Seçilmiş aileler ve öze dönüş: Guardians of the Galaxy

MARVEL Sinema Evreni'nin aykırı ailesi, serinin son filmi Guardians of the Galaxy Vol.3'de bir öze dönüş hikâyesi anlatıyor.
Seçilmiş aileler ve öze dönüş: Guardians of the Galaxy

10 Mayıs - The Irish Spirit - Duende
The Irish Spirit ile birlikte

Duende X Kadıköy Sineması X The Irish Spirit : Başrol Müzik

Kadıköy Sineması ve Duende iş birliğinden doğan, The Irish Spirit birlikteliğiyle keyfine keyif katan Başrol Müzik gösterim serisi, serinin son filmi Cadillac Records ile bir kez daha Kadıköy’de. Nedir? Müziğin ve sinemanın kesiştiği…

Daha fazlasını öğren →

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Süper kahramanlar. Süper kahraman çizgi romanlarını okuyan, takip eden bir çocuk olmasam da ilgiyle takip ettiğim animasyon diziler arasında süper kahramanlar hep vardı. He-man ve Spider-man favorilerimdendi. Lise yıllarımda Sam Raimi'nin Tobey Maguire'lı Spider-Man üçlemesi, örümcek hislerine ve büyük sorumluluk gerektiren büyük güçlere olan ilgimi sinemaya karşı henüz filizlenmekte olan tutkumla birleştirdi. (Hâlâ en sevdiğim süper kahraman filmlerini listelerken Spider-Man 2 (2004, Sam Raimi) listenin üst sıralarında yer alır.) 2008'de Iron Man (2008, Jon Favreau) birçok şeyi değiştirdi; sadece benim için değil, anaakım sinemanın tüm dinamikleri için: MARVEL Sinema Evreni projesinin hayata geçmesiyle MARVEL çizgi romanlarındaki sayısız süper kahraman beyaz perdede ete kemiğe bürünmek için sırasını beklemeye başladı. Önce yeni kahramanlarla tanışacak, köklerine yolculuk edip hikâyelerini öğrenecek; sonra birbirlerinin dünyalarına konuk olmalarını, güçlerini birleştirmelerini izleyecektik. Nihayetinde her şey popüler kültüre ve eğlence endüstrisinin her alanına bir şekilde yayılan bir arkası yarın diziye dönüşecekti.

Comic Con 2012'de gösterilen Guardians of the Galaxy karakter eskizleri. | Kaynak: MARVEL Studios

Yıllardan 2014, fazlardan II. Iron Man, Thor ve Captain America ile tanışmış; The Avengers (2012, Joss Whedon) ile "toplanın!" komutunu almıştık. Bunların hepsi bir şekilde yıllardır haberdar olduğum, adlarını ve güçlerini bildiğim süper kahramanlardı. Sinemada fragmanını izlediğimde Galaksinin Koruyucuları'nı ilk kez duymuş ve gülmüştüm: "Bir insan, iki uzaylı, bir rakun ve... bir ağaç? Nasıl yani?" Aynı gün, ilk kez duyduğum 1960'lar şarkısı Hooked on a Feeling dilime dolanmıştı. Ağustos sıcağında, gösterime girdiği gün daha fazlasını izlemek ve dinlemek için sinemaya koşacaktım. Geçtiğimiz hafta üçüncü filmiyle yine sinemalara konuk olan Guardians of the Galaxy serisi, MARVEL Sinema Evreni'nin en sevdiğim iki serisinden biri. (Doğru tahmin ettin, diğeri Spider-Man serisi)

Guardians of the Galaxy (2014, James Gunn) | Kaynak: Encyclopedia Britannica

Not: Yazının buradan sonrası, serinin ilk iki filmi Guardians of the Galaxy (2014) ve Guardians of the Galaxy Vol.2 (2017) ve başta Avengers: Infinity War (2018) olmak üzere çeşitli MARVEL Sinema Evreni filmleriyle ilgili, izleme zevkini etkileyebilecek detaylar içeriyor.

1988'de kalmak. Bırak ilk izlemeyi, henüz fragmanını gördüğüm anda ısındığım ve sevdiğim Guardians of the Galaxy filmlerini ve hikâyelerini sevmemin birçok sebebi var. Goofy karakterleri, iğneleyici mizahı ve nostaljik şarkıları buzdağının sadece görünen yüzü. Serinin ana karakteri Peter Quill namıdiğer Starlord, 1988'de annesinin ölümünün ardından Dünya'dan uzaylı bir grup yağmacı tarafından kaçırılıyor ve onlar tarafından büyütülüyor. Onun kişiliğini şekillendiren ve dolaylı yoldan bağ kurduğu diğer karakterlere, onlarla ilişkilerine de yansıyan goofy'liğinin ve nostalji hissinin Peter'ın Dünyalı kültürünü son hatırladığı şekliyle, yani bir çocuğun gözüyle benimsemiş olmasına bağlıyorum. Keza Peter da üçüncü filmde, otuz yılı aşkındır Dünya'ya dönmediğini hatırlatıyor bize. Annesinden yadigâr bir karışık kasetle 1960'ların, 1970'lerin ve 1980'lerin şarkılarını döndürüp döndürüp dinlemiş, çocukken güldüğü ve güldürdüğü esprileri bir evren dolusu yaratığa karşı kullanmış, çocuk kalmış bir kahraman o.

Guardians of the Galaxy Vol.2 (2017, James Gunn) | Kaynak: MARVEL Studios

Seçilmiş aile. Öte yandan Guardians of the Galaxy'nin tüm filmlerinde hâkim olan en güçlü mesajı "seçilmiş ailelerle" ilgili. O fragmanı izlediğimde beni şaşırtan ve güldüren birlikteliğin; bir insan, iki uzaylı, bir rakun ve bir ağacın ortak amaçla hareket ettiği ve birbirlerine güçlü bir bağ ile kenetlendiği birlikteliğin üzerine düşününce duygulanıyorum. Ailesini kaybetmiş, ailesinden koparılmış ya da ailesi tarafından reddedilmiş bireylerin kendilerini özgürce ifade edebilirken aile hissini ve tanımını kendilerince inşa edebildiği, özellikle toplumun aykırı görülen ve kenara itilen toplulukları için hayat kurtarıcı nitelikteki "seçilmiş ailelerden" farksız Galaksinin Koruyucuları. Aralarındaki ilişkinin sadece ortak çıkarlardan kaynaklanmadığını ve duygusal bir boyutu da olduğunu kanıtlamak için Guardians of the Galaxy Vol.2'da Peter'ın öz babası Ego ve onu büyüten yağmacı Yondu'nun fedâkarlık ve babalık açısından karşılaştırmak ya da Rocket ve Groot arasında koryucu/kollayıcı görevininin ilk iki filmde yer değiştirdiğini fark etmek yeterli oluyor.

Guardians of the Galaxy Vol.3 (2023, James Gunn) | Kaynak: MARVEL Studios

Bireysel hikâyeler. Guardians of the Galaxy filmlerinin benim için bir diğer değeri, hikâye anlatıcılığını bireysel hikâyeler anlatmak için kullanması. Makro düzeydeki felaketlerin; Dünya'yı, gezegenleri ya da evreni yok etmeye ant içmiş, gözü dönmüş ve zorlama motivasyonlara sahip şeytanî kötülere karşı savaşların tekrar tekrar servis edildiği ana akım süper kahraman filmlerinin çoğundan farkı bu serinin: Kahramanların karşı karşıya kaldığı, birlikte çözmeye çalıştığı sorunlar daha bireysel, daha öze dönük. Kurtarılmaya çalışılan makro değil mikro düzeyde, bazen kişisel çıkar gözetse de bir şekilde sözünü ettiğim "seçilmiş aileyi" korumaya yönelik. O taş Infinity Saga açsından büyük önem taşıyan bir Sonsuzluk Taşı olsa da, Guardians of the Galaxy'de (2014) Koruyucular çalınan bir taşın peşinden, kendi çıkarları ve bireysel motivasyonlarıyla sürükleniyorlar. Ego tüm evreni etkilemiş ve tehdit eden bir karakter olsa da Guardians of the Galaxy Vol.2'da (2017) Koruyucular Peter'ın babasıyla bağ kurması, gerçek ailesinin köklerine ulaşmasını dert ediniyorlar. Guardians of the Galaxy Vol.3'de (2023) de yine benzer bir bireysellik söz konusu: Koruyucular evrensel bir güce, icraatleri yüzlerce gezegeni, halkı etkilemiş bir düşmana karşı savaşıyor olsa da motivasyonları "seçilmiş ailelerinin" üyesi rakun kardeşlerinin hayatının tehlikede olması.

Guardians of the Galaxy Vol.3 (2023, James Gunn) | Kaynak: MARVEL Studios

Özünü hatırlamak, öze dönüş. Guardians of the Galaxy Vol.3 (2023), Avengers: Infinity War (2018) ile kaybedilen ve geri döndükten sonra "seçilmiş ailesini" hatırlamayan Gamora'nın yasının hâkim olduğu bir atmosferde başlıyor ve ansızın ortaya çıkan bir diğer olası kaybın önlenmeye çalışıldığı bir olay örgüsüyle sürüyor. Henüz açılış sahnesinden itibaren bizi bekleyen bir sürpriz var: Bu hikâyenin kahramanı Peter değil, Rocket. Genetiği değiştirilen hayvanlar üzerinde deneylerin yapıldığı bir laboratuvarda doğup büyüyen, acılar çeken, hayal kırıklığına uğrayan ve şu anki "seçilmiş ailesinden" önceki "seçilmiş ailesinin" yasını tutan Rocket'ın geçmişine dair detayları film boyunca geri dönüşlerle öğreniyoruz. Onunla kurduğumuz bağ güçlendikçe fark ediyoruz: Aslında her şey, başından beri onun hikâyesiymiş. Filmin karakter odaklı yapısı ve serinin o iyi yazılmış karakterlerini derinleştirmeye devam edişi Rocket'ın özüne dönüşüyle sınırlı kalmıyor. Peter'a Dünya'yla olan bağını hatırlatıp ve kendini sorgulatan, Gamora'nın bir zamanlar neden bu ailenin bir parçası olduğunu hatırlamaya çalıştıran, Drax'ı dahi derinleştirmeyi ve onun özündeki "babalık" duygusunu keşfetmeyi başaran ve bizi nihayetinde hafif buruk bir finale doğru götüren bir senaryo var karşımızda.

Ve müzik. Hem serinin hem de Guardians of the Galaxy Vol.3'nin en güçlü yanlarından ve toplu bir incelemede uğranması gerekli duraklarından biri de müzik. Peter'ın hikâyesi ve walkman'inin etkisiyle 1960'lar ve sonrasının hit şarkıları, hit olamasa da tanıdık gelenleri ve gizli hazineleriyle dolu. Stüdyonun zekice bir pazarlama stratejisi olarak ilk filmden itibaren "kaset" formatında da piyasaya sürdüğü; hiçbir özgün şarkı içermese de listelerde üst sıralara çıkan nadir albümlerden olmayı başarmış Awesome Mix. başlıklı soundtrack albümleri, filmin o karışık kaset tadındaki atmosferini harika bir çalma listesine dönüştürüyor. Radiohead'den David Bowie'ye uzanan soundtrack şarkılarının filmlerde en doğru yerlerde, en doğru şekilde kullanılarak müthiş bir etki yarattığını da söylemem gerek.

Tıpkı öncülleri gibi aykırı karakterleri bir araya getirerek bir "seçilmiş aileye" dönüştürerek güçlü bir mesaj veren, derinlikli yazılmış karakterleriyle birçok ana akım süper kahraman filminden farklılaşan Guardians of the Galaxy Vol.3'yi sinemalarda; serinin önceki filmlerini ise Disney+'ta izleyebilirsin.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🌿 Cannes'ın heyecanlandıran seçkisi, galaksinin koruyucuları

76. Cannes Film Festivali'nde Altın Palmiye için yarışan 21 filmlik seçkinin detayları, Galaksinin Koruyucuları serisinin düşündürdükleri.

10 May 2023

The Irish Spirit ile birlikte
Fotoğraf: Marc Piasecki

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor. SİYAD ve FIPRESCI üyesi, Golden Globes seçmeni.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti

Nathan Fielder ve Lance Oppenheim imzalı Elizabeth Holmes belgeseli "You Can See Everything", son yılların en tuhaf ve katmanlı filmlerinden biri. Filmde herkesin, Nathan dahil, farklı yansımalarını görüyoruz; hem kendilerini gördükleri gibi, hem herkesin onları gördüğü gibi, hem de bizim onları gördüğümüz gibi. Bu ayna labirentinde herkes, herkesi, izleyiciye oynuyor. Ve izliyor.

Aslı Ildır

·

03 Kas 2026

Gözünü bile kırpmadan: 'You Can See Everything'in aynalı labirenti
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?

24-31 Ekim tarihleri arasında düzenlenen 63. Antalya Altın Portakal Film Festivali, yarışma seçkisi ve Film Forum etrafındaki tartışmalarla Türkiye sinemasının bugününü, geleceğini ve festivalin prestij iddiasını sorgulamaya açtı.

Emre Eminoğlu

·

02 Kas 2026

Altın Portakal'ın ardından: Türkiye sineması nereye gidiyor?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken

"Norm: The Tale of Norm Macdonald" bazen tanıdık görüntülerin rahatlığına fazla güveniyor, bazı güç soruların üzerinde daha uzun durabilecekken yeni bir şakaya geçiyor. Yine de Norm’la vakit geçirme duygusunu yakalıyor.

Ömer Şentürk

·

02 Kas 2026

Norm: The Tale of Norm Macdonald: Şakanın sonunu beklerken
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine

İlki 2006'da düzenlenen Sinopale, yirmi yılda Türkiye’nin en uzun soluklu bağımsız sanat oluşumlarından birine dönüştü. Bienalin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla 10. edisyon vesilesiyle biraraya gelerek Sinopale’nin kentle kurduğu ilişkiyi ve yerel bilginin çağdaş sanatla buluşma biçimlerini konuştuk.

Melike Bayık

·

02 Kas 2026

Sinopale’nin kurucuları, küratörleri ve sanatçılarıyla bienalin kentte yarattığı değişim üzerine
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?

Amerikalı sanatçı Liz Harris’in solo projesi "Grouper", 4 Kasım’da Fiba Salon İKSV sahnesinde. Sanatçı ile konser öncesi Zoom’da biraraya geldik; günümüz müziğini ve karanlıktan nasıl beslendiğini konuştuk.

Eda Solmaz

·

02 Kas 2026

Liz Harris’in solo projesi 'Grouper' üzerine: Müzikte gizem hâlâ mümkün mü?