Şehirlerde bellek oluşturmak: Hafıza mekânları

Yaşadığımız şehirlerde toplumsal yaşanmışlıkları “hatırlayan” mekânlar; hafızaya, umuda, geçmişe ve geleceğe dair çok şey söylüyor. Bunlarda birinin hikâyesi de bu haftanın konusu.

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Yaşadığımız şehirlerde; caddelerde, sokaklarda, parklarda geçmişi ve toplumsal belleğimizi hatırlayan, belleğe tanıklık eden ve belleği hissettiren mekânlar da hayatımızda yer alıyor. Bu “hatırlayan” mekânlar; hafızaya, umuda, geçmişe ve geleceğe dair çok şey söylüyor. Şehirlerde, insanların birbirleriyle diyalog kuracağı, birbirlerini anlamaya çalıştıkları empati odaklı mekânlar oluşturmak umudu hatırlamak ve korumak adına oldukça önemli.

  • Hafıza mekânları: Geçmişe ışık tutan, şehirlerin hafızasında yer eden anıları, travmaları insan ve mekân ilişkisi üzerinden irdelediğimizde hafıza mekânı kavramı ile karşılaşıyoruz. Bu mekânlar, toplumsal bellekte yer eden bir olayla ilişkili yapılar olarak nitelendiriliyor. Daha detaylıca bu mekanlar, farklı yaşanmışlıkları olan gerçeklikleri toplumla yüzleştiren, toplumu bilgilendiren, alternatif söylemler üreten ve diyalog ortamı sağlayan mekânlar olarak kurgulanıyor ve dünyanın birçok köşesinde yer alan hafıza mekânlarının toplumsal barışa ve demokratikleşmeye olumlu katkıları olması amaçlanıyor. Kolektif hafızanın şekillenmesi, empati odaklı bir yaklaşımla toplumsal vicdanın gelişimine katkı sunması hedefleniyor. Temelde, “Geçmiş geçmişte kaldı, temiz bir sayfa çekip geleceğe bakalım” anlayışının varsayımlarını sorguluyor.
     
  • Yaşatılmak istenen hafıza ve nötr yaklaşım: Hafıza mekânları, eğitim, ziyaretçi ve atölye programları ile temelde diyalog ve karşılıklı anlayışı, acıların tanınması ile geçmişe dair düşünmeyi de teşvik ediyor. Bu çalışmaları gerçekleştirirken de bilgi, empoze etmeyen ve didaktik olmayan bir üslupla sunuluyor. İnsanların nasıl düşünebilecekleri, bir olaya nasıl yaklaşabileceklerine dair farklı bakış açıları sunması hedefleniyor. Dünyadan bu çalışmalara örnek vermek gerekirse; bir sanatçının Holokost döneminde mahkumları kurtarmak için yaptırdığı gizli bir odası, sokaklara yerleştirilen hafıza taşları, Berlin’de yer alan aslında bir fırça atölyesi olan "Otto Weidt Müzesi" (insanları Holokost’tan kurtarmak için işe alıyor ve gizli bir oda yaptırıyor) bazen bütün bir cadde veya kamusal bir park diyebiliriz. Bu alanlarda, mekânların barındırdığı gerçeklik ve hafıza yaşatılmak isteniyor.
hafızamekanı
23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı, Hrant Dink Vakfı üzerinden
 
  • Türkiye’de Durum: Hafıza mekânlarının Türkiye’de tek örneği 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı. Mekân, 19 Ocak 2007’de Hrant Dink’in, Agos gazetesindeki çalışma ofisinin yer aldığı İstanbul Şişli’deki Sebat Apartmanı’nın önünde öldürülmesinin ardından toplumsal belleğe yerleşen binanın dönüşümü ile 2019 yılında oluşturuldu. Bina, o günden bu yana toplumsal bellekte sembolik bir anlama sahip olmuştu. 
     
  • 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı: Hafıza mekânı, iki yılı aşkın bir sürecin sonunda Avrupa, Güney Amerika, Güney Afrika, Amerika, Balkanlar gibi ülkelerdeki hafıza mekânlarının, müzelerin ziyaret edilmesi; mimarlar, küratörler, eğitim programcıları gibi uzmanların deneyimlerinden yararlanılması ile geçen bir hazırlık sürecinden sonra kuruldu. Tasarımı ve seçkisi Hrant Dink Vakfı ekibi tarafından yapılan hafıza mekânında, 60 adet video, yüzlerce fotoğraf, Agos Gazetesi’nin 2007 tarihine kadarki tüm arşivi, farklı multimedya teknikleri ile ziyaretçilerle buluşuyor. Mekândaki hikâyeleri, olayların ana anlatıcısı Hrant Dink’in sesinden duyuyoruz. Şu an Covid-19 önlemleri kapsamında ziyarete kapalı olan mekânda karşılıklı anlayışa dair diyalogların üretilebildiği, geçmişle yüzleşmeye katkıda bulunacak bir umudun yeşermesi hedefleniyor.

    Kaynak: 23,5 Hrant Dink Hafıza Mekânı Hazırlık Süreci Raporu, 2017
Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende
∙

BÜLTEN SAYISI

🎙️ Hamilton müzikali, hafıza mekânları, Picasso

Bu hafta ressam Pablo Picasso’nun ortaya çıkan yeni kara kalem çizimini, Paolo Sorrentino’nun Netflix yapımını, şehirde hafıza mekânlarının var oluşunu ve çok daha fazlasını ele aldık.

10 Tem 2020

🎙️ Hamilton müzikali, hafıza mekânları, Picasso

YAZARLAR

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR

DuendeDuende
∙

HİKAYE

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'

Roger Crowley, "Deniz Canavarları" kitabında Portekiz’in küçük bir donanmayla Hint Okyanusu’nda nasıl kalıcı bir imparatorluk kurduğunu, deniz ticaretinin küresel güç ilişkilerini nasıl dönüştürdüğünü ve bu sürecin sömürgecilik tarihindeki yerini anlatıyor. Yazarla küreselleşmenin başlangıç dönemindeki ticaret, askerî güç ve şiddet arasındaki ilişki üzerine konuştuk.

Ömer Çeşit

·

29 Eki 2026

Roger Crowley: 'Portekiz'in kurduğu imparatorluk, kendi yoksulluğunun ürünüydü'
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü

DC’nin yeni filmi "Clayface", bir süper kötünün hikayesinden yola çıkarak beden, kimlik ve bilinç arasındaki sınırları sorguluyor. DC'nin daha karanlık sularda yüzdüğü "Joker" ve "The Batman" ile aynı damarda ilerleyen film, Matt Hagen isimli bir aktörün yüzü parçalandıktan sonra dönüştüğü "Kil Adam"ın izini sürüyor.

Aslı Ildır

·

27 Eki 2026

Clayface: Kendini yontan bir süper kötü
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık

Ramize Erer’in "Séparation" sergisi, Paris’in tarihî atmosferini günümüze taşıyan Hôtel Langlois’nın 44 numaralı odasında sanatseverlerle buluştu. Ramize Erer ve küratör Nazlı Pektaş’la resimlerdeki hüznü, geçiciliği ve mekanın sergiye kattıklarını konuştuk.

Burcu Dimili

·

26 Eki 2026

Ramize Erer'in 'Séparation' sergisi Paris'te: 44 numaralı odada ayrılık
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?

1961’den itibaren Almanya’ya giden işçiler, oy kullanmak için beklediler ama siyaset yapmak için sandığı beklemediler. Nermin Abadan-Unat, Gündüz Vassaf, Ayhan Kaya, Fatma Aydemir ve Ece Temelkuran’ın kitaplarının izinde, Ford grevinden Cem Özdemir’in eyalet başbakanlığına, vatandaşlık reformlarından AfD’nin yükselişine uzanan altmış beş yılı okuyoruz. Aynı sorular hâlâ gündemde: Kim “Alman”? Neresi “vatan”?

Kitapların izinde Almanya’da misafirlikten söz sahipliğine: Neresi sıla bize, neresi gurbet?
DuendeDuende
∙

HİKAYE

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?

Zamanın sevgi ve acının mekanı olduğunu söylüyor Ursula K. Le Guin. Bilge Karasu ise o ölümün adını anmadan yazdığı değiniler, öyküler ve masallardan oluşan tuhaflıklar kitabı "Göçmüş Kediler Bahçesi"nde birkaç kez kaçınılmaz olana dair uyarıyor bizi: "Kedinizi bir insanı sever gibi sevmeye çalışmayın!" Benimse diyeceğim şu: Kaç insan kendisini bir kedi gibi sevdirmeyi başarabilmiş ki!

Soner Can

·

26 Eki 2026

Edebiyatçıların kedileri: Bir kediye nasıl veda edilir?