Sinan Kesova ile 'Büyük Kuşatma' üzerine

Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde Yeni Bir Kurgucu ödülünü kazanan yönetmen, senarist ve kurgucu Sinan Kesova ile filmini konuştuk.
Sinan Kesova ile 'Büyük Kuşatma' üzerine

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

Prömiyeri geçen baharda 43. İstanbul Film Festivali’nde yapılan ve festivalden Seyfi Teoman En İyi İlk Film Ödülü ile ayrılan Büyük Kuşatma, Ayvalık Film Festivali’nin yerli filmlerden oluşan Gitmesek de Görmesek de... seçkisindeki uzun metrajlı filmlerden biriydi. Film, ünlü bir akademisyen olan eşinin ölümünün ardından geçmişteki hatalarıyla ve yıllarca ihmal ettiği kızıyla yüzleşen yaşlı bir adamın, değişen dünya ve değişen aile dengeleri nedeniyle kendini büyük bir kuşatma altında hissedişini konu alıyor. 

Festivalin Yeni Bir... ödülü, üçüncü yılında “Yeni Bir Kurgucu” olarak, Büyük Kuşatma’nın kurgucusu Lisa Aksel Ayhan’ın oldu. Fakat ödülünü almak üzere sahneye çıkan yönetmen ve ortak-senarist Sinan Kesova, bunun bir mahlas olduğunu açıklayacaktı:

Lisa Aksel Ayhan tabii ki olmayan bir isim, bir karakter. Biz bağımsız sinema yaptığımız için birçok işi kendimiz yapmak durumunda kalıyoruz. Jenerikte aynı ismi birkaç defa görmek bazen kötü bir intiba bırakabiliyor. Bu filmde en azından kurguda bir mahlas kullanmakta karar kıldım. Kurgu ödülü vesilesiyle Ayhan Ergürsel’i anmak isterim. Kendisi hem benim için hem de beraber film yaptığım arkadaşlarım için çok büyük anısı ve etkisi olan birisiydi. Çok teşekkürler...

Sinan Kesova, “Yeni Bir Kurgucu” ödülünü kazandı. | Kaynak: Ayvalık Uluslararası Film Festivali

Sinan’la Büyük Kuşatma’nın Ayvalık Uluslararası Film Festivali’nde gösterileceği günün sabahında, Ayvalık meydanındaki çay bahçesinde buluşuyoruz, denize karşı sohbet ediyoruz. “Antalya, Adana veya İstanbul’a göre çok daha küçük bütçelerle yapılan bir festival olmasına rağmen birçok film Türkiye prömiyerini  [burada] yapıyor. Kompetitif olmadığı halde bu kadar öne çıkmış olması da bence bunun bir tezahürü” diyor Sinan festival için. Türkiye’deki en iyi festival olduğu konusunda hemfikiriz. 

Son dönemlerde izlediğimiz filmlerde, yapım zamanına dair, pandemiden önce mi sonra mı çekilmiş gibi ipuçları arıyorum. Büyük Kuşatma’da bunu bulamadım, nasıl ve ne zaman başladı filmin yapım süreci? 

Aslında pandeminin bu filmin yapım sürecini hızlandırdığını söyleyebilirim. Benim öncesinde Glasgow diye bir projem vardı, Fransa’da geçiyordu. Fakat filmin yüzde 99’u Türkçeydi ve anladık ki Fransa’daki düzenlemeler nedeniyle filmin yüzde 50’sinden fazlası Fransızca dışında bir dildeyse Fransa’daki desteklere başvuramıyorsun. Oradaki yapımcı da önce Türkiye’de bir film çekmemi, bu projeyi ileri bir tarihte tekrar düşünebileceğimizi söyledi. Bu kararı almamız bir buçuk yıla yakın sürdüğü için, çok zaman kaybettim hissiyatıyla canhıraş hemen yeni bir film düşünmeye başladım. 2019 sonu, 2020 başlarında Arda (Ekşigil, ortak senarist) ile konuşmaya başladık ve Mart 2020’de kapanma ile beraber çok hızlandırılmış bir senaryo yazma sürecine girdik. [Pandemi] bence normal hayat akışında elde edemeyeceğimiz bir üretkenlik sağladı. 2020 sonunda bakanlık desteği çıktı; bir yandan özellikle başrol için çalıştım. O yaş grubunun Türkiye’deki Wikipedia’sı oldum diyebilirim. 

Ben de oyuncuyu soracaktım aslında. Macit Bey o kadar güçlü bir karakter ki, hani filmde bir “kuşatma” varsa “kuşatılan kale” o… O karakter için aklında tam olarak nasıl bir oyuncu vardı ya da bu Wikipedia’ya dönüştüğün dönemde nasıl özellikler arıyordun?

Aslında kafamda net bir isim vardı ama olmadı diyeyim. İkinci opsiyonumuz Alp Bey’di. (Öyken) Ben gerçekten yaşlı bir oyuncu olmasına diretiyordum. 10 yaş daha genç birinde karar kılacak olsam oyuncu havuzu çok daha genişliyordu. Ama örneğin dizilerde normalde 30 yaşında olup da liseliyi oynayan genç oyuncular olur ya, eğreti durur. Öyle bir şey olmasını istemiyordum. O yüzden biz o insanın gerçekten yaşlı olduğunu, görünümüyle vs. hissetmeliyiz diye diretiyordum. Alp Bey o zaman Bodrum’da yaşıyordu. Kendisini ziyarete gittiğimizde iki gün vakit geçirdik. Böylece projenin en başından beri Alp Bey’le çalışacağımız belli olmuş oldu. Filmi bir yıl sonra çektik. 

Büyük Kuşatma | Kaynak: Ayvalık Uluslararası Film Festivali

Filmin adında da olan bir “kuşatma” durumu var, Macit Bey “Kuşatma altında hissediyorum!” diye isyan ediyor bir yerde. Ben bu “kuşatma” konusunda biraz ikilemde kaldım, neyin kuşatması bu diye. Kuşatma hissinin kaynağı Macit Bey’in hükmettiği o aile yapısının içine birinin giriyor olması mı, yoksa aile yapısının içine giren bu kişinin farklı sınıftan biri olması mı? Nihayetinde Macit Bey’in yer yer küçük gördüğü, aşağıladığı, rahmetli eşinin yanında çalışan bir karakter Feyza…

Öyle tek bir yerden, spesifik bir şey yok açıkçası. Kuşatmayla ilgili birinci şey, bu karakterin kafa yapısında olma hâli. Çünkü kuşatılıp kuşatılmadığı ya da hakikaten haklı olup olmadığı çok tartışılır bir durum. İnsanlar o kafa yapısına girdiklerinde biraz da olmayan şeyleri olmuş gibi algılıyorlar, havadan nem kapıyorlar. Macit de öyle bir karakter.

Son dönemdeki, cinayet oldu mu olmadı mı bilinmeyen mahkeme filmlerindeki gibi bir yerden yaklaşabiliriz Feyza karakterine. Bir yanıyla sempatik biri ama bir yandan da bir patavatsız olma hâli var. Hani bazı insanlarla tanışır çok hoşlanırsın ama biraz yakınlaştığında seni işgal ediyormuş gibi gelir ya… Bu bir ikileme neden oluyor. Kızının Macit Bey’i ziyarete geliyor olması çok büyük bir sürpriz ve bu büyük gündemi sekteye uğratabilecek bir faktör Feyza. Onun için çok büyük bir tehdit ama o tehdidin gerçekliği kesinlikle sorgulanabilir. Bir yandan da aileyi bir mikrokozmos olarak düşünürsek o kuşatma hâlinin Macit Bey’de daha geniş yankıları da var. Toplumun, mahallesinin, yaşadığını ülkenin kuşatılması… 

Aslında başlığın bir ironisi de var. Filmin ilk evrelerinde ismi bu değildi. Daha tatmin edici, filmin komedi tonunu öne çıkarabilecek bir şey düşünüyordum. “Büyük Kuşatma” fonetik olarak da hoşuma gidiyor, üstelik karakterin politik tandansıyla da uyumlu olduğunu düşünüyorum, böyle çok tarihsel bir mevzuya gönderme yaparmış gibi. 

Büyük Kuşatma ekibi Vural Sineması’nda | Fotoğraf: Yücel Kurşun

Bu kuşatma hâli olsun, yaşlılık teması olsun Türkiye’ye özgü şeyler değil. Ama Macit Bey’in konuşma şekli, sözcük seçimi ve bunların karaktere dair verdiği ipuçları çok çeviride kaybolabilecek detaylarmış gibi geliyor. Film Türkiye dışında ne kadar izlendi bilmiyorum ama bunun filmin evrenselliği açısından bir engel olduğunu düşünüyor musun?

Türkiye dışındaki festival süreci umduğumuzdan çok daha kötü geçti. Film hep pozitif tepkiler alıyordu, biçimsel dünyası beğeniliyordu. Ben de buna güveniyordum. Ama bence de birçok ayrıntı kayboluyor anladığım kadarıyla. Bir yandan da ister istemez Türkiye’de ve birtakım ülkelerde, dünya sineması belli birtakım formatlara sıkışmış durumda ve biz biraz da bunların dışına çıkmak amacıyla hareket ettik. Filmin İstanbul’da geçmesi en temel kararlardan biriydi. İstanbul’da geçen az art house film var, İstanbul’da geçen bir şey yapalım dedik. Ya da mesela Arda ile benim kişisel olarak musikiye ilgimiz vardı, onu dahil edelim dedik. Ama anlaşılan artık bu coğrafyadan beklenilen şeye dair de peşin hükümler var.

Büyük Kuşatma | Kaynak: Ayvalık Uluslararası Film Festivali

Son olarak, festivalde “Yeni Bir Kurgucu…” ödülü aldığın için tabii ki kurguyla ilgili de konuşmak isterim. Kurgu senin için bugüne kadar ve bu film özelinde ne kadar ön plandaydı? 

Önceki kısa filmlerimde de kurguyu hep kendim yapıyordum ama şöyle bir çalışma prensibim vardı ve doğrusu olduğuna da kendimce kani oldum: Genellikle bir kurgucuyla çalışıp ama beraber kurgulamaktan ziyade ayrı ayrı kurgulayıp sonra biraraya gelmek ve biraraya getirmek gibi… Her zaman ikinci bir kişi olsun ama ben de dahil olayım… Bu film özelinde kendim yapmamın nedeni biraz ekonomikti. Çok fazla kişiye versiyon versiyon danıştım tabii. Filmin senaryo yapısı da bazı şeylere müsaitti; birtakım sahneleri kaldırdığınızda filmin akışı aslında çok etkilenmiyordu. Birçok sahne karakterlere dair belli bir fikir verse de onu kaldırdığınızda film anlaşılır olmaktan çıkmıyordu. Filmin akıyor olması ilk film olması nedeniyle biraz fazla gözettiğim bir şeydi. İnsanlar bence ilk filmlere daha acımasızca yaklaşıyor. Ben de filmin mümkün mertebe akabiliyor olmasını gözettim.

Hikâyeyi paylaşmak için:

Kaydet

Okuma listesine ekle

Paylaş

Duende

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ BAŞLIKLAR

NEREDE YAYIMLANDI?

DuendeDuende

BÜLTEN SAYISI

🌬️ Ayvalık’tan festival notları, Sinan Kesova röportajı

Ayvalık Uluslararası Film Festivali notları, Büyük Kuşatma filminin yönetmeni Sinan Kesova ile röportaj, İzlanda’dan When the Light Breaks.

25 Eyl 2024

Ayvalık Uluslararası Film Festivali

YAZARLAR

Emre Eminoğlu

Sinema, kültür, sanat yazarı ve editör. 2021’den beri sinema editörlüğünü üstlendiği Aposto başta olmak üzere çeşitli dijital ve basılı yayınlarda sinema yazıları yazmaya, röportajlar yapmaya ve podcast'ler üretmeye devam ediyor.

Duende

Her hafta müzik, sinema, eğlence ve sanat dünyasından söyleşiler, incelemeler, öneriler, podcast’ler ve keşif notları e-posta kutunda.

İLGİLİ OKUMALAR