Şehrin caz hâli, yeniden


Sahnede 90’lar Salt ’ta Nedir? Sergi . Salt ’ın yeni sergisi Sahnede 90’lar , 1990’lar Türkiye’sindeki kültürel ortamı ve sanat üretimlerini sahne ve performans kavramları üzerinden inceliyor ve dönemin bireysel ve kolektif üretimlerinden kapsamlı bir seçki sunuyor. Nerede? Salt ’ın Beyoğlu ve Salt Galata yapılarında. Ne zaman? 15 Eylül 2022 - 12 Şubat 2023 tarihleri arasında ücretsiz olarak ziyaret edilebilir. Kimler var? Serginin Salt Beyoğlu ’ndaki yerleştirmesinde aralarında Halil Altındere, Moni Salim Özgilik, Özlem Günyol ve Mustafa Kunt, Esra Ersen, CANAN, Taner Ceylan, Köken Ergun, Hüseyin Katırcıoğlu ve Aydın Teker ’in bulunduğu sanatçıların işleri bulunurken, Salt Galata ’da ise Burak Delier ve Mehmet Sander ’in işlerinden bir seçki yer alıyor. Neden gitmeli? Türkiye’nin sanat sahnesinde disiplinlerarası kavramının gündeme geldiği ve popüler kültürün emsalsiz bir yükselişe geçtiği 1990’lı yılların sanatından örnekler sunan Sahnede 90’lar , dönemin performans üretimlerine yoğunlaşarak kültür, sanat ve eğlence tarihine çok yönlü bir bakış geliştirmeyi amaçlıyor. Sahnede 90’lar hakkında daha kapsamlı bilgiye ulaşmak için bu bağlantıya uğrayabilir, sergiyi ise Salt ’ın Beyoğlu ve Galata yapılarında ziyaret edebilirsin.
Daha fazlasını öğren →
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İstanbul’da güz mevsimi, şehrin caz hâlinin tomurcuklandığı ve müziğin duyulduğu çeşitli mekânlarda yeşerdiği bir zaman dilimi demek. Akbank Caz Festivali, 1991 yılından beri İstanbul’a alternatif bir cazın imkânlarını sunarak yerel ve yabancı sahneden yüzlerce müzisyen ve grubun şehrin müzik atlasında parıldadığı alanlar yaratan bir festival oldu. Güzü iple çektiğimiz bir mevsime dönüştüren başat organizasyonlardan olan festival, pandemin kısıtlamalarından uzak bir formatla bu sene 32. edisyonuyla geri dönüyor. Akbank Caz Festivali'nin direktörü Gözde Sivişoğlu ve Pozitif’in genel müdürü Ayşegül Turfan Mumcuoğlu’yla festivalin İstanbulla ilişkisi, şehrin sosyal-kültürel dokusuna kattıkları ve programdan öne çıkardıkları isimleri konuştuk.

Akbank Caz Festivali direktörü Gözde Sivişoğlu
Akbank Caz Festivali şehrin birçok farklı noktasında ve çeşitli mekânlarda gerçekleşiyor. Özellikle Yeniköy Panayia Rum Ortodoks Kilisesi Avlusu, Postane İstanbul, HOOD Base, Outro Record Store gibi etrafındaki komüniteyle bütünleşmiş, bulunduğu yer için nefes alanları oluşturan tercihlerinizi çok önemli buluyorum. Festivalin mekânlarını seçerken İstanbulla nasıl bir diyalog kurmayı amaçladınız, şehrin kültür-hayat atlasından nasıl etkilendiniz?
Gözde Sivişoğlu: Festivalimizin sloganı bildiğiniz üzere “Şehrin caz hali” Her zaman festival kürasyonunu yaparken dikkat ettiğimiz ve şehrin bize sunduklarıyla ilgili bir motto. Şehir bize ne söylüyor? Şehirde neler oluyor? Bunlara her zaman dikkat ediyoruz ve bu diyalogu 32 yıldır taze tutmak için çalışıyoruz.
Her sene farklı mekânları, farklı komüniteleri festivalimizde misafir etmeyi çok önemsiyoruz. Saydığınız mekânlar çok değerli ve dinamik etkinlikler yapıyor. Bu örnekleri takip etmek ve deneyimlemek bizim için de çok önemli. Birçok farklı mekânla iletişimde olmayı, komüniteyle üretmeyi ve yaratmayı çok önemsiyoruz.
Bu sene İstanbul’un 14 farklı ilçesine/mahallesine yayılıyoruz. İstanbul çok dinamik ve aynı zamanda büyülü, gizli hazinelere sahip bir şehir. Biz de festivalin yeniliklere her zaman gözünü açan mirasını devam ettiriyoruz.
Şehir Bize Ne Söyler? atölye seriniz, şehrin 7-12 yaş arasındaki çocuklarını da müziğin yaratıcı sürecine dâhil etmeyi amaçlıyor ve festivali bütünüyle yetişkinlere hitap eden bir etkinlik olmaktan çıkarıyor. Bu seriyle birlikte Akbank Caz Festivali’nin sosyal ve kültürel ilerlemeciliği de amaçlayan bir program tasarımında çocukların yeri ve önemi nedir? Çocuklarda nasıl bir etki bırakmayı öngörüyorsunuz?
Gözde Sivişoğlu: Çocukların yaratıcılıklarını desteklemenin çok önemli olduğuna inanıyoruz ve her sene festivalimizde çocuklara yer açıyoruz. Çocukların büyürken örnek aldığı/deneyimlediği kültür sanat etkinlikleri gelişimlerinde olumlu rol oynarken, ilerleyen dönemlerde de müzik dinleyicisi olarak bilgili ve keşfetmeye açık bir alan yaratıyor. Bu deneyimler aynı zamanda çocukları küçük yaşlardan itibaren sanatçı olmaya teşvik edebiliyor. Bizler de onlarla bir arada olmanın mutluluğuyla birlikte festivalimizin hem gelecekteki yeni dinleyicilerini ve müzik severlerini hem de sanatçılarını ağırlıyoruz.

Burhan Öçal | Kaynak: Akbank Caz Festivali
Hem Türkiye caz sahnesinden saygın ve çıkıştaki isimler hem de küresel sahneden yenilikçi ve kült figürlerle festival, yerel ve yabancı müzisyenlerin dağılımı açısından çok dengeli bir programa sahip. Buradaki denge sizin için ne kadar önemli? Akbank Caz Festivali’nin Türkiye’deki caz müzisyenlerine görünürlük sağlamak için somut bir misyonu var mı?
Gözde Sivişoğlu: Türkiye'nin en köklü caz festivali olan Akbank Caz Festivali 1991 yılında İstanbul'da düzenlenen konserlerle başladı. O günden beri dünyanın en önemli caz müzisyenlerinin yanı sıra gelecek vadeden genç kuşaktan yeni isimlere de programlamasında yer vermeye devam ediyor. Festival; bugün paneller, atölyeler, dinletiler ve disiplinlerarası projeleriyle çok yönlü bir organizasyon hâline gelmiş bulunmakta. Yıllar içinde genişleyen müzikal yelpazemiz kapsamında klasik ve modern cazın yanı sıra elektronik müzik ve dünya müziğinin farklı projelerine de yer vermeye özen gösteriyoruz. Festivalin içeriklerinde de farklı müzik janrları ve farklı disiplinlerin iç içe geçmesi bu anlamda bizim için çok önemli.

Pozitif'in genel müdürü Ayşegül Turfan Mumcuoğlu
Festivalin programı özellikle pandemiyle geçen iki seneden sonra bizi çok heyecanlandırıyor. Hem yerel hem de yabancı sahneden birçok müzisyeni izleyecek, aynı zamanda da çeşitli söyleşi ve atölyelere katılabileceğiz. Sizin festival programından bize “muhakkak gidin” dediğiniz etkinlikler nedir öğrenebilir miyiz?
Ayşegül Turfan Mumcuoğlu: Her yıl zenginleşen programına farklı deneyimler ekleyerek yeni dünyayı takip eden Akbank Caz Festivali, bu sene de caz dünyasının usta müzisyenlerini ağırlamaya devam ediyor. Uluslararası müzik tarihinin önemli isimlerinden Abdullah İbrahim, Alice ve John Coltrane çiftinin oğlu, saksafoncu, besteci ve prodüktör Ravi Coltrane, birden çok Grammy Ödülü’ne sahip iki Kübalı müzisyen Gonzalo Rubalcaba ve Aymée Nuviola, ECM sanatçılarından Oded Tzur Quartet konserlerini caz severlerin takvimlerinde muhakkak yer almalı. Her sene olduğu gibi küresel caz sahnesinin dinamik ve yeni nesil temsilcilerini de ağırlıyoruz. Portico Quartet, Emma Rawicz Quartet, Emma-Jean Thackray ve Tenderlonious konserleri bu içeriklerimizden.

Ravi Coltrane | Fotoğraf: Deborah Feingold
Bu seneye özel içeriklerimizden biri de Maffy’nin Cazı: Maffy Falay Tribute Band akşamı olacak. Türkiye cazının en büyük yeteneklerinden biri olan trompetçi Maffy Falay’ı anacağımız gecede önce yönetmen Deniz Yüksel Abalıoğlu’nun altı yıllık çalışmasıyla tamamladığı belgeseli izleyeceğiz. Ardından Falay’a Türkiye’de verdiği konserlerde uzun sure eşlik etmiş olan müzisyenler Engin Recepoğulları, Can Çankaya, Kağan Yıldız ve Ferit Odman’dan oluşan Maffy Falay Tribute Band sahnede olacak. Bu özel gecenin sunuşunu Hakan Rauf Tüfekçi ve Hakan Atala yapacak. 1991 yılından 2013’e kadar festivalin direktörlüğünü yapan sevgili Mehmet Uluğ anısına her yıl düzenlediğimiz özel gece, bu sene 4 Ekim Salı akşamı Babylon’da gerçekleşecek ve Volkan Öktem’in yayımlayacağı ilk albümü #7'den besteler yer alacak.
Kaydet
Okuma listesine ekle
Paylaş
Aposto İstanbulİstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ BAŞLIKLAR
NEREDE YAYIMLANDI?
Güneşli bir pazardan herkese merhaba. Şehrin bu hafta ajandasında; kapılmalık şehrin caz hâli, Arter'le ada gezisi, perşembe partisi Sirän #2, ziyaret etmelik Stanley Kubrick sergisi ve dahası var.
25 Eyl 2022

YAZARLAR

Koray Soylu
Editor @ Aposto

Aposto İstanbul
İstanbul'dan ve dünyadan seçilmiş etkinlikler, kültür-sanat ajandası, şehir gündemi, tematik rehberler ve şehrin sınırlarından taşmaya değecek davetler her hafta e-posta kutunda.
İLGİLİ OKUMALAR
Bayramda arabasız gezmek, çoğu insana külfet geliyor. Azalan otobüs seferleri, artan yolcu sayısı, belli semtlere gitmenin işkenceye dönüşmesi bayram gezmesinin olmazsa olmazları. Öte yandan ücretsiz bayram otobüsleri, sabahın nurunda kalkıp işe gidenler, bu yüzden şehri ancak bayramdan bayrama keşfedenler, iki kuruş harçlıkla hayatını idame ettirmeye çalışan kadınlar, denizi görmeden büyüyen çocuklar, çocuklarına denizi göstermek için bayramı bekleyen aileler için biraz da.

İstanbul, bitkileri ve kokularıyla geçmişin ve bugünün birlikte yaşadığı bir hafıza bahçesidir. Kimileri meşhur bir lavanta kolonyasının ferah kokusuyla büyümüştür; kimileri Tokatlıyan Han’ın önünden geçerken tanıdık bir lavanta esintisini bugün hâlâ duyar. Ve bazen, İstanbul sadece kokusuyla hatırlanır.

İstanbul'da lale sevgisinin kökenleri çok eski zamanlara kadar uzanıyor. Türklerle birlikte Orta Asya'dan çıkıp Anadolu'ya ve İstanbul'a ulaşan lale, bahçelerimizden evlerdeki vazolara, geleneksel el sanatlarından edebiyata hep baştacı ediliyor. Hazır mevsimi gelmişken lalenin tarihinden bugüne uzanan renkli bir yolculuğa çıkıyoruz.

Bir devleti, kendi çağında kendine verdiği adla mı anmalıyız, yoksa sonradan yakıştırılan adla da anabilir miyiz? Bu sorunun tek bir doğru cevabı yok. Ancak şunu bilmeden sağlıklı bir tartışma yürütülemez: Bizans, Doğu Roma’nın kendine verdiği bir ad değildir. Bu da bizi daha büyük bir soruya götürür: Tarihi kim anlatıyor, hangi kelimelerle ve neden?

Kar-kış demeden güne Boğaz'ın soğuk sularına atlayarak başlayan İstanbulluların sayısı her geçen gün artıyor. Sarayburnu'ndan Suadiye'ye, oradan Bebek'e, şehrin farklı noktalarından denize giren bu cevval yüzücüler arasında Kapalıçarşı esnafından eski bankacılara, lisanslı sporculardan hiç yüzme bilmeyenlere pek çok farklı profil var. Ortak noktaları ise üç tarafı denizlerle çevrili bir ülkede denize sırtlarını dönmeyi reddetmeleri...




