bir spor değil. Suyun altında olmak garip, olabildiğince kendini kapatmaya ve bir şey düşünmemeye çalışıyorsun. “Nefesimi ne kadar tuttum, 2 dakika mı oldu, 100 metrede miyim?” diye düşünmek değil de biraz daha kendine odaklanman gerekiyor. Çünkü gideceğin mesafe ya da saniyeye odaklandığında başarı oranı düşüyor. Olabildiğince bir şey düşünmemeye çalışıyorsun ve kendini oyalamaya çalışıyorsun. Kendinle baş başa kalıyorsun. Ne zaman çıkacağına, kendini ne kadar zorlayacağına kendin karar veriyorsun. O yüzden kendinle baş başa kaldığın güzel bir spor bence. 

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Punto

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

YAZARLAR

Merve Us Acıoğlu

2018 yılında Ankara Üniversitesi İletişim Fakültesi'nden mezun olan Merve Us Acıoğlu, ardından Uğur Mumcu Araştırmacı Gazetecilik Vakfı'nda araştırmacı gazetecilik eğitimi aldı. Cumhuriyet Gazetesi, İkinci Yüzyıl Gazetesi, KRT TV ve Kapsül Bülten'de gibi farklı kurumlarda çeşitli görevlerde bulundu. Gazetecilik alanındaki yüksek lisans çalışmalarını sürdüren Acıoğlu; medya, kültür ve iletişim alanlarında araştırmalar yapıyor.

Punto

Punto, gazetecilikten beslenirken, spor kültürünü şekillendiren olayları neden ve sonuçlarıyla geniş perspektiften ele alır. Futbol, tenis, atletizm, voleybol ve basketbol başta olmak üzere tüm atletik branşların etrafında gelişen hikayeler, gelen kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

Punto Punto

HİKAYE

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?

Arjantin'de Javier Milei hükümeti, nafaka borcu olan ebeveynleri tribünlerden uzaklaştırarak ilk bakışta alkışlanabilecek bir uygulamaya imza attı. Öte yandan aynı hükümet, kadınlara ve çocuklara yönelik sosyal destek mekanizmalarını da tasfiye etmeye devam ediyor. Arjantin'deki yeni uygulama, kadın ve çocuk haklarını gerçekten güçlendiren bir politika olabilir mi, yoksa sağ popülizmin yeni gösterilerinden biri mi?

Kavel Alpaslan

·

11 Tem 2026

Arjantin'de tribün engeli: Futbol yasağı, nafaka krizini çözmeye yeter mi?
Punto Punto

HİKAYE

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi

Trump’ın FIFA Başkanı Infantino’yu arayarak Balogun’un kırmızı kart cezasını askıya aldırması futbol dünyasının tepkisini çekti. Ama aynı zamanda FIFA’nın bu tip liderler karşısında ne kadar zayıf bir karnesi olduğunu da yeniden hatırlattı.

07 Tem 2026

Trump, kartallar ve akbabalar: Dünya Kupası’nın siyasi yolsuzluklar tarihi
Punto Punto

HİKAYE

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?

Dünyanın en hızlı büyüyen sporlarından biri olan padel, artık bir sporun ötesinde bir yaşam biçimi. Kariyeri boyunca 230 şampiyonluk kazanan, tam 16 yıl boyunca dünya sıralamasının zirvesini kimseye bırakmayan Fernando Belasteguín de bu dönüşümün en yakın tanıklarından biri. Nano Padel'in davetiyle 3 Temmuz'da Lucca Beach Bodrum'da sporseverlerle buluşacak Arjantinli efsane; padelin hızlı yükselişinin arkasında yatan nedenler, iş dünyasının bu spora ilgisi, zirvede kalmanın psikolojisi ve Türkiye'nin potansiyeline dair sorularımızı yanıtladı.

Deniz Kaynak

·

02 Tem 2026

Padel efsanesi Fernando Belasteguín: Zirvede 16 yıl insana ne öğretir?
Punto Punto

HİKAYE

FIFA ofsaytta: Futbol gerçekten dünyayı birleştiriyor mu?

Çok bilinen tabirden biraz uzaklaşacak olursak mesele artık futbolun politik olup olmadığı değil, bu zaten net. Şu dönemde mesele futbolun hangi politik gerçekliği yeniden ürettiği. Eğer futbol gerçekten küresel bir dilse bu dilin adaletle konuşması gerekiyor. Eğer futbol gerçekten birleştiriyorsa bu birlikteliğin hak temelli olması gerekiyor.

01 Tem 2026

FIFA ofsaytta: Futbol gerçekten dünyayı birleştiriyor mu?
Punto Punto

HİKAYE

Huzurlarınızda Wimbledon 2026: Gözler Serena'da

Sezonun üçüncü grand slam turnuvası Wimbledon, 139. kez tenisseverlerin karşısına çıktı. Sakatlıkların ve formsuzlukların da etkisiyle turnuvanın ilk günü favorilerin ağırlığının azaldığını, rekabetin sıkılaştığını gösterir nitelikteydi.

Huzurlarınızda Wimbledon 2026: Gözler Serena'da